Müfredat güncellendi, güvenlik beklemede

Nazife Mert

Nazife Mert

Çocuk Gelişimi Uzmanı
Tüm Yazıları

Bir gün önce kendi ayaklarınla girdiğin okuluna, ertesi gün tabutla getirilmek… Mekânın cennet olsun Fatma Nur Hocam.

“Bize bir harf öğretene kırk yıl köle oluruz” diyen bir kutsallıktan, ne ara öğretmenine gözünü kırpmadan saldıran, hatta öldüren bir nesle geldik? Fatma Nur Çelik, öğrencisi tarafından öldürülmüş bir isimden çok; eğitimin tam ortasına düşmüş bir çığlık. Bu çığlık duyulmazsa, yarın başka bir sınıfta, başka bir okulda farklı bir öğretmenin adı manşet olur. Ve biz yine birkaç gün konuşur, sonra unuturuz.

En kötüsü de unutmak değil mi?

Türkiye’de okul, uzun zamandır sadece akademik performansın ölçüldüğü bir yarış alanına dönüştü. Sınav başarısı konuşuluyor, proje sayıları paylaşılıyor, istatistikler açıklanıyor. Peki ya güvenlik? Ya psikolojik dayanıklılık? Ya öğretmenin korunması?

Öğretmen sınıfa girdiğinde çoğu zaman yalnızdır. Elinde kalemi, karşısında onlarca farklı hikâye… Ekonomik sıkıntılarla boğuşan aileler, dijital dünyada kontrolsüz büyüyen çocuklar, artan öfke dili… Bütün bu yükün ortasında öğretmene verilen mesaj şu: “İdare et.” Oysa eğitim, idare edilerek sürdürülemez.

Öğrenciler açısından da tablo karışık. Duygusal destek mekanizmaları yetersiz. Rehberlik servislerinin sayısı ve etkinliği birçok okulda ihtiyacı karşılamıyor. Disiplin anlayışı ise aşırı sert ya da aşırı gevşek uçlar arasında savruluyor. Sistem, sorun ortaya çıkmadan önce önlem almak yerine, kriz yaşandıktan sonra tepki vermeyi tercih ediyor.

Okulların fiziksel güvenliği güçlendirilmeli mutlaka. Okullara X-ray kapıları kurulmalı. Psikolojik destek mekanizmaları artırılmalı. Bu münferit olayla bir kez daha anlaşılan şu ki mesele bir isim değil; mesele sınıfların güvenliği. Bugün sert konuşmazsak, yarın daha acı konuşmak zorunda kalacağız. O zaman hiçbir cümle, kaybedilen öğretmenleri geri getirmeye yetmeyecek.

Artık başarıyı sadece sınav sonuçlarıyla ölçmeyi bırakmalıyız. Bir okulun başarısı; koridorlarında korku yerine güven dolaşıyorsa, öğretmen kapıyı kapattığında içi rahat ediyorsa, öğrenci kendini özgürce ifade edebiliyorsa ölçülmeli.

Öğretmen bir yandan ders anlatırken, diğer yandan psikolog, arabulucu ve rehber olmaya çalışıyor. Fakat ona bu yükü verirken gerekli desteği ne kadar sunuyoruz? Güvenlik önlemleri, psikolojik danışman sayısı, kriz yönetimi eğitimleri vb. konuların hepsi kâğıt üzerinde var; sahada ise yeterince karşılık bulmuyor.

Gerçek önlemler alınmadıkça, her başsağlığı mesajı vicdanı susturmak için yazılmış bir cümleden ibaret kalacak.

Güzel evlatlar yetiştirelim. Kimseye zarar vermeyen, dalları kırmayan, büyüklere saygı duyan…