Gökçek dosyası açılırsa kimlere dokunur?
Melih Gökçek'i ANAP'ta siyasete başladığı ilk adımdan bugüne kadar gazeteci olarak yakından izledim.
Keçiören Belediye Başkanlığını, milletvekilliğini, Refah Partisi'ne geçişini, 1994'te Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesini, Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nden sonra AKP'ye geçişini, beş kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesini ve 28 Ekim 2017'de Recep Tayyip Erdoğan'ın talebi üzerine istifa etmesini yaşadım, izledim, yazdım.
Kendisini defalarca televizyon programlarımda konuk aldım ve haberlerde de yer verdim.
Bugün yazacaklarım, son birkaç günde ortaya çıkan iddiaların derlemesi değildir.
ANAP yıllarından bugüne kadar tanık olduğum, araştırdığım, yazdığım ve arşivlediğim Melih Gökçek hakkındaki gazetecilik arşivimin sadece bir bölümüdür.
İhaleler, imar değişiklikleri, belediye şirketleri, siyasi ve ticari ilişkiler, ailesi, hakkında yapılan suç duyuruları, açılan soruşturmalar, verilen takipsizlik kararları ve kamuoyuna yansıyan mal varlığı tartışmaları...
Elbette bunlar iddiadır ve soruşturulması gereken ciddi iddialardır.
Nitekim baba oğul Gökçek’ler yargı aşamasına destek mesajları da yayınladılar.
Ben hüküm vermiyorum.
Gazeteci olarak soruyorum:
Gökçek dosyası gerçekten açılırsa kimlere dokunur?
Çünkü bugün çok önemli bir gün.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 29 Ağustos'ta Melih Gökçek hakkında, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine resen soruşturma başlattı.
Soruşturmayı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu yürütüyor.
Gazeteci Murat Ağırel tanık sıfatıyla ifade verdi ve elindeki bilgi ve belgeleri savcılığa sundu.
Melih Gökçek ise bugün saat 16.00'da şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Başsavcılığa çağrıldı.
Şimdi temel soru şudur:
Savcılık yalnızca Almanya'daki paranın kaynağını mı araştıracak, yoksa para izini geriye doğru takip ederek Gökçek'in 23,5 yıllık Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine de girecek mi?
Girerse karşısına dev bir arşiv çıkacak.
KILIÇDAROĞLU 2008'DE DOSYAYI AÇTI
Dönemin CHP Grup Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Aralık 2008'de Gökçek hakkında çok önemli iddiaları kamuoyunun gündemine taşıdı.
Doğalgaz sayaçlarından başladı.
EGO'nun ön ödemeli doğalgaz sayaçlarını 224,5 dolara aldığı ve Ankaralıların bu sayaçlar için toplam 138 milyon dolar ödediği iddiasını gündeme getirdi. 2004'te doğalgaz aboneliğini yenileyenlerden alınan 150 doların EPDK'nın iade kararına rağmen neden geri ödenmediğini sordu.
Bir milyon metreküpün üzerinde gaz tüketen serbest tüketicilerden 14 milyon 712 bin YTL fazla bedel alındığını iddia etti.
Ardından Ergenekon dosyasında bulunduğunu söylediği, SESAR adlı danışmanlık şirketinin Gökçek adına kestiği 354 bin YTL'lik faturanın kim tarafından ödendiğini sordu.
Ve 11 Ocak 2009'da Gökçek'e seslendi:
“Melih Gökçek şu mal varlığını açıkla da ikinci dosyayı açalım.”
Aradan 17 yıl geçti.
Bugünkü soruşturmanın merkezinde yine aynı soru var:
“Para nereden geldi?”
BÜLENT ARINÇ BOMBASI
23 Mart 2015'te bu kez dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç konuştu.
Gökçek hakkında tarihe geçen şu suçlamayı yaptı:
“Ankara'yı parsel parsel satmıştır.”
Bu söz bir muhalefet milletvekilinden değil, Gökçek'le aynı siyasi iktidarın Başbakan Yardımcısından geliyordu.
Arınç'ın açıklamasından sonra Gökçek hakkında soruşturma açıldı ve takipsizlik kararı verildi.
Ancak benim gazetecilik arşivimde “parsel parsel” tartışmasını sorgulamayı gerektiren çok sayıda dosya var.
ESKİ EGO GARAJLARI
Yenimahalle'deki eski EGO garajlarının bulunduğu 124 dönümlük arazi Emlak Konut GYO'ya geçti.
Emlak Konut'un 8 Mayıs 2015'te yaptığı gelir paylaşımı ihalesini Fatih Erdoğan'ın Pasifik İnşaatı ile Ziya Aydın'ın Çiftay İnşaat ortaklığı kazandı.
Muhammen bedel 622 milyon liraydı. Ortaklığın teklifi 1 milyar 258 milyon lirayı aştı. Projenin öngörülen toplam satış geliri ise 4 milyar 194 milyon liraydı.
Bugünkü Merkez Ankara projesi o arazi üzerinde yükseldi.
Gazeteci olarak soruyorum:
Melih Gökçek bu araziyi Emlak Konut'a hangi bedel ve koşullarla devretti, imar hakları hangi aşamada ve nasıl belirlendi?
Gökçek kat karşılığı verseydi ABB ne kadar para kazanırdı?
ANKARA'NIN İMAR HARİTASI
Bir başka isim Hasan Kartal.
Has-Kar Harita Kadastro'nun kendi kayıtlarında Yapracık, Beytepe, Bağlıca, Şehitali, Çiçektepe-Yenipeçenek, Angora Evleri başta olmak üzere Ankara'nın önemli gelişme bölgelerinde yaptığı çalışmalar yer alıyor.
Şirket yalnız planlama değil, halihazır harita, parselasyon ve imar uygulaması işleri de yaptı.
Soruyorum:
Gökçek döneminde Ankara'nın değerli gelişme bölgelerinde planlama ve imar çalışmaları yapan Has-Kar veya bağlantılı şirketleri aynı bölgelerde arazi ve yatırım sahibi oldu mu?
Melih Gökçek ya da ailesi Kartal'ın inşaatlarından kaç daire aldı?
Araştırılması gereken budur.
“TERZİ SEYFİ”
Gökçek döneminin önemli isimlerinden biri de Ankara siyasetinde “Terzi Seyfi” olarak tanınan Seyfi Saltoğlu'ydu.
Yaklaşık 23 yıl belediye meclis üyeliği yaptı; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanvekilliği ve Belediye Meclisi Başkanvekilliği görevlerinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın 2009'da açıkladığı belgelere göre Saltoğlu'nun biri villa 7 evi ve 10 arsası, oğlu Hakan Saltoğlu'nun da 5 arsası bulunuyordu.
Taşınmazların bir bölümünün Aşağıyurtçu, Ballıkuyumcu, Susuz, Yapracık ve Keçiören-Pursaklar çevresinde bulunduğu açıklandı.
Bunlar Oktay Vural'ın iddialarıdır.
Soruyorum:
Bu gayrimenkuller hangi tarihlerde, hangi bedellerle edinildi?
MEDYA, BELEDİYE VE ANKARAGÜCÜ
Gazeteci Nuri Elibol'u da yıllardır tanırım.
İhlas Medya Grubu Ankara Başkanlığı ve Türkiye gazetesi Ankara temsilciliği yaptı, TGRT'de programlar hazırladı.
Aynı zamanda Ulubol İnşaat Hafriyat şirketini kurdu.
Ulubol, Dikmen Vadisi'nden Konya-Samsun Yolu'na, Kurtboğazı-İvedik hattından çeşitli altyapı ve asfalt işlerine kadar belediyenin çeşitli projelerinde yer aldı.
Nuri Elibol, Ahmet Gökçek'in başkan olduğu MKE Ankaragücü yönetim kurulunda da görev yaptı.
Dönemin kayıtlarına göre Elibol, Ankaragücü'ne şahsen 8 milyon 253 bin 990 lira borç verdi. Ulubol şirketinin de kulüpten 2 milyon 436 bin 429 lira alacağı bulunduğu açıklandı.
Soruyorum:
Bir medya yöneticisi nasıl aynı zamanda belediyenin projelerinde iş yapan müteahhit, Gökçek'in oğlunun başkan olduğu Ankaragücü'nün yöneticisi ve kulübün finansörlerinden biri oldu?
YILDIZ KULE DOSYASI
Benim yıllar önce bizzat araştırıp yazdığım en çarpıcı dosyalardan biridir.
Dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın damadı Mustafa Çubuk ile ortağı Bülent Sungur'un Çankaya'daki eski bir sinema binası belediyeye verildi.
Karşılığında Dikmen Vadisi'nin sonunda, Turan Güneş Bulvarı üzerindeki çok değerli belediye arsasının yüzde 70'ine ortak oldular.
Belediye Meclisi kararı 26 Kasım 2007, encümen kararı 14 Şubat 2008 tarihliydi. Tapu devri 18 Temmuz 2008'de yapıldı.
Mustafa Çubuk, Haşim Kılıç'ın kızı Ayşe Tuba Kılıç ile 19 Nisan 2008'de evlenmişti. Nikâhı Melih Gökçek kıydı.
Takas edilen arsaya daha sonra 33 katlı Yıldız Kule ve ticari alan hakkı verildi.
AKP'nin kapatılması davasında Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz 2008'de, yani tapu devrinden yalnızca 12 gün sonra karar verdi.
Altı üye AKP'nin kapatılması yönünde oy kullandı. Kapatma için yedi oy gerekiyordu.
Haşim Kılıç kapatılmaması yönünde oy kullandı.
Gerekli yedinci oy çıkmadı ve AKP kapatılmadı.
Bu iki olay arasında hukuken kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu söylemiyorum.
Ancak gazeteci olarak yıllar önce sorduğum soruları bugün de soruyorum:
Bu çarpıcı takvim bütün yönleriyle araştırıldı mı?
Gökçek, tek taş yüzük değerindeki bu arsayı neden ABB lehine kat karşılığı vermedi?
ABB bu işten ne kazandı ne kadar para kaybetti?
28,2 MİLYAR LİRALIK İHALE HAVUZU
ABB, ASKİ ve EGO'nun Ocak 2010-Nisan 2019 dönemindeki 4 bin 331 ihalesinin yüzde 42'sinde pazarlık yöntemine başvurulduğu açıklandı.
324 büyük ihalenin 2020 yılına göre güncellenmiş değerinin 28 milyar 242 milyon 117 bin lira olduğu ve bu ihalelerin önemli bölümünün 20 şirkette toplandığı bildirildi.
Bunlardan biri Söğüt İnşaat.
Şirketin sahibi Mustafa Akan.
Söğüt İnşaat'ın sekiz büyük belediye ihalesinin 2020'ye göre güncellenmiş değerinin yaklaşık 12,3 milyar lira olduğu bildirildi.
Yani 28,2 milyarlık havuzun yaklaşık yüzde 44'ü.
Özellikle vurguluyorum:
Bunlar ihale tarihlerindeki nominal bedeller değil, 2020 yılına göre güncellenmiş değerlerdir.
BİR İŞ İNSANI, SEKİZ ŞİRKET, 140 İHALE
Ali Okan Çam dosyası da dikkat çekicidir.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir'in TBMM'ye taşıdığı verilere göre Ali Okan Çam'ın sahibi, yöneticisi veya ortağı olduğu şirketler ASKİ'den 140 ihale aldı.
Toplam bedel:
399 milyon 637 bin 813 lira.
Güvenlikten medya hizmetlerine, fidan alımından su bardağı paketlemeye, elektronik arşivlemeden araç kiralamaya kadar çok farklı işler...
Savcılık isterse ihale kayıtları ortada.
KORKUTATA AİLESİ
Eski milletvekili Hüsamettin Korkutata'nın oğulları Serkan ve Fuat Korkutata ile bağlantılı şirketlerin 2013-2017 arasında ABB ve ANFA'dan 56 ihale aldığı ve toplam tutarın yaklaşık 256 milyon liraya ulaştığı ileri sürüldü.
Binko, Ayaz Taahhüt, Elit Kent Mobilyaları, Koru Grup, Poyraz İmar, Zencefil ve SD Hazır Yemekçilik gibi şirketlerin adları bu dosyada yer aldı.
Göksu Parkı, Mogan Parkı ve Harikalar Diyarı'ndaki bazı tesislerin işletilmesine ilişkin iddialar da kamuoyuna yansıdı.
ANKAPARK: 801 MİLYON DOLAR
Ve elbette Ankapark.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin açıkladığı son maliyet hesabına göre Ankapark için yapılan harcamaların toplamı yaklaşık 801 milyon dolar.
Yıllarca Ankapark ihalelerindeki usulsüzlük ve kamu zararı iddiaları; oyuncakların seçilmesinden teknik şartnamelere, kullanılmadan bekletilen ekipmanlardan işletme ihalesine kadar pek çok konu tartışıldı ve soruşturma dosyalarına girdi.
Bazı dosyalarda soruşturma izinleri tartışıldı, bazılarında takipsizlik kararları verildi.
Ama yaklaşık 801 milyon dolar harcanan Ankapark bugün ortada.
Soruyorum:
Bu kadar büyük kamu kaynağının nasıl harcandığı bütün yönleriyle araştırıldı mı?
BELBETON
Belediye şirketi BELBETON 2012'de 12,5 milyon dolara özelleştirildi.
Şirket için ilk değerleme çalışmalarında yaklaşık 29 milyon dolarlık asgari değer belirlendiği, buna rağmen 12,5 milyon dolara satıldığı ileri sürüldü.
Daha sonra şirketin belediyeden çok sayıda ihale aldığı da kamuoyuna yansıdı.
Soruyorum:
Yaklaşık 29 milyon dolar değer biçildiği ileri sürülen belediye şirketi neden 12,5 milyon dolara özelleştirildi?
ANKARASPOR / OSMANLISPOR VE HAFRİYAT
Gökçek döneminde belediyenin hafriyat döküm sahalarından elde ettiği gelir ile bu işin Ankaraspor/Osmanlıspor üzerinden yürütülmesi yıllarca tartışıldı.
Dosyaya yansıyan bilgilere göre hafriyat işi ANFA üzerinden Osmanlıspor'a verildi ve kulüp işi daha yüksek bir bedelle başka bir şirkete devretti.
Bu şirketin Gökçek'in korumalarından birinin olduğu iddiası çok yaygındı.
Bilirkişi incelemelerinde Osmanlıspor'un bu işlemden yaklaşık 6,5 milyon lira gelir elde ettiği belirtildi.
Mustafa Tuna döneminde sistem değiştirildi ve hafriyat işi yeniden belediyeye döndü.
Tuna, belediyenin hafriyat gelirinin Gökçek dönemindeki aylık yaklaşık 30 bin lira düzeyinden, iş belediyeye döndükten sonra aylık ortalama 15 milyon liraya yükseldiğini açıkladı.
Soruyorum:
Bu olağanüstü gelir farkının hesabı soruldu mu?
NEVİN GÖKÇEK VE SOS VAKFI
Nevin Gökçek'in onursal başkanlığını yaptığı SOS Vakfı'na belediyeye ait çeşitli taşınmazların piyasa değerinin altında kiralandığı ileri sürüldü.
Kocatepe Kültür Merkezi'nden Çamlıdere Ankara Evi'ne, otoparklardan başka belediye taşınmazlarına kadar çeşitli yerler bu ilişkinin konusu oldu. Bazı taşınmazların üçüncü kişilere yeniden kiralandığı da iddialar arasındaydı.
Bu taşınmazlar hangi koşullarla tahsis veya kiraya verildi, belediyenin zararı oldu mu?
PARA ALMANYA'YA NASIL GİTTİ?
Ve geldik bugünkü soruşturmaya.
Gökçek ailesinin Almanya'da kurduğu HAMAG şirketi üzerinden yapılan gayrimenkul yatırımları ve yurt dışına aktarıldığı ileri sürülen paralar Murat Ağırel'in araştırmalarıyla kamuoyunun gündemine geldi.
Ağırel, elde ettiği Alman şirket kayıtlarını ve diğer belgeleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdi.
Gökçek ise iddiaları reddetti; şirketin kuruluş amacı ve yatırımların finansmanına ilişkin açıklamalar yaptı.
Şimdi artık söz savcılıkta.
Ve soru son derece basit:
“Para nereden geldi? Kaynağı kimdir?”
Melih Gökçek bugün saat 16.00'da şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na çağrıldı.
Savcılık Almanya'daki şirket ve gayrimenkullerin finansmanını araştırırsa, bu kadar iddia varken sadece bir dosyayı araştırmış olur.
Ama paranın izini geriye doğru sürerse karşısına 23,5 yıllık Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemi, yüzlerce ihale, imar kararları, belediye şirketleri, Ankapark, Ankaraspor/Osmanlıspor'un hafriyat işi, vakıflar, dönemin belediye yöneticileri ve belediyeden büyük işler alan şirketler çıkacaktır.
Tekrar vurguluyorum:
Bu yazıda yer alanların bir bölümü resmi kayıtlara, bir bölümü bilirkişi ve müfettiş raporlarına, bir bölümü suç duyurularına, bir bölümü siyasi iddialara ve gazetecilik araştırmalarına dayanıyor.
Bazıları hakkında takipsizlik kararları da verildi.
Ama bugün önümüzde yeni bir soruşturma var.
Ve benim ANAP yıllarından bugüne uzanan gazetecilik arşivimin sonunda soracağım soru şudur:
23,5 yıllık Ankara dönemi de açılacak mı?
Gökçek ailesinden dönemin belediye yöneticilerine, ihale komisyonlarından belediyeden büyük işler alan şirketlere kadar para ve ihale ilişkilerinin izi sürülecek mi?
Ve en önemlisi:
Savcılık paranın yalnızca nereye gittiğini değil, nereden geldiğini de araştıracak mı?
İşte o zaman...
Gökçek dosyası gerçekten açılmış olur.
EN ÇARPICI SORU ŞUDUR:
Yoksa 12 Eylül darbecilerinin gençleri idam etmek için uyguladıkları “Bir sağdan bir soldan asalım” anlayışı AKP iktidarı için de geçerli mi olacak?
Demem o ki;
Madem biz Melih Gökçek dosyasını yargıya taşıdık, o halde Mansur Yavaş hakkındaki dosyaları da yargıya taşımak zorundayız.
Eğer niyet buysa meydan okuma Darbeci Evren ile aynıdır:
“Bir sizden bir bizden…”
Erdoğan'ın Fethullah Gülen'in iadesi ile rahip Brunson konusunda söylediği söz de akla gelir değil mi?
“Ver papazı, al papazı...”