Dr. Mevlüt Şahin

Dr. Mevlüt Şahin

Zeytinyağı üreticilerinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden beklentileri

Geçen yıl 2 milyon 450 bin ton olan zeytin üretiminin TÜİK verilerine göre 2026 yılında % 55,7 oranında artışla 3 milyon 814 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Gerçek üretim miktarının doğru tahmin edilebilmesi için temmuz ve ağustos aylarında gerçekleşecek olan iklim şartlarının, hastalık ve zararlıların etkisinin görülmesi gerekir. Ancak, sahada yapılan gözlemlere göre üretim miktarının yüksek olacağı anlaşılmaktadır. Genelde tarımsal ürünlerde üretim artınca üreticiler “ürünümü satamam, fiyat düşer, fırsatçılar piyasanın düşmesi için elinden geleni yapar” endişesini yaşıyorlar. Üreticilerin bu haklı endişelerinin giderilmesi için Türkiye’nin zeytin üretimindeki bu yükselişi nasıl değerlendireceği üzerinde şimdiden çalışma ve planlamalar yapılması çok büyük önem arz etmektedir. Ülkemizin ürettiği zeytinyağı ve sofralık zeytin gibi ürünleri, daha fazla ihraç ederek hem döviz girdisi sağlanmalı hem de iç piyasada fiyatların düşmesinin önüne geçilmelidir.

Zeytinyağı, Avrupa Birliği için çok kritik bir ürün. Dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 61’ini, ihracatın yüzde 65’ini, tüketimin ise yüzde 45’ini Avrupa Birliği ülkeleri gerçekleştirmektedir.

Avrupa Birliği, 2006 yılından beri Türkiye’den yapılacak zeytinyağı ithalatında maalesef yıllık yalnızca 100 tonluk sembolik bir gümrüksüz tarife kotası uygulamaktadır. Bu miktar aşıldığında natürel zeytinyağı için 111,05 € / 100 kg, rafine veya riviera grupları için ise 121 € / 100 kg’ın üzerinde gümrük vergileri almaktadır.

Yazının Devamı

Yollara yapılan kasislerin verdiği zararlar

Beni sürekli takip eden okuyucularımın bildiği gibi uzmanlık alanım tarım olduğu için genelde tarımsal konularda yazılar yazıyorum. Fakat rahatsızlık duyduğum bazı hususlarda da ilgilileri uyarmak ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak adına fikirlerimi ara ara sizlerle paylaşma ihtiyacı hissediyorum.

Kasisler; genellikle okul, hastane, çocuk parkı gibi yerlerde, site içlerinde ve otopark giriş-çıkışlarında araç ve yaya hareketliliğinin yoğun yaşandığı yol kesimlerinde trafik kazalarını önlemek amacıyla yapılmaktadır. Bu sebeple belirli standartlara (TS 6283) uyulması koşuluyla yollara kasis konulmaktadır. Kasis yapımına ya da hangi tür kasis yapılacağına belediyelerin Ulaşım Koordinasyon Merkezleri (UKOME) karar vermektedir. Standartlara göre kasislerin yüksekliği maksimum 7,5-10 cm, tümsek genişliği ise 3,6-3,8 metre aralığında olmalıdır. Genellikle kauçuk, plastik veya asfalt malzemeden üretilmektedirler.

İnsanların huzuru ve güvenliği için nerelere nasıl kasis yapılması gerekiyorsa mutlaka yapılmalıdır. Gerekli yerlere kasis yapılmasına asla karşı değilim. Ancak Ankara’da yaşayan ve sıklıkla farklı şehirlere seyahat eden biri olarak son zamanlarda ülke genelinde yollara yapılan kasis sayısında ciddi bir artış olduğunu görüyorum. Kasis sayısındaki bu artış, maalesef kasis yüksekliklerinde de görülmektedir.

Yazının Devamı

Bitkilerin su kullanım etkinliği ve potasyum

Bitkilerin istenen bir şekilde gelişebilmeleri için yeterli suyun bulunmaması durumunda, tarımsal üretimde verim kayıpları ve kalitede düşüşler yaşanmaktadır. Bitkiler, büyümek ve gelişmek için yeterli suya ihtiyaç duyarlar. Su eksikliği fotosentez hızını düşürür, besin maddelerinin alımını engeller ya da yavaşlatır ve bu süreç devam ederse bitkinin ölümüne yol açabilir. Bu durum, çiftçilerin gelir kaybı yaşamasına ve ulusal ekonomimizin zarar görmesine sebep olur. Ayrıca su kıtlığı nedeniyle gıda fiyatlarının artması ve gıda arzı güvenliğinin azalması, toplum için, özellikle düşük gelirli kesimler için ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

"Yeterli sulama yapıyorum ya da toprakta yeteri kadar nem var ama bitkiler suyu alamıyor, yapraklar sararıyor, meyve büzüşüyor, bir süre sonra önce meyveler sonra da yapraklar dökülüyor, bitkilerimde gelişme duruyor." diyorsanız, bitkilerinizin yapraklarında yeteri kadar potasyum besin elementi yok demektir. Toprak tahlillerinde yeterli, hatta fazla potasyum görülebilir. Birçok sebep (pH, kalsiyum, magnezyum ve kireç yüksekliği, toprak nemi düşüklüğü) köklerin potasyumu almasını zorlaştırır. Bu yüzden bitkinin alabildiği potasyum, yani yaprak tahlilleri ile belirlenen potasyum miktarı dikkate alınmalıdır.

Bitkilerin cinsi ve gelişmişlik düzeylerine göre yaprakta bulunması gereken potasyum miktarı %1-5 arasında değişiklik göstermektedir. Örneğin ceviz için topraktaki ideal potasyum değeri 200 ppm ile 450 ppm arasında olmalıdır. Ceviz için temmuz ayındaki yaprak analiz değeri %1,2 ile %1,3 arasında olmalıdır. Eğer ceviz yapraklarının analizinde yeterli potasyum yoksa ve bu eksiklik gübreleme ile giderilmezse ceviz içini tam dolduramaz. Cevizin içinde büzüşmeler; kahverengi, hatta siyaha yakın renk bozuklukları oluşur.

Yazının Devamı

Bor besin elementi ve badem

Bor, bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için gerekli bir mikro besin elementidir ve meyve kalitesinin sağlanması ve çiçekte döllenme oranının artması için hayati öneme sahiptir.

Bor besin elementinin bitkideki en önemli görevi, hücre bölünmesine katkıda bulunmak, hücre duvarlarının oluşumunu ve dokuların yeniden çoğalmasını sağlamaktır. Ayrıca döllenme sırasında polen canlılığı, polen tüpünün yumurtalığa doğru büyümesi ve meyve tutumu için oldukça önemlidir. Badem ağaçlarında tomurcukların kabarması ile çiçeklenme arasındaki devrede bor ihtiyacı artar.

Bor, hareketsiz bir elementtir. Bu yüzden noksanlığı gövde ve kök uçlarında, genç yaprak ve çiçek tomurcuklarında görülür. Bor noksanlığında, meyvelerin renklerini yitirmesi, yapraklarda solma, kalınlaşma gibi belirtiler görülür. Genç yaprakların orta damarları arasındaki dokularda saydam veya beyaz lekeler oluşur. Bor noksanlığının devam etmesi durumunda dal uçlarında ölümler görülebilir.

Yazının Devamı

Tarım sigortaları ve kış donu teminatı

Ülkemizde ilk tarım sigortası poliçesi dolu riskine karşı 1957 yılında Şeker Sigorta tarafından yapılmıştır. Başak Sigorta tarafından 1959 yılında çiftlik hayvanları sigortası uygulamaları yapılmaya başlanmıştır.

Benimde Söke Ziraat Teknik Lisesinden hocam, sayın Tanfer DİNLER’in katkıları ile 1995 yılında mevcut dolu sigortalarının geliştirilmesi ve devlet desteği ile birden çok riske karşı ürün sigortaları uygulamalarına geçilmesi için Tarım Sigortaları Vakfı (TSV) kurulmuştur. Tarım sigortası alanında faaliyet gösteren özel ve resmi bütün şirketlerin Tarım Sigortaları Vakfı’na üye olmasından sonra tarım ürünleri hasar tespiti bağımsız uzmanlar tarafından belirlenmeye başlanmış ve üreticinin zararının doğru bir şekilde tespit edilip ödenmesini sağlamak amacıyla bağımsız bir hasar havuzu meydana getirilmiştir. Sayın hocam Tanfer DİNLER uzun süre Tarım Sigortaları Vakfının Başkanlığını yaparken, bende aynı süreçlerde sahada tarım sigortaları vakfı experi olarak görev yapmanın onurunu yaşamıştım ve halen yaşıyorum.

Daha sonra Tanfer DİNLER’in üstün gayretleri ile Tarım Sigortaları Kanunu hazırlanarak 2005 yılında Tarım Sigortaları Havuzu(TARSİM) kuruldu. TARSİM bugün dünyaya örnek gösterilmekte olup, 30’a yakın ülkeye de danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Yazının Devamı

Her şey değişir oda başkanları değişmez

Türkiye’de ilk ziraat odaları yapılanması, tarımı geliştirmek için 1881 yılında Osmanlı dönemine kuruldu. Cumhuriyet döneminde ise sistem yeniden düzenlenerek 1963 Yılında “Türkiye Ziraat Odaları Birliği” kuruldu. Böylece Türkiye’deki tüm ziraat odaları tek çatı altında toplanmış oldu. Halen Ziraat Odaları Birliği Başkanlığını yapan Şemsi Bayraktar ise 2003 yılında başkan seçildi. Bu görevini hiç kesintisiz 23 yıldan beri devam ettirmektedir.

Günümüzü, birçok uzman ve düşünür “değişim çağı” olarak tanımlamaktadır. Çünkü teknoloji, ekonomi, toplum ve üretim biçimleri çok hızlı değişiyor. Tarımsal alanda, akıllı tarım teknolojileri, yapay zekâ, sensörler, robotlar, modern makinalar ve ileri ıslah ürünü tohumlar ve üstün teknoloji ile geliştirilmiş gübreler kullanılır hale geldi. Yani Ülkemiz tarımında 23 yıldan beri baş döndüren ilerlemeler oldu. Aslında tarımsal üretim, ithalat ve yapısal sorunlar arttı. Fakat bu hızlı değişimler olurken Ziraat Odaları Birliği başkanı hiç değişmedi ya da değiştirilemedi. Çiftçi örgütlerinin yönetiminde, bu değişimlere ayak uydurabilecek genç yeteneklere de fırsat verilmelidir.

Üniversite Rektörleri 4 yıl süreyle atanır ve en fazla iki dönem (toplam 8 yıl) görev yapabilirler. Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri üst üste 2 dönem seçilebilir yanı en fazla 8 yıl görev yapabilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçilirler ve bir kimse yalnızca bir defa üye olabilir. Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır ve bir kişi en fazla iki kez seçilebilirken, birçok meslek örgütünde (oda, birlik vb.) dönem sınırı olmadan uzun süre başkanlık yapmak maalesef oldukça yaygın. Örneğin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’da 25 yıldan beri bu görevini devam ettirmektedir. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başka Bendevi Palandöken, 2007 yılından bu yana aynı görevini 19 yıldan beri devam ettirmektedir. Mevcut kanuna göre, meslek odalarında başkan ya da genel başkanların seçilmeleri ile ilgili dönem sınırı yok. Yani ömür boyu başkan olarak kalabilirler.

Yazının Devamı

B- Reçete Takip Sistemi ile ilgili problemler-2

Tarım ilaçlarının, insan sağlığında kullanılan ilaçlar gibi reçete ile satılarak kontrol altına alınmasını hem üreticiler, hem tüketiciler hem de bitki koruma ürünü satan bayiiler desteklemektedirler. Ancak bu yeni uygulamanın hızla yaygınlaşması ve sistemin kullanım kolaylığının sağlanması için bazı tavsiye ve uyarıları da bu konuda karar vericilere ulaştırmak isterim.

Ülkemizde kullanımına izin verilen 349 adet zirai ilaç yapımında kullanılan aktif madde bulunmaktadır. Bu aktif maddelerden şimdilik sadece 5 tanesinin B Reçete ile satışı yapılacak. Geriye kalan 344 aktif madde içeren ilaçlar 2009 yılında uygulamaya aktarılan reçeteli satış yönetmenliği kapsamında satışları yapılacak. 2009 yılında çıkarılan reçete yönetmenliği uygulamada yaşanan problemlere cevap veremediği için B-Reçete Takip sistemi geliştirildi. Pilot uygulama yapılan illerde yaşanan sorunlar hızla giderildikten sonra, tüm tarımda kullanılan aktif maddelerinde B-Reçete takip sistemi kapsamına alınması sağlanmalıdır.

Üreticilerimizin maalesef yarıya yakını ilerde vergi çıkar korkusu, mülkiyet ve mirasçılık sorunları gibi nedenlerden dolayı çiftçi kayıt sistemine arazi (ÇKS) kaydını yaptırmamış. ÇKS kaydı olmayan üreticilere yeni sistemde zirai ilaç verilmemektedir. Bu üreticilerin zirai ilaç alabilmeleri için tarım teşkilatlarına başvurarak bulundukları yıl içinde ekim yaptıkları arazilerinde tespit yaptırmaları gerekmektedir. Bu tespitler uydu görüntüleriyle ya da tespit komisyonları tarafından yerinde kontrol yapılarak gerçekleştirilmektedir. Bu kontrollersonucunda üreticilere Taahhütname imzalatılmaktadır. Bu taahhütname ile üreticiler zirai ilaçlarını alabileceklerdir. Bu uygulama tarım teşkilatlarına ciddi bir iş yükü getirir ve bu işlemler zaman alacağı için gecikmeler yaşanması muhtemeldir. Üreticilerde bu taahhütname ile uğraşmak yerine sistem dışından ihtiyaçlarını karşılama yollarına gidebilirler.

Yazının Devamı

B-Reçete Takip Sitemi ile ilgili yaşanan sorunlar-1

Günümüz modern tarımında pestisitlerin (tarım ilacı) kullanılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Ancak pestisit kullanılırken, hem ürünün hastalık, zararlı ve yabancı otlara karşı korunması hem de insan ve çevreye olumsuz etkileri birlikte değerlendirilmelidir. Yoğun ve bilinçsiz bir şekilde pestisit kullanılmaları sonucunda gıdalarda, toprak, su ve havada pestisitin kendisi ya da dönüşüm ürünleri kalabilmektedir.

Bu yüzden Tarım ve Orman Bakanlığı, sahteciliğin önlenmesi, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi kalıntı miktarının sıfırlanması ya da izin verilen değerlerde tutulması için 15 yıla yakın bir süreden beri 'Bitki Koruma Ürünleri Takip Sistemi' programını kullanıyordu.Bu uygulamanın günümüz ihtiyaçlarına cevap veremediği düşünülerek bazı aktif maddeleri veya karışımlarını(Abamectin, Acetamiprid, Diflubenzuron, Pyriproxyfen ve Quinclorac)içeren bitki koruma ürünleri için B-Reçete Takip Sistemi 4 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı. Ancak yeni uygulamanın başlatıldığı illerden birisi olan Ankara’da görüştüğüm birçok zirai ilaç bayileri “B reçete Takip Sisteminin sahadaki fiili üretim yapısı ile örtüşmeyen yönleri nedeniyle ciddi ticari, operasyonel ve ekonomik sorunlar yaşadıklarını” ifade etmişlerdir. Bu konu ile ilgili yaşadıkları sorunları doğrudan Tarım ve Orman Bakanlığına iletmek ve çözüm bulmak için toplantı düzenlenmesi amacıyla talepte bulunduklarını da biliyorum.

Diğer taraftan, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsünden Dr. Selda Arslan ve arkadaşlarının yaptıkları bir araştırma sonucuna göre, Antalya ve Manisa illerinde seçilen 22 bayi ve 49 reçete yazma yetkilisi ile anket görüşmesi yapılmıştır. Bayilerin sadece yüzde 9.1’i tarım ilaçlarının reçete ile satılmasını uygun bulmakta ve yine sadece yüzde 9.1’i uygulamanın önemli olduğunu düşünmektedir. Bununla birlikte uygulamanın devam etmesini isteyen ve uygulamayı başarılı bulan bayi bulunmamaktadır. Reçete yazma yetkililerin ise yüzde 77,6’sı tarım ilaçlarının reçete ile satılmasını uygun bulmakta, yüzde 69,4’ü uygulamanın önemli olduğunu düşünmekte, yüzde 57,1 uygulamanın devam etmesini istemekte ve yüzde 20,4’ü uygulamayı başarılı bulmaktadır. Araştırmaya katılan reçete yazma yetkililerinin yüzde 32,7’si uygulama ile ilaçlama sayısının azaldığını belirtirken, bayilerden uygulamanın ilaçlama sayısını azalttığını düşünen ise olmamıştır.

Yazının Devamı

Eko turizm

Turizm faaliyetlerinin alt türü olan Ekoturizm, doğal hayatla ve doğal kaynaklarla uyumlu sürdürülebilir bir turizm faaliyetini ifade etmektedir. Ekoturizmin amacı, insanlardaki doğa sevgisini arttırmak, yerel geleneklere ve kültürel mirasa saygıyı arttırmak, çevreyi korumak ve yöre halkının refahını arttırmaktır.

Yukarıdaki tarif ve özelliklerden de anlaşılabileceği gibi ekoturizm doğada yapılan bir etkinliktir. Ancak doğada yapılan her etkinlik ekoturizm değildir. Bu etkinliklerde doğrudan doğa koruma amacı yoksa ekoturizmle eş anlamlı olarak değerlendirilmemektedir. Örneğin Himalayalara tırmanma amacıyla Nepal’i yılda 300.000 kişi ziyaret etmektedir. Tırmanışa katılan grupların yakacak odun ihtiyaçlarını karşılamak için yöre halkı ormanları aşırı kesmiş, sülün ve ala geyik popülasyonları azalmış ve yürüyüş yolları çöp alanlarına dönüşmüştür. Bu örnekte, ziyaretçiler her ne kadar doğa temelli bir turizm etkinliğinde bulunuyorlarsa da yaptıkları etkinlik doğaya ve doğal yaşama zarar verdiği için, eyleme katılan turistler ekoturist olarak nitelendirilmemektedir.

Son yıllarda kendisini hissettiren iklim değişiklikleri, şehir nüfuslarının aşırı artması ve doğal kaynaklara ve doğaya ilginin artması, tüm dünyada doğa tabanlı turizm alanlarının özellikle doğal ve ormanlık alanların veya yakınlarının tercih edilmesi herkesin dikkatini çekmektedir.

Yazının Devamı

Yerli ve milli elektrikli traktör ne zaman tarlaya inecek

İlk yerli ve milli elektrikli traktör üretim projesi, proje ortağı ve uygulayıcısı ZY Teknoloji (Önder Yol ve Ziraat Girişim Sermayesi ortaklığı ile kurulmuştur) ile Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ortaklığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin katkıları ile gerçekleştirilmişti. Söz konusu proje kapsamında yaklaşık 246 milyon TL Ziraat Bankası kaynaklarından harcanmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da elektrikli traktörün tanıtımını ve ilk deneme sürüşünü 26 Temmuz 2019 tarihinde yapmıştı. Traktör, 45 dakika şarj süresiyle yedi saat aralıksız çalışabilecekti, 105 beygir gücüne sahip olacaktı, yüzde 95 yakıt tasarrufu sağlayacaktı, büyük boy traktörler 320 BG gücünde olacaktı bunlardan yılda bin 50 adet üretim yapılacaktı, ilerleyen yıllarda fabrikanın üretim kapasitesi yıllık 10 bin adede çıkacaktı, 2021’de seri üretime geçecekti, Fabrika Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 9 dönüm alanda kurulmuştu. Dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin 16 Ekim 2021 tarihinde yaptığı açıklamada; “Pandemi nedeniyle üretimi geciken elektrikli traktörün Ocak 2022 yılı itibarıyla seri üretime geçeceğini“ söylemişti.

Çiftçiye “ucuz, modern, yerli teknoloji” vaadiyle ortaya çıkarak beni ve ülkemdeki herkesi özellikle çiftçilerimizi memnun eden, heyecanlandıran bu haberler maalesef gerçekleşmedi. TOGG arabalarının üretiminde de gecikmeler oldu. Bu konuda kamuoyunda hayli olumsuz haberler yer aldı. Ama sonuçta yerli ve milli olduğu söylenen arabalarımızı yollarda görmek nasip oldu. Elektrikli traktör konusunda da benzer olumsuzlukların yaşanması normal sayılabilir ancak; 7 Haziran 2022 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci elektrikli traktörün ilgi alanında olmadığını belirterek “Prototip var, ama seri üretim konusunda bende bilgi yok” sözleri herkesin kafasını karıştırdı.

Yazının Devamı

“Son kullanım tarihi” ile “Tavsiye edilen tüketim tarihi” arasındaki farklar

Alışveriş yaparken satın almayı düşündüğünüz bir üründe ilk neye bakarsınız? Satın almayı planladığınız ürünlerin etiketinde en çok hangi bilgileri okursunuz? Etiketlerdeki bilgileri yanlış okuma ya da hiç okumama nedeniyle her yıl tonlarca gıdanınisraf edildiğini biliyor muydunuz?

Peki, neden bazı ürünlerde SKT (Son Kullanma Tarihi) yazarken, diğerleri üzerinde TETT (Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi) yazıyor hiç düşündünüz mü?

Yapılan araştırmalar, tüketicilerin etiketleri doğru okumaması nedeniyle her yıl tonlarca gıdanın çöpe gittiğini gösteriyor. Gıda Güvenliği Derneği’nin yaptığı Gıda Kaybı ve Etiket Okuma Araştırması da bu bilgiyi doğrular nitelikte. Buna göre; tüketicilerin yüzde 72’si etiketlerde bulunan SKT ile TETT farkını bilmediği için tüketilebilir gıdayı çöpe attığını ifade ediyor. SKT ile TETT arasındaki fark nedir? Önemli olan hangisidir? Aslında her ikisi de son derece önemlidir…

Yazının Devamı

Mikroplastiklerin tarıma etkileri

Tarımında plastik ürünlerin kullanımı dünya genelinde olduğu gibi her geçen gün giderek artmakta vesıradanlaşmaktadır. Plastiklerin üretim kolaylıkları, fiziksel özellikleri, çok yönlülüğü, çeşitliliği veekonomik olmaları onları tarımdaki birçok uygulama için tercih edilen malzeme haline getirmiştir.

Mikroplastik kavramı ilk olarak 2004 yılında deniz ortamındaki çapı 1 mm ile 5 mm arasında olan,plastik parçacıkları tanımlamak için kullanılmıştır. Tarım topraklarında mikroplastik varlığı sonzamanlarda araştırmacıların ve insanların giderek daha fazla ilgisini çekmektedir. Necmettin ErbakanÜniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Senar ADIN vearkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre, Konya İli ve yakın çevresinden alınan 20 toprak örneğinde 80-340 MP/kg arasında mikroplastik tespit edilmiştir. Toprak örneklerinde yüzde 45 fiber (1300 MP); yüzde 25 pellet (720 MP); yüzde 18 film (540 MP); yüzde 7 fragment (200 MP) ve yüzde 5 köpük (160 MP) tespit edilirken yüzde 51 oranla en fazla şeffaf renkli mikroplastiğe rastlanmıştır.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünden öğretim üyeleri Prof. Dr. Oğuz Can Turgay ve Dr. Muhittin Onur Akça’nın yaptıkları çalışma sonucunda, Akdeniz Bölgesi’nde 1 kilogram topraktayaklaşık 300 plastik parça, Ege Bölgesinde 180, Marmara Bölgesinde ise 160 plastik parça tespitetmişlerdir.

Yazının Devamı

Rotavatörler (kısa vadede kullanışlı, uzun vadede toprağa zararlı makinalar)

Toprak hazırlığı için farklı özellikler içeren toprak işleme alet ve makinaları kullanılmaktadır. Bunlardan biriside rötavatör ya da rotatiller dediğimiz; traktör kuyruk milinden hareket alan ve toprağı çok küçük parçalara ayırabilen yani ufalayabilen makinelerdir.

Rotovatör kullanıldığı zaman, toprağın üst katmanını karıştırarak havalandırır, toprak yüzeydeki otlar ve yabancı bitkiler kökleriyle beraber parçalanır. Kesekleri parçalayarak toprağı ince bir şekilde işler. Bu makinalar kullanıldığı zaman, ekim ve dikim için toprağın daha uygun hale gelmesi sağlanmış olur.

Fakat, rotavatör ile toprakları sık sık işlemek(bir yılda 2 ve daha fazla kullanımı), kısa vadeli kolaylık sağlasa da uzun vadede ve çok sık kullanımlarda birçok zararı bulunuyor. Toprakları rotavatör gibi makinelerle sık sık işlemek, topraklarda sıkışmaya sebep olmaktadır.

Yazının Devamı

Tarım ilaçları bundan böyle reçetesiz satılmayacak

Yeni yayınlanan yönetmenliğe göre; Çiftçilerin satın alacakları tarım ilaçları, aynen insan sağlığı ilaçları gibi bu alanda yetkili kişiler tarafından reçetesi yazıldıktan sonra satın alınıp kullanılabilecek. Konuya ilişkin yönetmelik, pilot uygulama yapılan illerde (Ankara, Samsun, Kırklareli ve Mersin) 30 gün sonra, diğer yerlerde ise 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe girecek.

Üreticiler tarafından satın alınan tarım ilaçları ve bitkisel ürün hasat bilgileri(miktar ve tarih) üretici kayıt defterlerine üreticiler tarafından manuel olarak kayıt edilecek. Daha sonra bu bilgiler B-Reçete Takip Sistemine de girilerek dijital ortamda da kayıtları yapılacak.

Mevcut uygulamada reçete, fiziki ortamda yazılı olarak düzenleniyordu. Yönetmelikle reçete, Bitki Koruma Ürünleri Elektronik Reçete Sistemi üzerinden ve Bakanlıkça belirlenen aktif maddeleri ihtiva eden bitki koruma ürünleri için düzenlenecek.

Yazının Devamı

AB Ormansızlaşma Yönetmeliği (EUDR)

FAO'nun 236 ülke ve bölgeye ilişkin analizler içeren Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi 2025 Raporuna göre, dünya genelinde ormanlar 4,14 milyar hektarlık bir alanı kaplıyor ve bu da gezegenin kara alanının yüzde 32'sine veya kişi başına 5 dekar alana karşılık geliyor. Küresel ölçekte yangınlar ve tarımsal amaçlı tarlaya dönüştürmek gibi birçok sebepten dolayı, son on yıllık zaman periyodu içinde, ortalama yıllık 10,9 milyon hektar ormanlık alan kaybedilmiştir.

EUDR’in amacı, AB'de satılan veya AB'ye ihraç edilen belirli ürünlerin, 31 Aralık 2020'den sonra ormansızlaştırılmış veya bozulmuş arazilerden gelmemesini sağlamaktır. Bu düzenleme, AB tüketici talebinin daha fazla orman kaybına veya hasarına yol açmasını önlemenin yanı sıra, bölgenin sera gazı emisyonlarına ve küresel biyolojik çeşitliliğin azalmasına olan katkısını azaltmayı amaçlamaktadır.

Haziran 2023'te bu yönetmenlik hazırlandı. Ancak halen daha uygulamaya aktarılmadı. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi tarafından onaylanması halinde, küçük işletmeler Aralık 2026'da, büyük şirketler ise, 30 Aralık 2025 ten sonra bu yönetmenliğe uymaları zorunlu olacak.

Yazının Devamı

Stratejik ürün Soya Fasulyesi

Soya fasulyesi, yüksek protein oranı, enerji değeri ve çok yönlü kullanım imkânı sayesinde yalnızca hayvancılıkta değil, gıda, kozmetik, tutkal, mürekkep, sabun, mazot, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde kullanılmaktadır. Dünya genelinde stratejik bir ürün kabul edilen soya fasulyesi, artan nüfus ve yükselen protein talebi nedeniyle her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır.

Soya fasulyesi fiyatları, 21. yüzyıl ekonomisinde sadece iklim şartları, ekim alanları ve birim alandan alınan verime bağlı olarak değişiklik göstermemektedir. Soya fasulyesi fiyatlarını; uluslararası politikalar, sürdürülebilirlik, enerji ve jeopolitik dengelerde etkiler hale gelmiştir. ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Güney Kore'de gerçekleştirdikleri görüşmede tarımsal ürünlerden sadece soya fasulyesi ticareti önemli konular arasında yer aldı.

Ancak, Ülkemiz ihtiyaç duyulan soya miktarının sadece %6’ sını üretebilmekte, %94’ü ise ithalat yoluyla karşılamaktadır. Yıllık yaklaşık 4 milyon tonun üzerinde yapılan ithalat karşılığında 19,4 milyar dolar döviz ödemesi yapılmaktadır. İthalat, Brezilya, ABD, Ukrayna ve Kanada gibi farklı kaynaklardan yapılmaktadır.

Yazının Devamı

Çiftçinin faiz yükünü arttıran düzenleme iptal edildi

Resmi Gazete’ de 24 Ekim 2024 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Ziraat Bankası, Ziraat Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan Hazine destekli tarım kredilerinde faiz indirim oranları beklenmedik bir şekilde düşürüldü. Daha önce yüzde 100’e kadar indirim uygulanan 28 farklı alanda destekler azalırken, birçok alanda kredi limitleri de yarı yarıya düşürüldü.

Tarım Gündem dergisi Yazarlarından İbrahim Oğuz’un verdiği bilgilere göre; 2025 yılında sübvansiyonlu kredi hacmi tahmini olarak 665 milyon TL olarak gerçekleşti. Söz konusu krediye 320 milyar TL faiz tahakkuk ettirilmiş, bunun 180 milyar TL’ si Hazine 140 milyar TL’ si de çiftçi tarafından ödenecek. Devlet 2026 yılında çiftçilere yine 665 milyar TL kredi tahsis edecek. Eğer bu düzenleme iptal edilmeyecek olsaydı, 2026 yılında çiftçiler 210 milyar TL faiz ödemek zorunda kalacaktı. Yani üreticiler 2026 yılında 70 milyar TL daha fazla faiz ödemek zorunda kalacaklardı.

Aynı zamanda yeni düzenleme ile çiftçilerin hazine destekli kredi imkânından faydalanabilmesi için vergi dairelerinden vadesi geçmiş borcu ile sosyal güvenlik prim borcu bulunmadığına dair belge getirmeleri yeni düzenlemede zorunlu hale getirildi.

Yazının Devamı

Yavaş salınımlı(srf) ve kontrollü salınımlı gübreler(CRF)

Dünyada yıllık 150-200 milyon ton civarında, Türkiye'de ise ortalama 6 milyon ton gübre kullanılmaktadır. Dünya genelinde yaşanan iklim değişikliklerine bağlı olarak abiyotik (kuraklık, soğuk, yüksek ışık şiddeti v.b) ve biyotik (bakteri, mantar, nematod, virüs ve gibi) stres koşullarının artması, topraklarımızın yapısının bozulması gibi sebeplerden dolayı kullanılan gübre miktarı giderek artış göstermektedir.

Geleneksel gübreler, uygulandıktan sonra toprakta çözünerek sadece kısa bir süre bitkilere besin sağlarlar. Bu yüzden, ilerleyen zamanda bitkilerin ihtiyaç duydukları besin maddelerini alabilmeleri için ikinci belki üçüncü defa gübre uygulaması yapılması gerekir. Birden fazla gübre uygulamaları üretim maliyetini arttırır, çevre ve taban suyu kirliliğine ve toprakların çoraklaşmasına ve sıkışmasına sebep olur.

Organik veya inorganik formda, katı veya sıvı yapıda olabilen, klasik gübrelere oranla içerdikleri besin maddelerini suda çözülme, mikrobiyal parçalanma, yetiştirme ortam koşullarına bağlı olarak daha yavaş salan ve bu yolla daha uzun süreli etki sağlayabilen gübrelere kontrollü salınımlı gübreler denilmektedir. Kontrollü Salınımlı Gübre (CRF), 1960 yılında Amerika’da geliştirildi. Kontrollü Salınımlı Gübreler (CRF'ler), yarı geçirgen bir zarla kaplanmış, besinleri toprağa zamanla kademeli olarak salmak ve bitkilere istikrarlı ve öngörülebilir bir temel besin kaynağı sağlamak üzere tasarlanmış özel gübrelerdir. Bu gübreler birbirinden farklı iki ayrı yapıda üretilmektedir.

Yazının Devamı

Yaşlılık ve fitoterapi

Her canlı gibi insan da doğar, büyür, gençlik dönemini yaşar, yaşlanır ve ölür. Bu durum, insanoğlunun ve tüm canlıların kaçınılmaz bir gerçekliğidir. Dünyada ve Ülkemizde yaşlı nüfus hızla artmaktadır. Şu anda 7-8 milyon civarında olan yaşlı nüfusumuzun, 2025 yılında 12-15 milyon olacağı, 65 yaş ve üzerinde yaklaşık 4 milyon kişinin yaşadığı yetkililer tarafından tahmin edilmektedir.

Yaşlanma olgusuna bilimsel açıdan bakacak olursak; Yaşlanmanın sebebiyle ilgili, çok sayıda mekanizma bildirilmiştir ve bu konu ile ilgili 300'den fazla teori bulunmaktadır.

Yaşlanma olgusuna dini açıdan bakacak olursak; “Allah ki sizi güçsüz yarattı, sonra zayıflığın ardından (size) bir kuvvet verdi, sonra kuvvetin ardından da zayıflık ve ihtiyarlık verdi. Allah dilediğini yaratır, O, bilendir, gücü yetendir.” Rûm Sûresi(30) 54. Ayet "Sizleri yaratan O' dur. Yaşlılık dönemine ulaştıracak, ömrünün son demlerindeki düşkünlük haline, bildiği şeyleri bilemeyecek hale geleceği günlere ulaştıran da O'dur" (Nahl, 70)

Yazının Devamı

Uluslararası Tarım Kalkınma Fonu (IFAD)

Tarım ve hayvancılık dünyada stratejik olarak daha önemlisi olmayan bir sektördür. Tarım ve hayvancılığın, dolayısıyla gıdanın ve bu sektörden elde edilen hammaddelerin olmadığı yerde hiçbir şeyin önemi olamaz.

Ayrıca tarım ve hayvancılık diğer sektörlere göre çok daha riskli olduğundan ve kar marjı da çok yüksek olmadığından dünyanın her yerinde devlet destekleri ile desteklenmektedir. Ülkemizde de tarım ve hayvancılık sektörü Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından her sene farklı programlar ile desteklenmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığının vermiş olduğu destek programları olarak

Yazının Devamı

Dünya Kadın Çiftçiler Günü

Dünya Kadın Çiftçiler Günü, her yıl 15 Ekim tarihinde kutlanmaktadır. Dünya çiftçi kadınlar günü fikri ilk olarak 1995 yılında Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen, 4. Dünya Kadın Konferansında ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler tarafından 1995 yılında ilan edilen bu gün, kadın çiftçilerin üretimdeki rolünü görünür kılmak ve tarımda toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek amacıyla 30 yıldan beri kutlanmaktadır. Maalesef kutlamaların ardında kırsalda yaşayan kadınlarla ilgili ülkemizde ve dünya da biriken yapısal sorunlar sessiz bir çığlık gibi yükselmektedir.

Tarımda çalışan kadınlar hakkında karar verici konumda olan yöneticiler ve siyasetçiler bu günü kutlarken, genelde süslü, püslü vaatlerle dolu büyük büyük laflar etmektedirler. Kutlamalardan sonra, ne yaşam koşulları değişiyor, ne de hak ettikleri değeri görebiliyorlar. Uygulanmayan genelgelerle, sembolik etkinliklerle kırsalda yaşayan kadınların sorunları çözülemez.

Kırsalda temel olarak üç farklı konumda kadın emeği bulunmaktadır.

Yazının Devamı

Toprak altı damlama sulama destekleri arttırılmalı

Hepimizin bildiği gibi, hayatın kaynağı ve canlıların temel yapı taşı sudur. Su tüm canlıların hayati önemde yararlandığı doğal bir kaynaktır. Maalesef dünyada her altı kişiden biri temiz içme suyu bulamıyor, yaklaşık 2.4 milyar insan sağlıksız su kullanmak zorunda kalıyor. Yaklaşık 1 milyar insan da yeterli içme suyundan yoksun.

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) verilerine göre; Türkiye, sanılanın aksine su zengini bir ülke değil. Yılda kişi başına düşen 1.519 m³’lük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke. Artan nüfusla birlikte kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1.200 metreküpe, 2040 yılında 1.116 metreküpe, 2050 yılında ise 1.069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Bu rakamlar, Türkiye’nin “su kıtlığı çeken” bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor.

Ülkemizde mevcut suyun yüzde 77’si tarım sektöründe, geriye kalan yüzde 23’ü ise içme, kullanma ve sanayi sektörlerinde kullanılmaktadır. Tarım sektöründe kullanılan suyunda yarısı doğru sulama yöntemleri kullanılmadığından dolayı boşa gitmekte israf olmaktadır. Doğru sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması için Tarım ve Orman Bakanlığı “ Modern Basınçlı Sulama Sistemlerine” 2007 yılından beri yüzde 50 hibe desteği vermektedir. Çiftçilerimizin bireysel tarla içi modern sulama sistemlerine geçişi, hem su tasarrufu hem de birim alanda verim artışı sağlamaktadır.

Yazının Devamı

Ceviz ve bademde bahçe sökümleri ve ithalat hızla artacak

Ülkemizde, Ziraat Bankası’nın kredi imkânları, Tarım ve Orman Bakanlığının hibe destekleri ile 2007-2017 yılları arasında badem ve ceviz bahçelerinin kurulması ve üretim alanlarının genişlemesi ciddi bir istihdam alanı oluşturdu ve üreticilere gelir kaynağı sağladı. Köylerden kentlere göç eden halkın kırsalda kalmasına imkân sağlandı. Bu vesile ile şehirlere göç azaldı.

Badem ve ceviz bahçelerinin kurulumu sırasında girişimciler, tüm finansman ve kredi kaynaklarını kullanmak durumunda kaldıklarından ve birim alandan da düşük verim aldıklarından, ithal badem fiyatları karşısında korunmaları gerekiyordu. Bu yüzdende 2017 yılına kadar badem ithalatından yüzde 43.2 gümrük vergisi alınıyordu. Hatta 2019 yılında tamamen gümrük vergileri kaldırıldı. Kısaca ifade etmek istersek 2017 yılında bademden gümrük vergisi ve ek mali yükümlülük olarak toplam 1 ton bademden yaklaşık 3 bin dolar vergi alınırken, 2021 yılından itibaren bu vergi 956 dolara düşürüldü. Bu uygulamalardan sonra büyük ölçekli ve profesyonel bahçe kurulumu olmadı. Ülkemizin birçok yerinde 2021 yılından sonra da bazı bahçeler sökülmeye başladı. Badem ve ceviz üreticilerinin gelirleri üretim düşüklüğü, don zararı, girdi maliyetlerinin her yıl artması ve gümrük vergilerinin düşürülmesi gibi sebeplerden dolayı her geçen gün azalmaktadır. Kâhta Sert Kabuklu Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Sena Yıldırım’ın tespitlerine göre; 2016 yılında üreticiler 1 kg kabuklu bademle 16 kg gübre, 2.21 litre mazot alabilirken, 2023 yılında 2.1 kg gübre 1.21 litre mazot alabilir hale gelmiştir.

Hepimizin bildiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 80'inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'a gitmesinin ardından bu gümrük vergileri tamamen kaldırıldı. Bu süreçten sonra bahçelerin sökülmesi ve badem üretiminde dışa bağımlılığımız hızlanarak devam edecektir. Ceviz ve badem bahçelerimizin sökülmemesi ve yeni bahçe tesislerinin kurulması, ithalatın azalması için tarımcı gözüyle yapılması gerekenleri kısaca özetlemek isterim.

Yazının Devamı

Zirai dondan etkilenen üreticilere yapılacak ödemeler yeterli mi?

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların yanması ile karbondioksit, metan, nitröz oksit, su buharı ve florlu gazlar atmosfere yükselmektedir. Söz konusu bu gazlar dünyayı kaplarken, güneşin ısısını hapseder. Bu da küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine yol açar. Zamanla artan sıcaklıklar hava modellerini değiştirir ve doğanın olağan dengesini bozar. Bu yüzden de beklenmedik zamanlarda beklenmedik şiddette ve beklenmedik sürelerde don olaylarını yaşamaya başladık.

Ülkemizde bu sene 9-11 Nisan tarihleri arasında kapsam alanı ve ürün çeşidi çok geniş olan ve uzun süren don olayı gerçekleşti. Bu zirai don olayından 65 ilde, 16 ürün zarar gördü. Tarım teşkilatları tarafından söz konusu dondan olumsuz etkilenen ürünler ve etkilenme oranları belirlendi. Bu ürünlerde donun meydana gediği tarihe kadar üreticilerin yaptığı masraflar, etkilenme oranına göre devlet tarafından ödenecek. Yapılacak ödemeler, girdi maliyetleriyle, hasar alanları ve hasar oranları nispetinde hesaplanarak belirlenecek. Yapılacak ödemelerde aşağıdaki ürünler ve hesaplanan masraflar esas alınacak. Antep fıstığı, armut, ayva, badem, ceviz, elma, erik ve üzüm için 5 bin TL, fındık 4 bin 200 TL, kayısı ve vişne 5 bin 500 TL, kiraz ve şeftali/ nektarin 6 bin 500 TL, limon, mandalina, portakal 6 bin TL.

Tarım ve Orman Bakanı sayın İbrahim Yumaklı, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı ancak zirai don sigortası olamayan 420 bin üreticiye yaklaşık 23.5 milyar liranın Kasım ayı sonuna kadar ödeneceğini söyledi.

Yazının Devamı