Oyun içinde oyun…

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazar
Tüm Yazıları

Sarıgül’lerin “Kara Kaplı Dosyası” bir ucundan açıldı, ya…

Vaktiyle, üzerine adeta beton dökülen “Deniz Baykal’a Suikast” iddiası da tam 16 yıl sonra -bir zahmet- gündeme geldi.

***

Yazarınız, geçmiş senelerde defalarca mevzubahis iddiayı ve bu minvalde yaşanan tuhaf hadiseleri sütununa taşımıştı.

Amma velakin…

Filmin adı, her daim olduğu gibi “Gözleri Tamamen Kapalı” idi!

***

Kamuoyu, bu mevzudan 8 Mayıs 2010 tarihinde dönemin CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın açıklamasıyla haberdar olmuştu.

-Baykal kasetinin yayınlanmasından bir gün sonrasıydı!

***

Basın toplantısında, kaset operasyonuna hiç değinmeyen Önder Sav…

“Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün, CHP lideri Deniz Baykal’a suikast düzenlenmesi için bir suç örgütü liderine talimat verdiğine dair ihbar mektubunun İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderildiğini” açıklıyordu.

İddiaya göre, “Deniz Baykal’ın, 13 Nisan 2010’da saat 18.30’da AB Komiseri Stefan Füle ile görüşmesinden hemen önce iki dizinden vurulması için talimat verilmişti!”

Önder Sav “Sonra, ne olduysa, 13 Nisan günü saat 16.15’te suikast planının ertelendiği telefonla bildirildi” diyordu.

***

Ezcümle: Sav “CHP yönetiminin, bir ihbardan yola çıkarak hangi konularda ne tür saldırılarla karşı karşıya bulunduğu hususunu paylaşmak istediklerini” vurguluyordu.

Mustafa Sarıgül ise hakkındaki iddia için “Hem komik hem de çirkin bir iftira” karşılığını veriyordu.

ACABA?

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne 15 Nisan 2010’da “Baykal’a yönelik suikast” ihbarını yapan mı; genç iş insanı Kahraman Şeref Kasap’tı.

Ancak: Kasap’ın ihbarı, ilgili Emniyet görevlilerince göz ardı edilerek Cumhuriyet Savcılığı’na tam yirmi bir gün boyunca bildirilmemişti!

-Sahi, bu gecikmenin sebebi neydi?

***

Nihayetinde, 6 Mayıs 2010’da Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca soruşturma başlatıldı…

Buraya dikkat buyurunuz:

Soruşturma açılmasının üzerinden bir tam gün bile değil, saatler geçtikten sonra -6 Mayıs’ı 7 Mayıs’a bağlayan gece yarısı- yayınlandı, Baykal’ın malum video görüntüleri!

Görüntüler, önce ABD’deki bir internet sitesinde sahne aldı; kısa bir süre sonra da Y.D. adlı Paralel Yapı’nın aparatı sözde gazetecinin haber sitesinde paylaşıldı.

***

Anılan “gazeteciye” videoyu gönderen Fetullahçı Cevheri idi!

O dönemde, bu Cevheri adlı şahıs, Star gazetesinin “Ankara Haber Müdürü” sıfatını taşıyordu.

***

Cevheri’yi bu göreve getiren kişi, bir başka deyişle dönemin Star “Ankara Temsilcisi” kimdi?

Mevzubahis kişi, Baykal’a operasyondan on üç ay sonra yani 12 Haziran 2011’de vekil seçildi!

TERSYÜZ SÜRECİ

Baykal kasetinin patlatılmasını müteakip suikast iddiası da gündemden düşmüştü.

İhbar olayının soruşturulması tuhaf bir şekilde geciktirilmiş, sonrasında mevzu beklemeye bırakılmış ve neticede suikast hazırlığı iddiasının üzeri örtülmüştü.

***

Üstelik, ihbarı yapan Kahraman Şeref Kasap, kısa bir süre zarfında “hedefe konulan kişi” haline gelmişti, getirilmişti!

Dahası vardı…

Baykal’a yönelik suikast hazırlığına dair ihbarı elektronik posta yoluyla gönderen Kasap’ın Emniyet’teki ifadesinde “Suikast iddiasını, intikam için uydurdum” dediğine dair bir haber medyada yer aldı. (Hürriyet, 13 Mayıs 2010)

Deniz Baykal ise 10 Mayıs’ta CHP Genel Başkanlığından istifa etmişti.

***

Sonrasındaki gelişmeler de dikkate alındığında, Kahraman Şeref Kasap’ın Emniyet’te verdiği ifadenin “baskıyla, zorla” veya “tehditle” alındığına dair bir kanaat oluşuyordu.

***

Bir sene sonra, bir başka gelişme daha yaşandı!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2011/1544615 numaralı soruşturmaya “kamu tanığı” sıfatıyla müdahil olan Kasap, mahkemeye sunduğu dilekçesinde “Elektronik posta ile yaptığı ihbarın tam 21 gün boyunca İstanbul Emniyeti’nce savsaklandığına” dikkat çekti.

***

Kahraman Şeref Kasap, Önder Sav’ın 8 Mayıs 2010’daki basın açıklamasında “aslında ne yaptığı” hususunda da çarpıcı bir değerlendirmeye imza atıyordu:

“Önder Sav, basın toplantısında -bir şekilde ulaştığı veyahut ele geçirdiği- soruşturma dosyasının en önemli ve tek bilgi kaynağı olan elektronik posta ihbarının içeriğinin tamamını kamuoyuna açıkladı…

Dolayısıyla, ihbarda adı geçen kişilere ve yakınlarına ihbarla ilgili bir soruşturma başlatıldığını haber vermek suretiyle CMK’nın 157. Maddesinin 1. Fıkrası hükmüne aykırı hareket ederek soruşturmanın gizliliğini ihlal etti…

Böylelikle, ihbarda isimleri geçen şüphelilerin ihbar konusu olayla ilgili suç delillerini karartmalarına imkân sağladı.”

***

Kahraman Şeref Kasap, 2017’de sonuçlanan Deniz Baykal’a suikast ihbarı davasında beraat etti.

***

Yeri gelmişken…

Suikast İhbarı Davası’nın soruşturması kapsamında görev yapan Emniyet müdürlerinin, 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü sonrasında tutuklandıklarını hatırlatalım.

TERS MANYEL

30 Temmuz 2026’da CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen Önder Sav’ın, 7 Mayıs 2010 tarihindeki kaset operasyonunun ardından izlediği stratejiyi bir başka söyleyişle “ikili oynama” politikasını da not edelim.

8 Mayıs 2010’daki basın toplantısında Deniz Baykal’a yönelik suikast ihbarını dile getirirken; bir yandan, sanki Deniz Bey’i destekliyormuş gibi yapıyordu…

Diğer taraftan da Mustafa Sarıgül’ün itham edildiği ihbarın sahibi Kasap’ın 2011’deki değerlendirmesine neden olan bir “Ters Manyel” hareketi çekiyordu!

SİYASİ HANÇER

Deniz Baykal, istifasının ardından parti teşkilatına egemen durumdaki -ziyadesiyle güvendiği- Önder Sav’ın desteğiyle “partililerin kendisini tekrar bu göreve davet edeceklerini” hesaplıyordu; ancak, yanılıyordu.

***

Baykal’ı siyaseten hançerleyen Sav, perde arkasında Kemal Kılıçdaroğlu’nu hazırladı…

Önce ona “Aday değilim” dedirtti; sadece bir gün sonra da “Adayım” açıklamasını yaptırdı!

***

Önder Sav, bu aşamada izlediği “stratejiyi” Kılıçdaroğlu’nun Yeni Genel Başkan seçildiği CHP Kurultayı’ndan aylar sonra bir internet sitesindeki röportajda “ballandırarak” anlattı!

O söyleşide, stratejisiyle o denli övünüyordu ki; bir tek “Ben neymişim, be abi!” demediği kalmıştı.

MEN DAKKA DUKKA

Önder Sav’ın işbu “gururlanması” veya “sevinci” kısa sürdü:

-Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kasım 2010’da Sav’ı tasfiye etti!

***

Rahmetli Baykal, 17 Nisan 2014’te Bilkent’te yaptığımız uzun bir sohbette “Kemal, beni partide tecrit etti” diyordu!

***

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, vaktiyle “Grup Başkan Vekili” seçtirdiği Özgür Özel…

2023 Mayıs’ında, Genel Başkan’ını güya “Cumhurbaşkanlığı makamına uğurlarken!” gözyaşlarını tutamıyordu!

Bunun “Timsah Gözyaşları” olduğu ise pek fazla geçmeden anlaşılacaktı…

“Eko Sistem” destekli Hususi Bey, sadece birkaç ay sonraki “Şaibeli Kurultay”da Kemal Bey’i mağlup etti.

***

Mutlak Butlan kararıyla iki buçuk yıl sonra CHP’nin başına dönen Kılıçdaroğlu mu; Özel destekçileri tarafından “Hain Kemal” diye suçlandı…

CHP’den koparak Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel, eski Genel Başkanı’na her fırsatta laf vurmaya, ateş püskürmeye devam ediyor; zoraki tokalaşırken yüzüne bile bakmıyor.

“Sakin Güç” kıvamındaki Kemal Bey ise politik ağını germeyi sürdürüyor; onun günümüzdeki çok farklı konuşlanmasının “muharrik gücü” hakkında Özel’in isabetli bir tespit yaptığını söyleyemeyiz!

ON İKİ SENE SONRA: İKİSİ DE CHP’DE DEĞİL

Paralel’den destekli Mustafa Sarıgül, 30 Mart 2014’te yapılan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini kaybetti.

Böylelikle, ikinci siyasi meydan okuması da berhava oldu.

***

Büyük Sermaye’nin namı hesabına “seçim topuna girenler” arasında, dönemin CHP Genel Başkan Başdanışmanı Caydın Cayaydın da vardı…

-Öyle ki, Paralel STV’de Sarıgül için bir görüşme yapmıştı!

Uzun yılların CHP’lisi Mister Cayaydın…

2023’ten bu tarafa iktidar partisinde bir tür ‘Truva Atı’ olarak konuşlandı; kızı, AK Parti’den vekil seçildi.

SOLAN SARIGÜL’LER

Kısa süre önce, Sarıgül’ün iki oğlu ve eski eşi tutuklandı.

Hakkında “muhtelif skandallardan” bahsedilerek yürüyen tartışmanın, daha çok su götüreceği anlaşılıyor.

2005’te Baykal’ı devirmeye çalışırken kaybeden “Komprador Burjuvazi’nin Sarıgül’ü” Mustafa Bey için asıl çöküş sürecinin şimdilerde başladığı yorumları yapılıyor.

***

Sarıgül’ün, 2010’da Deniz Baykal’ı “iki dizinden vurdurtmak istediğine” dair çarpıcı iddia…

Her ne kadar, aradan on altı sene geçtikten sonra yeniden gündeme gelse de…

Bundan sonrasında, yine karanlıkta kalmaya devam edecek gibi görünüyor.