Yaşlılıkta beslenme neden önemli? Uzm. Dyt. Yılmaz kritik noktaları anlattı
Uzm. Diyetisyen Emel Yılmaz, yaşlılık döneminde beslenmenin önemine dikkat çekerek, “Yaşlanmak kaçınılmazdır ancak nasıl yaşlandığımız üzerinde beslenmemizin önemli bir etkisi vardır” dedi.
Yaş ilerledikçe değişen beslenme ihtiyaçları, sağlıklı yaşlanmada önem taşıyor. Uzm. Diyetisyen Emel Yılmaz, yaşlılıkta doğru beslenme ve dikkat edilmesi gerekenleri Yeni Ankara’ya anlattı.
Yılmaz, yaşlılık döneminde beslenmenin yalnızca alınan kaloriye göre değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Yaş ilerledikçe; kas kütlesinde azalma ve fiziksel aktivitenin düşmesine bağlı günlük enerji ihtiyacında da azalma meydana gelir. Ancak bu, yaşlı bireylerin daha az besin ögesine ihtiyaç duydukları anlamına gelmez. Aksine, az porsiyonda yeterli protein, vitamin, mineral ve lifin karşılanması daha da önemli hale gelir. Her yaş grubunda olduğu gibi yaşlılık döneminde de besin değeri yüksek besinlerle yeterli ve dengeli beslenmek temel çıkış noktasıdır. Günlük beslenmede sebze ve meyvelere, tam tahıllara, süt ve süt ürünlerine, yumurta, balık, tavuk, et ve kuru baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yer verilmesini öneriyorum. Tabi burada sağlık ve sosyal durum, kullanılan ilaçlar, iştah ve günlük yaşam da beslenme planlamasında temeldir. Genelde iştah azalması, diş kaybı, ilaçlardan mide bulantısı yaşamak, yalnız ya da bakım-huzur evinde yaşamak da beslenmeyi önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle dolu dolu 3 öğün yerinde küçük ve besleyici öğünler daha uygulanabilirdir” ifadelerini kullandı.

Kas kaybının yaşlılıkla birlikte doğal olarak arttığını söyleyen Yılmaz, “Yaşa bağlı kas kaybı belirli bir düzeyde doğaldır. Ancak beslenme açısından üzerinde önemle durulması gereken konu; yetersiz protein ve enerji alımına bağlı kas kaybının hızlanmamasıdır. Bu nedenle günlük protein ihtiyacının karşılanması; protein kaynaklarının mümkün olduğu kadar öğünlere dağıtılması önemlidir. Yumurta, yoğurt, kefir, peynir, balık, tavuk, kuru baklagiller ve az miktarda kırmızı et iyi protein kaynaklarıdır” şeklinde konuştu.
YAŞLILIKTA İŞTAH NEDEN AZALIYOR?
Yılmaz, yaşlılık döneminde ortaya çıkan iştah kaybının yalnızca yaşın doğal bir sonucu olarak görülmemesi gerektiğine işaret ederek, “Yaşlılıkta iştah azalması, tat ve koku almada değişiklikler, diş kaybı, yalnız yaşama, hastalıklar ve kullanılan ilaçlar besin tüketimini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Uzun süre yeterli beslenememe aşırı kilo ve kas kaybına, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile birlikte enfeksiyonlara sık yakalanmaya, düşme ve kırık riskinin artmasına ve hastalık sonrası iyileşme süresinin uzamasına neden olmaktadır. Belirgin iştah kaybı yaşlılığının doğal süreci kabul edilmemeli, nedeni araştırılmalı, gerekirse diyetisyen desteği alınmalıdır.” dedi.
“BESLENMEYİ YASAKLAR LİSTESİNE ÇEVİRMEYİN”
Uzm. Dyt. Emel Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kemik sağlığını yalnızca kalsiyum ve D vitamini ile sınırlandırmamak gerekir. Yeterli protein alımı, magnezyum, fosfor gibi besin ögelerinin yeterliliği de kemik sağlığı için önemlidir. Kalsiyum açısından başta yoğurt ve kefir olmak üzere süt ve peynir önemli kaynaklardır. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, susam ve tahin de kalsiyum açısından katkı sağlar. D vitamini konusunda ise beslenmenin tek başına yeterli olmayacağını özellikle vurgulamak gerekir. Gerektiğinde D vitamini takviyesi planlanmalıdır. Takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması her yaş grubunda olduğu gibi yaşlılık döneminde de oldukça önemlidir. Beslenmeyi yalnızca ‘yasaklar listesi’ haline getirmeyi doğru bulmuyorum. Önceliğimiz yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak, kişinin sağlık durumunu koruyup geliştirmek olmalıdır. Bununla birlikte bazı besinlerin tüketim sıklığı ve miktarının sınırlandırılması da elbette önemlidir. Özellikle şekerli içecekler, hazır tatlılar, çok tuzlu yiyecekler, işlenmiş et ürünleri ve besin değeri düşük paketli gıdalar ile margarin konusunda dikkatli olmak gerekir. Tuz tüketimi de hipertansiyon ve kalp-damar sağlığı açısından kısıtlanmalıdır. Burada önemli bir nokta var: İştahı azalmış, hızlı kilo kaybeden, yetersiz beslenme riski bulunan birine gereğinden fazla besin kısıtlaması yapmak doğru değildir. Beslenme önerileri kişinin hastalıklarına, kilosuna, iştahına ve kullandığı ilaçlara göre değişir.”

“SUSAMAYI BEKLEMEYİN”
Yaşlılık döneminde susama hissinin yeterince fark edilmeyebildiğini vurgulayan Yılmaz, “Yaşlılıkta susama durumu ne yazık ki yeterince fark edilemiyor. Bu nedenle su tüketimini yalnızca susama hissine bırakmamak gerekir. Genellikle yaşlılıkta ilaçlarla birlikte su alınması yeterliymiş gibi düşünülüyor. Suyun görünür ve kolay ulaşılabilir bir yerde bulunması, öğünlere çorba, ayran, komposto, hoşaf gibi sıvı içeren besinlerin eklenmesi yeterli sıvı alınmasının sağlanması açısından önemlidir. Aksi taktirde ağız kuruluğu, halsizlik, baş dönmesi, idrar çıkışında azalma, böbrek fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesi, kabızlık, ilaçların yan etkilerinin vücuttan atılmasının yeteri kadar sağlanamamasına bağlı karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma, daha ciddi sıvı kayıplarında bilinç bulanıklığı ortaya çıkabilir. Günlük şu kadar sıvı mutlaka alınmalı diye öneride bulunmak yaşlılık döneminde tıbbi durumu bilmeden çok da doğru değildir” ifadelerine yer verdi.
Sağlıklı yaşlanmanın yalnızca daha uzun yaşamakla sınırlı olmadığını bildiren Yılmaz, “Sağlıklı yaşlanmayı yalnızca yaşam süresinin uzaması olarak değil; kişinin tek başına yeterliliğini, hareket yeteneğini, sosyal varlığını, iyi halinin devamlılığını mümkün olduğunca koruyabilmesi olarak değerlendirmek gerekir. Bu açıdan bakınca hedef çok az yemek veya sürekli bazı besinleri yasaklamak olmamalıdır. Yeterli protein ve enerji almak, sebze ve meyve çeşitliliğini artırmak, yeterli sıvı tüketmek, mümkün olduğunca doğal az işlenmiş besinleri tercih etmek beslenmede temel yaklaşımımız olmalıdır. Yaşlanmak elbette kaçınılmazdır ancak nasıl yaşlandığımız üzerinde beslenmemizin önemli bir etkisi vardır.” diyerek sözlerini noktaladı.

Huzurevinde Somer Şef sürprizi: Birlikte yaptıkları tarif dikkat çektiGüncel