Dr. Mevlüt Şahin

Dr. Mevlüt Şahin

Mücavir alan içindeki tarım arazileri satılabilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ekonomik istikrara, tarımsal verimliliğe ve mülkiyet sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak önemli düzenlemelere imza atmaktadır. Hazineye ait mücavir alan dışındaki tarım arazileri tarımsal amaçlı olarak kiralanabiliyor veya satılabiliyordu. Ama mücavir alan içinde kalanlar satılamıyordu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının "Milli Emlak Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair" tebliği, Resmi Gazete' de yayımlandı. Buna göre, belediye sınırlarında meydana gelen değişiklikler nedeniyle Hazineye ait olan ancak vatandaşlar tarafından ecrimisil ödenerek kullanılan ve şehir içinde kalan tarım arazileri talep halinde kullanıcılara rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilecek. Satış işlemleri rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilecek ve bu araziler tarımsal amaç dışında kullanılamayacak. Peşin ödemelerde satış bedeline yüzde 20 indirim uygulanacak ve bu bedel, idarece yapılacak tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde ödenecek.

Taksitli satışlarda, satış bedeline yüzde 10 indirim yapılmasından yararlanmak istenilmesi halinde belirlenen tutarın en az yarısı, en az yarısının peşin ödenmek istenilmemesi halinde ise satış bedelinin yüzde 10'u, yapılacak tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde, kalanı ise en fazla 5 yılda 10 eşit taksitle faizsiz ödenecek. Taksit dönemleri, hak sahiplerinin talebi dikkate alınarak belirlenecek.

Arazilerin tarımsal amaç dışında kullanılmamasını sağlamak için tapu kaydına şerh düşülecek. Arazinin 3 yıl tarımsal amaçla kullanılmaması halinde satış işlemi iptal edilecek taşınmaz resen Hazine adına tescil edilecek. Taşınmazı 2014'ten önce en az 3 yıl süreyle ecrimisil ödeyerek kullanmış ve halen kullanımı devam eden kiracı, kullanıcı ya da hissedarlar bu satış imkanından yararlanabilecek.

Yazının Devamı

Köyüne dönecek tarımcılara 100.000 TL hibe

Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, 12 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu bu karara göre, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunu gençlere 100 bin liraya kadar hibe desteği verilecek. Hibe desteği şimdilik pilot uygulama olarak Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin’de 2019 ve 2020 yıllarında uygulanacak. Başarılı olursa diğer illere de yaygınlaştırılacak.

Bu destekten yararlanabilmek için öncelikle hangi tarımsal faaliyet yapılacaksa o faaliyetlerle ilgili proje hazırlanarak. Bu proje Tarım ve Orman Bakanlıklarının il veya ilçe müdürlüklerine sunulacak. Proje sayısına ve ayrılan paraya göre seçim yapılarak kabul edilen projeler açıklandıktan sonra hibe sözleşmesi imzalanacak. Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu projelere yönelik diğer hibe programlarına dahil olanlar, bu karar kapsamındaki desteklerden faydalanamayacak. Uygulama tebliği henüz yayınlanmadı.

Hayvansal ve bitkisel üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitkiler üretimi ile ilgili projelerle, bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler de hibe desteğinden yararlanabilecek. Hibe desteğinin üst limiti 100 bin lira olacak ve Ziraat bankası aracılığı ile ödeme yapılacak. Proje bütçesi katma değer vergisi (KDV) hariç hazırlanacak.

Yazının Devamı

2. Tarım Şurası Kararları

58 ve 59. Hükümetlerde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevini yapan Sayın Sami GÜÇLÜ döneminde 2. Tarım Şurası ilgili kamu kuruluşlarının, üniversitelerin, yerel yönetimlerin, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla 2004 Yılında Ankara’da yapılmıştı. Söz konusu şurada önemli ve öncelikli olmak üzere 36 ayrı başlıkta kararlar alınmıştı.

2.Tarım Şurasında, alınan kararların uygulamaya aktarılamadığı ile ilgili çok sayıda yazı ve değerlendirme bulabilirsiniz. Ama uygulamaya aktarılan kararlarla ilgili Bakanlığın yayın organları da dâhil hiçbir yerde bilgi bulamazsınız. Ya da belki vardır ben ulaşamamışımdır.

Alınan kararlardan üç tanesi tarımsal alanda gen kaynaklarının korunması ile ilgiliydi. 1964 yılında İzmir'de kurulan ve dünyanın ilk gen bankalarından biri olan, Ulusal Tohum Gen Bankası(3.300 tür ve 60.000 den fazla tohum gelecek nesiller için saklanıyor) bu süreç içinde daha da etkin hale getirildi. Benimde bir dönem müdürlüğünü yaptığım Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde 2010 Yılında 250.000 örnek kapasiteli dünyanın sayılı gen bankalarından birisi olan Türkiye Tohum Gen Bankasının açılışı gerçekleştirilmiştir. Söz konusu bu tohum gen bankası toplam 1040 m3 soğuk alan hacmi ile dünyanın önde gelen gen bankaları arasında yer almaktadır. Gen Bankasında 853 taksondan 61.560 adet tohum örneği bulunmaktadır. Bu örnekler -20 derece civarında 50 yıl kadar korunabilmektedir. Saklanan bu gen kaynakları araştırmacıların kullanımına sunulmaktadır. Gen Bankası bünyesinde 60.000 örnek kapasiteli Herbaryum da bulunmakta olup şu an için 6.000 adet örnek yer almaktadır.

Yazının Devamı

Ziraat mühendisi var ama iş yok, iş var ama ziraat mühendisi yok

Ziraat mühendisliği 1980’li yıllara kadar saygın ve itibarlı bir meslek grupları arasındaydı. Söke Ziraat Teknik Lisesi’nde öğrenci iken, öğretmenlerimizin çoğu “biz tıp fakültesini bıraktık daha saygın ve itibarlı olduğu için ziraat fakültesine geçiş yaptık derlerdi”.

Ziraat Fakültesi sayısı 1980 yılında 5 iken, günümüzde bu sayı 40’a bölüm sayısı da 240 civarlarına kadar yükseldi. Öğrenciler tercih etmediği için bu bölümlerin yaklaşık %40’a yakını kapatılmak zorunda kaldı. Buna rağmen her geçen gün yeni ziraat fakültesi ve bölümleri açılmaktadır. Her bölümden ortalama 30 öğrenci mezun olsa yıllık 4300 ziraat mühendisi mezun olmaktadır. Mezun olup da işsiz gezen ziraat mühendislerinin sayısı yaklaşık 110.000 kişiyi aşmıştır. Ziraat mühendisleri için en fazla istihdam sağlayan Tarım ve Orman Bakanlığı da iki senedir hemen hemen hiç ziraat mühendisini işe almadı ve ya alamadı. Durum böyleyken halen daha neden yeni ziraat fakültesi açılmak istenir veya açılmasına izin verilir anlamak mümkün değil. Burada trajik bir sonuç ortaya çıkmaktadır; biryandan bölümler kapanıyor, fakülteler kapanma tehlikesi ile karşı karşıya, diğer yandan ise başka isimler altında cambazlık yapılarak yeni fakülteler açılıyor. Bugün ziraat fakültesi formasyonun da eğitim veren 5 farklı fakülte ismi var. Ziraat Mühendisliğini, fakülteleri ve bölümleri bu hale getirenlerin mutlaka bir açıklaması vardır. Eğer birileri bu gafletin ve mesleğe ihanetin sebebini biliyorlarsa söylesinler de bu sütunlardan bende size açıklayayım. Yani anlayacağınız ülke ihtiyacımızın yüzlerce, hatta binlerce katı ziraat mühendisimiz var. Ama çalışıp onurlu şekilde hayatlarını kazanabilecekleri istihdam alanları yok.

Zaman zaman özel sektörden konusunda uzmanlaşmış, yenilikçi, donanımlı ve lisan bilen, bölümlerinden iyi derece ile mezun olmuş ziraat mühendisleri talepleri gelmektedir. Ziraat fakültelerindeki kadro eksiklikleri, mezun sayısının aşırı fazlalığı, uygulamalı derslerin çok az olması, kapasiteleri düşük öğrencilerin ziraat fakültelerini tercih etmesi gibi sebeplerden dolayı özel sektörün bu ihtiyaçlarını karşılayacak maalesef çok az ziraat mühendisi bulunabilmektedir. Özel sektörde bu vasıflarda ziraat mühendisi bulsa bile, asgari ücretin çok az üstünde bir maaşla boğazı tokluğuna geceli gündüzlü çalıştırmak istemektedir.

Yazının Devamı

Meyvecilikte yaprak analizleri

Tarımsal ürünlerin kalitesini ve verimliliğini etkileyen unsurların en önemlisi bitkilerin dengeli ve doğru beslenmesidir. Üreticiler bitkilerin beslenme durumlarını yakından takip ederek verimliliklerini ve kalitelerini kontrol altına alabilirler.

Meyve ağaçlarında besin elementi eksikliği varsa, dıştan gözlem yapılarak bu eksikliği tespit etmek her zaman kolay olmayabilir. Ancak çok şiddetli besin eksikliği olursa gözlem yapılarak anlaşılabilir. Böyle bir durumda da bu eksik besinlerin bitkilere verilebilmesi için çok geç kalınmış olabilir. Kalite ve verimde azalmalar olurken hastalık ve zararlı oranında artış olur. Bunu önlemenin tek yolu gelişme sezonu sırasında bitki dokularını analiz ederek yeterli besin maddesi içerip içermediğini belirlemektir. Yapraklar besin maddelerinin fazlalık ve noksanlığını en iyi yansıtan organlardır. Yaprak analizi ile bitki gelişimi için gerekli olan tüm besinlerin yeterli olup olmadığı, yetersizse ya da fazlaysa ne kadar eksik ya da fazla olduğu, belirlenebilmektedir.

Bitkinin besin ihtiyacını belirlemede önemli birer araç olan yaprak ve toprak analizleri her zaman birlikte değerlendirilmelidir. Bitkilerin doğru bir şekilde beslenmesi için çevre ve toprak koşulları iyi bilinmelidir. Örneğin toprakta yeterli miktarda demir bulunsa bile yaprakta bulunmayabilir. Bu durumda bitki toprakta bulunan demiri almamaktadır. Bunun sebebi toprakta pH fazlalığıdır. Kireç oranı yüksek topraklarda potasyum yeterli miktarda bulunsa bile yüksek orandaki kireç potasyumu tutar, bitki kullanamaz, yapraklarda eksiklik görülebilir. Bu durum bitki besleme programında göz önüne alınarak çözüm yolları bulunmalıdır.

Yazının Devamı

Atatürk ve kooperatifçilik

Kooperatif, elbirliği, ortaklaşa karşılıklı yardım ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda insanların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kurulan bir ortaklığı ifade eder.

Kooperatifçilik tarihi, 1844’de İngiltere’de kurulan Rochdale Haksever Öncülerinin kurduğu kooperatif ile başlar. Rochdale İngiltere’de bir kasabadır. Charles Howarth adlı bir işçi, 1844 yılında 28 arkadaşı ile birer İngiliz Lirası sermaye koyarak ilk tüketim kooperatifini kurmuşlardır. Açtıkları dükkânın kirası 10 İngiliz Lirasıdır ve ortaklardan her biri haftada iki akşam bu dükkânda tezgâhtarlık yapmışlardır. İlk günlerde şeker, sabun, yağ, un ve mum satarlarken sonradan ticaretlerini büyütürler.

Çağdaş kooperatifçiliğin ülkemizdeki ilk uygulamasının, 1863 yılında Mithat Paşa’nın bugün Sırbistan sınırlarında kalan Niş Valisi iken kurmuş olduğu “Memleket Sandıkları” ile (tarım kredi kooperatifçiliği benzeri bir yapı) başladığı kabul edilmektedir. Mithat Paşanın Memleket sandıkları 1883’te isim değiştirerek “Menafi Sandıkları” ismini alır. Bunlarda 1888’de kaldırılarak yerine bugünkü Ziraat Bankası kurulur.

Yazının Devamı

Sudan’dan kiralanan araziler

Türkiye tarihinde ilk defa devlet ve özel sektör işbirliğiyle Sudan'dan 780.000 hektar arazi, 99 yıllığına tarımsal üretim yapmak için kiraladı.

Kiralanan bu arazide ananas, mango, avakado, pepino jambu, kanola, pamuk ve yağlı tohumlu bitkiler gibi ürünlerin üretilmesi planlanmaktadır. Afrika’da, Türk eliyle yetiştirilen ürünlerin, Avrupa’nın dışında Orta Doğu ve Afrika pazarında da satılması hedeflenmektedir.

Ülkemizde yağlı tohumlu bitkilerin üretimine özel teşvikler verilmesine rağmen, üretim tüketime yetmediği için 2017 yılında 3 milyar 270 milyon doları aşan ithalat gerçekleştirilmiştir. Kiralanan bu arazilerde üretilecek yağlı tohumlu bitkilerin ithalatı ciddi oranda düşürmesi beklenmektedir.

Yazının Devamı

“BİR KUŞAK, BİR YOL” Projesi ve ülkemiz tarımına olası etkileri

Tarih boyunca önemli ticaret yolu olan ve imparatorlukların hâkimiyet elde etmek için birbirleriyle savaştıkları İpekyolu, Çin’in 2013 yılında ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ adıyla açıkladığı proje kapsamında yeniden hayata geçirilmeye çalışılacak. Bu proje ile Asya, Afrika ve Avrupa arasında ulaşım, sanayi, ticaret ve lojistik ağı oluşturulması hedefleniyor. Günümüzde Çinliler tarafından oluşturulmaya çalışılan yeni İpekyolu iki farklı güzergâhtan geçmektedir. Birincisi, Çin’den başlayarak Orta Asya üzerinden devam eden, Türkiye’yi de içine alarak Doğu Avrupa ve Rusya’ya uzanan karayolu hattıdır. İkincisi ise, Deniz İpekyolu hattıdır. Deniz hattı ile özellikle Güney Çin Denizi, Hint Okyanusu ve Ortadoğu’da ki körfez Ülkeleri arası ulaşım sağlanacaktır.

Bu projede 65 ülkenin yer alması beklenmektedir. Bu girişimlere genel olarak batı dünyası temkinli yaklaşmaktadır. Dünyanın en gelişmiş yedi ekonomisinden oluşan G7 ülkelerinden sadece İtalya bu projeye destek vermektedir.

Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Çok geniş bir coğrafyada hayata geçirilen bu girişim, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel alanlarda birbiriyle bağlantılı yepyeni bir sistemin tesisi anlamına geliyor. Bu projenin sürdürülebilir büyüme ve kalkınma vasıtasıyla vatandaşlarımızın hayat standartlarında gerçekleştireceği artış, hepimizin ortak başarısı olacaktır" diyerek bu projeyi desteklediklerini ve içinde olduğumuzu ifade etmiş oldu.

Yazının Devamı

Orta Anadolu Bölgesinde Meyvecilik-2

1. Yaptığım gözlem inceleme ve araştırmalarda bölgemizde meyvecilik konusunda üreticilerin çok az bilgiye sahip olduklarını, doğru diye bilinen bilgilerinin de çoğunun yanlış olduğunu tespit ettim. Maalesef bölgemizde ilkbahar geç donları yeni açan çiçeklerin veya yeni oluşan meyvelerin soğuktan zarar görmesine sebep olmaktadır. Sonbahar erken donları da sürgün uçlarının donmasına, ilkbahar da bu donan sürgün uçlarının kurumasına sebep olmaktadır. Üreticilerimizde, meyve olmadığı için bahçede bulunan ağaçların gübreleme, sulama, hastalık ve zararlılarla mücadele gibi yapılması gereken işlerini yapmamaktadırlar. Oysa İlkbaharda, çiçeklerin açılmasından üç dört hafta sonra, meyve ağaçlarının dal ve dalcıkları üzerinde yeniden bir takım tomurcuklar meydana gelmektedir. Meydana gelen bu tomurcuklardan bir yıl sonra çiçekler açacak veya sürgünler meydana gelecektir. Bir yıl önce oluşmaya başlayan tomurcukların sonraki mevsimde çiçek açıp meyve oluşturması veya sürgün oluşturması ağaçların bünyesindeki besin maddelerinin miktarına, birbirlerine olan oranlarına göre şekillenmektedir. Eğer bitki tarafından hazırlanan karbonhidrat miktarının topraktan alınan azota oranı birden büyük olursa ağaçlar çiçek tomurcuğu oluşturmakta, aksi durumda ise sürgün oluşturmaktadır. Yani bahçemizde meyve yoksa bile biz varmış gibi her türlü bakımlarını yapmalıyız. Eğer yapmazsak gelecek yılın tomurcukları ya hiç oluşmaz, ya da az ve zayıf oluşur. Oluşan tomurcuklarda sürgün verir, meyve vermez.

2. Meyve bahçeleri ya çok az sulanmakta veya suyu fazla olan üreticilerde bitkilerin ihtiyacından çok fazla sulama yapmaktadırlar. İç Anadolu gibi kurak bölgelerde sulama yapılmazsa bir yıl önceden oluşması gereken bu tomurcuklar oluşmamaktadır. Az suyun çiçek tomurcuğu oluşumu üzerine olan bu olumsuz etkisi yanında fazla suyun da özellikle kuvvetli büyüyen ağaçlarda tomurcukların sürgün vermesine sebep olmaktadır. Bu nedenle, çiçek tomurcuklarının oluşmaya başladıkları devrelerde ağaçların su ve besin maddelerine olan ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanması en doğrusudur. Eğer meyve ağaçları ilkbaharda yeteri kadar sulanıp gelecek yılın tomurcuklarının oluşumu tamamlanamadıysa, sonbaharda yapılacak sulamamalarla tomurcukların gelişimlerinin tamamlanması sağlanabilir.

Sonbahar sulamasının yapılmadığı yerlerde tomurcuklar içerisinde organların tam oluşamayarak kış dinlenme periyoduna girdikleri ve ertesi ilkbaharda kısa iğneli anormal çiçekler halinde açıldıkları görülmektedir. Bu anormal yapıdaki çiçeklerde döllenme normal olamadığından meyve oluşumu gerçekleşmemektedir.

Yazının Devamı

Orta Anadolu Bölgesinde Meyvecilik-1

Orta Anadolu’da her geçen gün ticari amaçla kurulan bahçelerin sayısı ve alanı artarak devam etmektedir. Kurulan bahçelerle ilgili yaptığım arazi gezileri, gözlem, araştırma ve incelemelerle ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tarımsal yatırımlar içinde meyvecilik, yoğun emek isteyen, pahalı ve geri dönüşü çok zor olan yatırımdır. Buna rağmen çoğu bahçenin gerekli fizibilite çalışmaları yapılmadan, uzman kişilerin bilgi ve tecrübeleri alınmadan kurulduğunu görmekteyiz. Bu yüzden fidanlarda ve ağaçlarda kurumalar, uygun olmayan su kaynaklarının sulamada kullanılması, yabancı ot mücadelesi hastalık ve zararlılarla ilgili ilaçlama hataları, yanlış gübreleme uygulamaları neticesinde bahçelerden beklenen verim alınamamaktadır. Bahçeler kurulmadan önce ve kurulduktan sonra şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

1. Bahçe kurulacak araziden 2-2.5 metre derinlikte toprak profilleri açılarak toprak kalınlığı ve profilin yapısı uzman kişiler tarafından incelenmelidir. Orta Anadolu’da genelde toprak kalınlığı diğer bölgelere göre çok azdır. Meyve bahçesi kurulacak arazilerin toprak derinliğinin yetiştirilecek türe ve çeşide uygun olması gerekir. Örneğin ceviz bahçesi kurulacaksa toprak derinliğinin en az 1.5- 2 metre olması gerekir. Yeterli toprak derinliğine sahip olmayan bahçelere ceviz dikildiği zaman ilk yıllarda gelişme normal olarak devam edebilir ama 4-5 sene sonra ağaçların tepelerinde kurumalar meydana gelmektedir.

Yazının Devamı

Akıllı tarım=Hasas tarım=tarım 4.0

Sanayi devriminin dördüncüsü olarak adlandırılan “Endüstri 4.0” bilişim teknolojileri ile birlikte üretimin yaygın otomasyonunun sağlanmasıyla başladı. “Endüstri 4.0”ın tarım alanına olan etkisi ile ortaya çıkan teknolojileri ifade etmek içinde 2011 yılından sonra “Tarım 4.0” terimi kullanılmaya başlandı.

Geliştirilen modern bilişim ve otomasyon teknolojilerinin tarımda kullanılmasına “Tarım 4.0”, akıllı tarım veya hassas tarım denilmektedir. Ülkemizde akıllı tarımla ilgili çalışmalar 1980’ li yıllarda başlamıştır.

Akıllı Tarımın Çalışma Konuları

Yazının Devamı

Aronia=Güç meyvesi

Aronia meyvesi üzümsü meyveler gurubunda olup, ana vatanı Kuzey Amerika’dır. Yüzyıllarca yerliler tarafından ilaç olarak kullanılmıştır.

Aronia meyvesi yüksek antioksidan aktivitesi ve toplam fenol maddesi içeriği ile diğer tüm meyvelerden daha üstün özelliklere sahip olduğu için, bilim insanlarının son yıllarda ilgisini çekmeye başladı. Doğu Avrupa ülkeleri ve Rusya’da yaygın olarak üretilen bu meyve ilaç ve gıda sanayinde kullanılmaktadır. Türkiye’de ise bu meyve tanınmamaktadır.

Tek başına taze meyve olarak tüketilebilmekle beraber, meyve suyu veya çay olarak da içilebilmektedir. Celal Bayar Üniversitesinde yapılan çalışmada aronia dan dondurma elde edildiği bildirilmiştir. Özellikle gıda boyası olarak da sanayide kullanılmaktadır. Taze ve kuru meyve olarak birer avuç, konsantre meyve suyu olarak yarım çay bardağı veya karışık meyve suyu olarak da günde iki su bardağına kadar tüketildiği takdirde günlük olarak vücudumuzda oluşan serbest radikalleri yok etme özelliğine sahiptir. Genelde posası ile aralık ayında kırmızı hale dönüşen yapraklar mikserde karıştırılarak çayı elde edilmektedir. Meyve suyu olarak tek başına tüketilmeyip %30 nar suyu ile karıştırılarak içilmektedir.

Yazının Devamı

Kurt üzümü-goji berry-mutluluk meyvesi

Kurt üzümü (Goji Berry), özellikle Çin’de 2000 yıldan fazladır geleneksel tıp ve gıda alanında kullanılmaktadır. Kuvvet verici olduğu ve ömrü uzattığı gerekçesiyle bu bölgede yaşayanlarca “mutluluk meyvesi” olarak adlandırılmaktadır. Sağlık ve sağlıklı beslenme bakımından meyvesi, arıcılıkta polen ve nektar kaynağı olması bakımından çiçeği, çay olarak kullanılabilen yaprağı ve geliştirilebilir kimyasal içeriği ile de kozmetik sanayiinde önemli yeri bulunmaktadır.

ORAC (Oksijen Radikal Absorbans Kapasitesi), besinlerin antioksidan seviyesini ifade eder. ORAC seviyesi yüksek olan besinler hücre ve hücre bileşenlerini oksidatif hasarlara karşı korur. Kurt üzümünün ORAC değeri 30.100 iken, bu değere en yakın narın 10.100, yaban mersininin 4.000, kuru eriğin 5.700, kuru eriğin 2.800, böğürtlenin de 2.500 ORAC değeri vardır. Kurt üzümü son yıllarda sağlıklı beslenme ve yaşlanmayı geciktirici olarak batı ülkelerinde bulunan marketlerde geniş yer ve alıcı bulmaktadır.

Kurt üzümünün Alzheimer hastalığında sinirlerin bozulmasını engelleyici bir tesire sahip olduğu belirtilmiştir. Asya’da bilinen en iyi beyin güçlendiricidir. Birçok bilimsel araştırmada kurt üzümünün görüş kaybını engellediği belirlenmiştir.

Yazının Devamı

Badem bahçelerimiz ve arılar

Bal, tarih boyunca insanlar için en değerli besinler arasında yer almış, Hastalara şifa niyetiyle yedirilmiş, saraylara hediye olarak sunulmuştur. Türkülere konu olmuş, sevgililer birbirlerine onunla hitap etmiştir. Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim’de Nahl Suresi 68 ve 69. Ayetlerinde Rabbin bal arısına vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ibret vardır” diyerek arıya ve bala verdiği görevi ve değeri bizlere anlatmaktadır.

Arı deyince genel olarak aklınıza sadece bal gelmektedir. Oysa arılar, gıdamızın en az üçte birinin üretimine katkıda bulunan ve biyo-çeşitliliğinde devam etmesini diğer tozlayıcılarla sağlayan ve ekosistemde yerinin doldurulması mümkün olmayan, Rabbimizin görevlendirdikleri varlıklar olduklarını da unutmamalıyız.

Ünlü filozof Albert Einstein, “Bir gün arı nesli yok olursa, insanın da 4 yıllık ömrü kalmış demektir...” diyerek arılar olmazsa üretimin düşeceğine ve insanların gıdaya ulaşmakta zorluk çekeceklerine işaret etmektedir. Böcek bilimci O. Wilson ise, “Yediğimiz her 3 lokmadan birini, içtiğimiz her yudum meşrubatın bir yudumunu arılara borçluyuz.” diyerek arıların gıda üretimindeki önemine dikkat çekmektedir.

Yazının Devamı

Badem yetiştiriciliğinde yanlış bilinenler

Bademle ilgili yazılmış birçok kitaba, bilimsel yayınlara ve internet medyasına baktığımızda, danışmanlık yapan bazı kişileri dinlediğimizde “badem, toprak yapısı seçmeden hemen hemen her toprakta yetişebilen, hatta hiçbir bitkinin bile yetişmediği marjinal arazilerin değerlendirilmesinde kullanılabilen, sulama imkanı yoksa bile verim alınabilen bir meyve türüdür” diye yazılıp söylenmektedir. Bu bilgi kesinlikle yanlıştır.

Aslında yanlış anlaşılma şuradan kaynaklanmaktadır. Uygun olmayan toprak şartlarında ve yetersiz sulamada, diğer meyve çeşitleri zaman içinde kurur. Fakat badem bu olumsuz şartlara diğer meyve türlerinden daha dayanıklı olduğu için kurumaz yaşamaya devam eder. Ama bizim istediğimiz verimi vermez. Sürdürülebilir bir üretim için önemli olan badem ağaçlarının ekonomik verim vermesidir.

Bademin ana vatanı ülkemizdir. Yani tüm dünyaya bu topraklardan yayılmıştır. Ülkemizde 2017 yılında 7.9 milyon badem ağacından 14.000 ton iç badem üretilmiştir. Yani dekara iç badem verimi yaklaşık 50 kg civarındadır. Oysa ABD, Avusturalya, Çin, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin dekara iç badem verimi 180-200 kg civarındadır. Ülkemizdeki verim düşüklüğünün sebeplerinden en önemlisi badem ağaçlarını diktiğimiz arazilerin büyük bir kısmının ekonomik badem yetiştiriciliğine uygun olmamasıdır. Eğer badem ağaçlarımız uygun topraklarda dikili olsaydı ve doğru şekilde bakımları yapılsaydı yaklaşık 55.000 ton iç badem üretebilmemiz gerekirdi. Hatta badem ithal etmek zorunda da kalmayabilirdik. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) verilerine göre, bu yılın ilk 6 ayında sadece ABD’den 13 bin 716 ton badem ithal ettik ve bunun karşılığında 72 milyon dolar ödedik.

Yazının Devamı

Su fakiri ülke olma yolunda hızla ilerlediğimizi biliyor muydunuz?

Dünyada ve ülkemizde, İklim değişikliği ve küresel ısınma sonucu oluşan kuraklık, nüfus artışı ve israf su kaynaklarını tehdit eder duruma gelmiştir.

Yakın gelecekte dünyada özellikle ülkemiz gibi kurak ve yarı-kurak iklim kuşaklarında yer alan ülkelerin su kaynaklarına ulaşmasında büyük problemler yaşanması beklenmektedir. Bunun sonucunda da insanların yaşam kalitesine, sosyal, ekonomik ve politik yaşama olan olumsuz etkileri kaçınılmaz bir hale gelecektir.

“Su zengini” olarak ifade edilen kategoride bulunan ülkelerin, kişi başına düşen su miktarı 8.000-10.000 m3 arasındadır. Ülkemizin konumu itibarı ile daha kuzeyde olması, Fırat ve Dicle nehirlerinin Türkiye sınırları içerisinden çıkması, su zengini bir ülke algısına sebep olmaktadır. Ancak Türkiye kişi başına düşen yıllık 1.519 m3 su miktarıyla “su fakiri” olan ülkeler kategorisinde yer almaktadır diyebiliriz.

Yazının Devamı

MALÇ UYGULAMALARI

Toprağın üzerini örtmekte kullanılan tüm materyallere malç adı verilmektedir. Malç ilk kez yaygın olarak Güney Avrupa ve Japonya’da daha sonraları Amerika, Çin, Güney Kore, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ da uygulanmıştır. Halen tüm dünyada yaygın olarak kullanılırken ülkemizde çok sınırlı alanlarda genelde plastik örtüler kullanılmaktadır. Tahılların sap ve samanı, ağaçların yaprakları, talaşı ve kabukları, öğütülmüş budama artıkları, kâğıt artıkları, taş ve çakıl taşları, farklı renklerde polietilen veya PVC gibi plastik örtüler ile agril benzeri örtüler malç materyali olarak kullanılabilmektedir. Malç uygulamaları kışa girmeden hemen önce yapılabildiği gibi, yaz başlangıcında da yapılabilmektedir. Yeni kurulan bahçelerde fidanlar dikilir damla sulama boruları döşenir, üzerlerine de malç materyalleri serilir. Kurulu bahçelerde ise, yabancı otlar temizlendikten sonra organik malç materyalleri (sap, saman, ağaç kabukları, talaş gibi) ağacın her iki yanına eşit genişlik ve kalınlıkta sıra üzerini kapsayacak şekilde serilmelidir.

Malç Uygulamasının Faydaları:

1. Malç uygulamaları güneş ışığını engelleyerek, yabancı otların tohumlarının çimlenmesini ve otların gelişmesini önler. Böylece çapa yapılmasına ihtiyaç duyulmaz. Çapa yapılmamasının ekonomik getirisi yanında, toprağın agregat yapısına verilecek zarar da önlemiş olur. Bu uygulama aynı zamanda doğrudan güneş ışınlarını azalttığı ve nem tutuğu için topraktaki biyolojik aktiviteyi de teşvik eder.

Yazının Devamı

HAZİNE ARAZİLERİ TARIMIN HİZMETİNDE

Mülga Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma Dairesi Başkanlığı, Hazineye ait olan ve Maliye Bakanlığınca özel ağaçlandırma yapılması için kiraya verilen arazilerde özel orman (özellikle badem ve ceviz) tesis etmek isteyen girişimcilere özel orman tesisi masrafları ve 3 yıllık bakım giderlerinin %25’i kadar hibe uygulaması vardı. İki bakanlığın birleşmesinden sonrada aynı uygulamalar ve hibeler yine devam etmektedir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ da, Ülkemiz orman alanlarını çoğaltmak, hazine arazilerinin ağaçlandırılarak tarımsal üretime katkı yapması amacıyla kiralanması ile ilgili bazı kolaylıklar getirdi. Bu kapsamda, badem, ceviz, zeytin, antepfıstığı, kavak, kızılağaç, okaliptüs, fıstıkçamı, kızılçam, sedir, göknar, ladin, akasya vb. türlerin yetiştirilmesini teşvik etmek amacıyla, belediye ve belediye mücavir alan sınırları dışında kalan Hazine taşınmazları üzerinde 10 yıla kadar ağaçlandırma izni verilmektedir.

Büyükşehir belediyesi mücavir alan sınırı olarak da 17.09.2013 tarihinde geçerli olan sınırlar kabul edilmektedir. Kiralanacak arazinin 20 dekardan az, 3000 dekardan fazla olmaması gerekmektedir. Elma, armut, şeftali, incir ve benzeri meyve ağacı türlerine ağaçlandırma amaçlı kiralama izni verilmemektedir. Taşınmazın bulunduğu köyün nüfusuna kayıtlı olan ve o köyde oturan, köyün nüfusuna kayıtlı olan ancak o köyde oturmayan, köyün nüfusuna kayıtlı olmamakla birlikte o köyde oturan, kişilere, 100 dekara kadar olan araziler kiraya verilebilmektedir. Başvuru bedeli olarak da 335 TL alınmaktadır. Tüzel kişiler, taşınmazın bulunduğu köyün nüfusuna kayıtlı olmayan ve o köyde oturmayan gerçek kişiler, 3000 dekara kadar olan arazileri kiralayabilmektedirler.

Yazının Devamı

İşi ehline vermek

Merhaba değerli okuyucular.

Yaklaşık bir yıl öncesine kadar bu köşede değerli dostum Enver BALTAŞ yazıyordu. Yine aynı isim altında bundan sonra bilgi, düşünce ve görüşlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Allah (C.C) hayırlara vesile etsin inşallah.

Köşemizin başlığı gerçekten çok anlamlı. Böyle bir başlık altındaki köşeyi hakkıyla doldurabilmekte kolay değil. Bu ağır mesuliyetin yükünün altına girip girmeme konusunda çok düşündükten sonra, tarımsal konularda ehil kişilerden birisi olduğumu düşündüğüm için yazmaya kara verdim. Çünkü Tarım Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitülerinde 3 yıl Bölüm Başkanlığı, 11 yıl Müdür Yardımcılığı ve 4 yılda Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü yaptım. Toplamda 31 yıllık kamu hizmetim oldu. Bu sürenin 27 yılı arazide ve sahada teknik personel (bitki ıslahçısı) olarak görev yaptım. 4 adet çeltik çeşidi ıslah ederek tescil ettirip Ülkemiz Tarımına kazandırdım.

Yazının Devamı

Tarımda, krizi fırsata dönüştürmenin tam zamanı

Son zamanlarda Türk parasının altın ve diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi tarımda yabancı ülkelerden ithal edilen girdilerin (tohum, mazot, gübre, tarım ilaçları, yem hammaddeleri vb.) maliyetlerini % 40-90 oranında arttırdı. Doğal olarak da bu maliyet artışı tarımsal ürünlerin fiyatlarına yansıyacak ve tüketicilerde gıda ürünlerini daha pahalıya almak zorunda kalacak. Maliyet artışı fiyatlara yansıtılmaz ise, uzun bir zamandan beri zaten üretim yapmakta zorlanan üreticiler bu durumda üretmekten tamamen vazgeçecek. Örneğin 2010 yılında buğday ekim alanı 8.103.000 hektar iken 2017 yılında 7.669.000 hektara geriledi. Arpada ise, 2010 yılında ekim alanı 3.040.000 hektar iken, 2017 yılında 2.424.000 hektara geriledi.

İthal girdi maliyetlerinin artması sebebiyle yerli üretimle elde edilen tarımsal ürünlerin fiyatları artınca tüketicileri korumak için ithal ürünlerin önü daha fazla açılarak piyasalar dengelenebilir. Ancak paramızın değer kaybetmesi sonucunda ithal ürünler yerli üretim ürünlerinden daha pahalıya mal olacağından artık bu seçeneğin piyasaları dengelemesi mümkün görünmüyor. Örneğin yıllardan beri et fiyatlarını düşürmek için ithal edilen canlı hayvanlar ve etler için ödenen döviz, yerli hayvanlarımızın ıslahı, hayvan sayısı ve niteliğinin artırılması için harcansaydı hayvancılıkta kendi kendimize yeter hale gelebilirdik.

Öyleyse tek seçeneğimiz kalıyor. Tarım ürünleri ithalatına ödenen döviz yerli üretim yapan çiftçilerimize verilirse hem yerli üretim artar hem de tarımsal ürün fiyatları aşırı yükselmez. Yani kısacası kriz fırsata dönüştürülebilir. Hatta iç piyasanın ihtiyacı karşılanacağı gibi ihracat yapılarak ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde döviz girişi bile sağlanabileceğini düşünüyorum.

Yazının Devamı

Ağaç kabuğu deyip te geçme

Ağaçlardaki kambiyum dokunun dış tabakasına kabuk adı verilmektedir. Kabuk ağaçların gövdesini, dallarını ve kökünü çevreleyerek, su kaybını önler, ağacı sıcak, soğuk ve mekanik etkilere, hastalık ve zararlı gibi olumsuzluklara karşı korur.

Kabuk bünyesinde, köklerle alınan su ve suda çözünmüş inorganik maddeleri ağacın yukarı bölgelerine taşıyan Ksilem adı verilen iletim demetleri vardır. Bunun yanında, fotosentez ürünlerini yapraklardan kök, gövde, tohum, meyve gibi kısımlara taşıyan Floem adı verilen iletim demetleri de yine kabuk bünyesinde bulunmaktadır.

Genelde ağaç sahipleri ve çiftçilerimiz ağaçlarının altında yabancı ot olmasını istemezler. Bu yabancı otları yok etmek için traktör ile çalıştırılan çapa makinelerini veya sırtta taşınabilen misinalı ot biçme makinalarını kullanmaktadırlar. Otların tamamını yok etmek içinde ağacın gövdesine bu makinaları yanaştırarak ağaç kabuklarına zarar vermektedirler. Bunun dışında atmosferik olaylar (dolu, don fırtına, kar), kemirgen hayvanlar ve insanlar da kabukta yaralar açabilmektedirler. Yaptığım gözlem, kontrol ve incelemeler neticesinde hemen hemen tüm bahçelerde ağaç kabuklarına zarar verildiğini, sonrasında da hiçbir tedavi uygulamasının yapılmadığını gördüm.

Yazının Devamı

Hünnap

Dünyanın değişik bölgelerinde 4000 yıldan beri yetiştirilen Hünnap (Zizyphus jujuba Mill.); Doğu Akdeniz'den başlayarak, Güney ve Doğu Asya'ya, Çin, Kore ve Japonya'ya kadar uzanan geniş bir alana yayılır. Ülkemizde ise daha çok Güneybatı Anadolu'da deniz kenarından başlayarak 1500 metreye kadar yayılır. Daha çok kireççe zengin, drenajı iyi, derin toprakları tercih eder. Bölgelere göre değişmekle beraber haziran ayı başlarında çiçek açtığı için ilkbahar geç donlarından etkilenmemektedir. Ancak sonbaharda hasada geldiğinden sonbahar erken donları ve soğukları zarar verebilmektedir. Hünnap, Ünnap, Hinnap, İnnap, Çiğde, Kuran İğdesi gibi yerel isimleri bulunan şifalı bir bitkidir. Dikenli dallarıyla kolayca tanınabilen Hünnap 4-5 metre kadar büyüyebilir. İlkbaharda sapsarı çiçekler açar, meyveleri ise sonbahara doğru olgunlaşır. Genelde taze olarak tüketilir ancak kurutulup kışın da tüketilebilmektedir. Çay şeklinde hazırlanarak içilebildiği gibi reçeli de yapılabilir. Yapılan bir bilimsel çalışmada Hünnap çayının ateşi düşürdüğü, ağrı ve stresi azalttığı, zihinsel yorgunluk, fiziksel güçsüzlük ve uykusuzluk durumlarında etkili olduğu belirlenmiştir. Hünnap meyvesi kalsiyum, fosfor, demir, potasyum, brom, rubidyum ve lantan elementleri bakımından zengindir. Kemikleri güçlendirir. Düşük kalorisi ve yüksek protein miktarı sayesinde beslenme ihtiyaçlarını karşılar. Öğün aralarında atıştırmalık olarak tüketilebilir. Bu sayede yemeklerde az yemeyi sağlar. İçeriğindeki A ve C vitaminleri, organik bileşikler, antioksidanlar sayesinde vücudu hastalıklara karşı korur. Ciltteki kırışıklıkların ve yara izlerinin kapanmasına yardım eder. İçeriğindeki potasyum sayesinde kan basıncını dengeler. İyi bir antioksidan kaynağıdır. Bitkinin farklı organlarında farklı oranlarda yararlı maddeler bulunmaktadır. Antioksidan miktarı en fazla yaprakta, fenolik madde miktarı çiçeklerde, flavonoid madde miktarı yapraklarda ve C vitamini de kabukta en fazla bulunmaktadır. Arap hekimlerince göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, öksürük kesici, müshil ve kan temizleyici olarak kullanılagelmiştir. Anadolu'nun çeşitli yörelerinde şeker hastalığına karşı da kullanıldığı görülür. Hünnap bitkisinin Antalya ve Amasya bölgesinde fidanı üretilmektedir ancak bu fidanlar aşılı değildir. Aşılı fidan satışı yoktur. Denizli Çivril başta olmak üzere, Kütahya, Çanakkale ve Amasya gibi illerde kapama hünnap bahçeleri kurulmakta ve üretim her geçen gün artmaktadır. Tazesinin fiyatı 7 TL ile 10 TL arasında değişmektedir. Kurusu ise 25 TL ile 40 TL arasında satılmaktadır. Üretimle tüketim doğru orantılı artmazsa yapılan tarımsal faaliyetin sürdürülebilirliği de ortadan kalkmaktadır. Bazı bölgelerimizde hünnap hiç tanınmamakta ve tüketilmemektedir. Üretilen ürün sadece birkaç ilde pazarlanabilmektedir. Hastalık ve zararlısı olmadığı için tarımsal ilaç kullanmadan yetiştirilebilen insan beslenmesi ve sağlığı açısından yeri doldurulamayacak kadar önemli olan bu meyvenin mutlaka tanıtımı yapılarak halkımızın beslenme programına sunulmalıdır. Hünnap konusunda Üniversite ve Araştırma enstitülerinde yapılan bilimsel çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Yetiştirme teknikleri konusunda bilimsel araştırmalar yapılarak üreticiler bilgilendirilmelidir. Hünnapla ilgili birlik veya dernek gibi sivil toplum örgütlenmesi hayata geçirilmelidir. Hünnap üreticileri ve Bakanlığımız el ele vererek, bu günün ve yarının sağlıklı nesillerini yetiştirmek amacıyla, hünnapın günlük çerez gibi tüketilen bir meyve haline gelmesi için çalışmalar yapmaları gerektiğine inanıyorum.

Yazının Devamı

MHP’nin seçim beyannamesindeki tarımla ilgili vaatleri

Daha önceki yazılarımda diğer partilerin tarımla ilgili vaatlerini yazmıştım. Cumartesi günü de MHP’nin vaatlerini yayınlayacaktık, ama seçim yasakları sebebiyle yayınlayamadık. Nasip bu güneymiş.

Öncelikle Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ı ve Cumhur İttifakına katılan partileri, özellikle MHP Genel Başkanı sayın Dr. Devlet BAHÇELİ’ yi ve ekibini tebrik ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dahilinde kurulacak Hükümetten, tarımla ilgili vaatlerini belli bir program dahilinde gerçekleştirmelerini bekliyoruz. Bu sütundan sizlere de zaman zaman bu konuda bilgiler vermeye çalışacağım.

Yazının Devamı

İYİ Parti’nin seçim beyannamesindeki tarımla ilgili vaatleri

Önceki yazılarımda AKP ve CHP’nin tarımla ilgili vaatlerini yazmıştım. Bu yazımda da İYİ partinin tarımla ilgili vaatleri hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum.

"Tarımda Dönüşüm ve Verimlilik" Stratejisi'ni uygulamaya koyacağız. Tarımda ölçek verimliliğinde yıllık ortalama en az % 5 reel artış sağlamayı ve kırsalda tarım istihdamını arttırmayı hedefleyen; Türkiye'nin üreticisinin işletmeci, işletmecisinin ihracatçı, ihracatçısının uluslararası rekabetçi olacağı “Tarımda Dönüşüm ve Verimlilik Stratejisi Çerçeve Programı”nı uygulamaya koyacağız.

Tarımsal Ar-Ge'yi teşvik edeceğiz, "Atatürk Orman Çiftliği Tarımsal Araştırma ve Teknoloji Geliştirme Enstitüsü” kuracağız. Tarımda AR-GE çalışmalarını teşvik edeceğiz. “Atatürk Orman Çiftliği Tarımsal Araştırma ve Teknoloji Geliştirme Enstitüsü” kuracağız. Bunun için gerekli kaynağı AOÇ'nin bütçesinden sağlayacağız.

Yazının Devamı