Toplum içinde kaybolan çocuklar
Dünya tarihi kendi doğal akışı içinde ilerlerken, gündemimiz çocuk cinayetlerine evirilmiş durumda. Suç işleyen çocuklar, toplumda kendilerini kademe atlamış, ilerlemiş sanıyor. Hapishaneye girmeyi, uydurdukları “racon” kelimesinin nirvanası olarak görüyorlar. Korkunç ama gerçek. Suç halkaları gün geçtikçe artıyor.
Yetkili mercilerimiz olayların takibinde. Operasyonlar düzenleniyor, suçlular bir bir toplanıp götürülüyor. Ancak yerlerine yenilerinin gelmesi hiç de zor olmuyor. Bu kesimin dinlediği şiddet içerikli müzikler(!) sanki bu olumsuz gruplara ilham kaynağı oluyor. Gençlerin diline doladıkları anlamsız şarkılar… Tamamı küfür, uyuşturucu ve cinsellik içeren bu şarkıların nasıl yazıldığı da ortada.
Ne yazık ki bunlar popüler kültürün bir parçası hâline gelmiş durumda. Böyle bir kültürün kabul edilmesi mümkün değil. Bunun için neler yapılabilir diye düşündüğümde; öncelikle bu şarkıların çıkışı engellenmeli. RTÜK elinden geleni yapsa da, şarkılar piyasaya sürüldükten sonra verilen cezalar bu gruplara yeterli gelmiyor.
Toplumsal olarak seferber olunmalı. Sorun genele yayılmalı, kültüre sahip çıkılmalı. Değerler eğitimine ciddi önem verilmeli. Bu mesele sadece çocuklar üzerinden yürütülemez. Kuralları uygulayanların da bilinçlenmesi gerekiyor. Dijital ortamlar düzenlenmeli, dil ve kültür unsurları denetlenmeli. Şiddet içerikli diziler çok ciddi bir denetimden geçirilmeli, caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanmalı. Tutukevlerinin işleyişi yeni uygulamalarla genişletilip denetlenmeli. Islah evlerine giren çocuklar, ıslah olmuş şekilde çıkmalı. Topluma döndüklerinde hâlâ suç potansiyeli taşımamalı.
Devleti temsil eden her bireyin kamusal iletişim becerileri geliştirilmeli. Torpille bir yerlere getirilmeden önce, bu kişiler kendilerini alanlarında yetiştirmeli. Elindeki telefonu doğru düzgün kullanamayan, iki lafı bir araya getiremeyen, ne dediğini kendisi bile tam olarak anlamayan kişiler devlette vatandaşı temsil etmemeli.
Herkes kapısının önünü temizlemeli. Sorun da çözüm de zincirin halkaları şeklinde yukarıdan aşağıya doğru ele alınmalı. En büyük halka; dilini, değerlerini ve duruşunu düzgün tutarsa, en küçük halkaya kadar aynı ciddiyetle ilerlenir ve sorunlar kendiliğinden azalır.
Güvenli bir yaşam alanı için her kurumun ve her vatandaşın kendine çeki düzen vermesi şart. Bir bebeğe şiddet uygulanıyorsa, sadece kişi değil, kurum da ceza almalı. Ancak o zaman gerekli önlemler alınır, doğru eleman seçilir ve başka çocuklar birbirini örnek alarak yeni suçlara yönelmez.
Evlatlar kıymetli. Suçu işleyenin de çocuk olması, vicdanlara ağır geliyor. Devlet büyükleri, emniyet, okullar, öğretmenler, anne-babalar, çocuklar v.b. koordineli bir eğitim sürecinden geçirilmeli. Bir okul bir akademi olur. Çok ciddi, sıkı, kaliteli, insanları doğruya yönelten bir eğitimle; eğitim almayanın belli yerlere gelemeyerek toplumda kabul görmeyeceği gerçeği insanların zihinlerine yerleştirilmeli. Denetlenmeliyiz, geliştirilmeliyiz, eğitilmeliyiz ki bu tip sorunlar minimum sayıya insin. İnsin ki başka çocukların isimleri cinayet haberlerinde yayınlanmasın.