Siz bizi civata sandınız herhalde
Ülkemiz ekonomik olarak son derece problemli bir dönemden geçerken bunu en çok elbette hisseden dar gelirli vatandaş oluyor. Hazinenin de vergi borçlarını hafifleterek halkı rahatlatması gerekirken yeni borçlar üreterek bütçe yükünü artırıyorlar. Hazine ve Maliye Bakanlığı önümüzdeki üç ayda tam 801,4 milyar TL borçlanacağını açıkladı. Deftere bu sayıyı yazmayı denerseniz kaç sıfır gerekiyor şaşırmanız muhtemeldir. Bu rakam öyle bir seviyede ki, Türkiye nüfusunu 100 milyon kabul etsek dahi kişi başına yaklaşık 8014 TL borç düşüyor. Sadece doğmuş olanlar değil, henüz dünyadan habersiz beşikteki bebekler bile bu borç halkasının içinde!
BORÇLANMA MEKANİZMASI VE RAKAMLARIN PERDE ARKASI
Rakamların takvim üzerindeki dağılımı da en az kendisi kadar ilginç:
- Eylül: 281,9 Milyar TL
- Ekim: 409,1 Milyar TL
- Kasım: 110,4 Milyar TL
Toplamda 801,4 milyar TL’lik devasa bir kaynak ihtiyacı karşımızda duruyor. Ama belirteyim bu tutarın tamamı sıfırdan yapılması planlanan harcamalar için değildir. Hazine, vadesi gelen eski borçların anapara ve faiz ödemelerini gerçekleştirmek için mecburen yeniden borçlanma yoluna gidiyor. Akademik bir ifadeyle söylemek gerekirse, bu durum borç devir oranı (debt rollover ratio) baskısının bir sonucudur. Fakat yine de çok yüksek bir meblağ ve şu gerçeği de değiştiremeyiz: Yüksek faiz (politika faizi yüzde 37) ortamında yapılan her yeni borçlanma, geleceğin üzerine konulmuş dev bir kaya gibi yolumuzda olacak.
MİLLİ SERVET VE GELECEK BÜTÇESİNE ETKİSİ
Ağır ekonomik şartlardan, yüksek faiz oranlarından ve enflasyon sürecinden geçtiğimiz bu dönemde borçlanmayı ve borcun yarattığı faiz maliyetini umursamadan geçemeyiz. Borç bugün bir imza ile alınır fakat faturası yıllarca belimizi büker. Karşı karşıya olduğumuz temel mesele, bu kaynakların üretim gücünü artıracak adımlara mı yoksa verimsiz alanlara mı aktarılacağıdır.
NEYİ, NEDEN ÖDÜYORUZ?
Hazine neden bu kadar paraya ihtiyaç duyuyor?
Erken seçim mi geliyor?
Bu para bir seçim ekonomisi için mi kullanılacak?
Bu sorular bana sorulan sorular, elbette bilemem ama hazine halka yeni yükler çıkarmayı artık bırakmalı.
Bu şekilde olmaz!
Çözüm nedir?
Toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, faizsiz borçlanmaya imkan veren ve kaynakları doğrudan yatırıma dönüştüren sürdürülebilir bir sistem kurmak zorundayız.
Artık karar alıcıların kamuoyuna açık, net ve tatmin edici açıklamalar yapması toplumsal güveni sağlaması temel şart. Sorumuz son derece basit ve nettir: 801,4 milyar TL neden borçlanılıyor ve bu devasa kaynağın Türkiye’ye toplam maliyeti ne olacak?
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın.