Kız çocukları hangi ilçelerde eğitimden kopuyor? Veriler il sınırında kalıyor
Türkiye'de kız çocuklarının yüzde 37,8'i yoksulluk riski altında. 11 ilde lise çağındaki kızların okullaşma göstergeleri geride kalıyor.
Türkiye'de kız çocuklarının eğitim hakkına erişimi, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü'nde yeniden gündeme geldi. TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre kız çocuklarının yüzde 37,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) araştırması, 2024-2025 eğitim öğretim yılında kız çocuklarının ortaöğretimde düzeltilmiş net okullaşma oranının yüzde 80 ve altında kaldığı il sayısının 11'e yükseldiğini gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre 2024 yılında kız çocuklarının yüzde 39,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken bu oran 2025'te yüzde 37,8'e geriledi. İki puanlık düşüşe rağmen 0-17 yaş grubundaki her 10 kız çocuğundan yaklaşık dördü ekonomik veya toplumsal kırılganlıklarla karşı karşıya.
Koruncuk Vakfı da Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla eğitime erişimdeki eşitsizliklere dikkat çekti. Vakfın çalışmaları, ekonomik güçlüklerin kız çocuklarının eğitimlerini sürdürebilmelerini zorlaştıran etkenler arasında bulunduğunu ortaya koyuyor.
KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNDE 11 İLDE RİSK YÜKSEK
Eğitim Reformu Girişimi'nin 2025 Eğitim İzleme Raporu, kız çocuklarının ortaöğretime erişimindeki bölgesel farklılıkları ortaya koydu.
Rapora göre 2022-2023 eğitim öğretim yılında kız çocuklarının ortaöğretimde düzeltilmiş net okullaşma oranının yüzde 80 ve altında kaldığı il sayısı yediyken, 2024-2025 döneminde bu sayı 11'e yükseldi. (Riskli 11 il: Şanlıurfa, Muş, Şırnak, Siirt, Ağrı, Bitlis, Mardin, Hakkari, Diyarbakır, Van, Batman)
En düşük oranlardan ikisi Şanlıurfa ve Muş'ta kaydedildi. Kız çocuklarında ortaöğretimde düzeltilmiş net okullaşma oranı Şanlıurfa'da yüzde 63,9, Muş'ta ise yüzde 66,3 oldu.
Diyarbakır'da yüzde 79,5, Van'da yüzde 78,8, Batman'da yüzde 78,7 ve Hakkari'de yüzde 78,6 olarak hesaplanan oranlar, bu dört ilin de önceki yıla göre yüksek risk grubuna girdiğini gösterdi.
Ancak bu oranlar doğrudan okul terk oranı anlamına gelmiyor. Düzeltilmiş net okullaşma oranı, ilgili yaş grubunda ortaöğretim veya yükseköğretim kurumlarında kayıtlı bulunan çocukları kapsıyor. Bu kurumlarda bulunmayan bazı çocuklar hâlâ ortaokulda eğitim görüyor olabilir.
ERG, söz konusu göstergenin doğrudan okul terki sayısı olarak kullanılmaması gerektiğini özellikle vurguluyor.

EĞİTİMDEN KOPUŞUN EN YOĞUN OLDUĞU DÖNEM LİSE ÇAĞI
ERG'nin Şubat 2026'da güncellediği hesaplamasına göre, 2024-2025 eğitim öğretim yılında 6-17 yaş aralığındaki yaklaşık 604 bin 446 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocuk eğitim dışında kaldı.
Eğitim dışındaki çocukların yüzde 72'si 14-17 yaş grubunda yer aldı. Bu yaş grubundaki eğitim dışı çocuk sayısı yaklaşık 435 bin 491 olarak hesaplandı.
Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) 1 Ekim 2026'da açıkladığı daha güncel istatistiklere göre ise 2025-2026 eğitim öğretim yılında 14-17 yaş grubunun net okullaşma oranı yüzde 87,09 olarak gerçekleşti.
İki veri farklı dönemlere ve hesaplama yöntemlerine dayanıyor. Bu nedenle doğrudan karşılaştırılarak eğitim dışındaki çocuk sayısında ne kadar değişiklik olduğu sonucuna ulaşılamıyor. Ancak ERG'nin yaş gruplarına ilişkin bulguları, özellikle ortaöğretim döneminde çocukların eğitim sisteminden uzaklaşma riskinin arttığına işaret ediyor.
HANGİ İLÇELERDE KAÇ KIZ ÇOCUĞU OKULU BIRAKTI?
Türkiye'de eğitimden kopuşun il düzeyindeki göstergeleri kısmen izlenebilse de sorunun ilçelere göre dağılımını ortaya koymak ise güç.
MEB'in 2025-2026 öğretim yılı istatistiklerinde okullaşma oranları, öğrenci sayıları ve eğitim kademelerine ilişkin çeşitli veriler bulunuyor. Ancak kamuoyuna sunulan tablolarda kız çocuklarının ilçe bazında devamsızlık süreleri, açık öğretime geçiş gerekçeleri ve eğitimden ayrılma nedenleri bir arada yer almıyor.
Bu durum, aynı ilin iki farklı ilçesi arasındaki eğitim eşitsizliğinin ölçülmesini de zorlaştırıyor.
Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinin yoğun olduğu bölgeler, depremden etkilenen yerleşimler ve büyükşehirlerin düşük gelirli mahalleleri için daha ayrıntılı veriye ihtiyaç duyuluyor.
Bir öğrencinin okuldan ayrılmasının arkasında ulaşım giderleri, aile gelirindeki düşüş, ev içi bakım sorumlulukları veya farklı toplumsal nedenler bulunabiliyor. Bu nedenlerin hangi bölgelerde ne ölçüde etkili olduğunu ortaya koymak için yalnızca kayıt sayıları değil, devamsızlık ve okul değiştirme verilerinin de incelenmesi gerekiyor.

HATAY'DA SELAM'IN HİKÂYESİ: AİLESİ OKULU BIRAKMASINI DÜŞÜNDÜ
Eğitimden kopuş riskinin çocukların hayatındaki karşılığı, UNICEF Türkiye'nin Ekim 2025'te yayımladığı Hatay'dan bir hikâyede görülüyor.
Annesi ve kardeşleriyle Hatay'da yaşayan Selam'ın ailesi, babasının Suriye'ye dönmesinin ardından ekonomik güçlükler yaşamaya başladı. UNICEF'in aktardığına göre okul malzemelerini ve ulaşım masraflarını karşılamakta zorlanan aile, Selam'ın eğitimini bırakmasını değerlendirdi.
Kalp cerrahı olmayı hedefleyen Selam ise okumaya devam etmek istiyordu.
UNICEF ve çalışma ortaklarının aileyle görüşmeleri, kayıt işlemlerine destek vermeleri ve eğitim malzemeleri sağlamalarının ardından Selam'ın okula dönüşü mümkün oldu.
UNICEF'in 14 Ekim 2025'te yayımladığı hikâyede Selam'ın dokuzuncu sınıfa devam ettiği belirtildi.
Selam'ın yaşadıkları, ekonomik sorunların eğitime erişimde nasıl bir engel oluşturabildiğini ve sosyal destek mekanizmalarının bu süreçteki önemini gösteren örneklerden biri.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE ERKEN YAŞTA EVLİLİK DE GÜNDEMDE
TÜİK'in 2025 yılı Hanehalkı İşgücü Araştırması'na göre 15-17 yaş grubundaki kız çocuklarının işgücüne katılma oranı yüzde 13,9 olarak gerçekleşti. Aynı oran erkek çocuklarda yüzde 36,5 oldu.
ERG, kız çocuklarının çalışma yaşamındaki görünürlüğünün erkek çocuklara göre daha düşük olmasının, eğitimden kopuş sorununu yalnızca çocuk işçiliği üzerinden açıklamaya yetmeyeceğine işaret ediyor.
Raporda, kız çocuklarının üstlendiği ev içi bakım sorumluluklarının ve çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklerin de eğitim hakkı bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
TÜİK'in evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında 16-17 yaş grubundaki 8 bin 68 kız çocuğunun resmî evliliği kayıtlara geçti.
Ancak işgücüne katılım ve evlilik istatistikleri, bu çocukların kaçının aynı dönemde eğitimden ayrıldığını göstermiyor. Doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulabilmesi için öğrencilerin eğitim durumlarının ayrıca incelenmesi gerekiyor.

AÇIK LİSEYE GEÇEN KIZ ÇOCUKLARINA NE OLUYOR?
MEB'in son istatistiklerine göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında açık öğretim kurumlarında kayıtlı öğrenci sayısı 1 milyon 51 bin 493 oldu.
Bu sayı yalnızca kız çocuklarını veya zorunlu eğitim çağındaki öğrencileri kapsamıyor. Dolayısıyla açık öğretimdeki toplam öğrenci sayısını okuldan kopan kız çocuklarının sayısı olarak değerlendirmek mümkün değil.
Bununla birlikte örgün eğitimden açık öğretime geçen kız çocuklarının yaşları, önceki okul türleri, geçiş gerekçeleri ve öğrenimlerini tamamlama oranları araştırılması gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Özellikle zorunlu eğitim çağında açık öğretime geçişin öğrencilerin eğitim hayatları üzerindeki etkisinin izlenmesi, okuldan kopuş riskinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
ANKARA'DA HANGİ İLÇELERDE RİSK DAHA YÜKSEK?
Ankara'da kız çocuklarının eğitime devam durumunu değerlendirmek için de ilçe düzeyindeki verilere ihtiyaç var.
Başkentte Altındağ, Mamak, Keçiören, Sincan ve Polatlı gibi farklı nüfus ve yerleşim özelliklerine sahip ilçelerde devamsızlık, açık liseye geçiş ve taşımalı eğitim göstergelerinin karşılaştırılması, olası eşitsizliklerin ortaya konulmasına katkı sağlayabilir.
Ancak mevcut veriler üzerinden bu ilçelerden herhangi birinin kız çocuklarının okuldan kopuşunda daha yüksek orana sahip olduğu söylenemiyor.
MEB'in ilçe, yaş, cinsiyet ve eğitim kademesine göre ayrıştırılmış verileri paylaşması, Ankara'daki durumun Türkiye genelindeki göstergelerle karşılaştırılmasını da mümkün kılabilir.
EĞİTİMDEN KOPUŞU ÖNLEMEK İÇİN HANGİ DESTEKLER VAR?
Koruncuk Vakfı, temel ihtiyaçları ve eğitime erişimleri risk altındaki kız çocuklarına yönelik barınma, eğitim ve psikososyal destek çalışmaları yürütüyor.
Vakfın Aile Yanı Destek Programı kapsamında da çocukların aileleriyle yaşamaya devam ederken eğitimlerini sürdürebilmelerine yönelik danışmanlık, rehberlik ve eğitim masraflarına ilişkin destekler sağlanıyor.
UNICEF'in Türkiye'deki eğitim programları ise özellikle yerinden edilme, yoksulluk ve kayıt sorunları nedeniyle eğitime erişimde güçlük yaşayan çocukların okula dönmesini destekliyor.
Bu çalışmaların sonuçlarının izlenebilmesi için destek alan çocukların ne kadarının eğitimine devam ettiği ve mezun olduğu gibi göstergelerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
YANIT BEKLEYEN SORU: HANGİ ÇOCUK NEDEN OKULDAN KOPUYOR?
Dünya Kız Çocukları Günü'nde yeniden gündeme gelen veriler, Türkiye'de kız çocuklarının eğitim hakkının yalnızca okula kayıt oranları üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.
İlçe bazında devamsızlık, sınıf tekrarı, açık öğretime geçiş ve eğitim dışında kalma nedenlerinin yayımlanması, sorunun coğrafi dağılımını daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabilir.
Bunun için çocukların kişisel bilgilerinin korunması şartıyla, kamu kurumlarının sahip olduğu istatistiklerin karşılaştırılabilir ve düzenli şekilde paylaşılması önem taşıyor.
Çünkü okuldan uzaklaşma riskinin hangi ilçelerde yoğunlaştığı bilinmeden, ihtiyaç duyulan desteklerin nerelerde önceliklendirilmesi gerektiğini belirlemek de güçleşiyor.
