Aynı yolun yolcusu olabilmek
Toplu taşıma, bir şehrin nabzının attığı yer. Otobüslerde, metrolarda, dolmuşlarda sadece insanlar değil; sabır, tahammül, saygı ve maalesef ki görgüsüzlük de taşınır. Aynı güzergâhta ilerleyen onlarca insanın parolası, birlikte yaşama kültürü olmalı.
Sabahın erken saatinde işe yetişmeye çalışan birinin omzuna çarpıp özür dilememek, acele değil; kabalık. Telefonu hoparlörde kullanıp tüm araçtaki insanları zan altında bırakmayı, onların şahsi dünyalarına zorla dâhil etmeyi söylemiyorum bile. Garip bir şekilde bu davranış moda hâline gelmiş durumda. Oysa toplu taşıma; herkese saygılı olunması gereken, görgü kurallarının raftan indirilip uygulanması gereken alanlar.
Yaşlıyı, hamileyi, engelliyi görmezden gelip koltuğa “babası yaptırmış” edasıyla yayılıp oturmak, bir tercih değil; vicdansızlığın göstergesi. Elbette istisnai durumlarda boynumuz kıldan ince. Ancak sırtına taktığı çantayla cenk meydanında ilerlercesine yolu yara yara geçen, etrafındakini yok sayan nezaket yoksunu şahıslara da söyleyecek çok sözümüz var.
Bir de sessizlik meselesi var. Herkesin derdi kendine büyüktür; ancak kimsenin derdi başkasının kulağını esir almaya yetmez. Yüksek sesle yapılan telefon konuşmaları, kontrolsüz kahkahalar… Hepsi aynı düşüncenin yansımasıdır: “Ben varım, siz yoksunuz.” Oysa toplu taşıma, “Hepimiz buradayız ve saygılı olmak zorundayız.” demeyi gerektirir.
İnmek isteyenin önünü kapatmak, binerken inenlere yol vermemek, kapıda yığılıp arkadan gelene yer açmamak… Bu bir cehalet değil; açık bir saygı eksikliği. Şehirleri asıl yaşanmaz hâle getiren de tam olarak bu düşüncesizlik. İnsanlar zaten yorgun, zaten geçim sıkıntısı içinde; bir de bu duyarsızlıklarla daha da yoruluyorlar.
Empati, biletle binilen bir şey değildir; ancak yolculuğun olmazsa olmazı. Aynı şehirde yaşıyorsak, toplu taşıma araçlarının da yazılı olmayan kuralları olduğunu unutmamalıyız.
Bizim özgürlüğümüz, başkasının özgürlük alanının başladığı yerde biter. Şehir, medeniyetin en çok ihtiyaç duyulduğu alan, medeniyetin de en gerçekçi okulu. Karşımızdakini düşünmek, saygılı olmak gibi meziyetleri kaybetmemeliyiz. Özellikle ücretsiz otobüs kullanan yaşlıları “beleşçi” diyerek değersizleştirmeyelim. Unutmayalım ki; onlar bu ülke için yıllarca emek vermiş bireyler. Vergisini ödemiş, sorumluluğunu yerine getirmiş ve saygıyı fazlasıyla hak eden insanlar.
Biz Türklerin en önemli özelliklerinden biri yaşlıya saygı ve hürmet. Bizi biz yapan değerler de tam olarak bunlar. Sahip çıkmazsak, kaybederiz.