Nihat Kaşıkcı

Nihat Kaşıkcı

Bürokrasi klanları iktidara tuzak kuruyor

Peşin söyleyeyim: Aşağıda yazdıklarım, ilgililerde şahsıma karşı bir husumete/kızgınlığa sebep olabilir. Bununla birlikte, kimseye veya kesime gönül okşayıcı laflar etme görevim yok. Söylemenin faydası olur mu, bilmiyorum. Lakin susmaya gönül razı olmuyor.

Önce, araç camlarındaki filmlere kafayı taktılar. Binlerce araç sahibini, iktidara karşı yok yere kışkırttılar.

Zaman oldu, bahçesinde ürettiği birkaç yüz kilo sebzeyi, hâl dışında satmak üzere arabasıyla taşıyan çiftçilerin yolunu kesip, ceza yazdılar.

Yazının Devamı

Terörsüz Türkiye: Nerede kalmıştık?

Araya ABD-İsrail eşkıyasının İran’a saldırıları girdi. Gazze ve Batı Şeria’daki soykırım, hacmi daralsa da devam etti. Bir de İsrail terör örgütünün Lübnan’a saldırıları, her şeyin üzerine tüy dikti.

Dışarıdaki dizginlenemez gündem, tüm hayatımızı doldururken; içeride de CHP’nin her yanından fışkıran yolsuzluk, hırsızlık, taciz, tecavüz, bankamatik sevgililer ve sevgili becayişleri iddiaları, ülke olarak üzerimize boca oldu.

Dolayısıyla, Terörsüz Türkiye süreci, gündemin arka taraflarına ötelendi. PKK ve uzantılarının silah bırakıp kendini feshetmesi bağlamındaki ilerlemeler, her ne kadar kamuoyu dikkatinden biraz uzak kalsa da, devletin ilgili birimlerinin takipte olduğuna kuşku yok.

Yazının Devamı

Büyük Devlet kaderi

İbn-i Haldun’a atfedilen o meşhur tespit: Coğrafya kaderdir.

Tespit doğru; başka doğrular da var.

Bazı milletler için; coğrafya ile birlikte başka toplumsal ve tarihî etkenler bir araya gelir, ‘Büyük Devlet’ kaderini örgüler.

Yazının Devamı

Siyasî Ahlâk Yasası’nın tam zamanı

Türk siyasetinde, ‘Siyasi Ahlak Yasası’ mevzusu zaman zaman gündeme getirilir. Gündeme getiren de çoğu zaman CHP olur. Konunun gündem yapılmasının amacı ise iktidar partisini köşeye sıkıştırmaktır.

CHP, bilhassa iktidar partisi mensuplarına yönelik suç isnatlı iddialar söz konusu olduğunda derhal Siyasi Ahlak Yasası için çıkış yapar.

Yanlış hatırlamıyorsam CHP, en son verdiği Siyasi Ahlak Yasası teklifini 26 Ağustos 2022’de TBMM’ye sunmuştu. Daha yakın tarihlerde de CHP sözcülerinin konuyu ısıttıkları zamanlar olmuştur.

Yazının Devamı

Soykırıma yasa kılıfı

Kişisel görüşümü baştan diyeyim: Bazı ağır suçlar için idam cezası verilmesini savunuyorum. İdama karşı olanların gerekçelerini de biliyorum.

İdam cezasının ‘caydırıcı’ olacağı gibi naif bir gerekçeye sığınmıyorum. İdama taraftarlığımın temel gerekçesi; iflahı mümkün olmayan pisliklerin, soluduğumuz havayı kirletmesinin önlenmesi. Bu ‘hava’nın kapsamına, yaşamın her alanı girer.

Önemli bir kamu görevlisinin, 7 yıl kadar önce Moskova’da düzenlenen idam konulu bir uluslararası panelde yapacağı konuşmanın metin hazırlığına katkı yaptığım sırada, meselenin önünü-arkasını yeterince irdelemiştim.

Yazının Devamı

‘Süper güçler’ efsanesinin sonu mu?

Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı ve Alman imparatorluklarını sonlandırdı. Savaştan sonraki düzenin kurucuları, İngiltere ve Fransa oldu.

İkinci Dünya Savaşı, önceki büyük savaşın ‘kuramadığı düzeni’ yeniden harmanladı. Birinci savaş sonrasında gem vurulan Almanya, sadece 20 yıl içinde yeniden sahneye çıkarak, İkinci Dünya Savaşı’nın zeminini hazırladı.

Elbette bu zemin hazırlama işinde, doğal rakibi Rusya da pay sahibiydi. Çarlık sonrasında adı ‘SSCB’ye evirilmiş olsa da, Rusya her zaman Rusya idi.

Yazının Devamı

Bunca ağırlığı CHP bile taşıyamaz

Yanlış hatırlamıyorsam; son dönemin yolsuzluk, rüşvet, irtikâp suçlamaları kapsamındaki soruşturma ve yargılamalar, Beşiktaş Belediyesi ile başladı. Sonrası çorap söküğü gibi…

İstanbul Büyükşehir, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Şile, Sarıyer, Beykoz, Adana Büyükşehir, Adana/Seyhan, Adana/Ceyhan, Adıyaman, İzmir, Antalya Büyükşehir, Antalya Manavgat, Mersin Büyükşehir, Ankara Büyükşehir, Marmaris ve nihayet Uşak…

Adını hatırlayamayıp, burada zikredemediğimiz belediyeler bizi mazur görsün. Bunca yolsuzluk, rüşvet, irtikâp ve sair davaları takipten aciz kaldık.

Yazının Devamı

Siyonistin burnu sürtülmeden barış gelmez

İran’a yaptığı saldırılardan umduğunu bulamayan ABD Başkanı Donald Trump, belli ki ‘onurlu bir çıkış yolu’ arıyor.

Tabi bu arayışını da, tam olarak ‘Trump’ça’ yapıyor. Sabah söylediğini akşam yalanlıyor. Bir bakıyorsunuz, “İran’ı yendik. 156 gemilerini denize gömdük, deniz kuvvetlerini yok ettik. Hava savunma sistemlerini de bitirdik…” türünden laflar ediyor. Aynı konuşmanın devamında, daha işlerinin bitmediğini, çok daha sert saldıracaklarını beyan ediyor.

Peki Trump, ne söylediğini bilmeyen birisi mi? Hiç sanmıyorum. Vaşington’daki hesabın Hürmüz’e uymadığını gördüğünden, içine düştüğü çamurdan kurtuluş için söylemsel zemin hazırlıyor.

Yazının Devamı

Hürmüz: ‘Koz’ mu, yoksa ‘tezgâh’ mı?

Birkaç aykırı ses hariç, ekran uzmanlarının neredeyse tamamı, Hürmüz Boğazı’nı tanker trafiğine kapatmanın, yaşanan savaşta İran’ın ‘en büyük kozu’ olduğu iddiası üzerinde ittifak etmiş durumda.

Naçizane, bundan önceki birkaç yazımda; Hürmüz’ü kapatmanın, ‘İran’ın kendi ayağına sıkması’ anlamı taşıdığını iddia etmiştim. Fikrim değişmiş değil…

Önce şu gerçekçi tespiti yapalım: Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yüzde 20 kadarı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.

Yazının Devamı

Ortadoğu artık eskisi gibi olamaz

ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırması, coğrafyamızda sadece dengeleri değiştirmekle kalmayacağa benziyor. Aynı zamanda, hem bölgedeki ülkelerin birbirleriyle ilişkileri, hem de ABD ve diğer büyük güçlerin pozisyonlarında ciddi değişimler, kırılmalar olması beklenebilir.

ABD açısından bakarsak; son 30-40 senedir kendisini ‘dünya jandarması’ ve ‘mahallenin kabadayısı’ sayan bu ülke, İran’a yaptığı saldırıdan umduğunu bulamadığı gibi, karizmayı da fena halde çizdirdi.

Daha düne kadar dediği dedik, öttürdüğü düdük olan Sam Amca, aslında tüm raconunu ‘namının verdiği güçle’ kesiyordu. İran saldırısıyla birlikte ABD’nin namı gitti, kendisi kantara çıktı. Ve görüldü ki, ABD’nin gücü ve savaş (öldürme) yeteneği, namı kadar büyük değilmiş.

Yazının Devamı

Şu bizim ‘tarımsal veraset’ sorunu…

Ramazan Bayramı, ülkemiz ve bütün Müslüman dünya için hayırlar getirsin. Ağzımızın tadı yok. Bir Siyonist azgın azınlık, tüm dünyayı ateşe atıyor. Akıl ve vicdan firar etmiş. Savaşın hukuku ve ahlâkı da iflas etmiş.

Ramazan ayını, yüreklerimizi kanatan zalimliklere muhatap olarak geçirdik. Yazık ki, bayrama da aynı ruh haliyle girdik. Yüce Allah bütün Müslüman dünyaya feraset ve basiret versin.

Gündem dışı bir konuyu ele aldığımın farkındayım. Vatanımızın çevresi yangın yeri… İçeride, saçma sapan gündemlerle oyalanıyoruz. Oysa farkına varmıyor olsak da, geleceğe dönük ağır risklerle karşı karşıyayız.

Yazının Devamı

Hollywood kahramanlıklarına benzemiyor

Helikopterle ormana indirilen Rambo, orada buluştuğu, vatanına ihanet etmiş kadın askerle buluşur. Sonra giderler, Vietnam ordusu tarafından esir alınmış ABD’li askerlerin tutulduğu kampı bulurlar. Sonrası, bildiğiniz Hollywood palavraları.

Rambo, bir tümen Vietnam askerini kılıçtan geçirir, esir ABD askerlerini de kaptığı gibi memleketine döner. Hatta yola çıkmadan önce, Vietnamlı ‘ahlâksız’ askerlerin ‘bedeli karşılığı tecavüz ettiği’ bir kısım genç kızları da özgürlüğüne salıvermeyi ihmal etmez.

Helikopterle memleketine indikten sonra, doğruca hangara varıp, gıcıklık etmiş bir politikacıyı pataklamak suretiyle, ABD’yi bir güzel temize çeker.

Yazının Devamı

Hürmüz kimin neyine?

Anlaşılan o ki; İran’a yönelik saldırılarda, işler ABD-İsrail eşkıyasının arzuladığı gibi gitmiyor.

Nereden anlıyoruz bunu? ABD Başkanı Donald Trump ve Savaş Bakanı Pete Hetsegh’in asabi konuşmalarından…

Başka? Trump’ın, akşam söyledikleriyle sabahki beyanlarının büyük ölçüde birbirine zıtlığından…

Yazının Devamı

“Hâkim!... Ayağa kalk!...” Yok öyle; adaletin tokmağı iner…

Anlaşılan İmamoğlu Suç Örgütü Davası, çok kolay yürüyen bir süreç olmayacak. Çetelesini bile tutmaktan aciz kaldığımız sayısız suçlama ve bunlara ilişkin savunmalar yerine; her duruşmaya damga vuran ‘yavuz hırsız pişkinliklerini’ konuşacağız.

Ne demek, “Selamlama konuşması yapacağım”?

Ekrem Bey, miting kürsüsünde değil, sanık sandalyesinde bulunuyorsun.

Yazının Devamı

Vaşington’daki hesap Hürmüz’e uymadı

Zafer nedir? Bir ülkeye haksız ve acımasızca saldırıp, binlerce masum insanı bombalarla parçalamak mı?

Onca insanı haksız yere öldürmek, zalim saldırgana ne kazandırır? En büyük zafer, ‘savaşmadan kazanılan’ değil mi?

Peki, ya savaşın kaybettirdikleri? Öyle ya, azdan az gider, çoktan çok gider. Zalim, yüzbinlerce masum sivili öldürür; mazlumlar bunu tevekkül ve sabırla karşılar. Saldırgan, 50-100 tabut götürdüğünde, aynı sabır ve tevekkülü gösterebilir mi?

Yazının Devamı

Lanetli kavmin, zulüm ile merhamet arasındaki sürgün geçmişi - 2 -

Bir önceki yazımızda, Yüce Allah’ın lanetine uğramış Siyonist Yahudilerin geçmiş 3600 yıllık tarihleri boyunca yaptıkları ve uğradıkları zulümler ile hak ettikleri sürgünleri kısmen anlatmıştık.

Ve yine, sürgün dönemlerinde Yahudilerin, bugün saldırdıkları İran’ın öncülleri olan devletlerin yardım, destek ve hoşgörüsüne muhatap olduklarını dile getirmiştik.

Filistin ve Kudüs Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra, 450 yıldan uzun bir süre barış ve esenlik içinde yaşadıklarını hatırlatmıştık.

Yazının Devamı

Lanetli kavmin, zulüm ile merhamet arasındaki sürgün geçmişi - 1 -

Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde Yahudiler, karakterleri ve vasıfları zikredilerek, kötülüklerinden dolayı azarlanır, tehdit ve tahkir edilir. Ve dahi, Yüce Allah tarafından lanetlendikleri bildirilir.

Bazı ayetleri hatırlayalım:

“Fakat verdikleri sözden dönmeleri yüzünden onları lânetledik ve kalplerini kaskatı yaptık. Onlar Tevrat’ın kelimelerini, kastedilen manayı bozacak şekilde yerlerinden oynatıp değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilen ilâhî hükümlerin büyük bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı dışında onlardan daima hainlik görürsün.” (Maide Suresi 13. ayet)

Yazının Devamı

Emekli ikramiyesinin suyunu çıkarmak

Her şeyin suyunu çıkarmaya bayılıyoruz. Kimi zaman muhalefet ederken, kimi zaman da icraatları desteklerken… Sürekli aşırılık hallerindeyiz. İfrat ve tefrit sarkacı arasındaki makul olan orta yolu bulmayı beceremiyoruz.

Son birkaç haftanın sakız yapılan konularından birisi de, emeklilere verilen bayram ikramiyesi.

Önce hakkı teslim edelim: Geçmişte, emekliye bayramda veya başka bir vesileyle ikramiye vermek gibi bir uygulama yoktu. Zaten SGK’nın gelir-gider dengesi, hiçbir zaman ikramiye vermeye uygun olmadı. Durum bugün de değişmiş değil.

Yazının Devamı

Dünya bu azgınlığı durdurmak zorunda

Artık ‘uluslararası düzen’, ‘uluslararası hukuk’, ‘uluslararası toplum’ gibi boş lafları seslendirmenin anlaşılır bir yanı kalmadı.

Eşkıya ve çomarı, dünyaya hükümran olmuş. Bizzat koyduğu kuralları takmıyor. Bir gün kalkıp, bağımsız ve egemen bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını ‘kaldırıyor’. Bir başka gün dönüp, bağımsız ve egemen ülkelerin toprağına göz dikiyor; “Orası bana lazım. Çok da kıymetli bir yer. Hem sen oranın hakkını veremezsin…” diyerek, el koyma provaları yapıyor.

Ve nihayet, ortada fol da yumurta da yokken, bağımsız ve egemen bir ülkeye saldırıyor.

Yazının Devamı

Umudumuzun adı: Teknofest Gençliği

Osmanlı döneminde devletimiz, nesillere vereceği eğitimi, ‘adam olacak çocuk’ modeline göre düzenlerdi. İstikbal vaat eden çocuklar, yetenek ve eğilimlerine göre seçilir, ileri düzey eğitim de ona göre verilirdi. Böylelikle, eldeki imkân ve yetenekler israf edilmez; kimi ilmiyede, kimi mülkiyede, kimi de askeriyede değerlendirilirdi.

Biz adam olacak çocukları seçme işini; hem bir beygir yarışına çevirdik, hem de beyinlerin gerçek değerini tespit edemeyen, çoktan seçmeli bir test sınavına havale ettik.

Eğitim sistemimiz; zaman, insan ve para israfı üzerine kurulu bulunuyor. Milyonlarca çocuk ve gencimizi, adeta hipodromda yarıştırıyoruz. Bunu yaparken de elimizdeki imkânları, umut vaat eden yerlere tahsis etmek yerine, her tarafa dağıtıyoruz. Bir nevi, damla sulama yerine, vahşi sulama yapıyoruz.

Yazının Devamı

Gazze’deki şeytanî tuzağa dikkat!

Siyonist Yahudiliğin, kendi kutsal kitabına ihanetle, ‘Arz-ı Mevut’ diye temellendirmeye çalıştığı ‘Nil’den Fırat’a Büyük İsrail’ ütopyası, artık sis perdesi arkasında değil. Bizzat ABD’nin İsrail nezdindeki büyükelçisi Mike Huckabee, verdiği mülakatta bu, tüm dünyanın bildiği sırrı ete kemiğe büründürdü.

Siyonizmin hedefinin, Anadolu, İran ve Mısır’dan birer parçayı da ihtiva edecek şekilde, bütün Ortadoğu coğrafyasını işgal etmek olduğu, en azından mevzuya duyarlı insanlarca biliniyordu. Şimdi, ilgili ilgisiz herkes bilgilenmiş oldu.

Bu köşede, geride kalan 2 yılı aşkın sürede yer alan birkaç yazıda; başta Filistin’in anlamsız Devlet Başkanı Mahmut Abbas olmak üzere, İsrail’in etki alanındaki bazı ülkelerin yöneticileri, Gazze’deki soykırıma sessiz kaldıkları veya en azından yeterli tepkiyi ortaya koymadıkları için eleştirildi. O eleştiriler, “Gazze’den sonra sıra size de gelecek…” uyarısını da içeriyordu.

Yazının Devamı

Ermenistan nihayet akıl çizgisine geliyor

Anadolu’ya geldiğimizden sonra, 800 yıldan fazla huzur ve barış içinde yaşadık onlarla… Devletimize sadakatlerini, ‘millet-i sâdıka’ unvanıyla ödüllendirdik.

Ta ki, güçten düşmeye; Batı karşısında gerilemeye başlayıncaya kadar… Devletimiz için zeval yaklaştıkça, ciğerimizi sökmek için fırsat kollayan sırtlanların iştahı da açıldıkça açıldı.

Hıristiyanlığı kabul ettikleri 301 yılından itibaren Ermenilerin ‘resmî mezhebi’ olan Apostolik inanç, bu bahtsız milleti Türklere karşı kışkırtmak amacıyla sürekli ifsat edildi.

Yazının Devamı

Terörsüz Türkiye: Biraz daha sabır ve metanet lazım

Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefine katkı sağlamak üzere yola koyulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu görevini tamamladı.

Komisyon tarafından hazırlanan rapor yayınlandı. Raporda yer alan tespit ve tavsiyeler, haberlerde ayrıntılı şekilde anlatılıyor.

Rapordaki önemli tavsiyelerden bazıları; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması, eyleme katılmamış terör örgütü üyelerinin yargılanma süreci, örgütte şu veya bu şekilde yer almış olanların yeniden toplumsal hayata uyumlandırılması gibi başlıklar altında toplanıyor.

Yazının Devamı

‘Türk Barışı’na doğru…

Literatürde ‘Pax’ deniliyor; biz ‘barış/düzen/nizam’ olarak anlayalım. ‘Nizam-ı Âlem’ fikrinin temelini de burada arayalım.

Dünya toplumlarının bir nizam, düzen ve barış içinde yaşayabilmesi için bir veya birkaç ‘ağabeye’ ihtiyaç var. Âdil davranmasını bilen, çalıp çırpma hevesinde olmayan, nüfuz ettiği coğrafyalara düzen ve barış getiren bir veya birden fazla ağabey…

Bugün için ‘ütopya’ gibi görünse de geçmişte dünyanın barış ve huzuruna zemin hazırlayan büyük devletler dönemi yaşandı. Tarih; bir ‘Pax Romana’ ve ‘Pax Ottomana’ dönemlerinden bahsediyor. Roma ve Osmanlı’nın hâkim olduğu yerlere barış, huzur ve güven götürdüğü zamanlar…

Yazının Devamı