İstanbul’un Fethi olmasaydı Rönesans olur muydu? İtalya’ya kaçan bilim insanlarının Avrupa'yı değiştiren hikayesi

İstanbul’un Fethi ve Rönesans arasındaki kayıp halka çözüldü. İtalya'ya sığınan Bizanslı alimleri Avrupa bilimini nasıl kökten değiştirdi? İşte tüm detaylar.

İstanbul’un Fethi olmasaydı Rönesans olur muydu? İtalya’ya kaçan bilim insanlarının Avrupa'yı değiştiren hikayesi

İstanbul’un Fethi ve Rönesans arasındaki tarihsel bağ, sadece 1453 yılında yaşanan bir göç dalgasından çok daha derin köklere dayanıyor. Doğu Roma İmparatorluğu'nun çöküş döneminde İtalya'ya sığınan Bizanslı alimler, yanlarında götürdükleri nadide el yazmaları ve antik Grek kültürüyle Avrupa medeniyetinin yönünü değiştirdi. Peki, fethin getirdiği bu entelektüel köprü olmasaydı Avrupa’da modern uyanış gerçekleşebilir miydi?

BİZANS ENTELEKTÜELLERİNİN GÖÇ KRONOLOJİSİ

Halk arasında yaygın olan inanışın aksine, Bizans entelektüellerinin İtalya’ya göçü yalnızca 1453 yılının Mayıs ayında yaşanan fevri bir kaçış hikayesi değildi. Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar ve Anadolu yönündeki askeri ilerleyişi, Bizanslı devlet insanlarını ve din otoritelerini Batı Avrupa’dan askeri destek aramaya yöneltti. Yaklaşık bir asra yayılan bu diplomatik trafik, beraberinde dönemin en büyük zihinlerini de İtalya yarımadasına taşıdı.

GREK MİRASI VE AVRUPA’DAKİ ENTELEKTÜEL DEVRİM

Bu isimlerin başında, fetihten yarım asır önce Floransa’ya gelerek sistemli şekilde Yunanca dersleri veren Manuel Chrysoloras yer alıyordu. Ardından 1438 Floransa Konsili’ne katılan George Gemistos Plethon, İtalyan düşünürleri derinden etkileyerek ünlü Platon Akademisi’nin kurulmasına zemin hazırladı. Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirme çabaları sonuçsuz kalan Trabzon doğumlu Kardinal Bessarion ise İtalya’da kalmayı seçerek topladığı yüzlerce nadide Grekçe el yazmasını Venedik’e bağışladı. Tarihçi Steven Runciman bu süreci, Bizans zaten ekonomik olarak çökerken alimlerin kültürlerini yaşatmak adına İtalya’daki hamileri ve canlı pazarları fetihten çok daha önce tercih etmeye başlaması olarak özetler.

Gelen bu alimler, Orta Çağ Avrupa’sında felsefe ve bilim anlayışında köklü kırılmalar yarattı. O döneme kadar Aristoteles gibi filozofları Arapçadan yapılan Latince tercümeler üzerinden eksik okuyan Avrupalılar, sığınan alimler sayesinde orijinal metinlerle tanıştı. "Ad Fontes" yani kaynaklara dönüş ilkesiyle Platon, Homeros ve Thukydidis’in eserleri özgün dilinde incelenmeye başlandı ve bu durum dogmatik kilise yorumlarını sarsan Hümanizm akımını doğurdu.

Trabzonlu George ve Theodoros Gazis gibi isimler doğa bilimlerine ait eserleri çevirirken, Ptolemaios’un Coğrafya eserinin Yunancadan Latinceye kazandırılması Coğrafi Keşifler’in yolunu açtı. 1450’lerde Gutenberg’in matbaayı icat etmesi ise İtalya’da basılacak nitelikli hammadde arayan yayıncılar için Bizanslıların getirdiği el yazmalarını en büyük yakıt haline getirdi.

İSTANBUL’UN FETHİ VE RÖNESANS İLİŞKİSİNDE EZBER BOZAN GERÇEKLER

Peki, İstanbul’un Fethi ve Rönesans ilişkisinde fetih gerçekleşmeseydi bu uyanış yaşanır mıydı? Peter Burke, Fernand Braudel ve Halil İnalcık gibi saygın tarihçilerin ortak tespiti, Rönesans’ın fetih olmasaydı da gerçekleşeceği yönündedir. Çünkü İtalyan şehir devletlerinin Akdeniz ticaretiyle elde ettiği ekonomik zenginlik, Endülüs üzerinden gelen İslam dünyası kaynakları ve İtalyanların kendi topraklarındaki Roma mirası bu dönüşümü zaten hazırlamıştı. Ancak İstanbul'un fethi bu sürece devasa bir katalizör oldu. Radikal Platoncu alimlerin gelişi Avrupa'yı katı Aristotelesçilikten kurtararak sanatta idealizmi ve bilimde matematiğe dayalı yeni evren algısını tetikledi; Osmanlı'nın ticaret yollarını kontrol etmesi ise Avrupalıları yeni dünyaları keşfetmeye zorlayarak Rönesans'ın ihtiyaç duyduğu sermaye akışını hızlandırdı.

İstanbul Tarih