Gözler bugün Erdoğan’da
New York’taki Türkevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken dış politikadan fon krizine kadar pek çok konuda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Amerika’dan döndü.
Ayağının tozuyla fon krizi toplantısı da yaptı.
Şimdi gözler bugün yapılacak kabine toplantısında.
Erdoğan Türkiye’nin gündemindeki hangi sorunlara nasıl yanıt verecek?
ABD’de F-35 görüşmeleri, KAAN motoru, F-16 gibi temel konular ile Gazze ve Hürmüz Boğazı vardı.
Türkiye’de ise vatandaşın önünde üç soru duruyor:
Pazara nasıl gideceğim?
Emekli maaşımla nasıl yaşayacağım?
Mazota gelen zam pazarda durmaz
Benzin ve motorinin litresine gelen zam üstüne zam, tarladan çıkan domatesin, hale taşınan patatesin, fırına götürülen unun nakliyesini nasıl etkileyecek?
Elbette önlenemeyen zamlar sonunda Türk halkının bütçesini vuracak.
Erdoğan’ın bugün açıklaması gereken yalnızca akaryakıt fiyatı değil, akaryakıt zammının gıda fiyatlarına geçmesini önleyecek somut tedbirlerdir.
Çiftçinin mazot yükü azaltılacak mı? Gıda taşımacılığının maliyeti için bir düzenleme yapılacak mı? Market rafındaki fiyat ile üreticinin eline geçen para arasındaki fark denetlenecek mi? Yoksa her zamdan sonra yine aynı cümleyi mi duyacağız:
“Fırsatçılara izin vermeyeceğiz”?
İzin vermemek yetmiyor. Vatandaş, sonucu kasada görmek istiyor.
Fon krizinde “kim olursa olsun” sınavı
Erdoğan, Türkevi’ndeki söyleşide fon sorununu sermaye piyasasının sınırlı bir alanıyla tanımladı; finansal sisteme ve ekonomiye yönelik genel bir risk bulunmadığını söyledi.
Ardından “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” sözünü verdi.
İşte bugün o cümlenin sınanacağı gün.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulduğunu; 37 şüpheliye yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini açıkladı. Soruşturmalar sürüyor.
Peki fonlara giren büyük paranın kaynağı da araştırılacak mı? Çıkış yapan paranın gittiği bütün hesaplar bulunacak mı? Siyasetçi, eski bakan, kamu görevlisi veya bunların yakınları söz konusu olduğunda
Erdoğan’ın söylediği “kim olursa olsun” ilkesi aynı kararlılıkla uygulanacak mı?
Borsa yatırımcısına “Sistem sağlam” demek önemlidir.
Sisteme güveni sağlayacak asıl şey ise işlem kayıtlarının incelenmesi, sorumluların belirlenmesi ve mağdurların hakkına ilişkin açık bir yol haritasıdır.
Ali Şekeroğlu’nun elindeki yazıyı gördünüz mü?
25 Eylül’de emekliler insanca yaşam ve seyyanen zam talebiyle Anayasa Mahkemesi önündeydi.
Emekli polis Ali Şekeroğlu da oradaydı.
Elindeki dövizde “Para için değil, onurumuz için” yazıyordu.
Şekeroğlu eylem sırasında yaşamına son verme girişiminde bulundu; hastanede hayatını kaybetti. Bu ölümü elbette tek bir nedene bağlayamam.
Ama devletin polisliğinden emekli olan yurttaşın geçim ve onur talebiyle bulunduğu yerde hayatını kaybetmesini siyasi gündemin dışına itemeyiz.
Emniyet Teşkilatı Sendikası, polislerin ekonomik ve sosyal sorunlarına dikkat çekmek için bugün öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakacağını duyurdu. Bir emekli polisin ölümü ve görevdeki polislerin çağrısı karşısında iktidarın vereceği yanıt nedir?
Emekli aylıkları, özlük hakları ve çalışma koşulları için hangi somut adım atılacak?
Ben de emekliyim. O eylemde olacaktım; doktor kontrolüm nedeniyle gidemedim. Ali’nin ölümünden beri düşündüğüm soru şu:
Elindeki “onur” yazısını devlet gördü mü?
Dış politika kadar içerideki hayat da gündemdir
ABD ile F-35 görüşmeleri önemlidir. Gazze’deki gelişmeler, Hürmüz’deki gerilim ve enerji güvenliği de önemlidir.
Ancak Hürmüz’deki gerilimin Türkiye’deki karşılığı, yurttaşın evine götürebildiği gıdadır.
Bugün Erdoğan’dan uzun bir gündem özeti beklemiyorum.
Üç açık yanıt bekliyorum:
Akaryakıt zammının gıda fiyatlarına yansımasını önlemek için ne yapacaksınız?
Fon soruşturmasında “kim olursa olsun” sözünüz siyasi bağlantısı bulunan herkesi kapsayacak mı?
Ali Şekeroğlu’nun ölümünden sonra emeklilere ve polislere hangi somut cevabı vereceksiniz?
Gözler bugün Erdoğan’da. Ama milyonların gözü konuşmasının süresinde değil, bu sorulara vereceği yanıtta.