Ali Murat Karabağ’dan Siverek’teki dehşet sonrası tarihi uyarı: Ekranlara değil, çocuklarımıza bakma zamanı
Şanlıurfa Siverek'te okulda yaşanan silahlı saldırı infial yarattı! Yeni Ankara yazarı Ali Murat Karabağ, şiddetin sıradanlaşmasına karşı siyasileri ve aileleri göreve çağırdı.
Yeni Ankara yazarı ve eğitimci Ali Murat Karabağ, Şanlıurfa Siverek'te bir okulda yaşanan dehşet verici silahlı saldırıya dikkat çekti. Olayın sadece adli bir vaka değil, derin bir toplumsal kırılma olduğunu vurgulayan Karabağ; denetimsiz dijital dünyaya, reyting uğruna yozlaşan gündüz kuşağı programlarına ve şiddetin sıradanlaşmasına dikkat çekerek "Bu mesele doğrudan geleceğimizle ilgilidir" uyarısında bulundu.

SİVEREK SON OLSUN
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir okulda meydana gelen silahlı saldırı, gözleri yeniden tırmanan şiddet olaylarına ve bu olayların ardındaki sosyolojik tahribata çevirdi. Yeni Ankara yazarı, eğitimci Ali Murat Karabağ, infial yaratan bu olayın ardından kaleme aldığı yazısında, toplumun görmezden geldiği asıl tehlikeye ayna tuttu. Şiddetin çocuklar üzerindeki etkisini sadece bireysel hatalarla değil, "sistematik ihmal ve toplumsal körlük" ile açıklayan Karabağ; kontrolsüz dijital içeriklerin ve reyting uğruna toplumsal bilinci zehirleyen televizyon yayınlarının faturasını gençlerin ödediğini belirtti.
Tüm siyasilere, eğitimcilere ve ailelere siyaset üstü bir çağrıda bulunan Karabağ'ın "Siverek Son Olsun" başlıklı o çarpıcı yazısı:
"Siverek’te bir okulda yaşanan elim silahlı saldırı, sadece bir adli vaka değildir. Bu olay, uzun zamandır görmezden gelinen bir toplumsal kırılmanın acı bir yansımasıdır. Ve artık açıkça görülmelidir ki bu mesele; siyasetin, ideolojinin ya da inançların ötesinde, doğrudan geleceğimizle ilgilidir.
Çünkü mesele çocuklarımızdır.
Bugün yaşanan her trajedinin arkasında sadece bireysel hatalar değil, sistematik ihmal ve toplumsal körlük vardır. Küçücük yaşlardan itibaren kontrolsüz bir dijital dünyanın içine bırakılan çocuklar; şiddeti, öfkeyi, kaosu sıradanlaştıran içeriklerle büyüyor. Ekranlar artık sadece bir araç değil; birer öğretmen, birer rehber haline gelmiş durumda. Ne yazık ki bu rehberler çoğu zaman karanlık bir dili öğretiyor.
Daha da düşündürücü olan ise yetişkinlerin durumu…
Gün boyu “3. sayfa haberleri” ile beslenen, öğle ve ikindi kuşağında yayımlanan arama-bulma programlarıyla zihni meşgul edilen bir toplum, farkında olmadan kendi gerçekliğinden kopuyor. Birkaç kişinin geçmiş travmalarını ve hayat hikâyelerini ekranlara taşıyarak reyting uğruna sunan bu içerikler, sadece bireyleri değil; toplumsal bilinci de zedeliyor. Gerçek hayatın sorunlarını çözmek yerine, ekranlarda kaybolan hayatları izleyerek bir tür duyarsızlık geliştiriyoruz.
Oysa kaybolan sadece o ekranlardaki insanlar değil…
Kaybolan, bizim gençlerimiz.
Bu nedenle yapılması gerekenler bellidir ve artık ertelenemez. Dijital dünyaya giriş; kimlik ve yaş doğrulaması ile sınırlandırılmalı, çocukların maruz kaldığı içerikler ciddi şekilde denetlenmelidir. Medya kuruluşları, reyting uğruna toplumsal çöküşe katkı sağlayan yayın politikalarından vazgeçmeli; sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.
Ve en önemlisi…
Bu meselede herkes elini taşın altına koymalıdır. Siyasiler, eğitimciler, aileler ve medya; ortak bir akıl etrafında buluşmalıdır. Çünkü bu sorunun “sağı” yoktur, “solu” yoktur, “dili”, “dini” yoktur. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur.
Bir çocuğun kaybı, bir ülkenin geleceğinden eksilen bir parçadır.
Eğer bugün bu gidişata dur demezsek, yarın konuşacak çok daha ağır bedellerimiz olacak.
Artık ekranlara değil, çocuklarımıza bakma zamanı."
Şanlıurfa'da okula silahlı saldırı: Çok sayıda yaralılar var!Güncel