Patates (büyük nimet ya da felaket)

Dr. Mevlüt Şahin

Dr. Mevlüt Şahin

Yazar
Tüm Yazıları

Bugün küresel gıda güvenliğinin en önemli temel taşlarından birisi haline gelen patates; yer altından çıkıp dünya tarihini, insan hayatını ve nüfus dengelerini kökten değiştirmiştir.

Patates, ilk olarak 8.000 yıl önce Peru'nun güneyinde bulunan And Dağları'nda İnka yerlileri tarafından yetiştirilmiştir. Patates, And halkı için sadece önemli bir besin kaynağı olmakla kalmamış, aynı zamanda kültürlerinin de merkezinde yer almıştır. Örneğin, bazı eski uygarlıklar zamanı; patatesin pişme süresiyle ölçmüşlerdir. Patates bütün dünyaya And Dağları'ndan yayılırken birçok ülke ve bölgede beraberinde bazı zorluklar ve hikâyelere de konu olmuştur.

Amerika’dan Avrupa’ya patates 16. yüzyılda getirildi. Fakat Katolik Kilisesi patatesin isminin İncil’de geçmemesinden dolayı halkın yemesini ve üretmesini yasaklamıştır. Yumruların yer altında yetişmesini uğursuz ve sağlıksız kabul etmişlerdi.

Bu bitkiyi Avrupa halkının da kabul etmesi de kolay olmamıştı. İnsanlar çok açken pişirmeden patatesi yemişler sonra da hazım bozuklukları yaşamışlardı. Patatese, “Şeytan’ın elması” diyorlar, bu yumruların cüzzam, karın ağrısı, gaz ve çeşitli hastalıklar yaptığını düşünüyorlardı. Almanlar, hastalık kaynağı olarak fişledikleri patatesi yemeyip uzun süre hayvan yemi olarak kullandılar. Ancak, “gaddarlık” olsun diye savaş esirlerine de yedirdikleri bilinmektedir.

Patatesin Avrupa'da yaygınlaşması, vizyoner liderlerin stratejik hamleleriyle olmuştur. Prusya Kralı Friedrich, halka patatesi tanıtmak ve sevdirmek için patates tarlalarında askerlere nöbet tutturdu. Halk, "Askerler koruyorsa çok değerlidir" diye düşünerek geceleri tarlalardan patates çalmaya ve kendi bahçelerine ekmeye başladılar. 1700'lerin ortalarında Fransız halkı patatesten nefret ediyor, onu cüzzama yol açan, zehirli ya da yalnızca domuzlara layık bir yiyecek olarak görüyordu. Hatta Fransız Parlamentosu 1748 yılında patates yetiştirilmesini tamamen yasaklamıştı. Kral XVI. Louis ve Kraliçe Marie Antoinette, yakalarına patates çiçeği takarak bu bitkiyi sarayda moda haline getirdi. Bu ve benzer çabaların sonucunda tahıllara göre çok daha az zahmetle, çok daha dar alanda yüksek kalori sağlayan patates, Avrupa'da büyük bir nüfus patlamasına ve Sanayi Devrimi'ni sırtlayan işçi sınıfının beslenmesine yol açtı.

Patatesin Avrupa’ya yayılması zor oldu ama uzaya çıkışı kolay oldu. Ekim 1995'te patates, uzayda yetiştirilen ilk sebze oldu. NASA ve Wisconsin-Madison Üniversitesi, uzun uzay yolculuklarında astronotları ve nihayetinde gelecekteki uzay kolonilerini beslemek amacıyla uzayda patatesi yetiştirmeyi başardılar.

1845 yılında, Kuzey Amerika'dan gelen gemilerle taşınan, patates Mildiyösü hastalığı tüm patates ekili alanlara bulaştı ve hiç verim alınamaz hale geldi. 1846-1849 yılları arasında İrlanda'da 1 milyondan fazla insan açlıktan öldü, 1 milyondan fazla insan da göç etmek zorunda kaldı. On yıl içinde nüfus yarıya indi. Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid, Osmanlı’nın dağılma dönemi diyebileceğimiz bir dönemde İrlanda’ya 5 bin pound yardım göndermeyi kararlaştırdı. Bu, Osmanlılara dünya çapında itibar kazandıran büyük bir jestti. İngiltere, sadece 2 bin pound yardımda bulunduğu için itibarını korumak adına, Osmanlı hükûmetinden, kendi tebası olan İrlandalılara yardımın bin pounda indirilmesini istedi. Bunun üzerine padişah, bin pounda ilaveten, erzak, ilaç ve tohum dolu üç yelkenli gemi gönderdi.

Patates hastalığı büyük bir felaketti ancak kıtlığın boyutu yalnızca hastalıkla açıklanamaz. O dönemde İrlanda’nın toprak ve tarım düzeni, yoksulluk, kiracılık sistemi gıda dağılımı ve İngiliz yönetiminin uyguladığı politikalar da insanların ve tarım teşkilatlarının krize karşı dayanıklılığını azalttı. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde açlık ve zorluk yaratan bu durum, patatese dayalı bir tarım rejimi olan İrlanda’da büyük yıkıma yol açtı.

Hepimizin bildiği gibi, tarihsel olayların üzerinden uzun bir süre geçse de tekrarlama özelliği vardır. Ülkemizde de benzer kıtlık yaşanmaması için, yapısal reformları gerçekleştirmemiz, su ve iklim krizlerine dayanıklı bitki çeşitleri ve yetiştirme tekniklerini geliştirmemiz, modern teknoloji ve yapay zekâ uygulamaları ile çiftçileri tanıştırmamız, üreticilere ihtiyaç duydukları her türlü mali destekleri ulaştırmamız büyük önem arz etmektedir.