“Yol ve dava arkadaşı” Gökçek için Erdoğan'dan yeşil ışık mı?

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Recep Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek’in siyasi yolları 27 Mart 1994 yerel seçimlerinin sonuçları ile kesişti.

İstanbul:

  • Refah – Recep Tayyip Erdoğan: %25,19
  • SHP – Zülfü Livaneli: %20,30
  • DSP – Necdet Özkan: %12,38
  • CHP – Ertuğrul Günay: %1,40

Üç sol adayın toplam %34,08 oy aldı. Erdoğan %25,19 ile belediye başkanı oldu.

Ankara:

  • Refah – Melih Gökçek: %27,34
  • SHP – Korel Göymen: %26,89
  • DSP – Ömer Faruk Sarıkaya: %7,76
  • CHP – Ali Dinçer: %2,09

Üç sol adayın toplamı %36,74 oy aldı. Gökçek %27,34 ile, Korel Göymen'in yalnızca 0,45 puan önünde belediye başkanı oldu.

Merkez sol bölünerek Erdoğan ve Gökçek’in Türk siyasetinde var olmalarının yolunu açtı.

Erdoğan, 12 Aralık 1997'deki Siirt mitingindeki sözleri nedeniyle, “Halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan mahkûm olup siyasi yasaklı hale geldi.

Yaklaşık 4 yıl başkanlıktan sonra 26 Mart 1999'da Pınarhisar Cezaevi'ne girdi, 24 Temmuz 1999'da tahliye oldu.

Bu süreçte Melih Gökçek tek bir gün dahi kendisini ziyaret etmedi.

Erdoğan, 14 Ağustos 2001’de AKP’yi kurdu.

Gökçek kurucular arasında yoktu.

11 Kasım 2001’de, kendi siyasi hareketini kurmak istediğini anlatırken Erdoğan'la hareket edip etmeyeceği sorusuna Gökçek şöyle yanıt verdi:

“Kesinlikle hayır. AK Parti'yle birlikte olmamız söz konusu değil”

Gökçek 23 Haziran 2002’de Demokrat Parti'ye katıldı.

3 Kasım 2002’de AKP tek başına iktidara geldi.

14 Ağustos 2003’te AKP'nin kuruluşunun 2. yıl dönümü töreninde Melih Gökçek resmen AKP'ye katıldı.

28 Mart 2004 yerel seçiminde 10 yıllık başkan olarak Gökçek AKP adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine girdi ve kazandı.

Mart 2015'te siyasi görev dağılımı şöyleydi:

Cumhurbaşkanı: Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan: AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü: Bülent Arınç

Davutoğlu hükümeti Öcalan’a “İzleme Heyeti” göndermek istiyordu.

20 Mart 2015'te Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki:

“Haberim yok, olumlu bakmıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı çıkan Arınç, hükümetin İzleme Heyeti'ni gerekli gördüğünü belirterek şöyle tepki gösterdi:

“Ülkeyi yöneten hükümettir, sorumluluk da hükümettedir.”

Arınç ise Erdoğan'ın açıklamalarına karşı tepkisini devam ettirdi:

“Kendi hissi beyanlarıdır. Cumhurbaşkanı'nın hükümeti ekran önünde eleştirmesini doğru bulmam. Cumhurbaşkanı'nı seviyoruz, gücünü biliyoruz. Ama unutmayın bu ülkede bir hükümet var.”

Bu tartışmaya aniden Gökçek de katıldı ve 23 Mart 2015’te Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı:

“Paralel yapı içinde hep bir laf dolaşıp duruyordu: ‘AK Parti’ye son anda öyle bir darbe vuracağız ki, altından kalkmaları mümkün olmayacak.’ Bizi içimizden vurmak istediler. Bülent Arınç ile vurdular. Arınç’ın çıkışı paralel yapının talimatıyla oldu. Başbakan Yardımcılığı ve hükümet sözcülüğünden istifa etmeli. Bülent Arınç seni istemiyoruz.”

Bu noktada dikkatinizi çekmek isterim.

15 Temmuz 2016’dan 15 ay önce Gökçek Gülen tarafından oluşturulan Paralel Yapı’nın hedefi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarıyor:

“AK Parti’ye son anda öyle bir darbe vuracağız ki, altından kalkmaları mümkün olmayacak.”

Başbakan Davutoğlu da Arınç da Erdoğan da Cumhuriyet Savcıları da Gökçek’in bu açıklamasını görmezden geliyorlar.

Arınç ise Gökçek dönemi için ilk suçlamayı çok sert şekilde yapıyor:

“Bu yapının kucağında oturmuş, bu yapıya Ankara'yı parsel parsel satmıştır.”

24 Mart 2015’te Arınç'ın açıklamasının hemen ertesi günü Mimarlar Odası Ankara Şubesi suç duyurusunda bulundu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Arınç ve Gökçek hakkında soruşturma başlattı. Ve Gökçek yönünden bu süreçte takipsizlik kararı verildi.

26 Nisan 2015’te ise Gökçek, CNN Türk'te Arınç'ın suçlamalarına cevap verirken itiraf etti:

“Paralel yapıya yardım ettiğim doğrudur.”

Savcılar bu kez sessiz kaldılar.

Kadir Topbaş 22 Eylül 2017'de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından sürpriz şekilde istifa etti.

Gerekçesi araştırılırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gökçek dahil AKP’li 6 belediye başkanının istifalarını istediği iddiaları haberlere yansıdı.

4 başkan istifa ederken Gökçek istifa etmeyerek direnmeye başladı.

17 Ekim’de Ahmet Hakan’ın canlı yayınına konuk olarak Tarafsız Bölge programında, “Erdoğan tarihi hata yaptı. 2019’da Ankara ve İstanbul’u kaybedecek” dedim.

18 Ekim 2017’de ise şöyle yazdım:

"Kim pes eder; Erdoğan mı Gökçek mi? Haklarında yüzlerce iddia bulunan belediye başkanları yargılanmaktan kaçırılırlarsa peşinen söyleyeyim ki, Erdoğan 2019 yerel seçiminde Ankara ve İstanbul’u kaybeder. Gökçek dosyası istifası ile kapanır mı?”

18 Ekim 2017'de Polonya dönüşü uçaktaki gazeteciler Erdoğan’a sordu

“Başkanlar istifa etmemekte direnirlerse ne olacak?”

Erdoğan dedi ki:

“Ben arkadaşlarımızın, öyle bir yola tevessül etmelerini düşünemem, düşünmek de istemem. Çünkü onun neticesi ağır olur.”

Bu sert uyarı sonrası 28 Ekim 2017’de 23,5 yıl sürdürdüğü başkanlıktan Melih Gökçek direnişe son vererek şu sözlerle istifa etti

“Benim davamda emir demiri keser. Sadece ve sadece... Recep Tayyip Erdoğan'ın talebini yerine getiriyorum.”

Gökçek 15 gün direnebildi ama “ağır netice” ile kastın yargılanma olduğunu anlayınca istifa etmek zorunda kaldı.

30 Ekim 2018’de Erdoğan, AKP'nin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Gökçek'in MHP'den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olabileceği iddiaları üzerine şunları söyledi.

“Melih Bey benim 94'ten beri yol ve dava arkadaşım. Bu yol ve dava arkadaşlığımızda bugüne kadar beraber geldik. Bundan sonra da beraber gideceğimizi zannediyorum.”

15 Kasım 2018’de, buzlar eridi. Erdoğan, Gökçek ile Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 1,5 saatlik gizli görüşme yaptılar. "Gökçek Erdoğan’dan yargılanmama sözü mü aldı? Gökçek’in 2019 yerel seçiminde ABB başkan adaylığı mı konuşuldu?" diye yazdım.

Ve 24 Eylül 2025 ‘te Ekrem İmamoğlu tutuklandıktan ve CHP'li belediye başkanları peş peşe cezaevine gönderilirken şunu yazdım:

Gökçek, Erdoğan hakkında; Erdoğan, Gökçek hakkında konuşsa inanıyorum ki kıyamet kopar. Melih Gökçek dönemi de incelensin. Var mısınız?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 29 Ağustos 2026'da Murat Ağırel kardeşimin ortaya koyduğu “Gökçek ailesinin yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktardığı” konusunda resen soruşturma başlattı.

Mart 1994’ten bugüne geçen süreye bakar mısınız?

32 yıl 5 ay 2 gün…

Bu 32 yıl 5 aylık sürenin 23 yıl 7 ay 1 gününde Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıydı.

Peki soruşturma, Gökçek’in 5 dönemlik belediye başkanlığını ve ailesinin mal varlığındaki değişimi de kapsayacak mı?

Unutulmasın ki;

Erdoğan, dava arkadaşları Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış’ı Yüce Divan’da yargılanmaktan kurtarmıştı.

Ticaret Bakanı iken aile şirketi ile ticaret yaparak fahiş fiyatla dezenfektan alan Ruhsar Pekcan’ı hizmetlerine teşekkür ederek görevden almış, hakkında soruşturma dahi açılmamıştı.

Peki o halde soruyorum:

Başlatılan bu soruşturma iznini “yol ve dava arkadaşı” Erdoğan mı verdi?

Önceki dosyalarda olduğu gibi bu soruşturma da “takipsizlik” kararı ile kapatılacak mı?