Zamanın kıymetini bilmek
Anne-babalık, hayatın en özel yolculuklarından biri. Ama çoğu zaman bu yolculuk içinde günlük telaşlar, iş yoğunluğu, sorumluluklar derken çocuklarımızın büyüyüşünü fark edemiyoruz. Onların “ilk adım” heyecanı, “ilk kelime” mutluluğu, okul çantasını sırtına takışı… Tüm bunlar birer film sahnesi gibi akıp gidiyor. Ve biz, çoğu kez farkına bile varmadan o sahneyi kaçırıyoruz.
Bir gün dönüp baktığınızda, çocuğunuzun artık size ihtiyacı olmadığını, kendi yolunu çizdiğini göreceksiniz. İşte o zaman “keşke daha çok vakit ayırsaydım, keşke her anın kıymetini bilseydim” cümlesi içinizden geçmesin.
Çünkü çocukluk bir defa yaşanıyor, bir daha geri gelmiyor. Çocuğunuz sizden mükemmel bir ev, pahalı oyuncaklar ya da büyük imkanlar istemez. O, birlikte oynadığınız oyunları, masal dinlerken uykuya dalışını, birlikte kahkahalarla gülüşünüzü hatırlayacaktır. Çocuk için en değerli hazine, sizinle paylaştığı o anılardır.
“Büyüyünce daha çok vakit geçiririm” diye düşünmeyin. Çocuklar bir gün büyüyor, kendi kanatlarıyla uçmaya başlıyor. O gün geldiğinde geriye dönüp bakarken pişmanlık yaşamamak için bugünü iyi değerlendirmek gerekiyor.
Birlikte yemek yemek, yürüyüşe çıkmak, okul yolunda sohbet etmek… Bunlar basit görünen ama kalplerde iz bırakan anlardır.
Anne-babalığın en güzel ödülü, “ben elimden gelenin en iyisini yaptım” diyebilmenin huzurudur. Bunun yolu da çocuklarla geçirilen her anı bilinçli şekilde yaşamak, onların çocukluklarını doya doya hissetmelerini sağlamaktır.
Unutmayalım: Çocuklar bir gün büyür, biz de yaşlanırız. Ama onların gözlerindeki sevgi dolu bakış ve birlikte geçirilen vakitlerin bıraktığı iz, hayat boyu bizimle kalır. O yüzden bugün, tam da şimdi; telefonu bir kenara bırakın, işinizi biraz erteleyin, çocuğunuzun yanına gidin. Çünkü yarın çok geç olabilir.