Ali İnandım

Ali İnandım

İstanbul devletle tanışıyor

10 Kasım 1938’den beri devlet devini uyutmaya, unutturmaya çalıştılar, başardılar da. Başkent Ankara’daydı ama siyasetin, ekonominin ve toplumsal oluşumun ipleri, İstanbul’dan yönlendiriliyordu. 15 Temmuz 2016’dan beriyse ipler, hızla kayıyor ellerinden.

Ankara’nın başkentliğini kabullenemeyen Kurtuluş Savaşı’nın yenikleri, İstanbul’u yaldızlayarak bir paralel yapı oluşturmayı başardı. FETÖ’den çok daha derin, devlete paralel bir yapı…

Bu yeniklerin içerideki şubeleri, azimle verilen görevleri yerine getirdi, mazlum ülkelerin kutup yıldızına dönmüş Cumhuriyet’in ışıltısını soldurmayı becerdiler.

Yazının Devamı

Yapay zeka biyolojik silah üretiminde

Yapay zekaya virüs tasarlatıldı. Sadece olumlu yanını ele alarak haberleştirenler oldu. Genellikle olumlu yanıyla başlatılıyordu haber. Olumsuz kısımları ele alanlar, uzun haberin sonuna, uyarıcı ciddiyetten uzak değinmişlerdi.

Nükleer silahlara gerek bırakmayacak, çok hızlı, çok ucuza, suçu inkar edilebilir bir biyolojik silah üretmenin yolu açılıyor.

Yapay zekanın “..yalnızca bakterileri hedef alan ve insan sağlığına zarar vermeyen..” bu 16 yeni virüs tasarımı, “..antibiyotik direncine karşı yeni tedavilerin kapısını aralıyor..” diye sunuldu haberlerde.

Yazının Devamı

‘Yeni bir döneme giriyoruz’ hatırlatması

Baş döndüren emniyet harekatları ve adliye haberleri, haber bültenleri ve sosyal medyada, genişleyerek yer kaplıyor. Dokunulmazlara dokunulmaya başlandığına şahitlik ediyoruz.

Başlandı, başındayız henüz.

1 Ekim 2024 Meclis açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti dahil tüm muhalefet partileriyle tokalaşıyor, basına “Yeni bir döneme giriyoruz” diyordu.

Yazının Devamı

Yeni sürüm umut öğütme partisi

Yeni partisine geçmiş eski CHP milletvekili, “Halkta yeni bir umut oluştu” dedi katıldığı televizyon programında. Partisinden umudu yokmuş herhalde, yenisinden kendi de umutlanmış, siyasete yeni atılmış heyecanıyla enerjik enerjik söylemine devam etti.

Biz de 3 Eylül 2024 ve 6 Eylül 2025’te CHP için ‘Umut Öğütme Makinesi’ demiştik. Kendi milletvekilinin bile umudunu öğütmüş meğer!

Öğütme yöntemlerini de aklımız yettiğince o yazılarda açıklamaya çalışmıştık.

Yazının Devamı

Uygun adım geriye dön!

İsrail’in, ileri atacak adımı kalmadı, son debelenmeleri, içinde patlayacak. ABD, paçasına İsrail bağlanıp denize atılmış gibi, ’Hürmüz’de boğulmak üzere. Kolay işleri halledip Çin’in karşısına çıkacaktı, takvimde büyük sapma olacak İran’dan sonra. Takvimden çıkarmak zorunda bile kalabilir.

Ne Lübnan’da ne Suriye ve Irak’ta hatta Filistin’de ileri atabileceği adım kalmadı İsrail’in. Elinin uzandığı ülkeler ya da kurumlarda da hamleleri ya zayıf ya da sonuçsuz kalıyor. Körfez ülkeleri, İran’a saldırının bedelini ödemekten çok rahatsız, arkaları boşalıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres, Suriye ziyaretinde, “Golan Tepeleri, Suriye toprağıdır” dedi. Daha böyle atılmış adımlardan çok geri döndürmeler olacak. Attığı hiçbir adımı daha ileri götüremiyor İsrail.

Yazının Devamı

Özgür İsrail

İsrail, Türkiye ile arasındaki bütün ilişkileri birer birer hoyratça koparıyor.

Siyonist İsrail, bütün Yahudilere de bulaştırıyor sapkın –inanç diyemeyeceğimiz- ideolojisini. Siyonizm virüsü, bütün Yahudileri karantinaya zorluyor, insanlıktan yalıtmaya çalışıyor doludizgin.

Dünya kamuoyuyla olduğu gibi Türkiye ile de insani bağlarını, tamir edilemez sertlikte parçalayıp atıyor İsrail. Her zorda kaldıklarında çaldıkları kapıyı, ortada neden yokken havai bir yobazlıkla ‘düşman’ ilan edebildiler. Vefasızlığın tarihi destanını yazıyorlar.

Yazının Devamı

Kıbrıs’ta suça sürüklenen çocuklar

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs’ın suça sürüklenen çocuklarıdır. Devlet olma rüştünü, tüm kayırma ve torpillere rağmen ispatlayamamış ergenler.

İngiltere, ABD, usulsüz uygulama ve kollamalarıyla Avrupa Birliği ve tabii ki İsrail bu çocukları suça sürükler, ders almayan arsızlar da boyuna bakmadan ön saflarda külhanbeylik, gönüllü tetikçilik yaparlar.

Birleşmiş Milletleri de ekleyin, suçlarını aklama makamını…

Yazının Devamı

Hesaplaşma zayiatı Graham​

Su testisi su yolunda kırılır, ateşle oynayan yanar ya da kılıçla yaşayan kılıçla ölür mü demek lazım, başkalarının ölümünü dilerken dedikoduları gecikmeyen ölümü tartışılıyor. ABD siyasetinin Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham’ın ölümü, çok çabuk dedikodu konusu oldu.

11 Temmuz’da ölümü sonrası önce ‘kısa süreli ve ani gelişen bir rahatsızlık’ gibi garip bir açıklama yapıldı sonra ‘aort damarı yırtılması’ olarak açıklandı ölüm nedeni.

3 gün sonra ziyaret ettiği Kiev’de öldüğü iddiası ortaya atıldı, sonra 7-8 Temmuz’da katıldığı Ankara’daki NATO Toplantısı’nda, Ukrayna girişimleriyle ölümü arasında bağ kurulmaya çalışıldı. Siyonist İsrail ve Ukrayna Nazizmi’nin ve dahi savaşlarının hararetli destekçisiydi Graham.

Yazının Devamı

Derin gel gel: 15 Temmuz

O kadar güç sarhoşuydular ki ‘gel gel’i önleri açıldıkça açılıyor, onlarca yıllık sabrın sonuna geliniyor sandılar. Dokunulmazlıklarının bütün olanaklarını artık pervasızca kullanıyor, yasaları, adaleti, ahlakı, teamülleri, devlet terbiyesini hoyratça çiğneyebiliyorlardı. Karşı koyan, “cıss” deyip eline vuran yok, çok güçlüydüler.

Her kötülük devlet hanesine yazılıyor, sorumluluğu devletin sırtına yıkarak dişlileri kırmaya, makineyi bozmaya azgınlaşarak devam ediyorlardı.

Daha önce de çeşitli vesilelerle il, ilçe, mahalle ve köylere kadar isim listeleri ele geçirilmiş ama hiçbir karşı harekat ya da zorlamayla karşılaşmamışlardı. Demek ki sistemi ele geçirmiş, yıkmak üzere çullandıkları devlet ellerindeydi artık.

Yazının Devamı

Niyeti beyan edilmeyen NATO 3.0

Toplantının ‘tarihi’, NATO 3.0’ın başlangıcı olacağını söylemişti Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan. Ancak Toplantı Sonuç Bildirgesi, bu iddiayı dolduran kararları yansıtmıyordusatırlarında. Yavan bildirgenin tarihiliğini, zorlama çıkarımlarla vurgulamaya çalıştı yorumcular ama hep tıkandı, öteye geçemediler.

Tarihi olan neydi, hangi köklü değişiklikler için hangi kararlar alınmıştı da herkes mutlu mesut evlerine dağılmıştı?

Elde olan; ABD’nin cebine girecek savunma bütçelerinin arttırılması, kör dövüşünün devamı için Ukrayna’ya kesenin ağzının açılması. Gerisi yuvarlak laflarla doldurulmuş bir bildirge.

Yazının Devamı

İngiltere’de gördüğümüzü ABD de görüyormuş

İngiliz kraliyet düzeni, derebeyleri ve finans baronları yükünün altında artık eziliyor. Aslında çoktan ezilmiş, pestili devlet dekoru olarak kullanılmaya çalışılıyor. Ancak artık sertleşen küresel esintilerde pestil dik duramıyor.

26 Haziran’da, güncel bir İngiltere manzarası çizmeye çalışmıştık. 4 Temmuz’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İngiliz gazetesi The Sunday Times’a verdiği röportajda,sözleri hafif ama özü ağır benzer tespitleri yapmış İngiltere için.

Yazının Devamı

Bilgiyi birkaç gönderiyle öldürmek

Bunu zihin kontrol laboratuvarları ve onların uygulayıcısı yapay zekâ ile sosyal medya şirketleri çoktan çözmüş, gereğini de yapmıştır. Kontrolsüz bilgi bombardımanı ile tesadüfen kaybetmedik muhakeme yetimizi, amaç buydu.

Üzeri ‘özgürlük-demokrasi’ şekerlemeli kırmızı hapı, kendi isteğimizle yutturdular.

Kafası dumanlı, doğruyu yanlışı ayıramayan milyarlarca dünyalının, direnecek algısı ve gücü de yok çünkü milyarlarca ‘veri’ denen çöp, her gün her saat ve her dakika, tepelerinden boğarcasına boca ediliyor.

Yazının Devamı

Kurt kapanına girdiğinden habersizler​

ABD kapanın dışına atmaya çalışıyor kendini. İsrail girdi, Avrupa da son NATO toplantısında anlayacak herhalde. Hiç anlayacağa da benzemiyorlar ama… Avrupa Komisyonu’nun ergen ağızlı 2025 Türkiye Raporu, öyle hissettiriyor çünkü.

NATO toplantısından sonra vidaları çıkmış yalpalayan tekerlekli Avrupa Birliği (AB), kibirlerinden gidişatı idrak edemeyen liderleriyle bakalım ne çıkaracak toplantıdan.

Öyle besleme, sümsük Yunanistan’ı, boyuna bakmadan Avrupa Komisyonu Başkanlığı’nı kullanmaya kalkan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üzerine salmakla olacak işler değil bundan sonrası.

Yazının Devamı

Ne oldu ‘küresel ısınma’ya?

30 yıl dünyayı ‘küresel ısınma’ yalanıyla korkuttu, ekonomisini oluşturdular. Öncesinde atmosferin ozon tabakasını delmiştik, küresel ısınmanın altyapısını öyle hazırladılar. Ozon kendini onardı, küresel ısınma ‘iklim değişikliği’ne dönüştü.

Uyardıkları her şeyi kendi ülkeleri ya da şirketleri yapmaya devam etti bu arada.

Halbuki doğanın ısınma ya da soğuma döngüsü bilim insanları tarafından bilinirken bilgiyi, amaçları için kullandı, Kovid-19 salgını benzeri küresel korku yarattılar.

Yazının Devamı

İngiltere’de başbakanlık iki yıla düşürüldü

Adı Muhafazakar olmuş İşçi Partisi olmuş fark etmez, kasaya çalışır İngiliz siyaseti. Hep öyle olmuştu, hiçbir sapma olmadan da devam ediyor. İngiliz halkının, en azından 1832’den bu yana, kendi oylarıyla kararlar alınamayacağını öğrenemiş olmaları gerekirdi.

Derebeylik, sadece yöntem değiştirerek, tüm ağırlığıyla ülkehatta dünya yönetimine hakim; finans baronları şeklinde devam ediyor artık. Halka zerre faydası olmayan siyasetler üretiyor, küresel dolaplar çeviriyorlar.

Yazının Devamı

Derebeylerinin bir dosyası daha açıldı

Her şeyi kapatmak ve sıfırlamak üzere kurgulanmış Kovid-19 salgını, hiç açığa çıkmayacak konu ve kişilerin gündeme gelmesine, kapalı kapıların aralanmasına, açılamaz arşivlerin fora edilmesine neden oluyor bir yandan.

Kendi silahıyla mı vuruluyor küresel hakimler ve siyasetçiden işadamına, akademisyenlerden sivil toplum örgütlerine kadaruşakları?

Dünya gündemi ne kadar takip edilemez yoğunlukta meşgul edilse, dikkatler ne kadar dağınık tutulmaya çalışılsa da bir el, sükunet ve ısrarla bu dosyaları masanın üzerine dizmeye devam ediyor.

Yazının Devamı

Ortadoğu kafes dövüşünde son raundlar

ABD, kendine yakışır biçimde, Beyaz Saray bahçesine kafes kurdurup adam dövüştürdü, şiddet pazarladı. Barışçı Başkanı’nın(!) yaş günü de ancak böyle bir etkinlikle kutlanabilirdi.

Şiddeti meşrulaştırma ve yayma zirvesi: Beyaz Saray!..

Basın-yayın kuruluşları da çok normal bir şey yapılıyormuş gibi ‘dövüş sanatı ‘, ‘Beyaz Saray’da ilk profesyonel spor etkinliği’ falan diye bu anormalliği magazinleştirerek yumuşattı.

Yazının Devamı

Hastalık üretim laboratuvarları

Fransız biyoistatikçi yani klinik veri çözümleyici Dr. Christine Cotton, bir yıldır dayanılmaz ağrıları nedeniyle bir veda mesajı ve rapor bırakarak, 2 Haziran 2026’da intihar etti.

Tıp dünyası hastalığını tespit edemedi, çare bulamadı, hiçbir takviye, alternatif tıp yöntemi,acılarını azaltamadı. 25 yıl ilaç alanında görevini yapmış, Aralık 2020’den beri de Pfizer’dengelen Kovid-19 verileri üzerinde çalışıyordu. Olağandışı verilerle karşılaştı incelemelerinde.

Yazının Devamı

Dünya virüs şampiyonası

Dünya Kupası’nı virüs kazanabilir. Provası, Atlantik Okyanusu’nda 3 kişinin ölümüne neden olan MV Hondius keşif yolcu gemisinde yapılmıştı. Bir hantavirüs türü olan Andes Virüsü’yle.

“Provası” diyoruz çünkü The Economist Dergisi’nin Aralık 2025-Ocak 2026 sayısının kapağında da bir keşif gemisindeki virüse dikkat çekiliyordu. 2026 Mayıs’ının başında MV Hondius gemisinde, kapağın uygulaması yaşandı adeta.

23 ülkeden 170 yolcu, 71 mürettebatıyla gemi, Wuhan Viroloji Enstitüsü halinde okyanusta süzülüyordu akla gelmeyecek yerde; virüsün endemik olmadığı bir rotada. Bak sen tesadüfün iğne deliğine!

Yazının Devamı

Dijital sansürde yeni aşama​

Dijital tekellerin sansür kadranı, yeni artışı işaret ediyor. Özellikle habercilerin dikkatini çekiyordur; web sayfaları yerine sosyal medya hesaplarına yönlendirmeye başladı çoğunluğun kullandığı arama motoru. Kurumsal web sitelerinin de sosyal medya hesabına yönlendiriyor ısrarla.

Tamam aradığımız kaynak ha sosyal medyada olmuş ha web sayfasında diyebiliriz, aradığını buluyorsan sorun ne?

Kişisel sosyal medya hesaplarıyla eşitlemeye başladı kurumsal kaynakları. Adını sanını bilmediğimiz insanların sayfaları, ciddi bir kurumla eşdeğer öncelikte çıkıyor aradığınızda. Halbuki hesabın sahipleri, o kurumların haber ya da bilgilerini alıntılamış, alıntıyı yorumlamış ya da doğrudan kopyalamış.

Yazının Devamı

Batı kendi eliyle Doğu kapısını kapatıyor

Sömürgeciliği, hırsı ve kibriyle Batı, Doğu kapısını kendine kapatıyor. Doğu ise Batı’ya, açılacak yeni kapılar arifesinde. Batı’nın basiretsizlik ve hırsından körelmiş muhakemesi, Doğu’nun kabiliyet ve esnekliğinden çok uzak.

Güçle başkalarının kaynaklarına çökme ve sömürme huylarında, yüzyıllardır gelişme olmamış. Girdikleri yerde hala ot bitmiyor.

Batı’nın çökmüş ekonomik, siyasi ve toplumsal sistemleri, dünyanın köklü değişim ihtiyacına yanıt veremiyor, bunu da kabullenmiyorlar. “Bizden sonra tufan” kafasıyla kundakçılığı insani bir düzene tercih ediyor, her yerde yangın çıkarmaktan, dünyayı kül etme pahasına çekinmiyorlar.

Yazının Devamı

Yurt dışına kaçıran büyük şirketlerimiz

Salgından önce, 15 Temmuz 2016 sonrası başlamışlardı ufak ufak; salgında fırsat, telaşla hesapları yurt dışına aktarma işleri hızlandı. Nazikçe ‘varlıklarını yurt dışına çıkarmak’ diyor ekonomi tozu yutmuşlar ama bu ülkenin köklü büyük şirketleri ve onların sahipleri, o varlıkları edindikleri ülkenin ve milletin sermayesini kişisel malı gibi tasarruf edip ekonomiden çalamaz.

Millî sermayenin parçasıdır o varlıklar.

Dükkânı satıp bütün geliri cebine koymak ya da dükkân burada, kasası dışarıda yerli şirket ve patron manzaraları, yarım yüzyılı aşkın varlığıyla önce TÜSİAD’ı tartışmalı hâle düşürür.

Yazının Devamı

Kapı dışına itilen Batı’dan uğultular

Kendini zihniyeti içine kilitlemiş Batı’nın dışında, yeni bir dünya oluşuyor. Batı’nın içerisi, yeni dünyanın dışarısı olmak üzere. Pencereden bakıyor, kurulan şeyi anlayamıyor, içerinin dışarıya dönüştüğünü kabullenemedikleri için gelişmeleri eksik idrakle tanımlamaya ve yönlendirmeye çalışıyorlar.

ABD, İsrail, İngiltere, Avrupa ve kuyruklarının kısa devre yapmış algıları, gördüğünü, duyduğunu, küresel dönüşümü yorumlayamıyor.

Kurduğu düzeni kendi başına, kendi eliyle yıkıyor. Hatta yıktıbile.

Yazının Devamı

Seçmen biraz üzülecek ama..

Türkiye’nin 80 yıllık toksinlerinden arınması daha zaman alacak. Hızlı olmayacağı anlaşıldı ama çoktan başladı. Toksinler, askeri darbelere varan ağır hastalıklarla yatağa düşüremiyor artık Türkiye’yi. ‘Renkli Devrim, Arap Baharı’ gibi yapay direniş ya da ayaklanmalar, her türlü bölücü fitne fesat mayaları tutmuyor.

İstihbarat örgütlerinin -dokunulmaz Mossad’ın bile- ajanları, ya sessiz sedasız sınır dışı ediliyor ya da ibret için yargılanıp, hapsediliyor ya da kendiliğinden terk ediyorlar ülkeyi.

Soros ya da diğer her türlü kişi ve kurumlardan destekli besleme kurumları, örgütleri öğrendik. Dünyanın her yanında kargaşaya eli uzanarak bu yapıları eğiten Otpor’u da.

Yazının Devamı