Dijital devletin önündeki bürokratik oligarşi
Türkiye, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ediyor. Vergi denetimleri sıkılaştırılıyor. Vatandaşın kazancını doğru beyan etmesi, vergisini zamanında ödemesi isteniyor.
Peki, vergiden kaçmayan, tam tersine yükümlülüklerini kanuna uygun biçimde yerine getirmek isteyen vatandaşın karşısına bürokrasi çıkarsa ne olacak?
Üstelik dijital çağda!
Devlet, işlemleri hızlandırmak, kırtasiyeciliği azaltmak ve vatandaşa zaman kazandırmak için elektronik sistemler kuruyor. Artık dilekçeler bilgisayar ekranından gönderiliyor, evrakın hangi aşamada olduğu internet üzerinden takip ediliyor.
Ne güzel!
Ama iş karar vermeye gelince eski alışkanlıklar sürüyorsa, teknolojinin sağladığı kolaylık nerede kalıyor?
Evrak dijitalleşti de bürokratik zihniyet değişmedi mi?
Bu soruyu durup dururken sormuyorum.
Yaşadım, gördüm, şimdi anlatıyorum.
Bir başvuru, bitmeyen belirsizlik
Tam 33 yıldır gazetecilik yapıyorum. Sürekli basın kartı sahibiyim. Yazarlık faaliyetlerim var. Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde eserlerime ilişkin belgelerim, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edilmiş markam bulunuyor.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 18'inci maddesindeki telif kazançları istisnasına ilişkin değerlendirme yapılması amacıyla 6 Ekim 2026'da e-Devlet üzerinden Dijital Vergi Dairesine Özelge başvurusunda bulundum.
Belgelerimi elektronik ortamda sundum.
Dosyam, bağlı bulunduğum Esenler Vergi Dairesinden İstanbul Defterdarlığının ilgili birimine kısa sürede ulaştı.
Sistemde karşıma çıkan ifade şu:
"Özelge başvurusunun cevabı Defterdarlıkta onay aşamasında."
İyi de bu onay neyi bekliyor?
Öğrenmek istedim.
İstanbul Defterdarlığının ilgili biriminde görevli Orhan Ziya Sönmez'i aradım.
"Kararsızım, yarın ara."
dedi.
Ertesi gün yeniden aradım.
Telefona çıkan kadın görevlinin, "Orhan Bey, dün arayan Hasan Taşkın sizi arıyor." dediğini duydum.
Ancak Orhan Bey telefona gelmedi.
Görevlinin bana ilettiği cevap ise daha da şaşırtıcıydı:
"Onay aşamasında. Bu işin ucu açık, bir yıl bile sürebilir."
Bir yıl mı?
Hangi gerekçeyle?
Hangi hukuki tereddüt nedeniyle?
Dosyada eksik belge mi var?
Açıklama yok.
İşte burada insan ister istemez soruyor:
Dijital devletin onay aşamasındaki bir işlemi için vatandaşa neden bir yıllık belirsizlik ihtimali anlatılıyor?
Bakan yardımcılığı makamından Gelir İdaresi Başkanlığına
Geçen hafta Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Dr. İsmail İlhan Hatipoğlu'nun makamını aradım.
Özel kalem, Sayın Bakan Yardımcısının toplantıda olduğunu söyledi.
Olabilir.
Devlet işi yoğun.
Konuyu e-postayla iletmemi istediler.
Gönderdim.
Daha sonra tekrar aradım. E-postanın ulaştığını doğruladılar.
"Gelir İdaresi Başkanlığına ilettik."
dediler.
Peki, sonra?
Aradan günler geçti.
Ne Gelir İdaresi Başkanlığından ne de İstanbul Defterdarlığından bir açıklama geldi.
Dijital Vergi Dairesine yeniden girdim.
Dosya hâlâ aynı yerde:
Defterdarlıkta onay aşamasında.
Elbette sistemdeki ifadenin değişmemesi, hiçbir işlem yapılmadığını tek başına göstermez.
Ama vatandaş olarak hangi işlemin yapıldığını öğrenemiyorum.
Sayın Hatipoğlu...
Makamınızdan Gelir İdaresi Başkanlığına iletildiği belirtilen başvuru hakkında ne yapıldı?
İstanbul Defterdarlığından bilgi istendi mi?
Bir sonuç alındı mı?
Bilmiyorum.
Yönlendirmenin doğrudan sizin talimatınızla yapıldığını da bilmiyorum.
Ancak bakan yardımcılığı makamına ulaşan bir başvurunun akıbetini öğrenmek, ayrıcalık istemek değildir.
Bir tık onay, bitmeyen bekleyiş
Dijital sistemler neden kuruldu?
İşlemler hızlansın diye.
Bürokrasi azalsın diye.
Vatandaş devlet kapısında beklemesin diye.
Peki, elektronik ortamda onay aşamasına geldiği görülen bir dosya neden sonuçlanmıyor?
Bir yetkilinin değerlendirmesi mi bekleniyor?
Hukuki inceleme mi sürüyor?
Yoksa başka bir idari işlem mi var?
Bunları bilmek istiyorum.
Elbette her dijital onay tek tuşa basmaktan ibaret değil. Hukuki inceleme de gerekebilir, belge kontrolü de.
Ancak bunların vatandaşa açıklanması gerekir.
Dijitalleşme, evrakın bilgisayara taşınması değil, vatandaşın önündeki gereksiz engellerin kaldırılmasıdır.
Kâğıt dosyanın yerini elektronik dosya almış ama bekleme alışkanlığı değişmemişse, ortada sorgulanması gereken bir durum vardır.
Otuz gün dolmadan işlem yapılamaz mı?
Başvurumu 6 Ekim'de yaptım.
Bugün 20 Ekim.
Aradan 14 gün geçti.
Yasal cevap süresinin aşıldığını söylemiyorum. Özelge başvurularının kendine özgü inceleme usulleri olduğunu da biliyorum.
Ama şu soruyu sormak hakkım:
Bir işlem daha önce sonuçlandırılabilecek durumdaysa neden otuzuncu gün beklensin?
Kanuni süre, her dosyanın son güne kadar bekletilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Üstelik vatandaşın zamanı da var.
İşi var.
Ekonomik planları var.
Ben günlerdir telefon açıyorum, yazışmalar yapıyorum, dosyamın durumunu kontrol ediyorum.
Bunların hepsi zaman kaybı.
Başvurum telif kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin. Verilecek cevap, mali planlamamı doğrudan ilgilendiriyor.
Henüz somut ve hesaplanmış bir maddi zarardan söz etmiyorum.
Ancak belirsizliğin ekonomik kararları zorlaştırabileceği de ortada.
Bir işlem gereksiz yere uzadığı için vatandaş gerçek bir zarara uğrarsa bunun hesabı nasıl verilecek?
Bürokrasinin bekleme süresi, vatandaşın hayatından eksilen zamandır.
Cumhurbaşkanı'nın uyarıları bürokrasiye ulaşmıyor mu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır bürokratik oligarşiyle mücadeleden söz ediyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da yakın tarihli açıklamalarında kamu kurumlarının sorumluluklarına ve vatandaşın bilgilendirilmesine dikkat çekmişti.
Elbette Saral'ın sözleri benim başvurumla ilgili değil.
Ancak mesele aynı noktaya geliyor:
Kamu hizmetinde sorumluluk.
Şeffaflık.
Hesap verebilirlik.
Bütün bürokratları aynı kefeye koymuyorum.
Görevini hakkıyla yapan, vatandaşa yardımcı olan çok sayıda kamu görevlisi var.
Ama bir vatandaşın ilgili görevliye ulaşamaması, işlemi hakkında yeterli bilgi alamaması ve üst makama yaptığı başvurunun sonucunu öğrenememesi de görmezden gelinemez.
33 yıldır gazetecilik yapıyorum.
Meclis'te görev yapıyorum.
Kamu kurumlarının işleyişini, başvuru yollarını biliyorum.
Buna rağmen bir dosyanın akıbetini öğrenmek için bu kadar uğraşıyorsam, sıradan vatandaş ne yapsın?
Anadolu'nun bir köyündeki çiftçi, küçük esnaf, emekli kime ulaşsın?
Bürokratik keyfîlik kuşkusunu ortadan kaldırmanın yolu, işlemleri kişisel değerlendirmelerin gölgesinden çıkarıp açık kurallarla yürütmektir.
Sayın Şimşek, vatandaşın zamanı da değerlidir
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e, Bakan Yardımcısı Dr. İsmail İlhan Hatipoğlu'na ve Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerine sesleniyorum.
Benim talebim açık.
Kanunun tanıdığı bir istisna hakkım varsa uygulansın.
Yoksa gerekçesi bildirilsin.
Eksik belge varsa söylensin.
İnceleme sürüyorsa neden sürdüğü açıklansın.
Ayrıcalık istemiyorum.
Mevzuat dışı bir işlem de istemiyorum.
Devletin kurduğu dijital sistemin vaat ettiği kolaylığı görmek istiyorum.
Çünkü vergi yükümlülüğünü doğru biçimde yerine getirmeye çalışan vatandaşın karşısına açıklanamayan belirsizlikler çıkarılmamalı.
Devletin büyüklüğü yalnızca topladığı vergiyle değil, vatandaşına sunduğu hizmetin kalitesiyle de ölçülür.
Ve unutmayalım...
Dijital devletin önündeki asıl engel teknoloji eksikliği değil, değişmeyen bürokratik alışkanlıklarsa, mücadele edilmesi gereken yer de bellidir.