Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Kendini koruyan çocuklar

Şimdilerde en çok konuştuğumuz konuların başında dijital zorbalık, psikolojik şiddet ve ekran bağımlılığı geliyor. Öyle ki çocuklarımızın sanal dünyada maruz kaldıkları tehlikelere odaklanırken, gerçek hayattaki fiziksel tehditlere karşı almamız gereken önlemleri adeta unuttuk.

Kıymetli okurlarım,

Biz, Karate Kid filmiyle büyüyen bir nesiliz. O filmden etkilenip karate ve tekvando salonlarının kapısını çalan binlerce çocuktan biriydik. Geçtiğimiz günlerde filmin yeni uyarlamasını izledim. Elbette ilk izlediğim günkü heyecanı yaşamadım. Ancak bana çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Çocuklarımızı bireysel savunma sanatlarından ne kadar uzaklaştırdığımızı...

Yazının Devamı

Yaz tatilinde nasıl kitap okutacağız?

Her yaz aynı soruyla karşılaşıyoruz: "Çocuğuma kitap okutamıyorum. Ne yapmalıyım?"Aslında soruyu biraz değiştirmek gerekiyor. Çünkü mesele çocuklara kitap okutmak değil, onlara kitap okumayı sevdirebilmektir.

Yaz tatili, çocuklarımızın okul temposundan uzaklaştığı, özgürleştiği ve kendi ilgi alanlarını keşfettiği özel bir dönemdir. Bu dönemde kitabı bir ödev gibi sunarsak çoğu çocuk kitaptan uzaklaşacaktır. Ancak kitabı merakla, oyunla ve ailece geçirilen keyifli zamanlarla buluşturabilirsek, okuma alışkanlığı kendiliğinden gelişmeye başlayacaktır.

Peki bunu nasıl yapacağız?

Yazının Devamı

Yaz okulları ve kuraklık

Bahar mevsimi bu yıl cömert davrandı. Yağmurlar yağdı, toprak nefes aldı, barajlar doldu. Uzun zamandır özlemini duyduğumuz bereketi yeniden hissettik. Ancak bu tablo, bize rehavet değil sorumluluk yüklemelidir.

Çünkü uzmanlar bu yazın oldukça sıcak geçeceğini söylüyor. Artan sıcaklıklar, azalan su kaynakları ve iklim değişikliğinin etkileri artık geleceğin değil, bugünün meselesidir. Barajların dolu olması, suyun sınırsız olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, elimizdeki imkânları bilinçli kullanmamız gerektiğini hatırlatır.

Tam da bu nedenle yaz okulları yalnızca akademik eksikleri tamamlayan, çocukları oyalayan ya da yeni döneme hazırlayan kurumlar olmamalıdır. Yaz okulları; hayatı öğreten, çevre bilinci kazandıran ve sorumluluk duygusunu geliştiren eğitim merkezlerine dönüşmelidir.

Yazının Devamı

İki video, bir gerçek

Eğitim alanında yıllardır şunu söylüyoruz; toplumun gerçek gündemine dokunan içerikler er ya da geç karşılığını bulur. Yeni Ankara YouTube kanalında yayın hayatına başlayan Asilİz Eğitim içerikleri bunun ilk somut örneklerini vermeye başladı.

Henüz yolun başında olmamıza rağmen yayınlanan ilk videolarımız, izleyicilerimizin yoğun ilgisiyle kanalın en çok izlenen içerikleri arasına girmeyi başardı. Bu başarıyı rakamlardan çok, izleyicinin verdiği mesaj açısından önemsiyoruz.

İlk videomuz "YKS'de Son Düzlük: Son 15 Günde Ne Yapmalı?" başlığıyla yayınlandı. YKS'ye günler kala öğrencilerin ve velilerin en çok ihtiyaç duyduğu konuya odaklanan video kısa sürede 889 görüntülenmeye ulaştı. Sınava hazırlanan gençlerin son virajdaki kaygılarını, çalışma planlarını ve stratejilerini ele alan yayın; yalnızca izlenmekle kalmadı, düzenli bir izleyici kitlesi de oluşturmaya başladı.

Yazının Devamı

LGS'ye değil, eziyete karşıyız

Sınavlara karşı değiliz.

Sınavlar muhakkak olmalı. Çalışanla çalışmayanın, emek verenle vermeyenin ayrıldığı bir sistem kurulmalı. Herkes takdir alamamalı, herkes hiçbir şart aranmadan sınıf geçememeli. Akademik başarı gösteremeyen öğrenciler beceri temelli eğitimlere yönlendirilebilmeli. Şiddet, zorbalık, hırsızlık gibi davranışlar görmezden gelinmemeli; uzmanlar eşliğinde rehabilite edilmeli, gerektiğinde hukukun öngördüğü yaptırımlar uygulanabilmeli.

Kısacası disipline, ölçmeye ve değerlendirmeye karşı değiliz.

Yazının Devamı

Dünya kupasının gölgesine dikkat!

Dünya Kupası'nın heyecanı ekranları süslerken, milyonlarca öğrenci karne heyecanı yaşarken ve öğretmenler uzun bir eğitim yılının yorgunluğunu omuzlarından atmaya hazırlanırken; eğitimin çözüm bekleyen sorunları da sessizce yeni eğitim yılına devrediliyor. Korkum aşağıda yazacaklarımın Dünya Kupası gölgesinde unutulup gitmesi.

Sevgili okurlarım, heyecan dorukta, maçlardan dolayı değil eğitim öğretim yılı bitmek üzere olduğu için. Kimi öğrenci karnesindeki notların sevincini yaşayacak, kimi gelecek yılın planlarını yapacak.

Öğretmenler ise bir yıl boyunca omuzladıkları sorumluluğun ardından kısa bir nefes alma fırsatı bulacak. Ancak eğitim dünyasının gündemindeki sorunlar ne yazık ki tatil zilinin çalmasıyla ortadan kalkmıyor.Öğretmene şiddet haberleri hâlâ gündemimizde. Akran zorbalığı okul koridorlarından dijital platformlara taşınmış durumda. Çocuklarımız ekranların karşısında büyürken dijital tehlikeler her geçen gün çeşitleniyor. Öğretmenler özlük haklarını konuşmaya devam ediyor, özel kurumlarda görev yapan meslektaşlarımız ise hâlâ çalışma koşullarında adalet arıyor.

Yazının Devamı

Termometre eğitimi

Çocukluğumuzun okullarında her öğrencinin bir görevi vardı. Daha sınıfa girer girmez herkes sorumluluğunu hatırlardı. Kimi tahtayı silerdi, kimi sınıfın düzenini takip ederdi. Kütüphane kolunda olan öğrenci, arkadaşlarının getirdiği kitapları teslim alır, özenle raflara yerleştirirdi. Ecza dolabından sorumlu olan öğrenci ise küçük bir yaralanmada yara bandını getirir, arkadaşına yardımcı olurdu.

Bir de termometre görevlisi vardı.

Sabah erkenden gelir, termometreyi yerinden alır, koşarak okul bahçesine çıkardı. Gölge bir köşe bulur, onu dikkatle yerleştirirdi. Çünkü termometre hassastı. En küçük dikkatsizlikte kırılabilir, görev yarım kalabilirdi.

Yazının Devamı

Çözüm yeri asil iz başlıyor!

Her gün eğitim konuşuyoruz.

Sosyal medyada eğitim konuşuluyor, televizyonlarda eğitim konuşuluyor, öğretmenler odasında eğitim konuşuluyor, veliler kendi aralarında eğitimi konuşuyor...

LGS konuşuluyor.

Yazının Devamı

Yol arkadaşlarını tanıyamayanlara bayram önerisi

Dünyanın da ülkemizin de gündemi her geçen gün daha karmaşık bir hâl alıyor.

Savaşlar, kutuplaşmalar, birbirini tanımadan aynı yola çıkanlar, sonra birbirini anlayamadan dağılanlar…

Yanılanlar, yanılgılar içinde savrulanlar…

Yazının Devamı

Fotoğrafa çağrı

Bazı şehirler vardır, insan doğmasa bile kendini oralı hisseder. Bazı insanlar vardır, kan bağın olmasa da yıllardır tanıyormuşsun gibi gelir.

Ben Iğdırlıyım. Atalarımız Azerbaycan’dan çıkıp bu topraklara gelmiş, sonra ülkenin dört bir yanına dağılmış. Bu millete asker yetiştirmişler, öğretmen olmuşlar, doktor olmuşlar… Kısacası bu ülkenin yükünü omuzlamış insanlar olmuşlar.

Ben de bir memur çocuğuyum. Çocukluğum Afyon’da geçti. Öyle ki hayatım boyunca Iğdır’dan çok Afyon’un insanını tanıdım. Bolvadin’i, Çay’ı, sokaklarını, insanını, havasını…

Yazının Devamı

Sandalye Teorisi – Gazi Üniversitesi

1999 yılında kapısından içeri adım attığım üniversiteme geçen hafta, tamamen plansız bir şekilde uğradım. Yoldan geçerken gördüm, içimde bir şey kıpırdadı ve yönümü kapıya çevirdim. Arka kapıdan girdim; kimseyi aramadan, haber vermeden… Ayaklarım beni doğrudan F Blok’a götürdü.

Kampüs aynıydı ama zaman değişmişti. Gençler etrafta; gözleri ışıl ışıl, umut dolu… Bir an durup izledim. Kendi ilk günlerim geldi aklıma. O heyecan, o hayaller… Sonra bir fark ediş: Aramızda geçen yıllar. Kaç yıl, kaç okul, kaç öğrenci, kaç mücadele…

Yeni kütüphane, Bosna ve Hersek binalarının etrafındaki kafeler… Değişen çok şey vardı ama hissiyat aynıydı. “Bir çay alıp oturayım” dedim. Bir kafeye girdim.

Yazının Devamı

Cumhurbaşkanlığı himayesinde: Türkiye bağımlılığı konuşuyor

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yayımlanacak “Türkiye Bağımlılığı Konuşuyor” serisinin; “Türkiye Dijital Bağımlılığı Konuşuyor” ve “Türkiye Dijital Oyun Bağımlılığını Konuşuyor” ciltlerinde yer almaktan büyük bir gurur duyuyorum.

Yıllardır eğitimin her alanında; çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için mücadele ediyorum. Kitaplarla, projelerle ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla yürüttüğümüz bu çabanın merkezinde ise hep aynı mesele yer aldı: Dijital dünyanın çocuklarımız üzerindeki etkisi…

Teknolojinin sunduğu imkânları yok saymadan; ancak kontrolsüz kullanımın doğurduğu riskleri de görmezden gelmeden, yıllardır şu sorunun cevabını arıyorum: Bu zararı nasıl en aza indirebiliriz? Çünkü mesele sadece ekran süresi değil; mesele dikkat, mesele karakter, mesele gelecek…

Yazının Devamı

Okurlarımdan özür dilerim

Kıymetli okurlarım,

hepinizden içtenlikle özür dilerim.

Zaman zaman ülkemizin en kritik meselelerinden biri olan susuzluk üzerine yazılar kaleme alıyorum. Hatta son yazımda, “Dizilere Susuzluk İçeriği Zorunlu Olsun” diyerek hem halk olarak sorumluluklarımızı hem de yöneticilerden beklentilerimizi dile getirmiştim.

Yazının Devamı

Dijital oyunlar ve sanal kumar

Günümüz çocukları, hiç olmadığı kadar dijital dünyanın içinde büyüyor. Tabletler, telefonlar ve bilgisayarlar artık yalnızca birer araç değil; aynı zamanda oyun, sosyalleşme ve hatta kaçış alanı haline gelmiş durumda. Ancak bu masum gibi görünen dijital oyunların arka planında, uzun vadede ciddi riskler barındıran bir yapı giderek daha fazla dikkat çekiyor.

Özellikle “sonsuz can”, “sınırsız altın”, “bedelsiz yeniden başlama” gibi oyun mekanikleri, çocukların gerçek dünya ile bağ kurma biçimini fark edilmeden dönüştürüyor. Oyun dünyasında yapılan hataların bir bedeli yoktur. Kaybedilen bir savaş, yanlış yapılan bir hamle ya da biten kaynaklar birkaç saniye içinde telafi edilebilir. Bu durum, çocukların zihninde şu algıyı oluşturur:

“Kaybetsem de sorun değil, yeniden denerim ve hiçbir şey kaybetmem.”

Yazının Devamı

23 Nisan neydi, ne oldu?

23 Nisan sadece bir tarih değildir.Bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesidir.Ama aynı zamanda bir vicdanın, bir merhametin ve bir sorumluluğun adıdır.

Gelin hatırlayalım…

Sene 1924…23 Nisan resepsiyonlarına sadece devlet erkânı değil, çocuklar için çalışan bir cemiyet de katılmaya başlar. Bu sürecin öncülerinden biri de Latife Hanım'dır.Her yıl bu cemiyet adına bağışlar toplanır.

Yazının Devamı

Okullarda şiddeti önlemek için acil eylem planı

Önce Siverek şimdi Maraş.

Artık konuşma değil, somut ve kararlı adımlar atma zamanı. Okullarda artan şiddet olaylarını önlemek için sadece tek bir alana odaklanmak yeterli değildir. Güvenlik, eğitim, aile ve dijital dünya birlikte ele alınmalıdır.

İşte gecikmeden hayata geçirilmesi gereken bütüncül çözüm önerileri:1. Bekçiler acil olarak okul girişlerinde görevlendirilmeli. Caydırıcılık en temel güvenlik önlemidir.2. Okul giriş-çıkışları kontrol altına alınmalı (kart/turnike sistemi)Kimliksiz giriş tamamen engellenmeli.3. Okul çevreleri “güvenli alan” ilan edilmeli. Belirli bir mesafede sürekli denetim sağlanmalı.4. 12 yaş öncesine dijital dünya kesin olarak yasaklanmalı. Çocukların zihinsel gelişimi korunmalı.5. Dijital dünyaya giriş ve üyeliklerde kimlik ibrazı zorunlu olmalı. Anonimlik kaldırılmalı.6. Discord ve benzeri kontrolsüz platformlar acil olarak kapatılmalı. Çocuklara doğrudan erişim sağlayan riskli alanlar ortadan kaldırılmalı.7. Şiddet, ahlaksızlık ve suçu özendiren tüm dizi ve içerikler kaldırılmalı. Toplumu zehirleyen yayınlara son verilmeli.8. 3. sayfa odaklı gündüz kuşağı programları yasaklanmalı. Toplumsal bilinç korunmalı.9. Okullarda disiplin yönetmeliği işlevsel hale getirilmeli. Yaptırımlar uygulanmalı, caydırıcılık sağlanmalı.10. Sınıf geçme sistemi yeniden düzenlenmeli. Sorumluluk bilinci güçlendirilmeli.11. Okullarda psikolojik danışman sayısı artırılmalı. Her öğrenciye ulaşılabilir destek sağlanmalı.12. “Riskli öğrenci takip sistemi” kurulmalı. Erken uyarı mekanizması devreye girmeli.13. Akran zorbalığına sıfır tolerans uygulanmalı. Şiddetin ilk basamağı engellenmeli.14. Öğretmenlere kriz ve şiddet yönetimi eğitimi verilmeli. Sınıf içi kontrol güçlendirilmeli.15. Aile eğitimleri zorunlu hale getirilmeli. Ebeveynler sürecin aktif parçası olmalı.16. Sosyal medyada tehdit içerikleri için hızlı müdahale hattı kurulmalı. İhbar → anında aksiyon sistemi oluşturulmalı.17. Şiddet içerikli oyun ve içeriklere teknik erişim engeli getirilmeli. Altyapısal filtreleme uygulanmalı.18. Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimi verilmeli. Çocuklar öfke ve stres yönetimini öğrenmeli.19. Spor, sanat ve üretim alanları yaygınlaştırılmalı. Enerji doğru alanlara yönlendirilmeli.20. Medyada şiddeti normalleştiren dil için yaptırımlar uygulanmalı. Dil, davranışı şekillendirir.21. Okullarda anonim “güvenli bildirim sistemi” kurulmalı. Öğrenciler korkmadan riskleri paylaşabilmeli.22. Okul yöneticilerine güvenlik performans kriteri getirilmeli. Güvenlik de başarı kriteri olmalı.23. Silah ve kesici aletlere erişim sıkı şekilde denetlenmeli. Ev içi dahil ciddi kontrol sağlanmalı.24. Çocuklara erken yaşta hukuk ve sorumluluk bilinci kazandırılmalı. Sonuç farkındalığı oluşturulmalı.

Yazının Devamı

Halil Öğretmen: Gerçeğin İzinde Bir Yolculuk

Bundan yıllar önceydi…

Mersin Mut’tan bir yönetici adayı genç çıkageldi. Bir hafta boyunca yanımda kalacak, yöneticilik stajı yapacaktı.

Sabah almaya gittiğimde karşımdaki manzara hâlâ dün gibi aklımda:

Yazının Devamı

“Sebepsiz savaşlar çağı”

Savaşları hep tarih kitaplarından okuduk. Sayfalar arasında ilerlerken bir hilalin gölgesinde verilen mücadeleleri öğrendik. Kimi zaman vatanı korumak için, kimi zaman inancı yaşatmak için, kimi zaman da kargaşaya sürüklenmiş coğrafyalara düzen ve huzur götürmek adına…

Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti…

Bu üç büyük yapı sadece savaşan değil; aynı zamanda inşa eden, kuran ve yaşatan medeniyetler olarak anlatıldı bize. Gittikleri yerlere köprüler kuran, kütüphaneler açan, şehirler inşa eden bir anlayıştan söz edildi.

Yazının Devamı

24 saat açık öğretmen!

Sosyal medyada dolaşan bir mesaja denk geldim. Okurken sadece bir mesaj okumadım; bir zihniyetin satır aralarına sızdığını gördüm. Ve açıkçası, bazı cümleler vardır… sadece kulağınıza gelmez; içinize düşer, orada kalır, yankılanır.

“Ben o okula bir yıl için 400.000 lira veriyorsam 7 gün 24 saat ulaşabilmeliyim size…”

Bu bir şikâyet cümlesi değil. Bu, eğitime bakışın net bir fotoğrafı. Ve o fotoğrafa dikkatlice baktığınızda şunu fark ediyorsunuz: Çocuk yok.

Yazının Devamı

Çocuklar neden okumuyor değil, neden okuyamıyor?

“Bu çocuklar neden kitap okumuyor?”

Son yılların en çok sorulan, en çok şikâyet edilen sorusu bu.

Ama belki de yanlış soruyu soruyoruz.

Yazının Devamı

Satılık Anaokulları

Bir dönem “en güvenli yatırım” olarak görülen anaokulları, bugün sessiz sedasız el değiştiriyor.

Peki ne değişti?

Geçmişe göre evlilik yaşı yükseldi. Tek çocuk tercihleri arttı. Doğum oranları düştü. Yani pasta küçüldü. Ama asıl kırılma burada değil… Belediyelerin hemen her bölgede açtığı anaokulları; daha düşük maliyetlerle, daha ulaşılabilir ücretlerle hizmet veriyor. Bu durum, bağımsız anaokullarını rekabetin dışında bırakıyor. Aynı hizmeti daha pahalıya sunan kurumlar için denge bozuluyor.

Yazının Devamı

Bayramlar sabah başlar

Bayramlar sabah başlar. Baba kapıdan sıcacık ekmekle girer. Fırından yükselen o tanıdık koku, mutfakta hazırlanan kahvaltının buharına karışır. Sofra büyür, ev büyür, gönüller büyür. Eller öpülür, küçükler sarılıp sarmalanır. Harçlıkların hışırtısı çocukların gözlerini açtırır; sevgi evin her köşesine yayılır.Önce büyükbabalar ziyaret edilir. Sonra akrabalar, komşular… Kapılar ardına kadar açılır. Evler sadece ev olmaktan çıkar, birer buluşma yerine dönüşür.

Tatlılar, kadayıflar, tepsiler dolusu ikramlar…

“Az koy, daha gidecek çok yerimiz var” diyenler…

Yazının Devamı

Gereksiz ve anlamsız ara tatiller

Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ara tatiller, ilk açıklandığında eğitim sistemi için “rahatlatıcı bir nefes” olarak sunulmuştu. Ama sahaya, yani öğrencinin, öğretmenin ve velinin gerçek hayatına baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor:

Bu ara tatiller gerçekten neyi çözdü?

Teoride anlatılan şuydu:Öğrenci yorulmasın, öğretmen kendini geliştirsin, eğitim sistemi daha dengeli ilerlesin.

Yazının Devamı

Yıllardır yazdık, şimdi hayata geçiyor- Katil çocuk, maktul öğretmen: Sınır koymayan toplum şiddeti büyütür

Yıllardır yazdık.

Dijital dünyaya yaş sınırı gelmeli dedik.Kimlik doğrulaması olmalı dedik.Anonim zorbalık bitmeli dedik.Çocuk sınırsız ve denetimsiz bir dijital evrene terk edilmemeli dedik.

Ve şimdi, 15 yaş altına sanal medya yasağı gündemde.

Yazının Devamı