Kırıkkale'nin bu 7 yerini biliyor musunuz? Köylerde binlerce yıllık izler

Kırıkkale’nin farklı ilçelerinde bulunan yedi arkeolojik alan, Kalkolitik Çağ’dan Roma ve Bizans dönemlerine uzanan izler taşıyor.

Kırıkkale'nin bu 7 yerini biliyor musunuz? Köylerde binlerce yıllık izler

Kırıkkale denildiğinde akla çoğunlukla şehir merkezi, MKE ve bilinen tarihî yapılar geliyor. Ancak Delice, Sulakyurt, Balışeyh ve Keskin ilçelerinin köylerinde, geçmişte farklı dönemlerde insanların yaşadığına işaret eden höyükler ve eski yerleşim alanları da bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür Portalı envanterinde yer alan bu alanların bir bölümünde binlerce yıl öncesine ait seramik parçaları kaydedilirken bazı noktalarda eski yapı izleri ve kaçak kazı çukurları da tespit edilmiş durumda.

Yeni Ankara’ya özel araştırma dosyasında, Kırıkkale’nin çok fazla bilinmeyen yedi arkeolojik alanını derledik. Bu yerlerin ortak özelliği, geçmişlerine ilişkin önemli ipuçları taşımalarına rağmen bugün çoğunun geniş ziyaretçi kitleleri tarafından tanınmaması. Envanter kayıtları tarihî alanların konumunu ve bazı buluntularını ortaya koyuyor. Ancak bu bilgiler, her alanda kapsamlı kazı yapıldığı veya bütün kalıntıların günümüzde görülebildiği anlamına gelmiyor.

1. ARBİŞLİ HÖYÜK: BİNLERCE YILLIK YERLEŞİMİN İZLERİ

Delice ilçesi – Arbişli köyü çevresi

Kırıkkale’nin eski yerleşim geçmişini araştırmak isteyenler için ilk duraklardan biri Arbişli Höyük. Delice ilçesindeki Arbişli köyünün güneyinde yer alan höyük, Kültür Portalı envanterinde yaklaşık 130 metreye 100 metre boyutlarında ve en yüksek noktası zeminden yaklaşık 13 metre yukarıda olan bir arkeolojik alan olarak tanımlanıyor.

Höyükte ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Hitit İmparatorluk Çağı ile ilişkilendirilen seramik parçaları toplanmış. Bu bulgular, bölgenin farklı dönemlerde yerleşim gördüğüne ilişkin önemli işaretler sunuyor.

Alanın bir başka dikkat çekici yönü ise yüzeydeki tahribat izleri. Envanterde höyüğün batı ve güney kesimlerinde iki kaçak kazı çukuru bulunduğu belirtiliyor.

Arbişli Höyük, Kırıkkale’nin geçmişinin yalnızca yakın dönemle sınırlı olmadığını gösteren alanlardan biri. Buradaki buluntuların hangi dönemlerde, ne amaçla ve nasıl kullanıldığının daha ayrıntılı anlaşılması için arkeolojik belgeleme ve koruma çalışmaları önem taşıyor.

2. GAVUREVİ ÖRENYERİ: VADİNİN YAMACINDAKİ ROMA DÖNEMİ İZLERİ

Sulakyurt ilçesi – Karaboğaz mevkii

Sulakyurt’ta derin bir vadinin yamacında bulunan Gavurevi Örenyeri, eski yerleşim alanlarının günümüzde ne kadar az bilinir hâle gelebildiğini gösteren örneklerden biri.

Kültür Portalı kayıtlarına göre alan, Sulakyurt ilçe merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Gavurboğazı yöresinde, Karaboğaz mevkiinde bulunuyor. Örenyerinde Roma dönemine tarihlenebileceği değerlendirilen yapı izleri tespit edilmiş. Envanterde bu izlerin tamamen ortadan kalkmadığı, ancak bölgede kaçak kazı izlerine rastlandığı da belirtiliyor.

Gavurevi’nin geçmişte nasıl bir yerleşim olduğu, yapıların hangi amaçla kullanıldığı ve burada yaşayanların günlük hayatlarının nasıl şekillendiği mevcut envanter bilgilerinden kesin olarak anlaşılamıyor. Bu soruların yanıtlanabilmesi için ayrıntılı arkeolojik incelemelere ihtiyaç var.

Bugün vadinin yamacında kalan bu alanın hikâyesi, Kırıkkale’nin tarihî mirasının yalnızca merkezdeki bilinen yapılarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

3. KOZLU ÖRENYERİ: ESKİ KENTTEN GERİYE NEDEN YALNIZCA İZLER KALDI?

Sulakyurt ilçesi – Kozlu yöresi

Kozlu Örenyeri, ziyaretçilerin karşısına ayakta duran tarihî binaların çıkmadığı, ancak geçmişteki yerleşim yaşamına ilişkin izler barındıran bir alan.

Kültür Portalı envanterinde, Sulakyurt’a yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta bulunan Kozlu, eski bir kent kalıntısı olarak tanımlanıyor. Yüzeyde bulunan seramik parçalarının Roma dönemine işaret edebileceği değerlendiriliyor. Küçük bir derenin ikiye böldüğü alanın büyük bölümünün toprak altında kaldığı da kayıtlarda yer alıyor.

Peki, eski bir kentten geriye neden yalnızca toprak yüzeyindeki izler kalmış olabilir? Yapıların zaman içinde yıkılması, doğal süreçler ve sonraki dönemlerde arazinin farklı amaçlarla kullanılması gibi etkenler arkeolojik alanların görünümünü değiştirebilir. Ancak Kozlu için bunlardan hangilerinin belirleyici olduğunu mevcut envanter kaydı tek başına açıklamıyor.

Kozlu’nun önemi de burada yatıyor: Ayakta kalan yapıların bulunmaması, alanın tarihî değer taşımadığı anlamına gelmiyor. Yüzeydeki seramikler, yerleşimin geçmişini araştırmak için önemli ipuçları sunuyor.

4. GÜLTEPE HÖYÜĞÜ: TEPESİNDEKİ MEZAR VE YEREL İNANIŞ

Sulakyurt ilçesi – Kalekışla köyü

Kırıkkale’nin az bilinen tarihî alanları arasında yalnızca eski yerleşimler değil, yerel inanışlarla anılan noktalar da bulunuyor. Sulakyurt ilçesindeki Gültepe Höyüğü bunun dikkat çeken örneklerinden biri.

Kültür ve Turizm Bakanlığının envanterinde yer alan bilgilere göre höyük, Kalekışla köyünün doğusunda bulunuyor ve yaklaşık 75-80 metre çapında. Tepesinde bir mezar yer alıyor. Aynı kayıtta köylülerin burayı kutsal bir yer olarak kabul ettiği belirtiliyor. Alanda kaçak kazı yapıldığı da kayda geçirilmiş.

Ancak mezarda kimin yattığı, kişinin hangi dönemde yaşadığı ve yöre halkının bu alanı ne zamandan beri kutsal kabul ettiği konusunda söz konusu envanterde ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Bu nedenle mezarın belirli bir kişiye ait olduğunu veya belirli bir tarihî olayla bağlantılı olduğunu söylemek için yeterli kanıt yok.

Gültepe Höyüğü üzerine hazırlanacak daha kapsamlı bir araştırmada köy sakinlerinin anlatıları, mezarın fiziksel özellikleri ve varsa arşiv kayıtları birlikte incelenebilir. Böylece yerel hafızada yaşayan bilgiler ile arkeolojik veriler birbirinden ayrılarak değerlendirilebilir.

5. BIYIKAYDIN HÖYÜĞÜ: 8-9 METRELİK KAÇAK KAZI ÇUKURU

Balışeyh ilçesi – Bıyıkaydın köyü

Bıyıkaydın köyünün yakınındaki höyük, hem boyutları hem de envantere giren kaçak kazı izleri nedeniyle araştırılmaya değer alanlardan biri.

Kültür Portalı kayıtlarında höyüğün köyün yaklaşık 2 kilometre güneyinde bulunduğu, 10-12 metre yüksekliğe ve 65-70 metre çapa sahip olduğu belirtiliyor. Höyüğün tepesinde yaklaşık 8-9 metre derinliğinde ve 2 metre çapında bir kaçak kazı çukuru tespit edilmiş. Çukurun tabanının suyla dolu olduğu, höyüğün eteklerinde de başka kazı izlerinin bulunduğu kaydedilmiş.

Alanda Eski Tunç Çağı ile ilişkilendirilen seramik parçalarına da rastlanmış. Bu bulgular, höyüğün geçmişteki yerleşim yaşamına ilişkin araştırmalara kaynaklık edebileceğini gösteriyor.

Burada önemli olan yalnızca çukurun derinliği değil, arkeolojik bir alanın kontrolsüz müdahaleler sonucunda zarar görme ihtimali. Kaçak kazılar, buluntuların konumunu ve birbirleriyle ilişkisini bozarak bilimsel araştırmaların ihtiyaç duyduğu bilgilerin kaybolmasına yol açabilir.

Envanter kaydı alanın geçmişteki durumuna ilişkin bilgi veriyor. Ancak günümüzdeki koruma koşulları ve daha sonra herhangi bir müdahale yapılıp yapılmadığı ayrıca doğrulanmalı.

6. KAPAKLI MEVKİİ: BİR HÖYÜKTE DÖRT FARKLI DÖNEMİN İZLERİ

Balışeyh ilçesi – Aydınşıh köyü, Kapaklı mevkii

Bir çeşmenin yakınında bulunan höyük, Kırıkkale’nin tarihî geçmişinin farklı dönemlere yayıldığını gösteren başka bir örnek.

Kültür Portalı envanterine göre Aydınşıh köyündeki Kapaklı mevkiinde, Keçili Çeşmesi’nin yanındaki tarlada yaklaşık 6-7 metre yüksekliğinde ve 50 metre çapında bir höyük bulunuyor. Alanda Eski Tunç, Hitit, Roma ve Bizans dönemleriyle ilişkilendirilen çok sayıda çanak çömlek parçası tespit edilmiş. Höyüğün tepesinde geçmiş yıllarda kaçak kazılar yapıldığı da belirtiliyor.

Dört ayrı döneme ait buluntuların aynı alanda kaydedilmesi, bölgenin uzun bir tarihsel süreç içinde kullanılmış olabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte, yüzeyde bulunan seramik parçaları tek başına kesintisiz yerleşimi veya her dönemde aynı yoğunlukta yaşam bulunduğunu kanıtlamıyor.

Kapaklı mevkiini farklı kılan, bir tarım arazisinin içinde sıradan bir yükselti gibi görülebilecek alanın arkeolojik değer taşıması. Bu tür höyüklerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi, Kırıkkale’nin eski yerleşim ağının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir.

7. MÜSELLİM KÖYÜNDEKİ HÖYÜK: TARLALARIN ARASINDA BULUNAN KÜP PARÇALARI

Keskin ilçesi – Büyükçayır, Kavaklık mevkii

Listenin son sırasında, Keskin ilçesine bağlı Müsellim köyünün güneydoğusunda bulunan höyük yer alıyor. Büyükçayır-Kavaklık mevkiindeki alan, çevresindeki ekili araziler ve yüzey araştırmalarında tespit edilen seramik parçalarıyla dikkat çekiyor.

Kültür Portalı envanterinde, höyük çevresinde yapılan incelemelerde çok sayıda seramik ve küp parçasına rastlandığı belirtiliyor. Bulgular arasında Klasik Dönem’e ait olduğu değerlendirilen parçalar da bulunuyor. Kayıt, alanın Keskin-Çelebi yolu üzerindeki tali yollardan ulaşılan bir bölgede yer aldığını bildiriyor.

Bu parçaların hangi amaçlarla kullanıldığı, bölgede nasıl bir yerleşim bulunduğu ve alanın ne kadar geniş bir bölgeye yayıldığı mevcut bilgilerle kesin olarak belirlenemiyor. Ancak seramik ve küp parçaları, geçmişteki yaşam biçimlerini anlamak için arkeologların yararlandığı önemli buluntular arasında yer alıyor.

Höyüğün çevresindeki arazilerin tarım amacıyla kullanılması da alanın korunmasını önemli hâle getiriyor. Arkeolojik buluntuların bulunduğu yerlerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi, hem tarihî bilgilerin korunması hem de bölgenin geçmişinin daha doğru anlatılması açısından önem taşıyor.

KIRIKKALE’NİN TARİHÎ MİRASI İÇİN ENVANTER KAYITLARI NE SÖYLÜYOR?

Kırıkkale’deki bu yedi alanın ortak noktası, geçmişe ilişkin önemli ipuçları barındırmalarına rağmen haklarında bilinenlerin sınırlı olması. Kültür Portalı kayıtları, yerleşimlerin konumları, yaklaşık boyutları, yüzey buluntuları ve bazı tahribat izleri hakkında bilgi veriyor. Ancak bu kayıtların önemli bölümü 2013 yılında yayımlanmış veya güncellenmiş envanter sayfalarına dayanıyor. Dolayısıyla bu bilgiler, alanların bugünkü fiziksel durumunun güncel olarak yerinde doğrulandığı anlamına gelmiyor.

Kırıkkale Valiliğinin tarihçe sayfasında aktarılan bilgilere göre 1990-1991 yıllarında Japon araştırmacılar tarafından il merkezi ve ilçeleri kapsayan yüzey araştırmaları gerçekleştirildi; bu çalışmalar sırasında toplam 21 höyük ve düz yerleşim tespit edildi. Araştırmalarda toplanan seramikler, Kırıkkale ve çevresinde farklı tarihî dönemlerin izlerinin bulunduğunu ortaya koydu.

Bu arka plan, söz konusu yedi alanın neden tek tek ele alınması gerektiğini de açıklıyor. Her höyük, her seramik parçası ve her yapı izi, bölgenin geçmişine ilişkin farklı bir sorunun yanıtını taşıyabilir. Bununla birlikte, bu alanların turizme açık olup olmadığı, ziyaret koşulları ve güncel koruma durumları için ilgili kültür varlıkları birimlerinden bilgi alınması gerekiyor.

Kırıkkale