Hak-İş'te 51. yıl çatlağı: Kurucu Genel Başkan Mustafa Taşçı'dan Mahmut Arslan'a sert tepki

Hak-İş Konfederasyonu’nun 51. kuruluş yıl dönümünde Kurucu Genel Başkan Mustafa Taşçı sert bir basın bildirisi yayımladı. Taşçı, mevcut Genel Başkan Mahmut Arslan yönetiminin kendisini etkinliklere davet etmediğini belirterek vefasızlık tepkisinde bulundu.

Hak-İş'te 51. yıl çatlağı: Kurucu Genel Başkan Mustafa Taşçı'dan Mahmut Arslan'a sert tepki

Hak-İş Konfederasyonu’nun 51. kuruluş yıl dönümü kutlamaları, konfederasyon içinde tarihi bir gerilime ve tartışmaya sahne oldu. Hak-İş Kurucu Genel Başkanı Mustafa Taşçı, yayımladığı basın bildirisiyle mevcut Genel Başkan Mahmut Arslan ve konfederasyon yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

22 Ekim 1976’da temelleri atılan konfederasyonun anma programlarına davet edilmediğini belirten Taşçı, durumu "açık bir vefasızlık ve hafıza silme operasyonu" olarak nitelendirdi. Namık Kemal’in "Hürriyet Şiiri"nden dizelerle başlayan sert bildiride, mevcut yönetimin sendikal ilkelerden uzaklaştığı iddia edildi.

"ŞAHSİ KIRGINLIK DEĞİL, İLKESEL BİR İHTAR"

Yaşanan durumun kişisel bir davet meselesi olmadığını vurgulayan Kurucu Genel Başkan Mustafa Taşçı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Buradan açıkça ifade etmek isterim ki; mesele şahsi bir davet meselesi veya kişisel bir kırgınlık değildir. Mesele; Hak-İş’in 1976’daki kurucu iradesine, ruhuna ve ilkelerine yapılan kurumsal kimliğin davadan uzaklaşmasıdır. Kendi tarihinden, kurucularından ve geçmişin bedel ödeyen liderlerinden korkan bir sendikal bürokrasinin ve yozlaşmanın teşhir edilmesidir. Bir kurum, kurucularını yok saymaya başladığı gün, kendi varlık sebebini de inkâr etmeye başlamış demektir. Salona Kurucu Genel Başkan’ı davet etmeyerek geçmişi sileceğini sananlar, unutmamalıdır ki; koltuklar geçici, kurucu irade ve işçinin vicdanı kalıcıdır."

MEVCUT YÖNETİME AĞIR SORULAR

Açıklamasında Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve yönetim kurulunu hedef alan Taşçı, "Kurucu Genel Başkanı salona almaktan, onun gözünün içine bakmaktan neden korkuyorsunuz? 1976’daki o temiz, dik ve bağımsız duruştan ne kadar uzaklaştığınızın yüzünüze vurulmasından mı çekiniyorsunuz?" sorularını yöneltti.

Sendikacılığın bürokratik bir yapıya dönüştürüldüğünü öne süren Taşçı, konfederasyonun kişisel ikballer için kurulmadığını, bugün gelinen noktada kurucularını yok sayan anlayışın emekçinin hakkını koruyamayacağını savundu.

"HAK-İŞ İDARECİLERİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR"

Açıklamasının son bölümünde konfederasyonun asıl sahibinin işçi sınıfı olduğunu hatırlatan Taşçı, şu mesajı verdi:

"Bizi salonlara davet etmeyebilirler. Ancak 22 Ekim 1976 tarihinden de, Hak-İş’in tarihinden de, milyonlarca işçinin kalbinden de adımızı ve emeğimizi asla silemezler. Hak-İş, Genel Başkanın ve idarecilerin şahsi mülkü değildir. Gece gündüz demeden ter döken, aidat ödeyen Türkiye işçi sınıfının öz malıdır. Kurucu irade olarak, konfederasyonun ilkelerinden ve davasından uzaklaşmasına asla sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna saygıyla arz ediyoruz."

İşçi