Sevgili okurlar, kriz anlarında öyle bir savruluyoruz ki, sanki büyük usta Hilmi Şahballı o meşhur eseriyle bugünün sivil toplum düzenini uzaktan uzağa tarif etmiş: "Vıttırı vızzık adamlar!"
Dikkatinizi çekip tebessümle başlayalım ama meselemiz derin; Ahbap derneğinden ve onun kurucusu Haluk Levent’ten bahsediyorum. Kendisinin şarkılarını, sanatsal kimliğini hepimiz çok severiz; fakat sahne ışıkları arkasında, özel hayatındaki karmaşalar ve ekonomik dağınıklıklar "Keşke sadece o güzel şarkıları söyleseydi başka işlere girmeseydi" dedirtiyor.
Canımızı yakan, arkasında koca bir yıkım bırakan o meşum Maraş depreminde, Kızılay’a yönelik yükselen eleştiriler sebebiyle muhalif kesim bir alternatif arayışıyla alelacele Haluk Levent’in kurduğu Ahbap derneğine sarılmıştı. İyilik yapma, imdada yetişme arzusu o kadar büyüktü ki, hakikati ince eleyip sık dokumadan, adeta bir can havliyle sivil bir limana sığınıldı. Ancak rüzgarda yön bulmaya çalışırken, pusulanın kendisini sorgulamayı unuttuk.