İletişim Başkanlığından İsrail’e "hezeyan" yanıtı!
: İsrail Başbakanlık Ofisi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına tepki gösteren İletişim Başkanlığı, Netanyahu yönetiminin iç siyasetteki sıkışmışlığını ucuz tehdit siyasetiyle örtmeye çalıştığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İsrail Başbakanlık Ofisi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına sert bir yanıt verdi. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan yazılı açıklamada, söz konusu beyanların tarihi gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten uzak olduğu vurgulandı.
İLETİŞİM BAŞKANLIĞINDAN "ACZİYET" VURGUSU
İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Netanyahu yönetiminin iç siyasete yönelik hamlelerine ve bölge barışını tehdit eden söylemlerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
"İsrail Başbakanlık Ofisinin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesidir. Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur."
"GÜVENLİKÇİ POPÜLİZM VE TEHDİT SİYASETİ CİDDİ RİSKLER TAŞIYOR"
Açıklamanın devamında, uluslararası adalet mekanizmaları önünde soykırım suçlamasıyla hesap vermeyi bekleyen bir yönetimin bu tür seviyesiz çıkışlarla Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakikati savunan duruşunu hedef aldığı ifade edildi. İsrail’deki iç siyasi rekabetin sorumsuz bir güvenlikçi popülizm üzerinden yürütüldüğünü belirten İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin yeni bir tehdit figürü olarak sunulma çabasının ucuz bir siyaset olduğunu kaydetti.

TEHDİT SİYASETİ KÜRESEL BARIŞI TEHDİT EDİYOR
Açıklama, Türkiye’nin bölgesel barış ve adalet vizyonuna vurgu yapılarak şu sözlerle tamamlandı:
"İç siyasi rekabet uğruna sürdürülen bu tehdit siyaseti ve gerilimi tırmandırma çabası, yalnızca İsrail toplumu açısından değil, bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da ciddi riskler taşımaktadır. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir."
