Ankara'da 12 yıl sonra “Coppelia” büyüsü: 156 yıllık bale ayakta alkışlandı!

Ankara'da Coppelia balesi 12 yıl sonra prömiyer yaptı. Ayakta alkışlanan gecenin oyuncu kadrosu, 156 yıllık tarihi ve yeni temsil tarihleri haberimizde.

Ankara'da 12 yıl sonra “Coppelia” büyüsü: 156 yıllık bale ayakta alkışlandı!

Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), klasik bale repertuvarının önemli eserlerinden Coppélia'yı 12 yıl aradan sonra yeniden başkentli sanatseverlerle buluşturdu. 7 Kasım 2026 Cumartesi günü saat 20.00'de tarihi Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilen üç perdelik prömiyere seyirciler yoğun ilgi gösterdi. Fransız besteci Léo Delibes'in 156 yıllık eserini yeniden sahneye taşıyan sanatçılar, temsil sonunda izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

Dünya prömiyeri 25 Mayıs 1870'te Paris'te yapılan, Türkiye'de ise ilk kez 28 Ocak 1961'de Ankara'da sahnelenen Coppélia, 2026-2027 sanat sezonunda yeni bir prodüksiyonla repertuvara döndü. Eserin 2014 yılındaki Ankara temsillerinden 12 yıl sonra gerçekleştirilen prömiyerde başrolleri Sultan Erol, İlhan Durgut, Hakan Odabaşı ve Nilay Tahiroğlu paylaştı.

Koreografik kökleri Macar bale sanatçısı Gyula Harangozó'nun 1953 tarihli yorumuna dayanan yapımın sahnelemesini oğlu Gyula György Harangozó üstlendi. Orkestrayı Artun Hoinic yönetirken dekor, kostüm ve ışık tasarımlarında Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sanatçıları görev aldı.

Polonya'daki küçük bir kasabada geçen hikâye; aşkı, kıskançlığı, merakı ve bir oyuncak bebeğin yol açtığı komik yanlış anlamaları anlatıyor. Gerçek bir insan sanılan mekanik bebek Coppélia, 19. yüzyıldan günümüze uzanan insan ve teknoloji ilişkisi açısından da dikkat çekici sorular ortaya koyuyor.

ANKARA'DA PRÖMİYER GECESİNİN SONUNDA AYAKTA ALKIŞLAR

Ulus'taki Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilen prömiyer, hareketli toplu dansları, karakterlerin komik karşılaşmaları ve renkli sahne tasarımlarıyla izleyicileri üç perde boyunca kasaba yaşamının içine taşıdı.

Kasabanın gençleri arasındaki kıskançlık ve rekabetin anlatıldığı ilk perdeyi, Coppelius'un atölyesindeki mekanik oyuncakların yer aldığı ikinci perde izledi. Üçüncü perdede ise yanlış anlamaların çözülmesi ve kasaba halkının kutlamalarıyla hikâye tamamlandı.

Temsilin sonunda sahneye çıkan başrol sanatçıları ve dans topluluğu uzun süre alkışlandı. İzleyicilerin ayağa kalkarak sanatçıları selamlaması, Coppélia'nın Ankara sahnesine dönüşünün en dikkat çekici anlarından biri oldu.

7 KASIM PRÖMİYERİNDE HANGİ SANATÇILAR SAHNEYE ÇIKTI?

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin 7 Kasım 2026 tarihli özel temsil programına göre Swanilda karakterini Sultan Erol, nişanlısı Franz'ı İlhan Durgut, oyuncak ustası Coppelius'u Hakan Odabaşı, mekanik bebek Coppélia'yı ise Nilay Tahiroğlu canlandırdı.

Sultan Erol'un hayat verdiği Swanilda, nişanlısının başka bir kıza ilgi göstermesi üzerine yaşadığı kıskançlığı cesur ve hareketli tavırlarıyla sahneye taşıyan bir karakter. Rol, klasik bale tekniğinin yanı sıra güçlü bir oyunculuk, mimik ve komedi becerisi gerektiriyor.

İlhan Durgut'un canlandırdığı Franz ise güzelliğinden etkilendiği gizemli kızın aslında mekanik bir oyuncak olduğunu bilmeyen genç bir adam. Karakterin yaşadığı kararsızlık, gösteriş ve mahcubiyet, eserin mizahi anlatımının önemli parçalarını oluşturuyor.

Hakan Odabaşı'nın sahneye taşıdığı Coppelius, mekanik oyuncaklar üreten, kendi dünyasında yaşayan ve yarattığı bebeğe büyük değer veren yaşlı bir usta. Nilay Tahiroğlu'nun üstlendiği Coppélia karakterinde ise dansçının yaşayan bir insandan çok kurmalı bir oyuncak izlenimi oluşturması, rolün ayırt edici özelliğini meydana getiriyor.

Prömiyerde bu dört sanatçının yanı sıra geniş bir dans topluluğu da görev aldı. Swanilda'nın altı kız arkadaşını Beril Baştürk, Serapsu Yaşar, Lara Veli, Deniz Derelioğlu, Begüm Öztürk ve Aysu Begüm Sucuoğlu canlandırdı.

Altı erkek arkadaş rolünde Berkay Saraçoğlu, Kutay Yaşar, Bilal Kılıçaslan, Ege Sarıoğlu, Bartucan Şimşir ve Alperen Dağ yer aldı. Polonyalı Kız karakterini Ezgi Durgut, Polonyalı Erkek karakterini Murat Romaner, Macar Subay karakterini Buğrahan Alnıaçık sahneye taşıdı.

Kasaba halkının anlatı içindeki yerini güçlendiren diğer rollerde ise Çağdaş Yurdakul, Natalia Cherednychenko, Tarkan Serengül, Özge Uyal, Taner Oğuzhan, Günay Güllü, Uluç Aytan, Cansın İravul, Gökdağ Kurnaz, Anıl Hüseyin Acar ve Bartucan Şimşir görev aldı.

Prömiyer programına göre çocuk rollerinde Mert Külah, Eymen Ulum, Efe Özyağcı, Kıvanç Tekin, Kadir Berk Ünal ve Mustafa Yaşam Çiftçi sahne aldı. Eserde yer alan Mazurka dansları da farklı dansçı gruplarının katılımıyla gerçekleştirildi.

İLK PERDEDE BİR MENDİL BÜTÜN HİKÂYEYİ DEĞİŞTİRİYOR

Coppélia'nın ilk perdesi Polonya'da, Galiçya sınırı yakınındaki küçük bir kasabada başlıyor. Kasaba halkı, yeni yapılan çanın açılış törenine ve düzenlenecek dans yarışmasına hazırlanırken sokaklar kutlama heyecanıyla hareketleniyor.

Çan dökümcüsünün kızı Swanilda, yarışma için hazırladığı yeni elbisesini arkadaşlarına gösteriyor. Bu sırada kasabadaki genç erkeklerin dikkati, yaşlı oyuncak ustası Coppelius'un evinin penceresinde oturan güzel bir kıza yöneliyor.

Penceredeki gizemli kızın ilgisini çekmek isteyen gençler dans etmeye başlıyor. Swanilda'nın nişanlısı Franz da bu dansa katılıyor. Gösterinin ardından gizemli kızın aşağıya attığı mendili Franz'ın alması, Swanilda'nın kıskançlığını tetikliyor.

Yaşananları gören Swanilda, nişanlısına kırılarak meydandan uzaklaşıyor. Ancak merakı devam ediyor. Coppelius'un gençleri kovalarken evinin anahtarını düşürmesi, Swanilda ile arkadaşlarına gizemli kızı yakından görme fırsatı veriyor. Genç kızlar, buldukları anahtarla yaşlı ustanın evine gizlice giriyor.

İKİNCİ PERDEDE COPPÉLIA'NIN SIRRI ORTAYA ÇIKIYOR

İkinci perde, eserin en hareketli ve komik bölümlerinden birini oluşturuyor. Coppelius'un atölyesine giren Swanilda ve arkadaşları, etraflarındaki mekanik oyuncakları incelerken beklenmedik bir keşifte bulunuyor.

Swanilda, nişanlısının hayranlık duyduğu güzel kızın gerçek bir insan olmadığını, kurmalı bir oyuncak bebek olduğunu öğreniyor. Franz'ın ilgisini çeken bu mekanik bebeğin adı Coppélia.

Yaşlı ustanın eve dönmesiyle genç kızlar telaşa kapılıyor. Swanilda ise yakalanmamak için Coppélia'nın kıyafetlerini giyerek ve maskesini takarak onun yerine geçiyor. Gerçeği anlayan Coppelius, başlangıçtaki öfkesinin ardından genç kızla anlaşarak Franz'a bir ders vermeyi planlıyor.

Bir süre sonra bacadan atölyeye giren Franz, karşısındaki bebeğin gerçekte Swanilda olduğundan habersiz ona ilgi göstermeye başlıyor. Nişanlısının davranışlarına daha fazla dayanamayan Swanilda maskesini çıkarıyor. Böylece Franz'ın hayranlık duyduğu kişinin mekanik bir bebek olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

ÜÇÜNCÜ PERDEDE KASABA YENİDEN DANSLA BULUŞUYOR

Son perdede çan açılış töreni için kasaba halkı yeniden meydanda toplanıyor. Yaşadığı olaylardan sonra Franz'ın elinde oyuncak bebekle ortaya çıkması, gençler arasında yeni bir şaşkınlığa neden oluyor.

Franz, Swanilda'dan özür diliyor ve iki genç barışıyor. Ancak Coppelius, atölyesine izinsiz giren gençlerin neden olduğu zararın karşılanmasını istiyor. Belediye başkanının zararı tazmin etmesiyle yaşlı ustanın şikâyeti de çözüme kavuşuyor.

Kasaba halkının kutlamaları ve dans yarışmasıyla hikâye sona eriyor. Üç perdelik yapı, kıskançlıkla başlayan bir anlaşmazlığın gerçeklerin ortaya çıkması ve karşılıklı anlayış sayesinde çözülebileceğini anlatıyor.

COPPÉLIA İLK KEZ 25 MAYIS 1870'TE PARİS'TE SAHNELENDİ

Ankara'da yeniden sahnelenen Coppélia'nın dünya bale tarihindeki yolculuğu 156 yıl öncesine uzanıyor. Eserin ilk gösterimi, 25 Mayıs 1870'te Paris Operası'nın Salle Le Peletier binasında gerçekleştirildi.

Fransız besteci Léo Delibes'in müziğini hazırladığı ilk yapımın koreografisi Arthur Saint-Léon'a, librettosu Charles Nuitter'a aitti. Eserin özgün adı “Coppélia ou La Fille aux Yeux d'Émail” olarak kayıtlara geçti.

E.T.A. Hoffmann'ın “Der Sandmann” adlı öyküsünden esinlenen bale, romantik edebiyattaki mekanik insan ve gerçeklik tartışmalarını mizahi bir sahne hikâyesine dönüştürdü. Özgün yapım iki perde ve üç tablodan oluşuyordu. Ankara'da 2026 yılında sahnelenen Harangozó yorumu ise üç perdeli bir yapıya sahip.

1870'teki dünya prömiyerinde Swanilda karakterini Giuseppina Bozzacchi, Franz karakterini ise dönemin bale geleneği gereği kadın dansçı Eugénie Fiocre canlandırdı. Bu tarihsel ayrıntı, 19. yüzyıl balelerinde erkek rollerinin kimi zaman kadın sanatçılar tarafından üstlenildiğini de gösteriyor.

Coppélia, sonraki yıllarda farklı koreografların yorumlarıyla Avrupa'dan dünyanın çeşitli sahnelerine yayıldı. Müzik, karakter oyunculuğu ve toplu dansları birleştiren yapısı, eserin klasik bale repertuvarındaki varlığını sürdürmesini sağladı.

TÜRKİYE PRÖMİYERİ 28 OCAK 1961'DE ANKARA'DA GERÇEKLEŞTİ

Coppélia'nın Türkiye ile ilişkisi, Ankara'nın sanat tarihinde özel bir yere sahip. Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin 2026-2027 sezonu için hazırladığı resmi eser kitapçığına göre balenin Türkiye prömiyeri 28 Ocak 1961'de başkentte yapıldı.

Eser kitapçığında, Ankara'nın 1961 yılındaki sanat hayatını anlatan tarihsel bir yazı ve dönemin bale fotoğrafları da bulunuyor. Cüneyt Gökçer imzasını taşıyan “Sanat Şehri Ankara” başlıklı arşiv yazısı, başkentte opera, tiyatro ve bale kurumlarının gelişimine ilişkin önemli bilgiler içeriyor.

Arşivdeki fotoğraflardan birinin açıklamasında, 1961 yılında Swanilda rolünü Binay Okurer'in canlandırdığı belirtiliyor. Dönemin sahne fotoğrafları, klasik bale kostümlerinin, dekor düzeninin ve sanatçıların sahne üzerindeki çalışmalarının tarihsel örneklerini ortaya koyuyor.

Coppélia, Ankara'daki ilk temsilinden sonra farklı dönemlerde yeniden sahnelendi. Başkentte 2014 yılında seyirciyle buluşan eser, 2026 yapımıyla 12 yıl sonra repertuvara döndü. Böylece 7 Kasım prömiyeri, Türkiye'deki ilk gösteriminin üzerinden yaklaşık 65 yıl geçen bir klasikle yeni sanatçı kuşaklarını buluşturdu.

1953 TARİHLİ MACAR KOREOGRAFİSİ ANKARA SAHNESİNDE

2026 yapımının en önemli özelliklerinden biri, Macar bale sanatçısı Gyula Harangozó'nun koreografik mirasını yaşatması. Harangozó'nun üç perdelik Coppélia yorumu, 24 Nisan 1953'te Budapeşte'deki, günümüzde Erkel Tiyatrosu olarak bilinen sahnede prömiyer yaptı.

Macaristan Devlet Operası'nın arşivinde yer alan bilgilere göre 1953 yapımı, özgün eserin müzik ve dramatik yapısını yeni bir sahne düzeniyle ele aldı. Müzik düzenlemesi Jenő Kenessey tarafından hazırlandı.

Ankara'daki yeni prodüksiyonun sahnelemesini ise Macar koreografın oğlu Gyula György Harangozó gerçekleştirdi. Koreografi asistanı olarak Blanka Rotterné Fajth görev aldı.

Gyula György Harangozó, Macaristan'daki bale eğitiminin ardından Moskova'da çalışmalarını sürdürdü. Profesyonel kariyerinde Macaristan Devlet Operası'nda solistlik ve başdansçılık yaptı. Ardından Viyana Devlet Operası ve Balesi'nde birinci başdansçı olarak sahne aldı.

1995-2005 yıllarında Budapeşte Operası Bale Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini, 2005-2010 yıllarında ise Viyana Devlet Operası ve Volksoper Wien'in bale direktörlüğünü üstlenen Harangozó, dansçı ve sanat yöneticisi kimlikleriyle uluslararası kariyerini sürdürdü.

Sanatçı, 2012 yılında Macaristan'ın önemli sanat ödüllerinden Kossuth Ödülü'ne layık görüldü. Kuğu Gölü, Fındıkkıran ve Don Kişot gibi klasik eserlerde de koreografi ve sahneleme çalışmaları yaptı.

HARANGOZÓ: COPPELIUS'U DA SEVMELERİNİ İSTİYORUM

Prömiyer öncesinde Anadolu Ajansına açıklamalarda bulunan Gyula György Harangozó, Coppélia'nın her yaştan seyircinin izleyebileceği bir eser olduğunu söyledi. Koreograf, balenin yalnızca dans tekniğinden ibaret olmadığını, karakterlerin duygularının ve oyunculuklarının da önemli olduğunu vurguladı.

Harangozó'nun özellikle üzerinde durduğu karakter ise yaşlı oyuncak ustası Coppelius oldu. Sanatçı, bu karakterin hikâyenin kötü kişisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek gençlerin onun evine izinsiz girdiğini ve olayların bu nedenle geliştiğini hatırlattı.

Koreograf, Coppelius için “Seyircinin Coppelius'u da sevmesini istiyorum” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, eserin yalnızca Swanilda ile Franz arasındaki romantik ilişkiye değil, yaşlı ustanın emeğine ve dünyasına da yer verdiğini ortaya koyuyor.

Harangozó, prömiyer öncesi değerlendirmesinde Sultan Erol, İlhan Durgut ve Hakan Odabaşı'nın performanslarına ilişkin olumlu görüşlerini de dile getirdi. Sahnelemedeki temel hedeflerinin, dansçıların rollerini benimseyerek seyirciye hikâyeyi anlaşılır biçimde aktarabilmesi olduğunu anlattı.

AYLAR DEĞİL, YAKLAŞIK BİR AYLIK YOĞUN PROVA SÜRECİ

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin Coppélia hazırlıklarında yoğun bir çalışma takvimi uygulandı. Prömiyerden bir gün önce yapılan açıklamalara göre, eserin koreografi ekibi Ankara'ya yaklaşık bir ay önce geldi.

Hazırlık sürecine ilişkin bilgi veren bale eğitmeni Özge Onat, dansçıların teknik açıdan zorlu bir eser üzerinde çalıştıklarını ve yeni prodüksiyonun yaklaşık bir ay gibi kısa bir sürede sahneye hazırlandığını belirtti.

Onat, Coppélia'nın önceki Ankara sahnelemesinde dansçı olarak yer aldığını, yeni prodüksiyonda ise çalıştırıcı ve seyirci olarak farklı bir deneyim yaşadığını da anlattı. Bu durum, eserin önceki kuşaklarda sahneye çıkan sanatçıların birikimiyle yeniden hazırlandığını gösteriyor.

Resmi eser kitapçığında koreograf Gyula György Harangozó'nun kaleme aldığı değerlendirmede de dansçıların prova sürecindeki gelişimine dikkat çekiliyor. Harangozó, dansçıların eserin özel üslubunu öğrenmesinin kolay olmadığını ancak yoğun çalışmaların ardından hikâyeyi akıcı biçimde aktarabilecek düzeye ulaştıklarını ifade ediyor.

ARTUN HOINIC'İN YÖNETİMİNDE LÉO DELIBES'İN MÜZİĞİ

Coppélia'nın müzik yönetimini Ankara Devlet Opera ve Balesi orkestra şefi Artun Hoinic üstlendi. Üçüncü kuşak müzisyen bir aileden gelen Hoinic, Bilkent Müzik Lisesi'nde piyano eğitimi aldıktan sonra Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi'nin kompozisyon bölümünden 2007 yılında yüksek şeref derecesiyle mezun oldu.

St. Petersburg'da orkestra şefliği üzerine çalışmalar yapan Hoinic, daha sonra Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı'nda ünlü orkestra şefi Gennady Rozhdestvensky'nin sınıfına kabul edildi. Eğitimini 2013 yılında tamamladı.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dahil Türkiye'nin çeşitli senfoni orkestralarıyla çalışan sanatçı, uluslararası festivallerde de konserler yönetti. Bestecilik çalışmalarında ise Nemrut Balesi, Anadolu Uvertürü ve Atatürk Kantatı gibi eserlere imza attı.

Coppélia'nın orijinal bestecisi Léo Delibes ise 1836 yılında Fransa'da dünyaya geldi. Paris Konservatuvarı'nda eğitim alan Delibes, özellikle bale müziğinde melodileri karakterlerin davranışları ve duygularıyla ilişkilendiren yaklaşımıyla tanındı.

1870 tarihli Coppélia'nın ardından 1876'da Sylvia balesini, 1883'te ise Lakmé operasını sanat dünyasına kazandırdı. Delibes'in müziği, klasik bale tarihinde dansa yalnızca ritmik eşlik sunmak yerine dramatik anlatının gelişimini destekleyen örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Ankara'da sahnelenen üç perdelik Harangozó yapımında, Jenő Kenessey'in müzik düzenlemesi kullanılıyor. Bu düzenleme, Delibes'in Coppélia için bestelediği müzikleri ve farklı eserlerinden yararlanılan bölümleri bir araya getirerek sahnelemenin müzikal yapısını oluşturuyor.

ÜÇ TASARIMCI ESERİN GÖRSEL DÜNYASINI HAZIRLADI

Yeni prodüksiyonun dekor tasarımını M. Talat Ayhan, kostüm tasarımını N. Gazal Erten, ışık tasarımını ise Ali Gökdemir üstlendi. Üç sanatçının çalışmaları, eserin kasaba meydanından oyuncak ustasının atölyesine uzanan farklı mekânlarının sahnede karşılık bulmasını sağladı.

Kasaba meydanında geleneksel ev cepheleri, pencereler ve sokak düzeni ön plana çıkarken Coppelius'un çalışma odasında mekanik figürler ve oyuncaklara ait düzenekler kullanılıyor. Böylece eserin birinci ve üçüncü perdelerindeki kamusal alan ile ikinci perdenin gizemli atölyesi birbirinden ayrılıyor.

Gazal Erten'in kostümleri ise kasaba sakinleri, genç dansçılar ve mekanik bebek karakterinin görsel kimliğini oluşturuyor. Özellikle Coppélia'nın oyuncak görünümünü destekleyen kostüm ve hareket düzeni, hikâyedeki yanlış anlaşılmanın seyirciye aktarılmasında belirleyici rol oynuyor.

Ali Gökdemir'in ışık tasarımı da dekorun derinliğini, dansçıların hareketlerini ve farklı perdelerin atmosferini destekleyen görsel unsurlar arasında yer alıyor.

SAHNENİN ARKASINDA GENİŞ BİR TEKNİK KADRO VAR

Coppélia'nın sahnelenmesinde dansçıların ve orkestranın yanı sıra kalabalık bir sanat ve teknik ekibi görev aldı. Resmi eser kitapçığına göre repetitör kadrosunda Sanem E. Hiçyılmaz, Hakan Odabaşı, Eren Keleş, Özge Soykan, Özge Ay, Ezgi Odabaşı, David Khozashvili ve Gizem Tuncel yer aldı.

Bale notatörlüğünü Aslı Öngören, kondüvit görevlerini ise Işınsu Yapıcı ve Zeren Topcu üstlendi. Prömiyer programında orkestranın konzertmeisteri Deniz Aydın olarak belirtildi.

Yapımda sahne makinistleri, ışık uzmanları, aksesuarcılar, peruka ve makyaj sanatçıları, sahne mekanikçileri, ses ve görüntü ekipleri ile marangoz, demir, kostüm, kundura ve dekor atölyelerinde görev yapan çalışanlar da üretim sürecine katkı verdi.

Eser kitapçığında bu birimlerin ayrıntılı kadrolarına yer verilmesi, klasik bale yapımlarının yalnızca sahneye çıkan solistlerle değil, teknik ve sanatsal uzmanlıkların ortak çalışmasıyla hazırlandığını gösteriyor.

156 YILLIK BALE BUGÜNÜN YAPAY ZEKÂ TARTIŞMALARINA DA UZANIYOR

Coppélia'nın 19. yüzyılda kaleme alınan hikâyesi, gerçek bir insandan ayırt edilemeyecek kadar etkileyici görünen mekanik bir bebeğin çevresinde gelişiyor. İnsan hareketlerini taklit eden bir oyuncağın Franz'ı yanıltması, eserin yalnızca romantik bir komedi olmadığını da gösteriyor.

Koreograf Gyula György Harangozó, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada geçmişte mekanik oyuncakların insanlarda yarattığı etkinin bugünün yapay zekâ teknolojileriyle karşılaştırılabileceğini söyledi.

Bu benzerlik, Coppélia'nın günümüzde farklı bir gözle okunmasına imkân tanıyor. Mekanik bebeğin kusursuz görünümü ile Swanilda'nın gerçek duyguları arasındaki karşıtlık, insan davranışlarının taklit edilmesiyle gerçek insan deneyimi arasındaki farkı düşündürüyor.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Can Atilla da eser kitapçığındaki değerlendirmesinde, insanı insan yapan duygulara ve kusurlara dikkat çekiyor. Atilla, mekanik bir bebeğin insan duygularını taklit etmesiyle gerçek insanların hayalleri, sevinçleri ve çelişkileri arasındaki karşıtlığı eserin temel konularından biri olarak ele alıyor.

COPPÉLIA ANKARA'DA YENİDEN NE ZAMAN SAHNELENECEK?

7 Kasım 2026 tarihinde prömiyeri gerçekleştirilen Coppélia, kasım ayı boyunca Ankara'da dört temsil daha verecek. Devlet Opera ve Balesi'nin resmi etkinlik programına göre eser, 12 Kasım Perşembe saat 20.00, 14 Kasım Cumartesi saat 13.00, 26 Kasım Perşembe saat 20.00 ve 28 Kasım Cumartesi saat 20.00'de Opera Sahnesi'nde sahnelenecek.

Temsillerin adresi, Atatürk Bulvarı üzerindeki tarihi Opera Sahnesi. Bilet bilgileri, güncel seanslar ve olası program değişiklikleri Sanat Cepte platformu üzerinden takip edilebiliyor.

Resmi bilet satış sayfasında, çocuk temsilleri dışında 7 yaşından küçük izleyicilerin gösterilere getirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca temsile geç kalan seyircilerin ilk perdeyi izleyemeyeceği hatırlatılıyor.

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin 2026-2027 repertuvarına yeniden kazandırdığı Coppélia, Paris'te başlayan 156 yıllık sahne yolculuğunu başkentte sürdürüyor. Türkiye'deki ilk gösterimine de ev sahipliği yapan Ankara'da eserin yeniden ilgi görmesi, kentin klasik bale geleneğindeki tarihsel konumunu bir kez daha görünür kılıyor.

Bale Ankara DOB