11 Temmuz 1995... Avrupa'nın tam ortasında, dünyanın gözü önünde, tarihin en utanç verici sayfalarından biri yazıldı. Bugün, o kara günün üzerinden otuz bir yıl geçti. Takvim yaprakları eskidi ama Srebrenitsa'da toprağa düşen çığlıkların sesi hiç eskimedi.
Bosna Savaşı sırasında, Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'da, Bosnalı Sırp kuvvetleri tarafından sekiz binden fazla Boşnak erkek ve çocuk sistematik biçimde katledildi. Kadınlar, anneler, eşler ve kız çocukları ise geride tarifsiz bir yalnızlıkla baş başa bırakıldı. Öldürülen yalnızca insanlar değildi; umut, çocukluk, güven ve insanlığın onuru da aynı toplu mezarlara gömüldü.
Bir annenin evladını yıllarca yalnızca bir kemik parçasıyla aramasını hangi cümle anlatabilir? Bir çocuğun, babasının mezarına değil de sadece adına sarılmasını hangi kelime açıklayabilir? Dilin sustuğu yerde gözyaşı konuşur. İşte Srebrenitsa, tam da böylesine sessiz; ama yankısı hiç dinmeyen bir ağıt.