Seni zindandaki esaretten kurtaran CHP'ye vefasızlık etme Balbay

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Hafıza-i beşer nisyan ile malul olabilir ama bu milletin, bu mesleğin, o günlerin ve Cumhuriyet Halk Partisi tabanının hafızası asla unutmaz.

Neymiş efendim? Balbay canlı yayında aynen şöyle diyor:

“Hiç dilemiyorum tabii ki, CHP kapatılsa herkes bir araya gelir, herkes yepyeni bir yol tutardı, orada bir akıl birliği oluşacaktı...”

Televizyondaki en son canlı yayınında hiçbirimizin aklına dahi getiremeyeceği bu akıllara zarar cümleyi kuran Mustafa Balbay’a bir ağabeyi ve o günlerde özgürlüğü için mücadele eden bir meslektaşın olarak açık ve net sormak zorundayım:

Sen dün neredeydin, bugün neredesin?

Sevsinler senin "Hiç dilemiyorum tabii ki" samimiyetini Balbay!

İnsan dilemediği, istemediği, aklının ucundan dahi geçirmemesi gereken bir felaketi nasıl olur da ekranlarda bir siyasi alternatif, bir "akıl birliği" fırsatı gibi ambalajlayıp toplumun önüne koyar?

Dilemediğin şeyin altını niye çizersin, aklına bile gelmemesi gereken bir kepazeliği niye "yepyeni bir yol" diye pazarlamaya kalkarsın? Akıl alacak gibi değil!

Öncelikle şu çizgiyi çok net çizelim Balbay:

Kemal Kılıçdaroğlu’na hadi vefasızlık yaptın diyelim...

Ancak CHP'nin kapatılma ihtimalini konuşmak, hatta bundan bir "akıl birliği" çıkaracağını sanmak sadece vefasızlık değildir!

Seni sen yapan, seni zindandan çekip çıkararak siyasetçi yapan ve bağrına basan asırlık çınar CHP'ye saldırmandır asıl sorun!

CHP'nin kapatılmasını istemek veya bunu bir olasılık olarak ekranlarda dillendirmek Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine ihanet, CHP'ye ise haksızlık etmektir.

Yeni Parti’yi de Özgür Özel’i de Ekrem İmamoğlu’nu da destekleyebilirsin, övebilirsin; her türlü, hatta aşırı desteği de verebilirsin.

Hatta AKP’ye bile transfer olabilirsin.

Ama Balbay; sen hem bu asırlık çınara hem de siyasette eşi benzeri neredeyse görülmemiş tarihi bir destekle seni Meclis'e taşıyan Kılıçdaroğlu’na düşmanlık yapamazsın asla yapmamalısın!

Bu saldırıyı CHP’ye yapacak en son kişi sen olmalısın bir yana; bu hücumları yapanların karşısına ilk dikilecek, göğsünü ilk siper edecek kişi sen olmalıydın.

Artık tarafsız bir gazeteci gibi konuşamazsın; sen milletvekilliği yapmış bir siyasetçisin ve tarafsız değil, Yeni Parti'den yana tarafsın sevgili kardeşim Balbay.

Facebook'ta tutuklandığınız ilk günlerde açtığım: "MUSTAFA BALBAY, TUNCAY ÖZKAN VE GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK..." sayfasında gün gün tahliyeniz için yürüttüğüm kampanya tahliye olduğunuz güne kadar sürdü.

Bak sana Facebook arşivimden birkaç fotoğraf koyayım da o günlerini hatırlatayım:

İşte benim meslektaşlarıma gösterdiğim dayanışma da budur Balbay!

Günlerce "Esarete Son" yazarak siyaseten esir tutulduğunuzu vurguladım rtuk.tv haber sitemden açtığım özel sayfada ve siyaset.tv haber sitemden yaptığım kesintisiz yayınlarla.

Hem de AKP iktidarının el koyulması ile işsiz kaldığım 9 yıl içinde kurduğum haber sitelerinden verdiğim desteği.

Senin ve Tuncay'ın özgürlüğü için mesleki namusumuzu ve vicdanımızı ortaya koyduk. Unutabilir misiniz o günleri?

Peki Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ne yaptı?

2011’de seni İzmir 2. Bölgeden milletvekili adayı yapıp millet iradesinin zırhına kavuşturdu.

Özel yetkili mahkeme tahliyeni hukuksuzca reddettiğinde; Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP grubu Meclis’te tarihi yemin boykotunu başlatıp devleti kilitledi!

O tarihi direniş olmasaydı; sen o zindandan çıkıp 10 Aralık 2013’te Meclis kürsüsünde alkışlar eşliğinde o yemini edebilir miydin?

Sana o günlerde "milli iradenin ve Cumhuriyetin onuru" diyerek sahip çıkan bir partiye, bugün mahkeme koridorları ve "kapatılsa" fantezileri üzerinden yön çizmeye çalışmak hangi vicdana, hangi siyasi ahlaka sığar?

Sözün özü sevgili Balbay:

Vefa sadece İstanbul’da bozacısıyla ünlü bir semtin adı değildir!

Vefa; seni zindandan çıkaran iradeye, senin için sokaklarda coplanan fedakâr CHP örgütüne ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan bu ulu çınarın hukukuna sahip çıkmaktır.

Sana düşen hem Cumhuriyet Halk Partisi’nden hem de Kemal Kılıçdaroğlu’ndan özür dilemek ve bir daha, partiyi yaralayan bu tür absürt konuşmalar yapmamaktır.