Memleket notları 2026/2: Adana lezzete doydu
Milletler ve kültürleri, sadece sanat ve edebiyatta yarışmıyor. Lezzetler, millî rekabetlerin belki de en tatlı kısmını teşkil ediyor.
Ve lezzetlerin Süper Ligi diyebileceğimiz seçkinler sınıfında, bizim mutfağımız her zaman başa güreşiyor.
Gastronomi uzmanı değiliz. Bununla birlikte, dünya mutfakları içinden üçünün öne çıktığını herkes gibi biz de kabul ederiz: Türk, Çin ve Fransız…
Çin mutfağı, biraz da her türlü haşerat ve börtü böceğin de katkısıyla, çeşit zenginliği bakımından öne çıkar.
Fransız mutfağının anlayabildiğimiz karakteristiğiyse, her şeyi bol bol soslamasıdır. Tıpkı kötü kokunun kaynağını yok etmek yerine, üzerine güzel kokular sıkmalarındaki gibi…
Bizim mutfağımız ise; yemeğin omurgasını oluşturan esas malzemenin tadını korumayı önceler. Bu manada, her yemeğe olur olmaz soslama yapmayı pek kaldırmaz, Türk mutfağı.
Ve elbette Anadolu’nun lezzetlerinden söz ederken, her bölgenin hatta her ilin kendine özgü farklı yemek çeşitleri olduğunu aklımızdan çıkarmayız.
ALÂMETİFARİKASI LEZZET OLAN ŞEHİRLER
Dünya mutfaklarını yarıştıranlar, başa güreşenlerden Çin, Fransız ve Türk mutfağı sıralamasını nasıl yaparsa yapsın, bize göre kendi mutfağımız rakipsizdir. Çeşit ve lezzet kurgulayacağız diye, olur olmaz mide bulandırıcıları işin içine sokmayız… Lezzet elde etmek için her malzemeyi katıp karıştırmayı da sevmeyiz… Sadelik esastır, bizim lezzetlerimizde.
Memleketimizin her köşesi birer lezzet durağıdır. Hangi milletten olursa olsun, bu topraklarda birkaç sene misafirlik yaşayanlar, ülkelerine bir hayli ‘ağırlaşmış’ olarak döner. Bu hoş hakikatin en tipik kanıtı, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında ülkemizde misafir statüsünde zaman geçiren şahısların, ülkelerine epeyce semirmiş olarak dönmeleridir.
Mevcut durumu değerlendirmek için de, ‘her şey dâhil’ başlığı altında çalışan turistik otellerimizdeki sınır tanımaz yiyecek tüketimine bakmak kâfidir.
Efendim, güzel ülkemizin her bir köşesinde inanılmaz lezzetler üretilse de, bazı illerimiz için ‘gastronomi’ birer alâmetifarika haline gelmiştir. Adana, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Kayseri, Afyonkarahisar gibi…
Turizmi daha verimli kılmak, etkinlik adetlerini artırmak ve yılın daha uzun dilimlerine yaymak bakımından yürütülen çalışmalar giderek hız kazanıyor.
Bu anlamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her yıl onlarcasını düzenlediği Kültür Yolu Festivalleri, yapıldığı şehirlerimizin sahip olduğu tüm değerleri görünür kılmaya önemli katkı sağlıyor. Ki, bu değerlere, yerel lezzetlerimiz de dâhildir.
YÜZBİNLERİ ÇEKEN LEZZETLER
Yanısıra, şehirlerimizin yerel yönetimlerince hayata geçirilen tanıtım şenliklerini de yabana atmamak gerekiyor. Çeşitli meyve-sebzelerin adıyla anılan küçük çaplı tanıtım şenliklerinden tutun, markalaşma yolunda ilerleyen lezzet festivallerine kadar…
Bu uzun girişten sonra, lafı ‘10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’ne getireceğim. Bu seneki şenlik, 9-11 Ekim 2026 tarihleri arasında yapıldı.
Yerel ve ulusal düzeyde haber veren mecralarda çalışan meslektaşlarımız, bu fevkalade ayartıcı ve perhiz bozdurucu şenliğe dair bol miktarda haber yazdılar.
Biz de kapanış gününe denk gelen memleket turumuz kapsamında misafir olduk, bu damak çatlatan etkinliğe. İşittiğimize göre, şenliğe 800 bini aşkın misafir gelmiş. Toplamda 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam tüketilmiş. Lezzete doyan konuklar, Adana ekonomisine 3 milyar 700 milyon lira katkıda bulunmuş. Az bir rakam değil.
Adana şehir merkezinde, Seyhan Nehri kıyısındaki Merkez Park’ta icra edilen lezzet festivali, hızla markalaşıyor.
Şenliğin ana tertipleyicisi Adana Valiliği olmakla birlikte, Büyükşehir Belediyesi ile merkez ve taşradaki belediyelerin de önemli katkısı oluyor, festivale.
Şenlik alanında tezgâh açan işletme sayısı 76 olarak açıklandı. Cümlenin içinde ‘Adana’ ve ‘lezzet’ kelimeleri geçiyorsa, elbette etin her türlüsü, kebabın sayamadığımız çeşitleri orada yer alacaktır. Nitekim öyle oldu.
İl genelindeki kadın kooperatiflerinden 48’i, el emeği ürünleriyle Adana Lezzet Festivali’ni renklendirdi.
DENİZ ÜRÜNLERİYLE ÖNE ÇIKAN KARATAŞ
Bir de il genelinden 13 belediye tezgâh açtı, şenlik alanında. Her belediye, kendi reklamını yapmanın yanısıra, yöresindeki lezzetleri öne çıkarmak adına bir şeyler yaptı. Kimisi çay ve su ikram etti ziyaretçilere… Kimisi halka tatlısı yapıp sundu… Kimisi un helvası kavurup, kebapla doymuş midelere cila çekti. Elbette çoğu belediye, ikramların ötesinde uygun fiyatlarla lezzet sunumu da gerçekleştirdi.
Adana, kebabın doğduğu yerlerden birisi olduğu için; festivalde dana, kuzu, oğlak ve tavuk etinin kullanıldığı muhteşem lezzetler öne çıktı. Ayrıca Çukurova’nın bereketli topraklarından fışkıran bitkisel lezzetler, damak çatlatan kebaplara eşlik etti.
Şahsen en fazla ilgimi çeken, Karataş Belediyesi’nin, deniz ürünleri ağırlıklı lezzetleri oldu.
Adana bir Akdeniz şehri olmakla birlikte, kent merkezi sahilden biraz uzak. Sahildeki önemli ilçeleri ise Yumurtalık ve Karataş…
Karataş’ın CHP’li Belediye Başkanı Ali Bedrettin Karataş, Lezzet Festivali’nde açtığı deniz ürünleri ağırlıklı stantla bayağı bir fark oluşturdu. Karataş’ta üretilen mavi yengeç başta olmak üzere, çeşitli deniz ürünlerini uygun fiyatla konuklara sunan belediye, hayli ilgi gördü.
Belediye Başkanı Ali Bedrettin Karataş’ın, bizzat mangal başına geçerek verdiği görüntü bayağı şık oldu. Karataş, yaptırdığı balık çorbasını bizzat kendi elleriyle konuklara ikram etti. Bu fakir de ilk defa deneyimlediği balık çorbasından ziyadesiyle hoşnut oldu.
Evet… Çok iyi bir tanıtım etkinliği haline gelen Adana Lezzet Festivali’nden bir hayli not çıkarmak mümkün. Fakat yerimiz de konumuz da sınırlı.
Şöyle bağlayalım: lezzet konusunda kendisini de ülke sınırlarını da aşmış olan Adana, damak çatlatan yemekleriyle, hem kent sakinlerini hem de konuklarını bir kez daha lezzete doyurdu.