İşte size bir paradoks...
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür.
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.
İşte size bir paradoks...
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür.
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.
Sebepler ve sonuçları bu gün bile tartışılan son derece önemli bir konu...Bugün bile hala bunun sonuçlarını yaşıyoruz...
İşte çarpıcı bir örnek!
İngiliz tarihçi Prof. Dr. Arnold Toynbee’nin de ifadesiyle; “Bugün dahi uykuda olduğu, fakat uyanacak olursa İslam’ın birleştirici ve kaynaştırıcı özelliği nedeniyle hesaplanamayacak derecede psikolojik tesirler yapacağı bilinen 2.Abdülhamid’in Panislamist siyaseti, başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupa Devletleri’ni ve Rusya’yı endişeye düşürmüştür. Zira o dönemde Avrupa Devletleri’nin ve Rusya’nın sömürgesi altında yaklaşık 250 milyon Müslüman yaşamaktaydı.”
Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.
Kampın tam adı, 'Seydibeşir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.
12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.
Okuyun ve kararı siz verin...
Türkiye ile Suriye 911 km sınıra sahip 2 ülke.
Hatırlayın, Türkiye, Suriye sınırındaki mayınları 1 Mart 2004 ile 1 Mart 2014 arasında temizledi.Hatta temizleme işlemi karşısında bu toprakları israİT işletecekti... Toplumsal baskılar nedeniyle bu antlaşma gerçekleşmedi.
Geri Dönüştürülmüş Plastiklerin Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemelerde Kullanımına Dair Yönetmelik yeniden ele alınmalıdır...
Geri Dönüştürülmüş Plastikler, gıda güvenliği açısından ciddi risklere sebep oluyor.
Geri dönüştürülmüş plastikler, çevre sorunları açısından bir çözüm olurken gıda ile temas ettiğinde ciddi riskler barındırıyor...
Yanlış hayvancılık politikaları, süt hayvancılığını çöküşe sürükledi...Türkiye, hayvancılıkta artık önünü göremiyor.Uygulanılan politikalar hayvancılıkta bizi ithalatçı ve bağımlı ülke konumuna getirdi.Her yıl hayvancılık yapanların sayısı ve hayvan varlığı düşüşte.
Sütte ve ette uygulanan fiyat politikaları yüzünden binlerce damızlıkhayvan kesime gitti.
Biz bu problemi çözmek ve kendi hayvan varlığımızı korumak adına politikalar geliştirmek yerine çözümü ithalatta bulduk...
kamuoyunda süper izin yasası olarak bilinen kanun teklifi 19 Haziran 2025 tarihinde hükümet tarafından TBMM Sanayi Komisyonuna geldi ve jet hızıyla kabul edildi...
Peki jet hızıyla geçen bu kanun ne diyor!Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler ve ormanlar yapılaşmaya açılıyor...oysaki bu yasa ile doğal ve tarımsal zenginliklerimizi ipotek altına alıyoruz.
Peki çocuklarımıza ne bırakacağız, çoraklaşan bir Türkiye...Çünkü sadece bu gün kurtarılıyor, yarın ne olursa olsun deniyor...
Girdi maliyetlerinin yüksekliği ve 2-3 yılda bir tekrar kuş gribi, yumurta üretimimizi zorluyor.
Bir zamanlar garibanın sofrasının baş yemeği yumurta ve makarna giderek lüks oluyor...
2024 ve 2025 kuş gribi salgınları tavuk sayımız 100 milyona kadar düşürdü.Dikkat ederseniz artık hayvan ve bitki sağlığı krizlerini çözemiyor, yönetemiyoruz.
9-13 Nisan‘da yaşanan don 34 ilde etkili olarak büyük zarara neden oldu.Bir yanda seller, bir yanda kuraklık, bir yandan da yaşanan don olayları...
Bunlar normal değil...!
Son 5 yıldır yazdım, söyledim.Kuraklık kapımızı çaldı, çalacak diye.İklim değişikliği, erişilebilir tatlı su kaynakları üzerindebüyük riskler oluşturarak hem Su kaynaklarını azaltıyor hem de kalitesini bozuyor...Su tüketiminin, yüzde 77'si tarım ve hayvancılıkta, yüzde 11'i sanayide ve yüzde 12'sigünlük tüketimde kullanılmaktadır.
Aslında bir fark yok...Birisi daha hızlı öldürüyor,diğeri de yıllar içinde öldürüyor...
Dünya giderek artan terör ve güç Savaşı'ndan yorgun.
Çevremizde felaketler dönüyor.İstihbarat servisleri bu konularla ilgilenmiyor,varsa yoksa karşı istihbarat...2'inci dünya savaşından sonra ülkemiz gibi pek çok ülke debiyolojik saldırılara tamamen açık,üstelik bunu yasal yollardan yapıyorlar nasıl mı?
İşin içinde olan birisi olarak tarım ve hayvancılıkta neler olduğunu anlamak, benim için bile pek mümkün olmuyor…
Aslında bu filmi Türkiye çok uzun bir zamandan beri izliyor…
Aynı kurak yıllarla bereketli yıllar gibi 3-5 yıl iyi sonra yere çakılıyoruz…