Hami Fiskeci

Hami Fiskeci

İmar haklarında adalet ve eşitlik şart

Bir yönetmelik, iki farklı uygulama!

Kentler, yalnızca beton blokların yükseldiği alanlar değildir.

İçinde yaşayan insanların mülkiyet haklarıyla, anılarıyla ve geleceğe dair güvenleriyle var oldukları yaşayan organizmalardır.

Yazının Devamı

Arıcılık sadece KOVAN'ın içinde yapmılmamalı!

Türkiye’de tarım ve hayvancılığın en fedakâr, doğayla en barışık kesimlerinden biriside kuşkusuz arıcılardır.

Ancak bugün, bu fedakâr insanlar, doğayı koruyup polen taşıyarak ekosistemin devamlılığını sağladıkları ormanlarda, kendi varlıklarını sürdüremez hale getirilmek isteniyor. Tarım ve Orman bakanlığı tarafından yürürlüğe konulmak istenen, kovan başına 100 TL olarak belirlenen "yer kirası", sadece bir ücretlendirme değil, arıcılık sektörüne vurulmuş ağır bir darbedir.

Arıcılar, ormanlarda güvenlik, sosyal olanaklar veya insani bir hizmet almadan sadece ağaç gölgesinde arılarını barındırdıkları için bu bedeli ödemede son derece zorlanacaklar.

Yazının Devamı

Umudun ve güvenin adresi, ÇATOM!

Anadolu’nun kadim topraklarında, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) betonun, barajın ve sulama kanallarının ötesinde, insana dokunan, ruhu besleyen çok özel bir mimarisi var.

Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) çok önemli bir görev yapmakta...

Sadece bir bina ya da bir eğitim kursu değil, bir bölgenin makus talihini değiştiren, umudu yeşerten, devleti vatandaşına en şefkatli haliyle ulaştıran bir köprüdür ÇATOM.

Yazının Devamı

Maden suları güvenli mi?

Son günlerde kamuoyuna yansıyan, İsviçre’nin belirli bir parti Türk maden suyunu "yüksek bor" gerekçesiyle geri çağırması,

akıllara hem yerli ürünlerimizin güvenilirliğini hem de denetim mekanizmalarımızın işleyişini getirdi. Bir tüketim ürünü söz konusu olduğunda, özellikle de sağlığımızı doğrudan etkileyen gıdalarda, "sınır değerler" konusundaki farklılıklar ve bu süreçlerin şeffaflığı hayati bir önem taşır.

Standartlar, Denetim ve Şeffaflık Önemi!

Yazının Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığında "Sözleşmeli İl Müdürü" dönemi başlıyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığı, bürokraside taşları yerinden oynatacak bir personel reformuna hazırlanıyor. Bakan İbrahim Yumaklı’ya yakın kaynaklardan sızan bilgilere göre, Tarım İl Müdürlüklerinde "sözleşmeli müdürlük" modeline geçilmesi için düğmeye mi basılıyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı, tarım ve hayvancılık politikalarının sahada daha etkin yürütülmesi ve bürokratik engellerin aşılması amacıyla devrim niteliğinde bir adım atmaya hazırlanıyor. Bakanlık kulislerinde uzun süredir konuşulan köklü personel reformunun detayları yavaş yavaş netleşmeye başladı.

Edinilen bilgilere göre, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın öngörüleriyle şekillendirilme çalışmaları devam eden personel paketi taslağı ile Tarım İl Müdürlerinin artık kadrolu değil, "sözleşmeli" statüde istihdam edileceği belirtiliyor. Ayrıca atama ve görevde yükselmelere de belirli kriterler getirileceği konuşuluyor.

Yazının Devamı

Sofralarımızdan lezzetler, kayıp gidiyor!

Mutfaklarımızın başköşesinde, nesiller boyu yerini koruyan o mis kokulu et yemekleri ve kaşığı daldırdığınızda dokusunu hissettiğiniz, o gerçek yoğurtlar artık sadece hatıralarda mı kalıyor?

Sofralarımıza gelen ürünlerin lezzetindeki bu keskin düşüş, aslında sadece bir "damak tadı değişikliği" değil, hayvancılıkta verimliliği odak noktasına koyan, doğayı ve hayvanın fıtratını denklem dışı bırakan endüstriyel dönüşümün bir sonucudur.

Karkas Ağırlığı mı, etin hakikati mi?Tüketici bu ikilem arasına sıkıştı...

Yazının Devamı

Konu, tamamen ekonomi!

Tarım, sadece bir ekonomik sektör değil; bir ülkenin bağımsızlığının, gıda güvencesinin ve toplumsal huzurunun temel direğidir.

Ancak bugün, tarlalarımızda filizlenen ürünlerin bereketi, maalesef çiftçimizin yüzündeki endişe ve yorgunlukla gölgeleniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği "girdi maliyetlerinin yüksekliği" ve "planlı üretim destekleri" vurgusu, meselenin merkezine dokunuyor. çünkü tarladaki gerçeklik, kürsüdeki sözlerden çok daha sert ve yakıcıdır. Cumhurbaşkanımız çiftçinin ne yaşadığını en iyi bilenlerden birisidir.

Maliyetler yükseliyor...

Yazının Devamı

Görünmeyen servet: Kurban derileri neden çöpe gidiyor?

Her Kurban Bayramı’nda Türkiye genelinde milyonlarca hayvan kesiliyor. Kurban kesim alanları hareketleniyor, sofralar bereketleniyor. Ancak madalyonun bir de arka yüzü var ki, orada tam anlamıyla bir “milli servet kaybı” yaşanıyor. Gözümüzün önünde, sadece birkaç gün içinde milyarlarca liralık bir hammadde, yanlış kesim teknikleri nedeniyle parçalanıyor ya da zamanında tuzlanmadığı için çürüyerek çöpe gidiyor.

Rakamlar ürkütücü…

Son yıllardaki verilere baktığımızda, sadece kulaktan dolma yöntemler ve ihmalkârlık yüzünden her yıl yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisi heba oluyor. Bu kaybın somut karşılığı ne biliyor musunuz? Tam 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon adet çanta!

Yazının Devamı

Eğitimde nihayet ‘güvenli ve temiz’ bir milat başlayacak!

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan uzun yıllardır beklenen, adeta kangren haline gelmiş iki temel sorun için nihayet radikal ve somut adımlar geliyor. Okullarda tırmanan şiddet olaylarının önüne geçmek adına sabit güvenlik personeli istihdamı ve kesintisiz kamera sistemine geçiş kararı ile temizlik krizini kökten çözecek sabit temizlik personeli uygulaması hayata geçiriliyor.

Yıllardır her eğitim-öğretim yılı başında velileri kara kara düşündüren, okul aile birliklerinin omuzlarına birer yük olarak binen bu iki hayati mesele, nihayet kurumsal bir standarda kavuşacak. Evet, “kısmet bugünlereymiş” dedirtiyor insana ama zararın neresinden dönülürse kârdır. Okul binalarını hijyenik ve güvenli kılmadan o binaların içinde sağlıklı bir nesil yetiştirmeyi beklemek zaten en başından beri büyük bir tezat oluşturuyordu.

Ancak eğitim, sadece koridorları temizlemek ve kapısına kilit vurmakla kurtarılacak bir alan değil. Fiziki şartlardaki bu memnuniyet verici standartlaşma hamlesinin eğitimin yapısal ve ruhsal alanlarına da acilen sirayet etmesi gerekiyor.

Yazının Devamı

Süt/yem paritesi üreticiyi zorluyor

Ulusal Süt Konseyinin (USK) açıkladığı yeni çiğ süt tavsiye fiyatı, sektörün içinde bulunduğu kronik sancıları bir kez daha gündeme taşıdı. 1 Mayıs 2026 itibarıyla geçerli olan 24,30 TL'lik rakam ilk bakışta bir iyileştirme gibi görünse de ahırın kapısından içeri girdiğinizde bu rakamın "can suyu" olmaktan ziyade sadece "nefesi kesilmek üzere olanı hayatta tutma" çabası olduğu aşikârdır.

Ahırdaki hesapla çarşıdaki hesap birbirini tutmuyor...

Sektörün en temel göstergesi olan süt/yem paritesi, bugün üreticiyi zorlayan bir sorun hâline gelmiş durumda. Bir litre süt sattığında hayvanının önüne koyacağı bir buçuk kilo yemi alamayan üretici, matematiksel bir imkânsızlığın içinde kıvranıyor.

Yazının Devamı

Terörsüz Türkiye söylemi ve bitirilmeyen süreç

Türkiye’de “terörsüz Türkiye” söylemi uzun süredir siyasetin en güçlü başlıklarından biri olarak kullanılıyor.

Ancak toplumun önemli bir kesiminde artık şu soru daha yüksek sesle soruluyor: “Madem PKK bitti denildi, neden hâlâ bitmedi?”

Türkiye yaklaşık kırk yıldır aynı cümlenin etrafında dönüp duruyor:

Yazının Devamı

Müttefiklik mi, çıkar ortaklığı mı?

Uluslararası ilişkilerde dostlukların ömrü, ülkelerin çıkarları kadardır.

Bugün “stratejik ortak” denilen yapıların yarın nasıl dağıldığını tarih defalarca gösterdi.

Devletler duygularla değil, çıkarlarla hareket eder.

Yazının Devamı

Su üretimi bağımsızlığının anahtarıdır!

İnsanlık tarihine baktığımızda medeniyetlerin suyun olduğu yerde kurulduğunu görürüz. Toprak suyla can bulmuş, şehirler suyla büyümüş, tarım suyla bereketlenmiştir. Bugün de değişen bir şey yok.

Enerji kadar kıymetli olan bir başka stratejik güç varsa o da sudur. Sadece bir baraj ya da gölettir deyip geçmeyin.

İçme suyumuz, sulama suyumuz ve elektrik üretim santraliyle birlikte bölgeye hayat veren büyük bir kalkınma yatırımıdır.

Yazının Devamı

Türkiye'nin nükleer, enerji politikası!

Türkiye, yüzyıllık cumhuriyet tarihinde belki de en çok "enerji arz güvenliği" ve "bağımsızlık" kavramlarını iç içe geçirdiği bir dönemden geçiyor.

Bu tablonun en ağır ve en çok tartışılan parçası ise şüphesiz Akkuyu Nükleer Güç Santrali.

Yıllardır süren "2028'de bitecek mi, bitmeyecek mi?" tartışması, aslında sadece teknik bir gecikmenin değil, Türkiye’nin Rusya ile olan enerji bağımlılığının ve jeopolitik kırılganlıkların bir aynası.

Yazının Devamı

Türkiye’de şekerin 100 yılı!

Türkiye’de şeker pancarı, yalnızca bir tarım ürünü değil, Cumhuriyet’in ilanından sonra başlayan "iktisadi bağımsızlık" mücadelesinin en tatlı ve en stratejik simgesidir.

İlk Adım: 1923 yılında Uşaklı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) Bey’in girişimiyle temeller atıldı.

Genç Cumhuriyetin İlk Fabrikaları: Türkiye’nin ilk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası (Kırklareli), 26 Kasım 1926’da üretime başladı. Onu kısa süre sonra, 17 Aralık 1926’da açılan Uşak Şeker Fabrikası takip etti.

Yazının Devamı

Tarımda, inovasyon ile doğallık arasındaki hassas dengeyi kurmak zorundayız!

Tarım, insanlığın varoluşundan bu yana medeniyetleri ayakta tutan temel direk olmuştur.

Ancak bugün, bu direk hem iklim krizinin yarattığı kuraklıkla sarsılıyor hem de üretim yöntemlerimizdeki değişimlerle yeni bir tartışmanın eşiğine geliyor.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen 5. Uluslararası İstanbul Su Forumu’nda masaya yatırılan “İnovasyondan Eyleme” vizyonu, tam da bu sancılı süreci yönetmek adına atılmış önemli bir adımdır.

Yazının Devamı

Anadolu’nun sarı gelini: Buğday

Buğday; Anadolu ve Trakya topraklarının sadece temel gıdası değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bağımsızlığımızın "altın" anahtarıdır. Ancak son üç yıla baktığımızda; üretimin 2023 yılında 22 milyon ton, 2024 yılında 20,8 milyon ton ve 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilemesi, tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor.

Bu gerilemenin ana nedeni ise kuraklıktır.

2026 yılı bol yağmurlu başladı; bereketli olsun inşallah. Türkiye’nin buğday karnesindeki açık, son üç yıldır ithalatla kapatılıyor. Tabloyu incelediğimizde, bazı illerde üretim artarken bazılarında azalıyor. Bu durum bizlere gösteriyor ki; tarımda artık "bölgesel iklim krizleri", genel politikalardan daha belirleyici bir hale gelmiş durumda.

Yazının Devamı

Şırnak’ın dağlarında bereket yeniden canlanıyor "üretim başladı"

Şırnak Valiliği’nin 10 Mart 2026 tarihli genel emri, sadece idari bir karar değil, aynı zamanda bölge ekonomisi için atılmış devasa bir imza, toplumsal huzurun ise en somut tescilidir.

Uzun yıllar boyunca güvenlik gerekçesiyle üreticinin ayağının kesildiği o meralar, Valilik kararıyla yeniden asıl sahiplerine, yani üreticilere açıldı.

Şırnak Valisi Doç. Dr. Birol Ekici’nin vizyonu ve Tarım Orman İl Müdürü Oktay Sezgin’in yerinde talepleriyle şekillenen bu karar, bölgede "barış ve huzurun" artık sadece bir temenni değil, yaşayan bir gerçek olduğunu kanıtlıyor.

Yazının Devamı

Adapazarı şeker fabrikası ve kaybedilen gelecek

Sakarya’nın bereketli toprakları, 1953 yılından bu yana sadece pancar değil, aynı zamanda bir Cumhuriyet vizyonu yetiştirdi.

12 Eylül 1952’de atılan temeller, sadece betondan bir fabrika binası değil.

Yerli üretimin, sanayileşmenin ve çiftçinin omuz omuza verdiği bir kalkınma hamlesinin sembolüydü.

Yazının Devamı

Türkiye ormanlarının ateşle imtihanı

İklim değişikliğinin yakıcı etkilerini sadece istatistiklerde değil, ciğerlerimizi yakan yangınlarda da hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Türkiye, coğrafi konumu gereği bu küresel krizin en sıcak cephelerinden birinde yer alırken, “Yeşil Vatan”ı korumak adına verilen mücadele de her geçen yıl daha kritik bir hâl alıyor.

Son yıllarda takvimler değiştikçe, yangın mevsiminin süresi ve şiddeti de ne yazık ki artıyor. 2021 yılından bu yana yaşadığımız büyük yangınlar, sadece ağaçlarımızı değil, millet olarak yüreğimizi de derinden sarstı.

Yazının Devamı

Adaletin sessiz gücü ve şehrin emaneti

Bazı isimler vardır, temsil ettikleri makamın ağırlığını sadece kanunların verdiği yetkiyle değil, kişisel erdemleriyle taşırlar.

Adalet mekanizması, soğuk adliye koridorlarından ibaret değildir.

O mekanizmayı canlandıran, vatandaşa güven veren ve hukuku yaşayan bir organizma haline getiren "insan" unsurudur.

Yazının Devamı

Gerçek hürriyetin bedeli; "Yerli akıl, milli irade"

"Tam bağımsızlık" kavramı artık sadece askeri değil; finans, enerji, gıda, teknoloji ve kültürel ayaklarıyla bir bütün olarak ele alınmalı.

Unutmayalım ki "başkasının ekmeğiyle doyanın hür olamayacağı" vurgusu, milli ekonomilerin temelini oluşturmaktadır.

Bugün dünyada "bağımsızım" diyen her devletin, bu iddiasının arkasında ne kadar durabileceği,aslında cebindeki paranın rengine ve fabrikasındaki çarkın kimin yazılımıyla döndüğüne bağlıdır.

Yazının Devamı

Afşin-Elbistan’da bir nefeslik adalet arayışı

Burası sadece haritada bir nokta değil; toprağın bereketinin kömür karasıyla, ekmek kavgasının ise yaşam hakkıyla çarpıştığı bir "Araf". Afşin ve Elbistan, yıllardır Türkiye’nin enerji ihtiyacını sırtlanan devasa bir bacanın gölgesinde, nefes almanın bedelini ömründen eksilterek ödüyor.

Özelleştirme sonrası "kâr marjı" ile "insan canı" arasındaki o ince çizgide, ne yazık ki yine sermayenin soğuk yüzü kazandı. Tüm uyarılara, bilimsel raporlara ve feryatlara rağmen takılmayan filtreler, bölge halkı için birer mühendislik detayı değil; doğrudan birer infaz fermanı gibidir.

Afşin-Elbistan'da Yaşayanlar İçin "Ekmek mi, Nefes mi?" İkilemi!

Yazının Devamı

Fikir mi hürdür, beden mi...!

İşte size bir paradoks...

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür.

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.

Yazının Devamı