“Yaşına hürmet" edilen şahıs gizli seri çekimci çıktı! Bir kadının otobüs durağından mahkeme salonuna uzanan adalet mücadelesi
Gizli çekim tacizi kurbanı genç kadın, otobüs durağında yaşadığı kabusun ardından hukuk mücadelesi başlattı. Peki silinenler klasöründen ne çıktı?
İstanbul Kartal'da sıradan bir sabah işe gitmek üzere otobüs bekleyen genç bir kadının dikkati, zincirleme bir gizli çekim tacizi skandalını gün yüzüne çıkardı. Temmuz 2025'te başlayan ve mahkeme koridorlarına taşınan bu olay, şüphelilerin anlık hata savunmalarının ardındaki planlı suçları ve hukuki süreçte mağdurların karşılaştığı güvenlik zafiyetlerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

GİZLİ ÇEKİM TACİZİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Olay, Kartal Köprüsü'ndeki bir otobüs durağında meydana geldi. İşe gitmek için durakta bekleyen Emine Umay Avcı adlı medya sektöründe çalışan genç kadın, 65 yaşlarındaki bir kişinin cep telefonuyla kendisini kadrajladığından şüphelendi. Başlangıçta emin olamayan ancak şahsın şüpheli tavırlarının sürmesi üzerine cesaretini toplayan kadın, duruma müdahale ederek adama kendisini çekip çekmediğini sordu. Yakalanmanın paniğiyle suçu kabul eden şüpheli, durumu "Özür dilerim kızım, şeytana uydum. Hemen silerim" sözleriyle savundu. Çevredeki vatandaşların duruma öfkelenerek şahsa fiziksel tepki göstermeye hazırlanması üzerine araya giren mağdur, "Durun, vurmayın. O zaten suçlu, biz de suçlu olmayalım" diyerek olası bir linç girişiminin önüne geçti.

Görsel, yapay zeka ile oluşturulmuştur.
ÇÖP KUTUSUNDAKİ PLANLI SUÇ ARŞİV
Skandalın boyutu, olay yerindeki duyarlı bir vatandaşın telefonun sadece galerisine değil, silinmiş ögeler klasörüne de bakılması gerektiği uyarısıyla değişti. Telefonun çöp kutusu incelendiğinde, durumun anlık bir hata olmadığı anlaşıldı. Şahsın son üç gün boyunca aynı durakta bekleyen farklı kadınları da gizlice fotoğrafladığı tespit edildi. Ortaya çıkan bu silsile halindeki arşivin ardından bölgeye polis ekipleri sevk edilerek resmi süreç başlatıldı.

GİZLİ ÇEKİM TACİZİ MAĞDURUNA ADRES ŞOKU
Yaşananların ardından günlük hayatında ciddi bir güvenlik kaygısı gütmeye başlayan genç kadın, durakta beklerken sürekli arkasını kollamak zorunda kaldığını belirtti. Ancak sürecin en sarsıcı aşamalarından biri, mahkemeden gelen resmi evrakla yaşandı. Duruşma tebligatında prosedür gereği şüphelinin adresinin yanı sıra mağdurun tüm açık adresi ve kimlik bilgileri de yer alıyordu. Bu güvenlik açığını fırsat bilen sanık, genç kadının sosyal medya hesaplarını bularak takibe başladı. Ev adresinin fail tarafından öğrenilmesinin yarattığı büyük korku üzerine mağdur, mahkemeye başvurarak uzaklaştırma kararı almak durumunda kaldı.

DURUŞMADA FENALAŞMA TAKLİDİ VE DİKKAT ÇEKEN SAVUNMA
28 Nisan'da görülen davanın ilk duruşması, sanığın adalet karşısındaki tutumunu gözler önüne serdi. Salona oğluyla gelen şüpheli, hakimin inisiyatifiyle oturarak ifade vermesine yol açan ve fenalaşıyormuş izlenimi veren ani nefes alışverişleri sergiledi. Mahkemedeki ifadesinde suçlamaları reddeden şahıs, "Ben rastgele fotoğraf çekiyordum. Şahsı tanımam. Gelip elimden telefonu aldılar" iddiasında bulundu. Ne var ki dava dosyasındaki somut deliller bu savunmayı çürüttü; fotoğrafların rastgele çekilmediği, sıradan giyimli kadınların belirli ve özel açılardan hedeflenerek kaydedildiği belgelendi.

Hukuk mücadelesini sürdüren mağdur kadın ise mahkeme sonrası hislerini paylaşarak, adliye koridorlarında benzer kaygılarla adalet arayan tüm kadınların sesi oldu. Dava dosyasının sadece bir fotoğraf karesinden ibaret olmadığını vurgulayan genç kadın, tepkisini "Kadın olmayı biz seçmedik, ama kadınız diye mağdur etmeye kalktığınız zaman hakkımızı aramayı seçtik." sözleriyle dile getirdi.


6284 SAYILI KANUN VE ADRES GİZLİLİĞİ AÇIĞI
Kartal'daki gizli çekim tacizi dosyasında yaşanan tebligat skandalı, adalet sisteminin en çok eleştirilen bürokratik açıklarından birini yeniden gündeme taşıdı. Kadın hakları savunucuları, şiddet ve taciz faillerinden korunan kadınların ev adreslerinin standart mahkeme evraklarıyla şüphelilere sunulmasını ciddi bir güvenlik açığı olarak tanımlıyor. Hukukçular, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 8. maddesinde yer alan "kimlik ve adres gizliliği" kararının otomatik işlememesinin sahadaki bu zafiyete yol açtığına dikkat çekiyor.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE PROAKTİF KORUMA EKSİKLİĞİ
Mevcut yasal uygulamada, mağdur kadın veya avukatı özel olarak hayati tehlike belirtip gizlilik talep etmediği sürece, adres bilgileri genel tebligat kuralları gereği dava dosyasına açıkça yazılıyor. Feshedilen İstanbul Sözleşmesi'nin 51. maddesindeki "Risk Değerlendirmesi" ilkesi, yargı makamlarına bu tür dosyalarda mağdur talep etmese dahi proaktif bir koruma refleksi göstererek adresi gizleme sorumluluğu yüklüyordu. Bu refleksin zayıflaması, ilk kez karakola giden ve gizlilik hakkını bilmeyen birçok mağdurun, adalet ararken faille açık kimlik bilgilerinin paylaşılması riskini göğüslemesine neden oluyor.
ŞART ARANMAKSIZIN GİZLİLİK TALEBİ
Hukukçular ve sivil toplum kuruluşları, adalet mekanizmasının prosedürler üzerinden mağdurlara ikinci bir travma yaşatmaması için acil yasal düzenleme çağrısında bulunuyor. Kadına yönelik şiddet, ısrarlı takip ve cinsel suç dosyalarında kimlik ve adres gizliliğinin hiçbir şarta veya talebe bağlı olmaksızın "standart prosedür" haline getirilmesi isteniyor. Fiziki ikametgah beyanı zorunluluğu yerine; avukat ofislerinin, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'nin (ŞÖNİM) veya Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'nin (UETS) kullanılması, sistemdeki bu hayati riskin önüne geçilmesi için sunulan temel çözüm önerileri arasında yer alıyor.
İşte genç kadının başından geçenleri anlattığı mesajı:
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |




