Pamuk Prenses Ankara’da olsaydı Kötü Kraliçe, Prens ve Sihirli Ayna ne olurdu?
Pamuk Prenses’i Ankara’nın ilçelerine uyarlamıştık, sıra masalın diğer başrol oyuncularına geldi. Peki Kötü Kraliçe Ankara’da kim olurdu, Sihirli Ayna neye dönüşürdü, Prens nereden çıkardı? Başkentin günlük hayatından yola çıkarak masalın geri kalanını da Ankara’ya taşıdık.
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalı Ankara'da geçseydi hikâye nasıl değişirdi? Kötü Kraliçe'nin yerini kim alır, Prens hangi ulaşım aracını kullanır, Sihirli Ayna neye dönüşürdü? Ankara'nın günlük yaşamından, trafiğinden ve meşhur ayazından ilham alarak masalın karakterlerini Başkent'e uyarladık. Ortaya oldukça eğlenceli bir hikâye çıktı.
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Ankara'nın ayazı henüz kimsenin yüzünü dondurmamışken, Ankara Kalesi'nin tepesinde yaşayan Kötü Kraliçe varmış.
Bu Kraliçe'nin diğer masallardakinden çok farklı bir derdi varmış. Dünyanın en güzeli olmakla pek ilgilenmez, Ankara'nın en güçlüsü olduğunu düşünürmüş.
Her sabah Sihirli Ayna'sının karşısına geçer ve aynı soruyu sorarmış:
“Ayna ayna, söyle bana! Ankara'da benden daha güçlü kim var?”
Sihirli Ayna aslında son model bir navigasyon uygulamasıymış. Kraliçe'nin sorusunu duyunca ekranında bir süre yükleme işareti dönmüş, ardından cevap vermiş:
“Pazartesi sabahı Konya Yolu trafiği.”

PAMUK PRENSES'İN ANKARA MACERASI BAŞLIYOR
O sırada Pamuk Prenses, Çankaya'daki evinden çıkmış. Hava güneşli olduğu için ince bir mont giymiş.
Ama Ankara'nın güneşine güvenilmeyeceğini henüz bilmiyormuş.
Kapıyı açar açmaz yüzüne öyle bir ayaz çarpmış ki olduğu yerde donakalmış.
“Bu nasıl hava? Güneş var ama neden bu kadar soğuk?”
Yanından geçen yaşlı bir teyze gülümsemiş:
“Kızım, burası Ankara. Güneşe aldanmayacaksın.”
Pamuk Prenses daha masalın başında zehirli elmanın Ankara versiyonuyla tanışmış: Ankara ayazı!
Atkısını almak için eve dönmüş ama bu kez de telefonuna bir bildirim gelmiş.
“Kötü Kraliçe konumunuzu takip ediyor.”
Pamuk Prenses paniğe kapılmış.
“Eyvah! Hemen uzaklaşmalıyım!”
Telefonundaki navigasyona seslenmiş:
“Ayna ayna, söyle bana! Buradan en hızlı nasıl kaçarım?”
Uygulama cevap vermiş:
“Tahmini varış süresi 22 dakika.”
Pamuk Prenses rahatlamış.
Tam yola çıkarken yeni bildirim gelmiş:
“Trafik yoğunluğu nedeniyle yeni rota oluşturuldu. Tahmini varış süresi 47 dakika.”
Pamuk Prenses derin bir nefes almış.
“Ben bu masalda Kraliçe'den mi kaçıyorum, Ankara trafiğinden mi?”
AVCIYLA KARŞILAŞMASI HER ŞEYİ DEĞİŞTİRMİŞ
Kötü Kraliçe, Pamuk Prenses'in kaçtığını öğrenince hemen sarayının önünden bir taksi çevirmiş.
Şoföre seslenmiş:
“Bu kızı bul ve ormanın derinliklerine götür!”
Taksici aynadan bakmış:
“Abla, hangi orman?”
“Ankara'nın en büyük ormanına götür!”
“Atatürk Orman Çiftliği olur mu?”
Bir süre sonra taksici Pamuk Prenses'i bulmuş. Ancak kızın hâlini görünce ona kıyamamış.
“Bak kızım, seninle uğraşmayacağım. Seni Atatürk Orman Çiftliği tarafına bırakayım. Sonrasını kendin halledersin.”
Pamuk Prenses teşekkür edip arabadan inmiş.
Fakat daha birkaç dakika geçmeden kaybolmuş.
Telefonunu çıkarıp konum paylaşmış:
“Arkadaşlar, ben neredeyim?”
Kimse cevap vermemiş.
Çünkü masalın diğer kahramanları da Ankara trafiğindeymiş.

YEDİ CÜCELERİN EVİNE ULAŞMAK KOLAY OLMAMIŞ!
Pamuk Prenses uzun bir yürüyüşün ardından yedi cücenin yaşadığı evin adresini bulmuş.
Adres şöyleymiş:
“Dikmen, yokuşun sonundaki apartman, en üst kat.”
Pamuk Prenses yukarı bakmış.
Yokuş bitmiyormuş.
Sonunda apartmanın kapısına ulaşıp zile basmış.
Pamuk Prenses kendini içeri atmış. Ardından nereden geldiğini sormuşlar. Pamuk Prenses başından geçenleri anlatmış.
Kötü Kraliçe'yi, Ankara ayazını, navigasyonun değişen rotalarını…
Cücelerden biri başını sallamış:
“Sen daha sabah saat sekizde Kızılay'a gitmemişsin.”
Diğeri eklemiş:
“Bir de yağmur yağınca Eskişehir Yolu'nu gör.”
KÖTÜ KRALİÇE'NİN SON PLANI: ZEHİRLİ ELMA!
Pamuk Prenses'in Dikmen'de saklandığını öğrenen Kraliçe çok sinirlenmiş.
“Bu kız benden nasıl kaçabilir?”
Hemen kılık değiştirmiş, eline bir elma almış ve yola koyulmuş.
Kraliçe saatler sonra Dikmen'deki apartmana ulaşmış.
Kapıyı çalmış. Pamuk Prenses açmış.
“Güzel kızım, sana elma getirdim.”
Pamuk Prenses elmaya bakmış. Sonra Kraliçe'ye dönmüş:
“Teşekkür ederim ama ben az önce yemek yedim.”
Kraliçe şaşkına dönmüş.
“Bir ısırık bile almaz mısın?”
“Yok, sağ olun. Ayrıca hava çok soğuk, kapıyı kapatmam lazım.”
Ve kapıyı kapatmış.
Kraliçe hayatında ilk kez zehirli elmasını satamadan geri dönmek zorunda kalmış.

MASALIN MUTLU SONU KUĞULU PARK'TA YAZILMIŞ
Pamuk Prenses, Prens ve yedi cüce sonunda Kuğulu Park'ta buluşmaya karar vermiş.
Herkes birer birer gelmiş. Pamuk Prenses banklardan birine oturmuş. Prens yanına geçmiş. Yedi cüce kuğuları izlemeye başlamış. Tam o sırada Pamuk Prenses sormuş:
“Peki Kötü Kraliçe nerede?”
Prens telefonunu çıkarmış.
“Konumuna bakayım.”
Ekranda küçük bir araba işareti görünmüş.
Altında şu yazıyormuş:
“Trafik yoğunluğu nedeniyle tahmini varış süresi 58 dakika.”
Kötü Kraliçe hâlâ Ankara trafiğinde bekliyormuş. Pamuk Prenses mutlu bir şekilde arkasına yaslanmış:
“Demek ki bu şehirde kötüleri yenmek için büyüye gerek yokmuş.”
Prens merakla sormuş:
“Peki ne gerekiyormuş?”
Pamuk Prenses gülümsemiş:
“Biraz sabır, bir ulaşım kartı ve kalın bir mont!”
Böylece Pamuk Prenses, Prens ve yedi cüce Ankara'da mutlu mesut yaşamaya başlamış.
Gökten üç elma düşmüş: Biri Pamuk Prenses'e, biri Prens'e, üçüncüsü de hâlâ Konya Yolu'nda trafik bekleyen Kötü Kraliçe'ye!

İçerik tamamen kurgu ve eğlence amaçlıdır. Görsellerde yapay zeka ile oluşturulmuştur. Keyifli okumalar.
Pamuk Prenses ve 7 cücesi Ankara’nın ilçeleri olsaydı hangileri olurdu?Ankara Haberleri