AYM’nin nafaka kararı sonrası gözler yeni düzenlemede! Şimdi ne olacak?
Anayasa Mahkemesinin süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararını Yeni Ankara’ya değerlendiren Avukat Lerzenur Asan Elik, mevcut nafaka kararlarının durumunu, yeni düzenleme taslağındaki süreli nafaka modelini ve dünyadaki uygulamaları anlattı.
Anayasa Mahkemesinin (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasına ilişkin 175’inci maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesinin ardından gözler yeni yasal düzenlemeye çevrildi. Kararla birlikte nafaka uygulamasının geleceği, mevcut kararların durumu ve boşanma sonrasında ekonomik açıdan zor durumda kalan kişilerin nasıl korunacağı yeniden tartışılmaya başlandı.
Avukat Lerzenur Asan Elik, yoksulluk nafakasının hukuki niteliğinden AYM’nin iptal gerekçesine, üzerinde çalışılan yeni düzenleme taslağından farklı ülkelerdeki uygulamalara kadar merak edilen başlıkları Yeni Ankara’ya değerlendirdi. Asan Elik, kararın ardından geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, yeni dönemin çerçevesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yapılacak düzenlemeyle netleşeceğini belirtti.
“YOKSULLUK NAFAKASI BİR ÖDÜL YA DA TAZMİNAT DEĞİL”
Yoksulluk nafakasının amacını açıklayan Avukat Lerzenur Asan Elik, uygulamanın boşanma sonrasında ortaya çıkan ekonomik yoksunluğun giderilmesine yönelik olduğunu vurguladı.
Asan Elik, “Yoksulluk nafakasının temel amacı, boşanma neticesinde ortaya çıkan ekonomik yoksunluk hâlinin giderilmesidir. Bu yönüyle nafaka; bir ödül, tazminat veya evlilik süresine bağlı bir mali karşılık olarak nitelendirilmemelidir” ifadelerini kullandı.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesine göre, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka talep edebiliyor. Nafaka yükümlülüğünün doğması için borçlu eşin kusurlu olması da gerekmiyor.
Asan Elik, kanunda belirtilen sona erme koşulları gerçekleşmediği sürece nafaka yükümlülüğünün yaşam boyu devam edebildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kanunda öngörülen; alacaklının yeniden evlenmesi, resmî nikâh olmaksızın fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi ya da taraflardan birinin vefatı gibi sona erme hâlleri gerçekleşmediği müddetçe, nafaka borçlusunun bu yükümlülüğü yaşamı boyunca devam etmektedir.”

AYM’NİN İPTAL GEREKÇESİNDE HANGİ NOKTALAR ÖNE ÇIKTI?
Yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemede “yoksulluğa düşme” kavramının açık bir kanuni tanımının bulunmadığını belirten Avukat Asan Elik, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelir düzeyinin esas alındığını ifade etti.
Asan Elik, “Medeni Kanun’un 175. maddesinde ‘yoksulluğa düşme’ kavramına dair açık bir kanuni tanıma yer verilmemiş olmakla birlikte, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında yeme, barınma, sağlık, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmesi için zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri bulunmayan kişilerin yoksul kabul edildiği görülmektedir” dedi.
Düzenlemenin lafzında her durumda mutlaka süresiz nafakaya hükmedilmesini emreden açık bir ifade bulunmadığını kaydeden Lerzenur Asan Elik, yerleşik yargı uygulamalarında hâkimin nafakanın süresini belirleme konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı yönünde bir kabul oluştuğuna işaret etti.
Asan Elik, AYM’nin iptal kararına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek eşe, daha ağır kusurlu olmaması kaydıyla, diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz nafaka talep etme hakkı tanınmasının devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle kural iptal edilmiştir.”

“MEVCUT NAFAKA KARARLARI OTOMATİK OLARAK SONA ERMEYECEK”
AYM’nin iptal kararının 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığını belirten Asan Elik, kararın yürürlüğe girişinin dokuz ay ertelendiğini ifade etti. Buna göre iptal hükmünün 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Geçiş sürecinde mevcut yasal çerçevenin uygulanmaya devam edeceğini kaydeden Asan Elik, görülmekte olan davaların da yürürlükteki mevzuat kapsamında karara bağlanacağını belirtti.
Geçmişte kesinleşmiş nafaka kararlarının geleceğine ilişkin belirsizliklere de değinen Asan Elik, “Benzer şekilde, geçmişte kesinleşmiş nafaka kararlarının bu iptal gerekçesiyle kendiliğinden sona ereceğini söylemek mümkün görünmemektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni düzenlemenin geçmişte verilmiş kararları kapsayıp kapsamayacağının henüz netleşmediğine işaret eden Avukat Asan Elik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kural olarak yeni yasal normların geleceğe etkili sonuç doğurması beklenmekle birlikte, yasama organının eski kararları da kapsayacak geçiş hükmü getirip getirmeyeceği belirsizdir. Tüm bu ihtilafların nasıl çözümleneceği, süreli veya süresiz nafaka modellerinden hangisinin daha uygun olduğu hususları öncelikle yasama organının sosyal politika alanındaki takdirine tabidir. Bu bakımdan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilecek yeni kanun metni ile süreç açıklığa kavuşacaktır.”
YENİ TASLAKTA EVLİLİK SÜRESİNE GÖRE NAFAKA MODELİ
Üzerinde çalışılan yeni yasal düzenlemeye ilişkin taslakta nafaka süresinin evliliğin süresiyle ilişkilendirilmesinin planlandığını aktaran Asan Elik, kademeli bir model üzerinde durulduğunu belirtti.
Taslak çalışmasına göre, evliliğin 6 ay ile 1 yıl arasında sürdüğü durumlarda kadına en az 5 yıl süreyle nafaka bağlanabilmesi hedefleniyor. Daha uzun süren evliliklerde ise evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısı oranında nafaka talep edilebilmesi planlanıyor.
Lerzenur Asan Elik, taslakta nafakanın ödeme biçimine ilişkin de yeni seçeneklerin gündemde olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Taslakta, başlangıçta aylık periyotlarla ödenmesine karar verilen nafakaların, ilerleyen süreçte toplu bir ödemeye dönüştürülebilmesine olanak tanınmaktadır. Belirlenen nafaka süresi sona ermesine rağmen yoksulluğu devam eden ve çalışma imkânı bulunmayan vatandaşlar içinse Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının devreye girmesi; bu kişilerin sosyal yardım programları aracılığıyla desteklenmesi hedeflenmektedir.”
İLERİ YAŞTAKİ KADINLAR İÇİN EK KORUMA GÜNDEMDE
Yeni taslakta, yaşı veya çalışma koşulları nedeniyle geçimini sağlayamayacak durumda bulunan kadınlar için de özel bir uygulama öngörülüyor.
Asan Elik, “Kadının çalışamayacak durumda bulunması ya da yaşının ileri olması hâlinde, mahkemelere daha uzun süreli nafaka kararları verebilme yetkisi tanınması amaçlanmaktadır” dedi.
Asan Elik’in aktardığı taslak ayrıntılarına göre, ileri yaştaki kadınların söz konusu korumadan yararlanabilmesi için belirlenen nafaka süresinin sona ermesinden itibaren en geç bir yıl içinde mahkemeye başvurması şartının getirilmesi planlanıyor. Bu süre içinde başvuru yapılmaması durumunda ek nafaka süresi talep edilememesi öngörülüyor.
DÜNYADA TEK TİP NAFAKA MODELİ BULUNMUYOR
Boşanma sonrası nafaka uygulamalarının ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini belirten Asan Elik, hukuk sistemlerinin kendi sosyoekonomik koşullarına göre farklı modeller benimsediğini ifade etti.
İsviçre’de nafakanın miktarı ve süresi, tarafların ekonomik ve kişisel koşulları dikkate alınarak belirleniyor. Bu sistemde temel amaç, boşanan eşlerin ekonomik bağımsızlıklarını mümkün olan en kısa sürede kazanması ve yeniden iş gücüne katılması.
Almanya’da eşlerin kural olarak kendi geçimlerini sağlaması esası benimsenirken, nafaka süresi için kanunda kesin bir zaman sınırı öngörülmüyor. İngiltere’de ise ekonomik bağımlılığın makul bir süre içinde sona erdirilmesini hedefleyen süreli nafaka uygulaması bulunuyor.
Asan Elik, İngiltere’de kısa süreli evliliklerde nafaka uygulamasının daha sınırlı olduğunu vurgulayarak, “Beş yıla kadar süren kısa süreli evliliklerde kural olarak nafakaya hükmedilmemekte veya somut olayın özelliklerine göre tek seferlik toplu ödemeye gidilmektedir. Süresiz nafaka uygulamasına istisnai durumlar haricinde başvurulmamaktadır” ifadelerini kullandı.
YENİ DÖNEMİN ÇERÇEVESİNİ MECLİS BELİRLEYECEK
AYM’nin iptal kararıyla başlayan süreçte, nafakanın süresi, mevcut kararların geleceği ve ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan kişilere sağlanacak desteğin nasıl şekilleneceği önem taşıyor. Avukat Lerzenur Asan Elik’in değerlendirmesine göre, geçiş sürecindeki hukuki belirsizliklerin giderilmesi ve yeni nafaka modelinin kapsamının netleşmesi, TBMM tarafından yapılacak yasal düzenlemeyle mümkün olacak.