Geçen yıl 2 milyon 450 bin ton olan zeytin üretiminin TÜİK verilerine göre 2026 yılında % 55,7 oranında artışla 3 milyon 814 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Gerçek üretim miktarının doğru tahmin edilebilmesi için temmuz ve ağustos aylarında gerçekleşecek olan iklim şartlarının, hastalık ve zararlıların etkisinin görülmesi gerekir. Ancak, sahada yapılan gözlemlere göre üretim miktarının yüksek olacağı anlaşılmaktadır. Genelde tarımsal ürünlerde üretim artınca üreticiler “ürünümü satamam, fiyat düşer, fırsatçılar piyasanın düşmesi için elinden geleni yapar” endişesini yaşıyorlar. Üreticilerin bu haklı endişelerinin giderilmesi için Türkiye’nin zeytin üretimindeki bu yükselişi nasıl değerlendireceği üzerinde şimdiden çalışma ve planlamalar yapılması çok büyük önem arz etmektedir. Ülkemizin ürettiği zeytinyağı ve sofralık zeytin gibi ürünleri, daha fazla ihraç ederek hem döviz girdisi sağlanmalı hem de iç piyasada fiyatların düşmesinin önüne geçilmelidir.
Zeytinyağı, Avrupa Birliği için çok kritik bir ürün. Dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 61’ini, ihracatın yüzde 65’ini, tüketimin ise yüzde 45’ini Avrupa Birliği ülkeleri gerçekleştirmektedir.
Avrupa Birliği, 2006 yılından beri Türkiye’den yapılacak zeytinyağı ithalatında maalesef yıllık yalnızca 100 tonluk sembolik bir gümrüksüz tarife kotası uygulamaktadır. Bu miktar aşıldığında natürel zeytinyağı için 111,05 € / 100 kg, rafine veya riviera grupları için ise 121 € / 100 kg’ın üzerinde gümrük vergileri almaktadır.