Kırıkkale’den İstanbul’un meydanlarına uzanan sanat yolculuğu: Heykeltıraş Orhan Algök kimdir?

1955 yılında Kırıkkale’de doğan heykeltıraş Orhan Algök, sanat eğitimini birincilikle tamamladı; seramikten mermere, bronzdan taşa uzanan çalışmalar üretti. İstanbul’un park ve meydanlarında çok sayıda esere imza atan Algök’ün yaşamını ve sanat mirasını Yeni Ankara araştırdı.

Kırıkkale’den İstanbul’un meydanlarına uzanan sanat yolculuğu: Heykeltıraş Orhan Algök kimdir?

Kırıkkale’de doğan heykeltıraş Orhan Algök, eğitimini birincilikle tamamladıktan sonra seramik, mermer, bronz ve taş gibi farklı malzemelerle çalıştı. İstanbul’un çeşitli park ve meydanlarında yer alan anıt ve heykeller hazırlayan sanatçı, 1983’te kurduğu atölyesinde sürdürdüğü çalışmalarla sanat yaşamını şekillendirdi. Yeni Ankara’nın araştırma haberine göre 1955 yılında Kırıkkale’de dünyaya gelen Algök, geride farklı kentlerde izleri görülebilen bir sanat mirası bıraktı.

Bir parkta karşılaşılan heykelin kimin tarafından yapıldığını çoğu zaman bilmiyoruz. Oysa o eser, sanatçının yıllar içinde edindiği deneyimin ve malzemeyle kurduğu ilişkinin bir sonucu. Orhan Algök’ün yaşam öyküsü de kentlerin günlük hayatında yer alan sanat eserlerinin arkasındaki isimleri hatırlamak açısından önem taşıyor.

KIRIKKALE’DE BAŞLAYAN HAYATI SANAT EĞİTİMİNE UZANDI

Orhan Algök, 1955 yılında Kırıkkale’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini de burada tamamladı. Sanat eğitimine 1977 yılında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunun Seramik Sanatları Bölümünde devam etti. 1981 yılında okulunu birincilikle bitirdi.

Sanatçının özgeçmişinde yer alan bilgilere göre Algök, eğitiminin ardından stajını tamamlamak üzere bir süre Fransa’da bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra 1983 yılında kendi atölyesini kurdu. Bu adım, eğitim sırasında edindiği birikimi bağımsız çalışmalarına aktardığı yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Algök’ün mezun olduğu kurumun bugünkü karşılığı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde yer alıyor. Sanatçının eğitim hayatından sonra kendi atölyesini kurması, üretimini farklı tekniklerle geliştirmesine olanak sağladı.

SERAMİKTEN MERMERE, BRONZDAN TAŞA UZANAN ÜRETİM

Orhan Algök’ün çalışmaları tek bir malzemeyle sınırlı kalmadı. Sanatçının özgeçmişinde porselen, seramik, taş, mermer, bronz ve polyesterle yaptığı çalışmalar sıralanıyor.

Bu çeşitlilik, heykelin yalnızca biçim vermekten ibaret olmadığını da gösteriyor. Her malzeme farklı bir işleme yöntemi, yüzey ve dayanıklılık özelliği taşıyor. Sanatçının bu malzemeler arasında geçiş yapması, farklı tekniklerle üretim yaptığını ortaya koyuyor.

Algök, atölye çalışmalarının yanı sıra kişisel ve karma sergilere de katıldı. Böylece eserlerini yalnızca kamusal alanlarda değil, sanat galerilerinde de sanatseverlerle buluşturdu.

ORHAN ALGÖK’ÜN İSTANBUL’DA HANGİ ANIT VE HEYKELLERİ VAR?

Orhan Algök’ün özgeçmişinde yer alan eserler arasında farklı tarihlerde hazırlanan anıtlar ve park heykelleri bulunuyor. Çalışmaların önemli bir bölümü İstanbul’daki kamusal alanlarla ilişkilendiriliyor.

Sanatçının kayıtlı eserlerinden bazıları şöyle:

  • Bahçelievler Şehit Asker Anıtı: Ekim 1997
  • Koraç Kupası Anıtı: Mayıs 1998
  • Şirinevler Atatürk Anıtı: Ekim 1999
  • UEFA Galatasaray Anıtı: Haziran 2000
  • Ihlamur Dünya Barış Parkı Heykeli: Temmuz 2001
  • Sarı Konaklar Aile ve Sevgi Heykeli: Mayıs 2002
  • Beşiktaş Ihlamur Sevgi Parkı Güvercinler Heykeli: Mayıs 2003
  • Piri Reis Heykeli: Eylül 2008

Bu eserler arasında anıtlar, figüratif çalışmalar ve park heykelleri yer alıyor. Kamusal alanda sergilenen çalışmaların ayırt edici yönü, sanatla günlük hayatı bir araya getirmesi. Bir galeriyi ziyaret etmeyen kişiler de meydanlarda ve parklarda karşılaştıkları heykeller aracılığıyla sanatla temas kurabiliyor.

Algök’ün eser listesi, Kırıkkale’de doğan bir sanatçının mesleki çalışmalarını farklı kentlere taşıdığını gösteriyor. Bununla birlikte, listedeki her eserin günümüzdeki fiziksel durumu ve bulunduğu yerde hâlâ sergilenip sergilenmediği ayrıca doğrulanmalı.

2004’TE 35 ESERİNİ SANATSEVERLERLE BULUŞTURDU

Orhan Algök’ün sergi geçmişi de uzun yıllara yayılan üretimini ortaya koyuyor. İstanbul.net.tr’de yayımlanan etkinlik duyurusuna göre sanatçı, 24 Mart-9 Nisan 2004 tarihleri arasında İstanbul’daki Karsu Tekstil Sanat Galerisi’nde kişisel sergi açtı.

Sergide sanatçının son dönem çalışmalarından oluşan 35 eser yer aldı. Bronz ve mermer heykellerin sergilendiği etkinlik, duyuruda Algök’ün 19’uncu kişisel sergisi olarak tanıtıldı.

Bu kayıt, sanatçının 2000’li yılların başına gelindiğinde çok sayıda kişisel sergi deneyimi kazandığını gösteren somut bilgilerden biri. Algök’ün sonraki yıllara ait özgeçmişinde de Ankara’daki sergiler dâhil olmak üzere farklı etkinlikler bulunuyor.

ORHAN ALGÖK NE ZAMAN HAYATINI KAYBETTİ?

Orhan Algök, Mayıs 2018’de hayatını kaybetti. Sanatçının resmî internet sitesinde yayımlanan özgeçmişi; doğumundan eğitimine, atölye çalışmalarından kamusal eserlerine kadar uzanan mesleki geçmişini kayıt altına alıyor.

Algök’ün yaşam öyküsünü Kırıkkale açısından anlamlı kılan nokta, kentte doğup eğitimini burada tamamladıktan sonra sanat yolculuğunu farklı şehirlerde sürdürmesi. Kırıkkale’de başlayan hayatı, seramik eğitimi, Fransa deneyimi ve kendi atölyesinde geliştirdiği üretimle genişledi.

Ancak sanatçının Kırıkkale doğumlu olması, kentte bugün görülebilen bir eserinin bulunduğunu tek başına kanıtlamıyor. İncelenen biyografik kayıtlarda öne çıkan eserler başka şehirlerle ilişkilendiriliyor. Kırıkkale’de Orhan Algök’e ait bir heykel veya anıt bulunup bulunmadığı konusunda ise doğrulanmış bir bilgiye ulaşılamadı.

KIRIKKALE’NİN KÜLTÜR HAFIZASINDA NEDEN HATIRLANMALI?

Bir kentin kültürel geçmişi, yalnızca sınırları içinde yaşamış veya burada eser bırakmış kişilerden oluşmuyor. Başka şehirlerde üretim yapan sanatçılar da doğdukları yerin kültür tarihinin bir parçası.

Orhan Algök’ün hayatı, Kırıkkale’den yetişen sanatçıların izini sürmek için somut bir örnek sunuyor. Sanat eğitimini birincilikle tamamlayan Algök, farklı malzemelerle çalıştı; anıtlar, park heykelleri ve sergi eserleri üretti. 2018’de sona eren yaşamının ardından, eserlerine ilişkin kayıtlar sanatçının mesleki yolculuğunu takip etmeyi mümkün kılıyor.

Bu hikâyenin bir başka yönü de kentlerdeki heykellere nasıl baktığımızla ilgili. Her gün önünden geçilen bir anıtın sanatçısını tanımak, eserin hangi tarihte yapıldığını öğrenmek ve kent belleğindeki yerini anlamak, kamusal sanatın görünürlüğünü artırabilir.

Kırıkkale Kültür Sanat