Melis İşiten'in konuk olduğu Acı Sohbet programı First We Feast kopyası mı?
Sarp Bozkurt'un sunduğu ve Melis İşiten'in katıldığı Acı Sohbet programı, ABD'li First We Feast kanalının Hot Ones formatıyla benzerliği nedeniyle eleştiriliyor.
Türkiye'deki dijital içerik ekosisteminde yabancı formatların yerel pazara lisanssız taşınması tartışmalarına yeni bir örnek eklendi. 16 Ekim'de ACN Digital YouTube kanalında yayın hayatına başlayan ve sunuculuğunu Sarp Bozkurt'un üstlendiği "Acı Sohbet" adlı programın ilk bölümüne oyuncu Melis İşiten konuk oldu.

Yayınlanan ilk bölümde sunucu ve konuğun, sohbet ilerledikçe acılık derecesi kademeli olarak artan yemekleri tadarak soruları yanıtlaması izleyicilerin tepkisini çekti. ACN Digital'in YouTube videosunun yorum bölümünde ve sosyal medya platformu X'te paylaşım yapan kullanıcılar, programın ABD merkezli First We Feast kanalında 2015 yılından bu yana yayınlanan "Hot Ones" formatının kopyası olduğunu belirterek yapım ekibini "fikir hazırcılığı" ile eleştirdi.
Programın video açıklamalarında, tanıtımlarında veya jenerik künyesinde First We Feast ya da formatın çatı şirketi Complex Networks (yeni adıyla BuzzFeed / Complex grubu) ile resmi bir lisans anlaşması yapıldığına dair herhangi bir bilgi yer almıyor.

FIRST WE FEAST VE ACI SOHBET ARASINDAKİ BENZERLİKLER NELER?
Chris Schonberger tarafından yaratılan ve Sean Evans tarafından sunulan Hot Ones, 14 milyonu aşkın abonesiyle YouTube tarihinin en bilinen talk-show formatları arasında gösteriliyor. "Acı Sohbet" ile orijinal format arasındaki temel benzerlikler şu başlıklarda toplanıyor:
-
Kademeli Acı Mekanizması: Her iki programda da konuklara en hafiften en keskine doğru sıralanan acı soslu yiyecekler sunuluyor ve soruların derinliği acı seviyesiyle paralel olarak artıyor.
-
Savunma Mekanizmasını Kırma Kurgusu: Orijinal formatın temel felsefesi olan "acı arttıkça ünlülerin PR filtrelerini unutup samimi cevaplar vermesi" kurgusu, Türkiye'deki versiyonda da birebir aynı akışla uygulanıyor.
-
Stüdyo ve Masa Düzeni: Siyah fon önünde karşılıklı konumlandırılan iki masa, acıyı bastırmak için masada bulundurulan süt ve su bardakları ile konuğun terleme ve yanma tepkilerine yapılan yakın plan kamera geçişleri Hot Ones estetiğiyle örtüşüyor.

TÜRK YOUTUBE EKOSİSTEMİNDE "AL, GETİR, KULLAN" DÖNGÜSÜ
Merkezi Almanya'da bulunan Uluslararası Format Tanıma ve Koruma Derneği (FRAPA) raporlarına göre, televizyon dünyasında uluslararası lisans sözleşmeleriyle korunan format ticareti, dijital video platformlarında yerini lisanssız kopyalamaya bıraktı. Geleneksel televizyon kanallarında Survivor (Banijay), MasterChef (Banijay) veya O Ses Türkiye (ITV Studios) gibi yapımlar Acun Medya ve benzeri şirketler tarafından uluslararası format sahiplerinden resmi lisans bedeli ödenerek uyarlanırken, YouTube ekosisteminde bu süreç telifsiz kopyalama şeklinde ilerliyor.

Yurt dışında milyonlarca izlenmeye ulaşarak algoritma başarısını kanıtlamış içerikler, Türkiye'deki dijital yapımcılar tarafından sıfır Ar-Ge maliyetiyle yerelleştiriliyor. ABD merkezli Jubilee Media kanalının "Orta Nokta" (Middle Ground) ve flört formatları ile Cut kanalının "Doğruluk mu İçki mi" (Truth or Drink) konseptleri, Türkiye'de onlarca farklı kanal tarafından kamera açılarına ve soru kartlarının tasarımına kadar kopyalanarak "yeni içerik" başlığıyla sunuldu.

YASAL BOŞLUK: YARGITAY VE TELİF HAKLARI MEVZUATI NE DİYOR?
Türkiye'de dijital içerik üreticilerinin özgün fikir geliştirmek yerine hazır formatları lisans ödemeden kopyalayabilmesinin arkasında doğrudan mevzuat kaynaklı bir boşluk bulunuyor:
-
FSEK Kapsamında "Eser" Sayılmama: Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü mevzuatına ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na (FSEK) göre soyut fikirler, yarışma kuralları ve genel program konseptleri doğrudan "eser" niteliği taşımıyor.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi İçtihatları: Ankara merkezli Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin televizyon ve video formatlarına ilişkin emsal kararlarında; bir program formatının FSEK kapsamında korunabilmesi için tüm sahne, ışık, akış ve diyalog kalıplarının "format kitabı" (production bible) olarak tescil edilmiş olması şartı aranıyor. Aksi halde kopyalama eylemi telif ihlali değil, yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. ve 55. maddeleri kapsamında "haksız rekabet" davasına konu olabiliyor.
NEDEN ÖZGÜN İÇERİK ÜRETİLMİYOR?
Sektör temsilcilerine göre Türkiye'deki dijital içerik üreticilerinin özgün fikir geliştirmek yerine hazır formatlara yönelmesinin arkasında üç temel etken bulunuyor:
-
Ticari Garanticilik ve Algoritma Kaygısı: Reklamveren bütçelerini kaybetmek istemeyen yapımcılar, izlenip izlenmeyeceği belirsiz özgün bir fikre yatırım yapmak yerine ABD ve İngiltere'de tuttuğu kanıtlanmış formülleri tercih ediyor.
-
Ünlü İsimlerle Format Kusurunu Örtme: Formatın kopya olması, programa davet edilen Melis İşiten gibi tanınmış isimlerin ürettiği magazin gündemiyle geri plana itiliyor. İzleyici odağı, formatın özgünlüğünden konuğun özel hayatına dair açıklamalara kaydırılıyor.
-
Uluslararası Telif Boşluğu: Fikir ve konseptlerin uluslararası telif hukukunda "eser" olarak korunmasının zorluğu, yerel yapımcılara lisans bedeli ödemeden küresel formatları kopyalama alanı açıyor.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Uluslararası format sahiplerinin YouTube üzerinden yapılan izinsiz yerelleştirmelere karşı doğrudan telif ihtarı (DMCA / copyright strike) gönderme hakkı yalnızca birebir görüntü veya müzik kullanımında geçerli oluyor. Ancak Reklam Özdenetim Kurulu (RÖK) ilkeleri ve çok uluslu markaların global uyum (compliance) kuralları gereği, kurumsal reklamverenlerin Türkiye'deki sponsorluk süreçlerinde "orijinal format lisansı" kriterini daha sıkı denetlemeye başladığı belirtiliyor.