X’ten kaçış nereye? Erişim engelleri büyürken gazeteciler yeni adres arıyor

X’te erişim engelleri artarken Guardian, Le Monde ve gazeteciler alternatif platformlara yöneliyor. Peki Bluesky gerçekten daha özgür bir alan mı?

X’ten kaçış nereye? Erişim engelleri büyürken gazeteciler yeni adres arıyor

Türkiye’de yalnızca Eylül ayında en az 1.270 X hesabı hakkında erişim engeli kararı verilirken İFÖD, bunların yaklaşık yüzde 90’ının X tarafından Türkiye’den görünmez kılındığını açıkladı. Dünyada Guardian, Le Monde ve La Vanguardia gibi gazeteler X’teki kurumsal faaliyetlerini durdururken gazetecilerin yöneldiği Bluesky da devletlerden gelen hukuki talepler ve Türkiye’de uyguladığı coğrafi engellemeler nedeniyle tartışmanın dışında değil.

Bir dönem gazetecilerin haber kaynağına, meslektaşlarına ve okura aynı anda ulaşabildiği en önemli dijital meydan olan Twitter, Elon Musk'ın satın almasının ardından X adını aldı. Aradan geçen yıllarda ise platformun habercilik dünyasındaki yeri giderek daha fazla tartışılır hale geldi.

Bir tarafta içerik moderasyonu, algoritmalar, dezenformasyon ve platform sahibinin siyasi etkisi tartışılıyor. Diğer tarafta devletlerden gelen erişim engeli kararlarının platform tarafından uygulanması, gazeteci ve haber kuruluşlarının milyonlarca kişilik takipçi kitlelerine bir anda ulaşamaz hale gelmesine neden olabiliyor.

Türkiye’de Eylül ve Ekim 2026’da yaşanan son gelişmeler bu tartışmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.

TÜRKİYE'DE BİR AYDA EN AZ 1.270 X HESABI

İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) EngelliWeb projesine göre yalnızca Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabı, 5651 sayılı Kanun kapsamında erişime engellendi.

İFÖD, bu hesapların yaklaşık yüzde 90'ının X tarafından Türkiye'den görünmez kılındığını bildirdi. Engellenen hesaplar arasında gazeteciler, haber kuruluşları, akademisyenler, hak örgütleri, ekonomistler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları bulunuyor.

Eylül ortasında Evrensel Gazetesi, gazeteciler Özlem Akarsu Çelik ve Fırat Fıstık ile çok sayıda kuruluşun hesabı hakkında erişim engeli kararları verildi. İlerleyen günlerde İrfan Değirmenci, Şirin Payzın ve soL Haber'in de bulunduğu yeni hesaplar kararlara eklendi.

24 Eylül'de ise tek bir günde en az 250 X hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. İFÖD, bu hesapların birçoğunun X tarafından Türkiye'den görünmez kılındığını açıkladı.

Ekonomi ve finans alanındaki paylaşımlar da dalganın bir başka ayağını oluşturdu. Uğur Gürses, Veysel Ulusoy ve Bilge Yılmaz'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda hesap, sermaye piyasalarıyla ilgili “spekülasyon amaçlı paylaşımlar” yapıldığı iddiasıyla alınan kararların kapsamına girdi. İFÖD'ün tespit ettiği bu gruptaki hesapların toplam takipçi sayısı yaklaşık 12 milyondu.

HABER KURULUŞLARI DA KARARLARIN KAPSAMINDA

Erişim engelleri yalnızca bireysel kullanıcılara yönelik değil.

28 Eylül'de Bizim TV ile BirGün muhabirleri Meral Danyıldız ve Sarya Toprak, ANKA Haber Ajansı muhabiri Esra Tokat'ın da aralarında bulunduğu en az 150 hesap hakkında erişim engeli kararı verildi.

30 Eylül'de ise bağımsız internet gazetesi T24'ün internet sitesi ve 1,9 milyon takipçili X hesabı hakkında erişim engeli kararı çıktı. Hesabın kullanıcı adının değiştirilmesinin ardından yeni kullanıcı adı da 2 Ekim'de aynı karar kapsamında erişime engellendi.

İnternet sansürünü takip eden EngelliWeb'in X hesabı da 1 Ekim'de erişime engellendi ve platform tarafından Türkiye'den görünmez kılındı. Ardından 5 Ekim'de İFÖD'ün kendi X hesabına da aynı işlem uygulandı.

Aynı günlerde gazeteci Alican Uludağ'ın erişime engellenen hesabının ardından açtığı yeni hesap da engellenerek X tarafından Türkiye'den görünmez kılındı.

Ekim ayında da kararlar kesilmedi. İFÖD, 5 Ekim'de bir başka grupta en az 70 X hesabı hakkında daha erişim engeli kararı verildiğini açıkladı.

X BAZI KARARLARA İTİRAZ DA ETTİ

Ancak X'in Türkiye'den gelen tüm talepleri itirazsız biçimde kabul ettiği yönünde bir tablo çizmek de eksik kalıyor.

Human Rights Watch, ARTICLE 19 ve İFÖD'ün 2025'te yayımladığı ortak açık mektuba göre X, Mart 2025'te yaptığı açıklamada Türkiye'deki haber kuruluşları, gazeteciler, siyasi isimler ve öğrenci gruplarını kapsayan 700'den fazla hesabın engellenmesini isteyen kararlara itiraz ettiğini bildirdi.

Platform ayrıca 126 hesaba yönelik bir karar konusunda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptığını açıkladı. Bununla birlikte aynı insan hakları kuruluşları, X'in Türkiye makamlarından gelen taleplere uyum oranının 2024'ün ikinci yarısında yüzde 85,66'ya ulaştığını aktardı.

Dolayısıyla tartışma yalnızca “X hesap kapatıyor” meselesinden ibaret değil. Türkiye'deki makamların verdiği kararlar, şirketin bu kararları hangi ölçüde uyguladığı ve hangi kararlara karşı hukuki mücadele verdiği birlikte değerlendiriliyor.

DÜNYA MEDYASINDA X'TEN KOPUŞ

X hakkındaki tartışmalar yalnızca Türkiye'ye özgü değil.

İngiliz The Guardian, 13 Kasım 2024'te resmi editoryal hesaplarından X'te paylaşım yapmayı durdurduğunu açıkladı. Gazete, platformda yer alan rahatsız edici içerikleri, aşırı sağ komplo teorilerini ve ırkçılığı kararının gerekçeleri arasında gösterdi.

Guardian ayrıca X'in sahibi Elon Musk'ın platformdaki etkisini siyasi tartışmaları biçimlendirmek amacıyla kullanabildiğine yönelik kaygısını açıkladı.

Gazete buna rağmen muhabirlerinin haber toplamak amacıyla X'i kullanmaya devam edebileceğini belirtti.

Guardian'ın ardından İspanyol gazetesi La Vanguardia da kurumsal hesaplarından X'te paylaşımı durdurdu. Gazete yönetimi platformdaki dezenformasyon, komplo teorileri, ırkçılık, kadın düşmanlığı ve nefret söylemini gerekçe gösterdi. Reuters'ın aktardığına göre gazetenin X'te yaklaşık 1,7 milyon takipçisi bulunuyordu.

Fransa'nın önde gelen gazetelerinden Le Monde ise Ocak 2025'te X'te içerik paylaşmayı bırakma kararı aldı.

Le Monde yönetimi, platformdaki tartışma ortamının değişmesini, Elon Musk'ın siyasi faaliyetlerini ve gazetenin içeriklerinin X'teki görünürlüğünün azalmasını gerekçeleri arasında sıraladı. Gazete kendi gazetecilerine de aynı yönde hareket etmelerini tavsiye etti.

GAZETECİLERİN YENİ DURAKLARINDAN BİRİ BLUESKY

Kurumsal medya kuruluşlarının çekilişine bireysel gazetecilerin hareketi de eşlik etti.

Columbia Journalism Review, Kasım 2024'te yayımladığı analizinde gazetecilerin X'ten Bluesky'a yönelişinin Amerikan medya dünyasında belirgin bir tartışmaya dönüştüğünü yazdı. Dergi, X'in artık gazeteciler açısından eskisi gibi ortak bir merkez olup olmayacağı sorusunun gündeme geldiğine dikkat çekti.

Guardian yazarı John Naughton da X sonrasında Bluesky'a geçtiğini açıklayan gazeteciler arasında yer aldı. Naughton, yeni platformu eski Twitter'ın bazı özelliklerini hatırlatan bir ortam olarak değerlendirdi ancak sosyal medyanın temel sorunlarının yalnızca platform değiştirerek çözülemeyeceği uyarısında bulundu.

Bu göç yalnızca Bluesky'a yönelmiyor. Mastodon ve Meta'nın Threads'i de X'e alternatif arayan kullanıcı ve gazetecilerin kullandığı platformlar arasında bulunuyor.

Ortaya çıkan tablo, Twitter dönemindeki tek bir ortak “dijital meydan” yerine gazetecilerin farklı sosyal ağlara dağıldığı daha parçalı bir medya ortamına işaret ediyor.

AMA BLUESKY DA “SANSÜRSÜZ” DEĞİL

X'ten uzaklaşan gazeteciler açısından en dikkat çekici alternatiflerden biri olan Bluesky'ın önemli bir farkı bulunuyor.

Platform, tek bir kapalı sosyal ağdan ziyade açık AT Protocol üzerine kurulu. Kullanıcılar farklı akışlar, istemciler ve moderasyon hizmetlerinden yararlanabiliyor.

Ancak bu yapı Bluesky'ın devletlerden gelen hukuki taleplerden bağımsız olduğu anlamına gelmiyor.

Bluesky, kendi güvenlik politikasında geçerli bir mahkeme veya devlet talebi aldığında belirli bir ülkedeki kullanıcıların içeriğe erişimini sınırlayabileceğini açıkça belirtiyor.

Türkiye bunun somut örneklerinden biri oldu.

İFÖD'ün 19 Nisan 2025 itibarıyla derlediği verilere göre çeşitli hakimlikler 63 Bluesky hesabının erişime engellenmesine karar verdi. Bluesky bunlardan 19 hesabı ve 5 paylaşımı Türkiye'den görünmez kıldı.

Human Rights Watch, ARTICLE 19 ve İFÖD de 2025'teki ortak açıklamalarında Bluesky'ın Türkiye'de hesaplara coğrafi erişim kısıtlaması uyguladığına dikkat çekti.

Bu nedenle X'ten Bluesky'a geçiş, Türkiye'deki hukuki erişim engellerinden otomatik olarak kurtulmak anlamına gelmiyor.

BLUESKY'A DA BİNLERCE HUKUKİ TALEP GELİYOR

Bluesky'ın 2025 Şeffaflık Raporu da platformların karşı karşıya bulunduğu ikilemi ortaya koyuyor.

Şirket, 2025 boyunca kolluk kuvvetleri, kamu kurumları ve hukuki temsilcilerden 1.470 hukuki talep aldığını açıkladı. Bunlardan 1.334'ünü geçerli kabul ederek uyguladı.

Ancak bu sayıların tamamı içerik sansürü anlamına gelmiyor. Talepler kullanıcı verilerine ilişkin mahkeme emirlerinden veri muhafaza taleplerine kadar farklı kategorileri kapsıyor.

Doğrudan içerik kaldırmaya yönelik 196 talebin 132'si geçerli kabul edildi.

Bluesky, yüksek uyum oranını “meşru hukuki süreçlerle iş birliği” yaklaşımının sonucu olarak açıklıyor.

X'TEN KAÇMAK SORUNU ÇÖZÜYOR MU?

Gazetecilik dünyasında giderek daha fazla tartışılan mesele bu noktada ortaya çıkıyor.

Bir sosyal medya şirketinden başka bir sosyal medya şirketine geçmek, gazeteciyi platformların aldığı kararlardan tamamen bağımsız hale getirmiyor.

X devletlerin erişim engeli kararlarını uygulayabiliyor.

Bluesky da geçerli bulduğu hukuki talepler doğrultusunda ülkeler bazında içerik kısıtlayabiliyor.

Meta'nın platformları da yerel mevzuat kapsamında benzer taleplerle karşı karşıya.

Bu nedenle medya kuruluşlarının stratejisinde başka bir eğilim güçleniyor: sosyal medya platformunu yayıncılığın merkezi olmaktan çıkarmak.

Guardian'ın X'ten ayrılırken yaptığı açıklama bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Gazete, okurlarının doğrudan kendi internet sitesine gelmesini istediğini ve iş modelinin sosyal medya algoritmalarında viral olmaya dayanmadığını özellikle vurguladı.

Gazeteciler açısından da benzer bir soru giderek önem kazanıyor:

Bir gazetecinin dijital kimliği X'e, Bluesky'a ya da başka bir teknoloji şirketine mi ait olmalı; yoksa sosyal medya yalnızca gazetecinin kendi internet sitesi, arşivi ve okur ağına ulaşmak için kullandığı dağıtım kanallarından biri mi olmalı?

X'teki son erişim engelleri ve dünyadaki platform göçü bu sorunun artık yalnızca teknoloji tartışması olmadığını gösteriyor.

Gazetecilik açısından mesele, hangi sosyal ağın “daha özgür” olduğundan çok, haber üreticisinin ve okurun tek bir özel platforma ne kadar bağımlı olması gerektiği tartışmasına dönüşüyor.

Medya