Ankara’da bir zamanlar kullanılan ulaşım araçları
Türkiye'nin başkenti Ankara, geçmişten günümüze unutulmaz toplu taşıma araçlarına ev sahipliği yaptı. "Boynuzlu" troleybüslerden Amerikan dolmuşlara, buharlı trenlerden biletçili otobüslere kent içi ulaşımın nostaljik yolculuğu hafızalardaki yerini koruyor.
Cumhuriyet'in başkenti olduktan sonra hızla büyüyen nüfusuyla dikkat çeken Ankara, kent içi ulaşım ihtiyacını karşılamak adına Türkiye'nin en özgün toplu taşıma sistemlerini hayata geçirdi. Günümüzde yerini modern metro ağlarına, klimalı otobüslere ve elektrikli raylı sistemlere bırakan tarihi araçlar, Ankaralıların kent hafızasında derin izler bıraktı.
Erken Cumhuriyet döneminin faytonlarından "boynuzlu" troleybüslere kadar uzanan bu ulaşım serüveni, Başkentin dönüşümünü gözler önüne seriyor.
TÜRKİYE'NİN İLK ELEKTRİKLİ TROLEYBÜS ŞEBEKESİ VE "BOYNUZLU" DÖNEMİ
Ankara ulaşım tarihinin en simge araçlarından biri olan troleybüsler, 1 Haziran 1947 tarihinde Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi (EGO) tarafından Ulus – Bakanlıklar hattında hizmete sokuldu. İstanbul ve İzmir’den önce Türkiye’de ilk kez Başkentte hayata geçirilen bu sistem, araçların tavanındaki çift çubuklu akım toplayıcıları nedeniyle halk arasında "boynuzlu" veya "elektrikli" olarak anıldı.
İtalya’dan getirilen 10 adet Ansaldo San Giorgio marka araçla başlayan filo; zamanla Almanya’dan alınan Büssing ve MAN ile Çekoslovakya üretimi Škoda 9Tr modelleriyle 100’ün üzerine çıkarıldı. 600V DC doğru akımla çalışan ve sessiz yapısıyla dikkat çeken troleybüsler; Ulus–Bakanlıklar, Dışkapı–Bahçelievler, Cebeci–Gar ve Kızılay–Ayrancı hatlarında 34 yıl boyunca kentin ana yükünü taşıdı.
Ancak sıkışan şehir trafiği, elektrik kesintileri, yedek parça sıkıntıları ve "troley düşmesi" olarak bilinen hat kopmaları nedeniyle 1981 yılında EGO Genel Müdürlüğü kararıyla tamamen seferden kaldırıldı.

ARKA KAPIDA BİLETÇİLERİN OTURDUĞU KLASİK EGO OTOBÜSLERİ
EGO bünyesinde hizmet veren kırmızı-krem ve mavi renkli otobüsler, Ankaralıların ortak hafızasında sarsılmaz bir yere sahip oldu. 1950'li ve 60'lı yıllarda Almanya’dan ithal edilen burunlu ve düz cepheli Büssing marka otobüsler kentin ulaşım omurgasını oluşturdu.
Bu dönemin en dikkat çeken özelliklerinden biri ise otobüslerin arka kapısında yüksekçe bir masada oturan biletçilerdi. Yolcuların arkadan binip biletini kestirdikten sonra öne doğru ilerlediği bu düzen, 1970’lerin sonundan itibaren yerini körüklü MAN ve Ikarus marka yüksek kapasiteli araçlara bıraktı.
AMERİKAN OTOMOBİLLİ DOLMUŞLAR VE CADDELERİN DEVLERİ
Kent içi ulaşımda hızlı çözümler üreten dolmuş kültürünün temelini ise 1950-1980 yılları arasında caddelere damga vuran klasik Amerikan otomobilleri oluşturdu. Chevrolet, Plymouth, DeSoto ve Dodge marka 8 silindirli dev araçlar, özellikle Ulus – Çankaya ve Kızılay – Aydınlıkevler gibi yoğun akslarda çalıştırıldı.
Yolcu kapasitesini artırmak amacıyla araç içine "müstezat" adı verilen ek katlanır koltukların eklendiği bu dev otomobiller, dönemin Ankara sokaklarına özgün bir hava kattı.

BUHARLI TRENLERDEN E14000 SETLERİNE SİNCAN - KAYAŞ HATTI
Ankara’yı doğudan batıya bağlayan tarihi Sincan – Kayaş Banliyö Hattı, on yıllarca memurların, işçilerin ve öğrencilerin en büyük kurtarıcısı oldu.
Erken Cumhuriyet yıllarından 1970'lerin başına kadar buharlı "kara trenler" ile yürütülen banliyö seferleri, hattın elektriklendirilmesiyle birlikte yerini mavi-beyaz ve kırmızı-beyaz renkli ikonik E14000 serisi elektrikli tren setlerine bıraktı.
Unutulmaz anılara ev sahipliği yapan bu klasik banliyö hattı, günümüzde modernleştirilerek Başkentray adıyla hizmet vermeye devam ediyor.

İLK YILLARIN ULAŞIM SİMGESİ: FAYTONLAR VE ATLI ARABALAR
Henüz motorlu taşıt filolarının bulunmadığı 1920'li ve 1930'lu yıllarda ise Başkentin kent içi ulaşımı ağırlıklı olarak süslü faytonlar ile sağlanıyordu.
Ankara Garı, Taşhan (Ulus) ve Çankaya Köşkü arasındaki protokol ve yolcu taşımacılığında başrolü oynayan faytonların yanı sıra, kent içi yük ve eşya taşımacılığı da uzun yıllar boyunca at ve eşek arabaları marifetiyle yürütüldü.