Özgür Alp Gündüz

Özgür Alp Gündüz

Astrolojide bu hafta...

Bu hafta gökyüzü, sert bir uyarıdan çok ince ayar isteyen bir süreçten geçiyor. Dışarıdan bakıldığında her şey olağan akışında gibi görünse de, iç dünyada hızlanan bir çözülme ve yeniden toparlanma hali var. Özellikle iletişim, ilişkiler ve karar anları biraz daha hassas çalışıyor. Bu yüzden bu haftayı “güç gösterme” değil, “denge kurma” haftası olarak görmek daha doğru olur.Koç burcuyla başlayalım.

Koçlar için sabırsızlık en büyük sınav. İş tarafında hızlı kararlar cazip gelecek ama özellikle hafta ortasında (Çarşamba–Perşembe) acele edilen her adım geri dönüş isteyebilir. Aşk tarafında geçmişten biri ya da eski bir duygu tekrar kapıyı çalabilir. Kırmızı yerine bordo ve toprak tonları Koç’u daha dengede tutar. Sağlıkta baş ve göz bölgesine dikkat.

Boğa burcu bu hafta biraz daha içe dönük. Parasal konular gündemde ama büyük riskler almak için doğru zaman değil. Pazartesi ve Cuma daha akıcı geçerken, Salı günü iletişimde yanlış anlaşılmalara açık. Yeşil ve krem tonları Boğa’yı hem sakinleştirir hem bereket alanını destekler. Aşkta ise netlik aramak yerine akışta kalmak daha doğru.

Yazının Devamı

Yeniay Ritüeli (Niyet Açma & Frekans Yükseltme)

Yeniay ritüeli nasıl yapılır, niyet çalışması, enerji yükseltme

Yeniay geldiğinde hayat sana sessizce şunu fısıldar: “Ne çağırıyorsun?”

Kendine sakin bir alan aç. Bir beyaz mum yak.

Yazının Devamı

Nefesin faydaları ve epifiz bezi ile bağlantısı

Ölümlü olduğunu bil, nefesini hatırla. İnsan çoğu şeyi erteliyor; sevmeyi, sarılmayı, konuşmayı, yaşamayı… Sanki zamanı sonsuzmuş gibi yaşıyor. Oysa hepimiz ölümlüyüz. Ölümlü olduğunu gerçekten fark ettiğinde, ilk defa nefes alıyorsun. Nefes sadece hayatta kalmak değil; doğum ile ölüm arasındaki köprüdür.

Doğru nefes almak, her anı hissetmek, yaşamı gerçekten hissetmek demektir. Doğru nefes, tüm hastalıklara şifadır. Tonlaması, ritmi ve derinliğiyle gücü katlanır. Bir gün bu dünyadan gideceğini bilerek nefes almak… İşte o zaman aldığın her nefes kıymetli olur. Bugün, şimdi, bu an… Derin bir nefes al. Erteleme. Konuşmak istiyorsan konuş, sarılmak istiyorsan sarıl, gitmek istiyorsan git, başlamak istiyorsan başla. Hayat, bir gün bitecek kadar kısa ve bir nefes kadar gerçek. İnsanın öleceğini bildiği gün yaşamaya başlar.

Nefesin bilimsel faydaları

Yazının Devamı

Evren, bilinç ve kuantum...

Son yıllarda en çok duyduğumuz kelimelerden bazıları: kuantum, enerji, frekans, titreşim… Peki bunlar gerçekten neyi anlatıyor? Sadece fizikçilerin laboratuvarlarda konuştuğu konular mı, yoksa insanın hayatına dokunan bir tarafı var mı?

Dr. Jude Currivan’ın bir sözü var: “Tüm evren bilinçli bir varlıktır.” Bu cümle ilk başta iddialı gibi gelebilir. Ama kuantum fiziğine baktığımızda, maddenin aslında sandığımız gibi katı bir şey olmadığını, daha çok enerji ve titreşimden oluştuğunu görüyoruz. Hatta meşhur çift yarık deneyinde, gözlemcinin yani insan bilincinin, maddenin davranışını etkilediği ortaya konuluyor. Yani biz sadece izleyen değiliz, bir şekilde etki edeniz de.

Tasavvuf tarafına baktığımızda ise, aslında bu fikirlerin çok yeni olmadığını görüyoruz. İbn-i Arabi, yüzyıllar önce varlığın bir anlamı olduğunu, her şeyin ilahi isimlerin bir tecellisi olduğunu anlatıyor. Ayan-ı sabite kavramı mesela… Her şeyin, daha ortaya çıkmadan önce bir hakikati, bir özü olduğunu söyler. Yani bu evren başıboş bir yer değil; bir düzen, bir anlam var.

Yazının Devamı

Enerji, astroloji ve içsel denge yolculuğu

Hayat bazen insanın önüne görünmeyen duvarlar çıkarır. Her şey yolunda gibi görünür ama içten içe bir ağırlık, bir tıkanıklık hissi vardır. İşte tam bu noktada, insan sadece fiziksel değil; zihinsel, duygusal ve enerjisel bir varlık olduğunu fark etmeye başlar.

Enerji ve denge çalışmaları, kişinin üzerinde biriken yorgunluğu, stres yükünü ve farkında olmadan taşıdığı ağırlıkları hafifletmeye yardımcı olur. Aura ve çakra dengeleme çalışmaları, bedenin enerji merkezlerini daha uyumlu hale getirirken, negatif blokajların tespiti ve temizlenmesi kişinin hayatında tekrar eden döngüleri fark etmesini sağlar. Bazen bir evin bile enerjisi insanın ruh halini etkileyebilir; bu yüzden mekan temizliği de bu sürecin önemli bir parçasıdır.

Astrolojik analizler ise insanın kendi haritasını anlamasına kapı aralar. Doğum haritası, yıldızname ve yıllık öngörüler; kişinin hangi dönemlerden geçtiğini, hangi alanlarda daha dikkatli olması gerektiğini gösterir. İlişki analizleri, iki insan arasındaki görünmeyen dinamikleri anlamayı kolaylaştırırken; isim ve numeroloji çalışmaları da hayatın titreşimini farklı bir açıdan okumaya yardımcı olur. İnsan bazen sadece yönünü hatırlamaya ihtiyaç duyar.

Yazının Devamı

İbn Arabi'ye göre bilinç katmanları

İbn Arabi’ye göre insan, görünen bedenden ibaret değildir. İnsan; beden, akıl, kalp ve ruh katmanları olan bir varlıktır. Bu yüzden insanın yaşadığı her olay, sadece dış dünyada değil, iç dünyasında da gerçekleşir. İbn Arabi, insanın asıl yolculuğunun dışarıya doğru değil, içeriye doğru olduğunu söyler. Ona göre insan kendini tanıdıkça bilinci değişir, bilinci değiştikçe hayatı değişir.

Tasavvufta anlatılan nefis mertebeleri, aslında insanın bilinç katmanlarıdır. İnsan bu katmanlardan geçerek olgunlaşır, değişir ve başka bir idrak seviyesine ulaşır.

İlk katman Nefs-i Emmare’dir. Bu katman, insanın en ham hâlidir. Bu seviyede insan daha çok korkularıyla, öfkesiyle, hırsıyla ve arzularıyla hareket eder. Daha çok tepkisel yaşar. Sabır azdır, istek çoktur. Bu katman, aslında insanın terbiye etmesi gereken tarafıdır.

Yazının Devamı

İlber Ortaylı bilge mi, ajan mı?

Tarih boyunca bazı insanlar vardır; hayatlarını neredeyse bütünüyle bilgiye, araştırmaya ve düşünmeye verirler. Dilleri öğrenirler, farklı coğrafyaları incelerler, arşivlerde yıllar geçirirler. Böyle kişiler zamanla yalnızca bir akademisyen olmaktan çıkar, adeta yaşayan bir hafıza hâline gelir. Türkiye’de tarih denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan İlber Ortaylı da çoğu kişi için bu tür bir figürdür.

Onun hakkında zaman zaman ilginç sorular da sorulur. Bu kadar geniş bir bilgi birikimine sahip bir insanın yalnızca akademik çalışmalarla mı meşgul olduğu, yoksa devlet aklıyla daha derin bağları olup olmadığı merak edilir. Hatta bazı sohbetlerde “acaba bir tür istihbarat görevi olmuş olabilir mi?” gibi ihtimaller dile getirilir. Bu tür soruların ortaya çıkmasının sebebi aslında oldukça anlaşılırdır.

Tarihe bakıldığında entelektüel kimliği ile istihbarat dünyası arasında gidip gelen bazı isimlerin gerçekten var olduğu görülür. Örneğin Ortadoğu çalışmalarının önemli isimlerinden biri olarak bilinen T. E. Lawrence, aynı zamanda savaş yıllarında İngiliz istihbaratı için görev yapmıştı. Yine Soğuk Savaş döneminde adı sıkça anılan Kim Philby, diplomasi ve gazetecilik kimliğiyle tanınırken aslında dünyanın en meşhur çifte ajanlarından biri olarak ortaya çıkmıştı.

Yazının Devamı

Peygamberlerin burçları ve mucizeleri

İnsanlık tarihine bakıldığında farklı coğrafyalarda ortaya çıkan inanç sistemleri, peygamberler ve göksel işaretler arasında ilginç bir ilişki olduğu sıkça dile getirilir. İslam geleneğine göre yeryüzüne 124 bin peygamber gönderildiği rivayet edilir. Kur’an’da ise yalnızca bir kısmının adı geçer. Bu peygamberlerin her biri farklı toplumlara, farklı zamanlara gönderilmiş ve insanlara aynı hakikati hatırlatmıştır: Yaradan’ı tanımak, adaletle yaşamak ve insanlığa iyilik etmek.

Kadim çağlarda gökyüzü insan için yalnızca bir manzara değildi; aynı zamanda zamanın ve hayatın ritmini anlatan bir rehberdi. Bu yüzden eski medeniyetlerde yıldızlar ve burçlar sembolik bir dil olarak kullanıldı. Mezopotamya’dan Mısır’a kadar birçok kültürde gökyüzü ile yeryüzü arasında bir bağ olduğuna inanılırdı.

Peygamberlerin doğum tarihleri tam olarak bilinmediği için kesin burç bilgileri tarihsel olarak kayıtlı değildir. Ancak bazı tasavvufi ve astrolojik yorumlarda, peygamberlerin karakter özelliklerine göre sembolik burç benzetmeleri yapılmıştır. Bunun yanında, her peygamberin hayatında insanları hayrete düşüren mucizeler de anlatılır.

Yazının Devamı

İlerlemen için Dur Artık...

Bazen insanın içinden hiçbir şey yapmak gelmez. Durmak ister, düşünmek ister… İşte gökyüzü de bazı zamanlar bize tam olarak bunu söyler. Bu hafta biraz öyle bir zaman.Son günlerde birçok kişiden benzer şeyler duyuyorum. “Kafam karışık”, “Karar veremiyorum”, “Sanki bir şeyler değişiyor ama adını koyamıyorum” diyorlar. Aslında bu çok normal. Gökyüzü bazen bizi hızlıca ileri itmez; bazen de durup kendimize bakmamızı ister.Hayatın içinde koştururken çoğu zaman kalbimizin ne söylediğini unutuyoruz. Oysa insan biraz yavaşlayınca bazı şeyleri daha net görmeye başlıyor. Kimin hayatımızda gerçekten yeri var, hangi yol bize iyi geliyor, nerede fazla yoruluyoruz… Bunları fark etmek için bazen gökyüzü bizi yavaşlatır.Bu hafta benim tavsiyem şu: Her şeyi çözmeye çalışmayın. Her sorunun hemen cevabı olmak zorunda değil. Bazen hayat kendi ritmiyle cevapları zaten getiriyor.Biraz yürüyün, biraz sessiz kalın, belki bir kahve içip sadece düşünün. Gökyüzü zaten işaretlerini verir. Yeter ki biz o işaretleri görmek için acele etmeyelim.Unutmayın, bazı değişimler gürültüyle değil, sessizlikle başlar.Özgür Alp GündüzHolistik Yaşam Mentoru

Yazının Devamı

Baskın seçim ufukta

Siyasette hava yeniden sertleşiyor. Ankara kulislerinde konuşulanlar, erken değil; ani bir seçim ihtimalini güçlendiriyor. Özellikle Mayıs’tan itibaren takvimin hızlanacağı, kararların beklenenden daha kısa sürede alınacağı bir döneme giriyoruz. Hazırlık süresi dar, gündem yoğun, belirsizlik yüksek.

Seçim tarihi öne çekilirse partiler de seçmen de hızlı pozisyon almak zorunda kalacak. Kampanyalar daha keskin bir dille yürütülecek. Uzun uzun projelerden çok, anlık refleksler ve güçlü mesajlar öne çıkacak. Bu da tartışmaları doğal olarak artıracak.

Mayıs ile Eylül arası kritik. Önce söylemler yükselecek, kulis bilgileri çoğalacak. Ardından sandık ihtimali netleşecek. Önce yankı, sonra karar.

Yazının Devamı

Bir şey değişiyor ama kimse adını koymuyor

Son zamanlarda şunu fark ediyorum…

İnsanlar “yorgunum” diyor ama mesele o değil. Asıl mesele, içimizin dolu olması. Her şey üst üste geliyor.

Düşünceler, sorumluluklar, konuşmalar, beklentiler…

Yazının Devamı

Yıldızların ışığında Hasan Doğan'ın geleceği: Astroloji ve Ebced'in sırları

Sevgili okurlar, köşemizde başladığımız mistik yolculuğa devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Prof. Dr. Hasan Doğan'ın yıldız haritasını, 5 Eylül 1977 Ankara doğumu üzerinden inceliyoruz. Başak burcunun disiplinli ruhuyla yoğrulmuş bu devlet adamı, ebced hesabıyla da ilginç sırlar barındırıyor. Ebced numerolojisinde "Hasan" 118, "Doğan" ise 1061 değerinde – toplam 1179. Bu sayı, geleneksel yorumlarda zekâ, kibir ve sinir gibi özellikleri çağrıştırıyor; tıpkı Başak'ın analitik yapısıyla örtüşür şekilde. Ama asıl heyecan verici kısım, 2026 transitleri! Evrenin kozmik dansı, Doğan için yeni bir dönemi müjdeliyor mu? Haydi, kehanet perdesini aralayalım – unutmayın, bunlar eğlenceli spekülasyonlar, kaderin anahtarı değil!

Astrolojik açıdan, Hasan Doğan'ın Güneşi Başak'ta konumlanmış. Bu burç, detaylara hâkimiyet, hizmet aşkı ve mükemmeliyetçilikle tanınır. 1977 doğumlu olması, onu Satürn'ün 29 yıllık döngüsüne bağlar; tam da olgunlaşma evresinde. 2026, bu döngünün zirvesi olabilir: Satürn, 13 Şubat'ta Koç burcuna kalıcı giriş yapıyor. Bu transit, Doğan'ın kariyer evini (10. ev) tetikleyerek, liderlik rollerinde yeni sorumluluklar getirebilir. Koç'un ateşli enerjisiyle Satürn'ün disiplini birleşince, bürokratik engelleri aşmak için ideal bir dönem. Belki de daha yüksek bir makam veya uluslararası görevler ufukta? Ama dikkat: Satürn-Neptün kavuşumu Koç'ta, hayalleri gerçekle sınayacak. Doğan'ın ilahiyat kökeni burada devreye girebilir; spiritüel bir vizyonla politik hamleler yapma zamanı.

Jüpiter'in hareketleri ise şans kapılarını aralıyor. Haziran 2025'te Yengeç'e giren Jüpiter, 30 Haziran 2026'da Aslan'a geçecek. Başak için bu, genişleme ve tanınma anlamına geliyor – özellikle aile, ev ve ulusal temalarda. Doğan'ın üç çocuk babası olması, bu transiti kişisel kılıyor; belki aile odaklı projeler veya eğitim alanında başarılar. Aslan'ın kraliyet enerjisiyle Jüpiter, onun halkla ilişkilerdeki yeteneğini parlatabilir. X hesabından (@hasandogan) yaptığı paylaşımlar, 2026'da viral bir etki yaratabilir!

Yazının Devamı

Celal Karatüre’nin astrolojik yolculuğu

Bazı insanlar vardır, hayata hızlı girmez. Bir anda parlayıp göze sokmaz kendini. Ama zamanla ağırlığını hissettirir. Celal Karatüre’nin doğum haritasına baktığımda gördüğüm tam olarak bu. Sabırla yürüyen, adım adım ilerleyen, acele etmeyen bir yol.

Bu haritada en baskın tema sorumluluk. Küçük yaşlardan itibaren omuzlara binen yükler, “yarım bırakmam” duygusu, işi sahiplendi mi bırakmayan bir yapı. Satürn etkisi dediğimiz şey tam da bu aslında. Hız değil, dayanıklılık. Çabuk kazanç değil, kalıcı olan.

Güneş Yengeç’te, 1. evde

Yazının Devamı

Şifa turizmi yükseliyor: Lüks otellerde ruhsal deneyim dönemi

Son yıllarda dünyada dikkat çeken bir değişim var. İnsanlar artık sadece dinlenmek için seyahat etmiyor. Daha iyi hissetmek, zihnini toparlamak, içsel olarak yenilenmek istiyor. Bu arayış, turizm anlayışını da dönüştürüyor.

Avrupa ve Amerika’da birçok lüks otel artık yalnızca konaklama hizmeti sunmuyor. Nefes çalışmaları, farkındalık buluşmaları, sinir sistemi dengeleme programları ve içsel dönüşüm temalı etkinlikler beş yıldızlı salonlarda yer buluyor. Spa ve masajın ötesine geçen bir alan açılıyor.

Uzmanlara göre modern insanın temel ihtiyacı tatil değil, yük hafifletmek. Yoğun tempo, sürekli maruz kalınan dijital akış ve zihinsel baskı, insanları daha derin deneyimlere yöneltiyor. Bu nedenle “şifa turizmi” olarak adlandırılan yeni bir başlık giderek daha fazla konuşuluyor.Türkiye’de de benzer adımlar atılmaya başlandı.

Yazının Devamı

Şubat Ayı: İntikam mı, affetmek mi?

Şubat ayı, dışarıdan bakıldığında kısa ve sessiz görünür. Oysa içeride güçlü bir hesaplaşma taşır. Bu ayın temel sorusu şudur:

Hatırladıkların seni güçlendiriyor mu, yoksa seni tutuyor mu?

Astrolojik olarak Şubat, çoğu zaman insanı geçmişle yüzleştirir. Yarım kalmış sözler, içte biriken kırgınlıklar, söylenmemiş cümleler bu ay daha görünür olur. Bu yüzden “intikam” duygusu da “affetme” ihtiyacı da aynı anda yükselir.

Yazının Devamı

Dağılmaktan vazgeçmek!!!

Kul, bir vakit gelir, içinden çağrılır. Bu çağrı ne dille söylenir ne sesle duyulur; hâl ile fark edilir. Uslanmak, bu çağrının farkına varmaktır. İtaat ise emre boyun eğmek değil, emrin hikmetiyle hizaya gelmektir. Niyet saflaştığında, kalpte emniyet doğar. Emniyet hâline giren kalbe ilham iner. İlham, kul ile Rahman arasında bir perde aralanmasıdır.

Kalp ile irade aynı yere yöneldiğinde mutabakat hâsıl olur. Bu mutabakat, sadakati doğurur. Sadakat, tutunmak değildir; yerini bulmaktır. Yerini bulan kalp, artık savrulmaz.

Beraat, kulun kalbinde meydana gelen bir hâl değişimidir. Kanaatin derinleşmesi, itaatin incelmesi ve içte birliğin zuhura yaklaşmasıdır. Bu hâl; dönmemeyi, tereddütsüzlüğü ve sürekliliği anlatır. Beraatini almış bir kulun yolu bellidir. Bu bellilik, zorla çizilmiş bir yol değil; kulun, kendinde olanı tanımasıdır.Bir insan, yaşatanın adıyla yaşadığında; fiilini O’nun kudretiyle, yönünü O’nun hikmetiyle belirlediğinde… Böyle bir insana zorluk ağır gelir mi? Yorgunluk kalıcı olur mu? Bıkkınlık yer tutar mı? Korku, kalpte mesken bulur mu?

Yazının Devamı

Matruşka'nın gizli katmanları – Epstein ve ölümsüzlük makamı

Dünyanın görünen yüzüyle görünmeyen yüzü arasındaki perde her geçen gün daha da inceliyor. Jeffrey Epstein vakası, basit bir skandal değil; binlerce yıldır katman katman işleyen bir güç yapısının, matruşka misali iç içe geçmiş bilinç hallerinin somutlaşmış örneği.

Matruşka derken şunu kastediyorum: Dış kabuktan içe doğru açıldıkça aile-soy bağları, nesiller arası devamlılık, kolektif bilinç ve nihayetinde tanrısal/şeytani üst katmanlar ortaya çıkıyor. LaVeyan Satanizm şeytanı bireysel özgürlük sembolü olarak görürken ateist bir çerçevede kalır; teistik yaklaşımlar ise onu gerçek bir varlık olarak kabul eder. Ancak asıl mesele sembollerde değil, bu sembollerin perdelediği derin güç ağında.

Medusa ile Havva'nın savaşı, ölümlü ile ölümsüzün savaşı, Kabil ile Habil'in savaşı... Bugün ise Epstein ile "bizim taraf" arasındaki görünmez cephe. Epstein, bu piramidal matruşkanın ilk üç katmanına yükseldi: Görünürlükten üst bilince, tanrılara adım attı. Sistem onu atmadı, satmadı, öldürmedi; tam tersine yükseltti. İkiz Kuleler örneğinde olduğu gibi: Görünürde yıkım, aslında daha büyük bir güçlenmenin aracı. Yılanın deri değiştirmesi gibi işler sistem – Epstein "öldü" denildiğinde, aslında yeni bir forma geçti.

Yazının Devamı

14 Şubat | İlişki şifası

14 Şubat romantik bir gün değildir.

Romantizm çoğu zaman bir örtüdür.

Bu tarih, ilişkilerin yüzeyine değil, altına bakar.

Yazının Devamı

Şifa etkinlikleri başlıyor

Her Yorgunluk Bedenden Gelmez

Şifaya YolculukNefes • Enerji • İçsel Arınma

15 Şubat | Şifa Günü14 Şubat | Sevgililer Günü📍 JW Marriott Hotel

Yazının Devamı

Şifa günleri başlıyor

Bazı çağrılar vardır. Yüksek sesle yapılmaz. İlan edilmez.

Bir davet gibi değil, bir hatırlayış gibi gelir.İnsan o çağrıyı duyduğunda değil, içinde bir yer kıpırdadığında fark eder.Ve bilir.Şifa Günleri tam da bu yerden doğuyor.15 Şubat, yalnızca bir tarih değil.İçsel döngüler açısından, durup yeniden hizalanmayı hatırlatan özel bir eşik.Bu nedenle bu buluşma, rastgele bir günde değil; anlamı ve ağırlığı olan bir zaman diliminde gerçekleşiyor.

JW Marriott’un rafine ve sakin atmosferi ise, bu çalışmanın ruhuna uygun bir zemin oluşturuyor.Gürültüden uzak, aceleden arınmış, bedenin ve zihnin gevşemesine izin veren bir alan.

Yazının Devamı

Özgür Özel'in yıldız haritası: Siyasi gelecek, sağlık sinyalleri ve kaybedilen zafer stratejileri

Özgür Özel'in siyasi yolculuğu

Merhaba sevgili okurlar! Bugün, siyaset sahnesinin yükselen yıldızlarından biri olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i, astroloji ve numerolojinin merceğinden inceleyeceğiz.

Doğum tarihi 21 Eylül 1974 (Manisa doğumlu) olan Özel'in haritasını, güvenilir kaynaklardan doğruladığımız üzere (örneğin Vikipedi ve resmi biyografiler), Başak burcunun son günlerinde şekillenmiş bir kader çizgisiyle yorumlayacağız. Bu yazı, elbette bilimsel bir analiz değil; yıldızların eğlenceli ve spekülatif bir yorumu. Ama kim bilir, belki de evrenin ipuçları, Özel'in siyasi geleceğini aydınlatır!

Yazının Devamı

Burçların şanslı günleri

Zaman, sadece saatten ve takvimden ibaret değildir. Bazı günler işler kolay akar, bazı günler ise aynı adımlar zorlaşır. Bunun nedeni çoğu zaman şans değil, zamanın ruhudur. Muhyiddin İbn Arabî’nin “Saatler Hazinesi” olarak işaret ettiği anlayış da bize bunu anlatır: Her anın kendine özgü bir hâli vardır. Astroloji bu hâli okumamıza yardımcı olur; burçlar ise zamanın hangi günlerde ve saatlerde daha açık, hangi anlarda daha kapalı olduğunu fark etmemizi sağlar.

Koç

Şanslı Günleri: Salı – PazarŞanslı Saatleri: 06:00 – 09:00 / 13:00 – 15:00

Yazının Devamı

18 Ocak • Oğlak Yeniayı- Vaktin terazisi

Ay gökyüzünden çekildiğinde hayat da biraz yavaşlar.

18 Ocak’taki Oğlak Yeniayı, hız kazandırmak için değil; ağırlık kazandırmak için gelir. Bu yeniay ne istediğimizi değil, neyin sorumluluğunu almaya hazır olduğumuzu sorar.

Muhyiddin İbn Arabi’ye göre zaman, insanın hâline göre şekillenir. Aynı vakit, birine ferahlık getirirken diğerine yük olabilir. Çünkü vakit, saatin değil; insanın niyetinin içinden akar.

Yazının Devamı

Yakın geleceğin yıldızı: Necmettin Bilal Erdoğan

Bilal Erdoğan'ın Haritası için Astrolojik okuma yazısıdır bu.

İstanbul'un sisli sabahlarında, Boğa Güneş'in toprakta kök saldığı bir çocuk doğmuştu; yirmi üçüncü Nisan, 1981. Saat gizemini koruyor, yükseleni bilmeden yorduklarımız hep biraz şiir, biraz kehanet kalıyor.

Yine de gezegenler fısıldıyor: Venüs yönetiminde Boğa, sabırla ördüğü ağına her geçen gün bir iplik daha ekliyor.

Yazının Devamı