Durak Karabulut

Durak Karabulut

Savaş yeniden başladı

Ortadoğu'da silahlar yeniden konuşuyor. Hemen yanı başımızda patlayan silahlar, atılan her füze, aslında bizim soframıza gelen ekmeğin fiyatını da etkiliyor.

Bir gün "ateşkes", ertesi gün "barış", ardından yeniden saldırılar... Özellikle Amerika, İran ve İsrail arasında yaşanan gerilim, yapılan ateşkes ve barış açıklamalarına rağmen bölgeyi yeniden belirsizliğe sürüklüyor. Diplomasi masasında kurulan cümleler, çoğu zaman savaş meydanında atılan füzelerin ve patlayan bombaların gölgesinde kalıyor.

Savaşın ilk hedefi cephelerdir; ilk mağduru ise ekonomidir. Petrol yükseliyor, mazot zamlanıyor. Nakliye maliyetleri artıyor. Bunun sonucu da enflasyon olarak vatandaşın cebine, mutfağına ve pazar alışverişine yansıyor.

Yazının Devamı

Arınma süreci ve CHP'nin yeni rotası

Üç yıla yakın bir süre boyunca Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık görevinden uzak kaldığı dönemde CHP'de yaşanan gelişmeler, parti içindeki tabloyu önemli ölçüde ortaya koydu. Yerel yönetimlerle ilgili soruşturmalar, kayyum tartışmaları, belediye başkanlarının parti değiştirmeleri, etik tartışmalar ve yargıya yansıyan süreçler kamuoyunda yoğun şekilde değerlendirildi. Aynı dönemde sosyal medyada Sayın Kılıçdaroğlu'na yönelik sert eleştiriler ve kampanyalar da dikkat çekti.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Sayın Kılıçdaroğlu'nun sergilediği temkinli ve sorumlu tutumun, parti içinde daha büyük kırılmaların yaşanmamasına katkı sağladığı yönündeki değerlendirmeler öne çıkıyor. Kişisel polemiklerden uzak durarak CHP'nin bütünlüğünü önceleyen yaklaşımı, bugün de parti içinde en çok dile getirilen görüşlerden biri olmayı sürdürüyor.

38. Olağan Kurultay'ın iptal edilmesinin ardından Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlık görevini üstlenmesiyle birlikte partide yeni bir dönem başladı. Yaşanan gelişmeler sonrasında, Sayın Özgür Özel dönemi ile bugün gelinen nokta arasındaki fark kamuoyu tarafından daha yakından değerlendirilmeye başlandı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun yeniden göreve gelmesiyle başlayan sürecin, CHP'de yeniden yapılanma ve "arınma" anlayışını öne çıkardığı, partinin yeni rotasının da bu anlayış etrafında şekillendiğine yönelik değerlendirmelerin giderek güçlendiği görülüyor.

Yazının Devamı

İnancın merkezinde siyasetin gölgesi

Son günlerde en çok konuşulan görüntülerden biri, İstanbul’daki Garip Dede Cemevi’nde yaşanan olaylardı. O görüntüleri izledikten sonra farklı kesimlerden birçok vatandaşla görüşme imkânım oldu. Özellikle Alevi yurttaşların değerlendirmeleri dikkat çekiciydi. Ortak kanaat oldukça netti: “Cemevleri, siyasi hesaplaşmaların değil; inancın, kardeşliğin ve rızalığın mekânıdır.”

Alevi inancında cemevleri; kim olursa olsun “gel” denilen, insanı kimliğiyle değil insanlığıyla kabul eden birlik mekânlarıdır. “Eline, beline, diline sahip ol” ilkesi bu inancın temel ahlaki çerçevesini oluşturur. Hak, hukuk, adalet, hoşgörü ve insan sevgisi bu kültürün özüdür.

Görüştüğüm birçok vatandaş, cemevinde yaşanan bazı görüntülerin bu ruhla örtüşmediğini ifade etti. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yuhalama görüntüleri bu çerçevede değerlendirildi. Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatı boyunca öne çıkan en belirgin özelliklerinin başında dürüstlüğü, uzlaştırıcı kişiliği ve ayrıştırmayan siyaset dili geliyor. Bu nedenle bir cemevinde böyle bir tutumun doğru bulunmadığı yönündeki görüş oldukça yaygındı.

Yazının Devamı

Gitmek mi, kalmak mı?

Siyasette bazen en zor olan mücadele etmek değil, gerçekle yüzleşmektir. Bu gerçek; ortaya çıkan hukuki sonuçlara ve mahkeme kararlarına saygı duyulmasını, oluşan tablonun ise olduğu gibi kabul edilmesini gerektirir. Bu çerçevede Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olduğu gerçeği de tartışmasız biçimde ortadadır.

Gitmek mi, kalmak mı?

Eğer gitme yönünde bir tercih ortaya çıkıyorsa, yıllarca emek verilen, sayesinde makam ve sorumluluk sahibi olunan bir partiden ayrılırken bunun partiye zarar vermeyecek bir dil ve tutumla yapılması gerekir.

Yazının Devamı

Birlik ve sevgi kazanmalı

Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler üzerine, CHP üyeleriyle, CHP seçmenleriyle ve farklı siyasi görüşlere sahip vatandaşlarla görüşmeye ve konuşmaya devam ediyorum. Görüşler farklı olsa da ortak beklenti, birlik ve beraberliğin güçlenmesi yönündedir.

Vatandaşın rahatsız olduğu söylemlerden biri “atanmış genel başkan” ifadesidir. Bu söylemin sahada karşılık bulmadığı görülmektedir. Görüştüğüm birçok kişi, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nda delegelerin büyük çoğunluğunun oyuyla seçilmiş bir genel başkan bulunduğunu, bu sürecin bir atama değil, delege iradesiyle gerçekleşen bir seçim olduğunu ifade etmektedir.

Sahada dikkat çeken bir diğer görüş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki dönemine ilişkindir. Farklı görüşlerden birçok vatandaş, Kılıçdaroğlu’nun farklı düşünceleri ortak hedefler etrafında buluşturabilen bir siyaset anlayışı ortaya koyduğunu düşünmektedir. “Mesele Türkiye ise gerisi teferruattır” yaklaşımının bugün de önemli olduğu ifade edilmektedir.

Yazının Devamı

Arınma süreci başlatıldı

Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan gelişmeler üzerine çok sayıda CHP seçmeniyle, parti emekçisiyle ve vatandaşla görüşme fırsatı buldum. Bu yazıda yer alan değerlendirmeler yalnızca kişisel kanaatlerden değil; sahada edinilen gözlemlerden, yapılan görüşmelerden ve kamuoyunda oluşan değerlendirmelerden süzülerek ortaya çıkmıştır.

CHP'de bugün yaşanan tartışmaların merkezinde kurultay süreciyle ilgili yargıya taşınan iddialar ve mahkeme kararları bulunmaktadır. Ancak dikkat çeken nokta, yıllarca birlikte siyaset yapan, aynı masalarda oturan ve aynı stratejik kararların içerisinde yer alan birçok ismin, bugün yaşananların bütün sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemeye çalışmasıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık dönemi değerlendirilirken sıkça dile getirilen seçim kaybetti" söylemi, parti tabanında farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Görüştüğümüz birçok partiliye göre bu değerlendirme, yaşanan süreci eksik okumaktadır.

Yazının Devamı

Kılıçdaroğlu döndü: Arınma dedi

Cumhuriyet Halk Partisi, birçok partilinin ve vatandaşın ifade ettiği gibi, yeniden özüne döneceği ve tabanıyla daha güçlü bağ kuracağı yeni bir dönemin eşiğinde gibi görünüyor.

Bayramlaşma programı kapsamında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Merkezi'ne gelişini ve yaptığı konuşmayı yerinde izleme fırsatı buldum. Program öncesinde ve sonrasında çok sayıda vatandaşla görüştüm. Gözlemlediğim tablo oldukça dikkat çekiciydi.

CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalık, herhangi bir örgütsel zorlamanın, kurumsal yönlendirmenin ya da planlı bir organizasyonun ürünü gibi görünmüyordu. Türkiye'nin farklı bölgelerinden kendi imkânlarıyla gelen, partisine ve Sayın Kılıçdaroğlu'na gönül bağıyla bağlı vatandaşlar vardı.

Yazının Devamı

Sessiz çoğunluğun sesi

Siyasette bazen bağıranlar çok görünür... Ama asıl çoğunluk sessizdir.

Sessizdir, çünkü kavga istemez. Sessizdir, çünkü hakaret dilinden yorulmuştur. Sessizdir, çünkü memleketin gerçek gündeminin vatandaşın geçim derdi olduğunu bilir.

Cumhuriyet Halk Partisinde 38. Olağan Kurultay sonrası başlayan süreçte, kurultaya yönelik şaibe iddiaları ve devam eden mahkeme süreçleri kamuoyunda uzun süre tartışılmıştır. Bu süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiye zarar gelmemesi adına son derece dikkatli ve temkinli bir duruş sergilediği görülmüştür. Buna rağmen yaklaşık iki buçuk yıl boyunca tartışmaların merkezinde çoğu zaman doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’nun yer aldığı bir süreç yaşanmıştır.

Yazının Devamı

Unutulan savaşın bedeli

Daha birkaç hafta önce dünya nefesini tutmuştu.

Amerika, İsrail ve İran hattında yükselen gerilim konuşuluyor, savaş ihtimali ekranlardan düşmüyordu.

Televizyonlar haritalarla doluyor, uzmanlar yeni bir küresel çatışmanın başlayıp başlamayacağını tartışıyordu.

Yazının Devamı

Biz ne olacağız?

Eskiden kahvehanelerde iskambil konuşulurdu. Bugün ekonomi konuşuluyor.

Esnaf soruyor.

Çiftçi soruyor.

Yazının Devamı

Ahlak gidince hukuk yalnız kalır

Eskiden kapılar kilitlenmezdi. Anahtar demirde değil, insanın vicdanındaydı. Mahalle kültürü vardı, köy kültürü vardı; en önemlisi utanma vardı. Yanlış yapan, aynada kendi yüzüne bakamazdı. Çünkü toplumu ayakta tutan yalnızca kanunlar değil, insanın içindeki vicdandı.

Bugün kilitler arttı, kameralar çoğaldı; ama güven azaldı, dürüstlük zayıfladı. Eskiden hırsız geceden çekinirdi. Bugün ise toplum, hakkın ve adaletin daha çok tartışıldığı bir dönemden geçiyor. Ayıp, artık yapılan eylemde değil; adeta "yakalanmakta" aranır hâle geldi.

Mesele yalnızca bireysel bir değişim değildir. Seçilene yetki verilir; fakat yetki, sorumlulukla dengelenmediğinde sorun başlar. Görev emanet edilir… Kimi emaneti korur, kimi ise makamı bir "dokunulmazlık zırhı" zannına dönüştürür.

Yazının Devamı

Devletin en büyük gücü milletin umududur

Dünyaya baktığımızda ülkelerin savunma bütçelerini artırdığını, güvenliklerini güçlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Devletler geleceğe hazırlanıyor.

Ancak güçlü devlet yalnızca askerî imkânlarla değil, milletinin umuduyla ayakta kalır.

Toplumun geleceğe güvenle bakması, devlet gücünün en sağlam temelidir.

Yazının Devamı

23 Nisan’ın coşkusu, yüreğimizdeki sorumluluk

23 Nisan…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün.

Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkemize ve dünya çocuklarına armağan ettiği eşsiz bir bayram…

Yazının Devamı

Ortadoğu yanıyor… Türkiye yangından uzak durmayı başarıyor

Dünya yeniden sert bir döneme giriyor.

Ortadoğu’da barış konuşuluyor ama silahlar susmuyor. Ateşkes ilan ediliyor fakat bombalar durmuyor. Diplomasi sürüyor, gerilim ise azalmıyor.

Tam da böylesi bir dönemde, Ortadoğu’da çatışmaları derinleştiren ve savaş politikalarıyla bölgeyi sürekli gerilim içinde tutan İsrail yönetiminden Türkiye’ye yönelik açıklamalar yapılması dikkat çekiyor.

Yazının Devamı

Kılıçdaroğlu ismi kimlerde, neden panik yaratıyor?

Bu haftaki köşe yazımı masa başında değil, sokakta yazdım. Mahalleye indim… Parka uğradım… Kahveye girdim… Bankta oturan vatandaşla konuştum.

Çünkü siyasetin gerçek nabzı artık ekranlarda değil; insanın gözünün içine bakınca anlaşılıyor.

Son günlerde dikkat çeken bir konu var.

Yazının Devamı

Makamın gölgesinde kaybolan ahlak

Uşak’ta gündeme gelen haver ve görüntüler toplum vicdanını derinden yaraladı.

Tartışılan mesele yalnızca kişisel bir ilişki iddiası değildir. Asıl mesele, kamu gücü ile ihtiyaç arasındaki dengesizliğin ortaya çıkardığı ahlaki sorundur.

Bir tarafta seçilmiş bir belediye başkanı…Diğer tarafta iş arayan, geçim mücadelesi veren bir insan…

Yazının Devamı

Hiç değişmeyen iktidar, hiç değişmeyen muhalefet

Muhalefet neden iktidar alternatifi olamıyor?

Türkiye’de siyaset sahnesi uzun süredir garip bir tekrarın içinde dönüp duruyor.İktidar sabit, muhalefet sabit…Söylenenler değişiyor gibi ama sonuç hiç değişmiyor.

Peki neden?

Yazının Devamı

Hangisi daha tehlikeli?

Dünya bugün kritik bir sorunun eşiğinde: Gerçek tehlike kim?

Orta Doğu’da gerilim artık açık bir çatışma ortamına dönüşmüş durumda. Amerika, İsrail ve İran arasında yaşanan gelişmeler yalnızca bölgeyi değil, tüm dünyayı etkiliyor. İsrail’in saldırıları ve bölgede süregelen çatışma hali, ateşin giderek daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor.

Amerika, İran’ı nükleer başlık üretme potansiyeli nedeniyle tehdit olarak gösteriyor. Ancak sahadaki gelişmeler farklı bir tabloyu da gündeme getiriyor: İran’ın doğrudan başka ülkelere yönelik saldırı gerçekleştirmediği ifade edilirken; İsrail’in Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan operasyonlarıyla bölgede aktif olduğu görülüyor. Nükleer silah tartışmaları da bu noktada çifte standart iddialarını beraberinde getiriyor. Tehlikeyi başkalarında işaret eden ülkelerin kendi envanterlerinde de nükleer kapasite bulunduğu sıkça dile getiriliyor.

Yazının Devamı

Savaşın gölgesinde kaybolan gerçekler

Ortadoğu’ya bakıyorum…

Onlarca Müslüman ülke.Onlarca Arap devleti.Ama çoğunun kaderi kendi elinde değil.

Silahı başkasından.Gücü başkasından.Kararı başkasından.

Yazının Devamı

Gökyüzü aynı… Bir yerden umut, bir yerden ölüm yağıyor

Gökyüzünden indi.. Ama füze değil,

Çevremiz yangın yeri ve yıkım. Manşetler, köşe yazıları, ekranlar… Aynı konudan bahsediyor: Savaş. ABD. İsrail. “İran’a saldırdı…” “Ortadoğu yeniden karıştı…”

Haritalar çiziliyor, füzeler konuşuluyor, insanların üzerine bomba yağıyor. Hayatını kaybeden insanlar… Yıkılan yuvalar… Kaybolan çocukluklar, yok olan hayaller…

Yazının Devamı

Ülkenin en büyük ihracatı: Gençleri

Dün bir gençle konuştum. Diploması var. Yabancı dili var. Bilgisayar bilgisi var. Ama hayali yok. Çünkü hayal kurmak için umut gerekir. Ve bu ülkede artık gençler hayal değil, vize tarihi kovalıyor.

Eskiden gençler iş arardı. Şimdi ülke arıyor. Eskiden “Nasıl başarılı olurum?” diye sorarlardı. Şimdi “Nasıl giderim?” diye soruyorlar.

Kimse bunu manşet yapmıyor. Ama sessiz bir göç yaşanıyor.

Yazının Devamı

Kararsızlar parti kursa iktidar olur

Seçim anketleri konuşuluyor.Yüzdeler havada uçuşuyor.

Anket firmaları adeta yarış halinde; partileri kimi zaman önde, kimi zaman geride gösteriyor. Ancak gözden kaçan temel gerçek şu: Ölçülen tablo ile sahadaki ruh hali aynı değil.

Bugün Türkiye’de büyüyen asıl kitle, güçlü parti aidiyeti olan seçmen değil; kararsız, yorgun ve güven kaybı yaşayan seçmendir. Bu kitle anketlerde “kararsızlar” başlığı altında dağıtılıyor; fakat sosyolojik olarak tam anlamıyla ölçülemiyor.

Yazının Devamı

Parlamenter sistem vaadi ne oldu?

Türkiye’de kırılmanın, parlamenter sistemin kaldırılmasıyla başladığı her gün anlatılıyordu.

Millet ittifakı adı altında birleşen muhalefetin en temel ve öncelikli vaadi şuydu:

Güçlendirilmiş parlamenter sistem.

Yazının Devamı

Penguen nereye gidiyor?

2026 yılında çekilen bir videodan söz edelim. Tek başına yürüyen sevimli bir penguenin görüntüsü… Kısa bir video ama etkisi büyük.

Günlerdir sosyal medyada, yediden yetmişe toplumun her kesimi paylaşıyor. Tek başına yürüyen bir penguenin öyküsü bu…

Sadece yürüyor. Ne bağırıyor, ne slogan atıyor.

Yazının Devamı