Ülkemizde, Ziraat Bankası’nın kredi imkânları, Tarım ve Orman Bakanlığının hibe destekleri ile 2007-2017 yılları arasında badem ve ceviz bahçelerinin kurulması ve üretim alanlarının genişlemesi ciddi bir istihdam alanı oluşturdu ve üreticilere gelir kaynağı sağladı. Köylerden kentlere göç eden halkın kırsalda kalmasına imkân sağlandı. Bu vesile ile şehirlere göç azaldı.
Badem ve ceviz bahçelerinin kurulumu sırasında girişimciler, tüm finansman ve kredi kaynaklarını kullanmak durumunda kaldıklarından ve birim alandan da düşük verim aldıklarından, ithal badem fiyatları karşısında korunmaları gerekiyordu. Bu yüzdende 2017 yılına kadar badem ithalatından yüzde 43.2 gümrük vergisi alınıyordu. Hatta 2019 yılında tamamen gümrük vergileri kaldırıldı. Kısaca ifade etmek istersek 2017 yılında bademden gümrük vergisi ve ek mali yükümlülük olarak toplam 1 ton bademden yaklaşık 3 bin dolar vergi alınırken, 2021 yılından itibaren bu vergi 956 dolara düşürüldü. Bu uygulamalardan sonra büyük ölçekli ve profesyonel bahçe kurulumu olmadı. Ülkemizin birçok yerinde 2021 yılından sonra da bazı bahçeler sökülmeye başladı. Badem ve ceviz üreticilerinin gelirleri üretim düşüklüğü, don zararı, girdi maliyetlerinin her yıl artması ve gümrük vergilerinin düşürülmesi gibi sebeplerden dolayı her geçen gün azalmaktadır. Kâhta Sert Kabuklu Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Sena Yıldırım’ın tespitlerine göre; 2016 yılında üreticiler 1 kg kabuklu bademle 16 kg gübre, 2.21 litre mazot alabilirken, 2023 yılında 2.1 kg gübre 1.21 litre mazot alabilir hale gelmiştir.
Hepimizin bildiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 80'inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'a gitmesinin ardından bu gümrük vergileri tamamen kaldırıldı. Bu süreçten sonra bahçelerin sökülmesi ve badem üretiminde dışa bağımlılığımız hızlanarak devam edecektir. Ceviz ve badem bahçelerimizin sökülmemesi ve yeni bahçe tesislerinin kurulması, ithalatın azalması için tarımcı gözüyle yapılması gerekenleri kısaca özetlemek isterim.