İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu grup toplantısında konuştu!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'deki yeni yasama yılının ilk grup toplantısında iktidara yüklendi. Artan polis intiharlarına ve gündemi sarsan fon vurgununa dikkat çeken Dervişoğlu, yaşananları "Devletin gözü önünde bir saadet zincirine heba edilmektedir" diyerek eleştirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu grup toplantısında konuştu!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yeni yasama yılının ilk partisinin grup toplantısında konuştu. Gündeminde Ankara ve Kütahya'dan gelen acı haberler, polis teşkilatının yaşadığı ağır çalışma koşulları, yaklaşan seçim atmosferi ve kamuoyunda infial yaratan dolandırıcılık vakaları vardı.

"10 AYDA 73 POLİSİMİZ İNTİHAR ETTİ"

Konuşmasına güne yansıyan iki acı haberle başlayan Dervişoğlu, Emniyet teşkilatının sorunlarına ve artan polis intiharlarına dikkat çekti. Yetkilileri acil önlem almaya çağıran Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"İki acı haberle uyandık bugüne. Ankara Pursaklar'da güvenlik kontrolü yapan polis ekibimiz silahlı saldırıya uğradı, saldırıda polis memuru Ali Türkoğlu şehit düştü. Kahraman polisimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine, Emniyet teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kütahya'da da Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görev yapan Yasemin Bodur Karasu beylik silahı ile intihar etti, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum ve milletimize başsağlığı temenni ediyorum. Aylardır polislerimizin çalışma şartları ile ilgili uyarılarda bulunuyor, önlem alınsın istiyoruz. 10 ayda 73 polisimiz intihar etti. Artık buna seyirci kalamazsınız. Cumhurbaşkanından İçişleri Bakanına herkesi sorumlu davranmaya ve bu meselenin üzerine kararlılıkla gitmeye davet ediyorum."

"SANDIK YÜZÜNÜ GÖSTERMİŞTİR, MİLLETİMİZ HEPSİNİ HATIRLAYACAKTIR"

Yeni yasama yılının önemine değinen Dervişoğlu, meclis çalışmalarının sıradan bir dönemden geçmediğini ve Türkiye'nin artık bir seçim arifesinde olduğunu vurguladı. Yaz boyunca sahada olduklarını belirten İYİ Parti lideri, milletin meclisteki her adımı yakından takip ettiğini söyledi:

"Bugün yeni yasama yılının ilk grup toplantısından Gazi Meclisi altında yeniden bir aradayız. Bu yasama yılı sıradan bir yasama yılı değildir. Artık arifesindeyiz, sandık yüzünü göstermiştir. Bu mecliste kim ne söylerse söylesin, hangi düğmeye basarsa bassın, hangi haksızlığın karşısında durup hangisinin önünden başını eğip geçerse geçsin, milletimiz sandığa giderken hepsini hatırlayacaktır. Meclis tatile girerken 'İYİ Parti tatile girmez' demiştik, sözümüzü tuttuk. Anadolunun her yerini karış karış dolaştık; 76 il ve ilçelerde programlar yaptık. Tandoğan'da açtığımız bayrağı Balıkesir'de Kuvayi Milliye meydanına taşıdık. Aksaray'da gazilerimizle, şehit ailelerimizle ve milletimizle buluştuk. Sokaklarda, kahvelerde, tarlalarda, camilerde, pazar yerlerinde, her yerde milletimizi dinledik. Şimdi meydanlardan aldığımız sesi meclis kürsüsüne taşıyacağız."

SAADET ZİNCİRİ TANIMLAMASI

Konuşmasının son bölümünde kamuoyunu meşgul eden ve büyük mağduriyetlere yol açan ekonomik vurgunlara değinen Dervişoğlu, yaşananları "saadet zinciri" olarak tanımladı. Meseleyi magazinleştirmeden devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini savunan Dervişoğlu, sözlerini şöyle devam etti:

"Yeni yasama yılına Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biriyle girdik. Her şeyden önce adını doğru koyalım; bu münferit bir olay değildir. Bu bir magazinel olay değildir. Üç beş zenginin yatını, katını, arabasını, servetini sayma ve muhasebesini yapma meselesi hiç değildir. Bu, iktidar gözetiminde hırsızlıktır! İnsanların alın terinin, emeklinin, kıdem tazminatının, çocuğuna iyi bir gelecek bırakmaya çalışan ailenin tasarrufunun, enflasyon karşısında ilk kuruşunu korumaya çalışan vatandaşın birikiminin, devletin gözü önünde bir saadet zincirine heba edilmesidir."

Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son dönemde ortaya çıkan milyarlarca dolarlık kara para ve fon iddialarına ilişkin iktidara çok sert eleştiriler yöneltti. "Yatırımcının sırtından dönen işleri anlattık ve ülkeyi yönetenleri uyardık" diyen Dervişoğlu, yaşananların siyasi onay ve bürokratik destek olmadan gerçekleşemeyeceğini savundu.

"DEVLET BAL GİBİ BİLİYORDU, AYLAR BOŞA GEÇTİ"

Sürece dair yetkililerin önceden haberdar olduğunu belirten Dervişoğlu, 2 Aralık 2025 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplanan Finansal İstikrar Komitesi'ne dikkat çekti. O toplantıda fonların, risklerin ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) alabileceği tedbirlerin masaya yatırıldığını vurgulayan Dervişoğlu, "Devlet bilmiyordu diyemez, devlet bal gibi biliyordu. Kurumlar biliyordu, uyarılar yapılıyordu ve aylar boşa geçti. Hepimiz biliyoruz ki bu çapta bir vurgun siyasetten onay almadan, yargıdan zırh kuşanmadan, bürokrasiden yol bulmadan yapılamaz" ifadelerini kullandı.

"SORUN DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETMEK DEĞİL, ZİMMETE GEÇİRMEKTİR"

İktidarın geçmiş yıllardaki "devleti bir şirket gibi yönetme" iddiasına atıfta bulunan Dervişoğlu, mevcut tablonun artık bu tanımı aştığını belirtti. Dervişoğlu, "Buradaki sorun artık devleti şirket gibi yönetmek değildir; bunun adı zimmete geçirmektir, el koymaktır. Devlet imkanlarını kamu emaneti olarak değil, üzerinde tasarruf edilecek bir mülk gibi gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Liyakat yerini sadakate, sadakat kayırmaya, kayırma cezasızlığa bırakıyor ve bu da bugünkü çürümeyi üretiyor" dedi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A ÜÇ SORU

Ortada 10 milyarlarca dolarlık bir kara para organizasyonu olduğunu iddia eden Dervişoğlu, Türk milletinin yanıt beklediği üç kritik soruyu doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yöneltti:

  • Erdoğan bu organizasyondan habersiz midir? Eğer her şeye gücü yeten, atamaları yapan Erdoğan bundan habersizse, bu başlı başına çok büyük bir yönetim zaafıdır.

  • Erdoğan bu sistemi biliyor fakat engelleyemiyor mu? Eğer durum buysa, sistemin "hızlı karar alma ve istikrar" gerekçeleri çökmüş, Erdoğan zaaf içine düşmüş demektir.

  • Erdoğan olup bitenden haberdarsa bu Saadet zincirinin büyümesine göz mü yummuştur? Dervişoğlu, bu ihtimalin en vahimi olduğunu belirterek, "Eğer öyleyse Erdoğan bu suça iştirak etmiş demektir. Bu suç, doğrudan Türk milletini soymak suçudur ve alnınıza bir kara leke olarak yapışmıştır" diye konuştu.

"SÜREKLİ YETKİ İSTEDİNİZ AMA SORUMLULUK ALMIYORSUNUZ"

Dervişoğlu, iktidara şu sözlerle yüklendi: "Sayın Erdoğan siyasi hayatınız boyunca milletten hep yetki istediniz. Parlamenter sistemi kaldırıp yeni sistemi kurdunuz. Bakanı, valiyi, bürokrasiyi siz atıyorsunuz. Şimdi ise çevrenizden 'Reis her şeye yetişemez' sesleri geliyor. Allah aşkına siz ne istiyorsunuz? Millet yetki verince daha fazlasını istiyorsunuz ama sorumluluğu hiçbir şekilde üzerinize almıyorsunuz."

Ekonomik güvenliği sağlamakla görevli kurumlardaki tabloya dikkat çeken Dervişoğlu, mutlak gücün mutlak sorumluluk getirdiğini vurguladı. SPK, BDDK, Borsa İstanbul, Merkez Bankası ve kamu bankalarında yaşananlara değinen Dervişoğlu, "Bütün bu yapıların yönetiminde son sözü Cumhurbaşkanı söylüyor. O halde bilgisizi ve liyakatsizi atamaktan da, görevini yapmayanı yerinde tutmaktan da sorumlu olan doğrudan Cumhurbaşkanıdır" ifadelerini kullandı.

"WHATSAPP GRUBUNDAN ATMAKLA CEZA MI OLUR?"

Vurgunun siyasi boyutuna da değinen Dervişoğlu, iktidar partisi yöneticilerinin adının karıştığı olaylarda gerçek bir hesap sorulmadığını belirterek süreci ironik bir dille eleştirdi. İktidarın sürekli millete ahlak dersi verdiğini ancak kendi içindeki yolsuzluklara sessiz kaldığını savunan Dervişoğlu, şöyle konuştu: "Birilerinin adı soyguna karışıyor, 'görevden affını' istiyorlar. Gerçi büyük ceza kesip WhatsApp gruplarından da hemen atıyorlar! Peki ya sonra? Sonrası yok. Bu yolsuzlukları yapanları partinizden ihraç ettiniz mi? Bunun için hangi savcının iddianamesini, hangi mahkemenin kararını bekliyorsunuz? Sizin partinizin disiplin yönetmeliği, ahlakı yok mudur?"

"BUNLAR GİTMEZ DEMEYİN, MİLLET GÖNDERECEK"

Mevcut düzenin millet tarafından artık kabul görmeyeceğinin altını çizen Dervişoğlu, iktidar değişimi mesajı vererek sözlerini şu ifadelere yer verdi: "Bu millet artık sizin bu çürümüş düzeninizin bir parçası asla olmayacak. 'Bunlar gitmez' diyenler bilsin ki, bunları millet gönderecek. O gün yavaş yavaş geliyor. Millet sandıkta cevabını verecek ve Allah'ın izniyle İYİ Parti'yi iş başına getirecek."

Yanıtı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yüz binlerce insanın mağdur olduğu fon vurgununu "piyasanın belli bir bölümünde ortaya çıkan bir sorun" diyerek küçülttüğünü belirten Dervişoğlu, aynı konuşmada geçen "kime uzanıyorsa hesap sorulmalı" ifadelerine dikkat çekti. Bu çağrıyı desteklediklerini ifade eden Dervişoğlu, "Çok güzel bir şey söyleniyor. Biz de tam olarak kime gidilmesi gerekiyorsa gidilsin, kimden hesap sorulması gerekiyorsa sorulsun diye Meclis'te bir araştırma komisyonu kuralım diyerek önergemizi verdik" dedi.

"ANAYASA DEVLETE KUDRET VERMEZ, İKTİDARIN GÜCÜNÜ SINIRLANDIRIR"

Erdoğan'ın "Büyük Türkiye mutabakatı" ve "yeni anayasa" çağrılarına da yanıt veren Dervişoğlu, anayasanın gerçek işlevine vurgu yaptı. Yeni anayasa tartışmalarına kavramsal bir eleştiri getiren Dervişoğlu, "Anayasa devlete kudret vermek için yapılmaz; devletin zaten kudreti vardır. Anayasa o kudreti inşa etmek yerine, sınırlandırmak için vardır. Anayasa, iktidarın elini serbest bırakmak için değil, bireyi iktidarın keyfi gücünden korumak için vardır" ifadelerini kullandı.

"MESELE ANAYASANIN ESKİ OLMASI DEĞİL, İKTİDARIN SINIR TANIMAMASIDIR"

İktidarın mevcut anayasayı 12 Eylül döneminden kaldığı için değil, kendisini sınırlandırdığı için hedef aldığını savunan Dervişoğlu, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Bugün anayasayı çiğniyorlar ama 12 Eylül Anayasası olduğu için değil; kendilerini hesap vermeye ve ölçülü olmaya zorladığı için çiğniyorlar. İki dudakları arasından çıkan sözler 'ferman' kabul edilsin, ortaklarını ve yancılarını korusunlar diye anayasayı çiğniyorlar. Zaten maddelerinin üçte ikisi değiştirilmiş, hükümet sistemi baştan aşağıya yeniden kurulmuş ve Cumhurbaşkanına verilmedik yetki kalmamış bir anayasayla normalde bu kadar sorun yaşamazlardı. Buradaki asıl mesele anayasanın eski olması değildir; mesele iktidarın hiçbir sınır tanımama meselesidir."

"ÖMÜR BOYU BAŞKANLIK HEDEFİ VE İMRALI TEPKİSİ: ANAYASA PAZARLIK SENEDİ DEĞİLDİR"

İktidarın yeni anayasa çalışmalarına yönelik eleştirilerini daha da sertleştiren Dervişoğlu, bu sürecin arkasında "ömür boyu başkan kalma" niyetinin yattığını iddia etti. Vatandaşın huzur arayışının siyasi hesaplar uğruna istismar edildiğini savunan Dervişoğlu, "Türkiye'nin başına altından kalkamayacağı yeni belalar açmak için anayasa yapmaya kalkışıyorsunuz. Üzerine basa basa söylüyorum; anayasa bir siyasi ittifak sözleşmesi değildir. İmralı ile yapılacak pazarlığın senedi ise hiç değildir!" sözleriyle iktidara çok sert tepki gösterdi.

İYİ Parti Müsavat Dervişoğlu