Cumhuriyet’in 10. yılında büyük af: 1933’te kimler affedildi, kimler kapsam dışında kaldı?

Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan 2330 sayılı Af Kanunu, bazı mahkûmların cezalarını kaldırırken belirli suçları ve kişi gruplarını kapsam dışında bıraktı.

Cumhuriyet’in 10. yılında büyük af: 1933’te kimler affedildi, kimler kapsam dışında kaldı?

Cumhuriyet’in ilanının 10. yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan 2330 sayılı Af Kanunu, Türkiye’nin erken Cumhuriyet dönemindeki en kapsamlı ceza düzenlemelerinden biri oldu.

TBMM’nin 26 Ekim 1933’te kabul ettiği kanun, 28 Ekim 1933 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Düzenleme, bazı suçlarda kovuşturmaların durdurulmasını, kısa süreli mahkûmiyetlerin affedilmesini ve daha uzun cezaların belirli oranlarda azaltılmasını öngörüyordu.

Ancak kanun bütün suçları kapsayan koşulsuz bir genel af değildi. Zimmet, rüşvet, yağma, yol kesme ve bazı mükerrer suçlar kapsam dışında bırakılırken, kapatılan Terakkiperver Fırkası mensupları ile İzmir Suikastı mahkûmları gibi bazı siyasi dava hükümlüleri için özel hükümler getirildi.

2330 SAYILI AF KANUNU 26 EKİM 1933’TE KABUL EDİLDİ

TBMM kayıtlarına göre 2330 sayılı Af Kanunu 26 Ekim 1933’te kabul edildi ve 28 Ekim 1933 tarihli, 2540 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Kanunun gerekçesinde düzenlemenin Cumhuriyet’in 10. yıl dönümü dolayısıyla hazırlandığı açıkça belirtildi.

Tasarı gerekçesinde, ceza almış bazı kişilerin yeniden topluma kazandırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Kanun yalnızca cezaevindeki hükümlüleri ilgilendirmiyordu. Bazı suçlardan henüz yargılanmakta olan kişiler hakkında kovuşturma yapılmaması da düzenlemenin kapsamına alındı.

HANGİ CEZALAR AFFEDİLDİ, HANGİLERİ İNDİRİLDİ?

2330 sayılı kanun cezanın niteliğine ve süresine göre farklı sonuçlar öngördü.

Kanunun ilk maddesine göre, cezasının üst sınırı beş yılı geçmeyen bazı suçlardan sanık olanlar hakkında kovuşturma yapılmaması öngörüldü.

Üç yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı ceza veya para cezasına mahkûm olanlar ise ferî cezaları da kapsayacak şekilde aftan yararlandı.

Daha uzun süreli cezalar tamamen ortadan kaldırılmadı.

Kanuna göre:

  • Üç yılı geçmeyen cezalar: Af kapsamına alındı.

  • On yılı geçmeyen cezalar: Üç yıl indirildi.

  • On yıldan fazla cezalar: Beş yıl indirildi; ancak kalan ceza yedi yıldan az olamadı.

  • Müebbet ağır hapis: 20 yıl ağır hapse çevrildi.

  • Müebbet sürgün: 20 yıla indirildi.

  • Eski Ceza Kanunu’ndan kalan kürek ve kalebentlik cezaları için de ayrıca indirim hükümleri getirildi.

Böylece kanundan yararlanan herkes doğrudan tahliye edilmedi; kişinin aldığı cezanın süresine ve niteliğine göre farklı uygulamalar ortaya çıktı.

TERAKKİPERVER FIRKASI VE İZMİR SUİKASTI MAHKÛMLARINA ÖZEL AF

Kanunun siyasi tarih açısından en dikkat çekici hükümlerinden biri 8. maddede yer aldı.

Maddede, Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve buna ek düzenlemeler uyarınca mahkûm edilen kapatılmış Terakkiperver Fırkası mensupları, kanun metninde “distülciler” olarak geçen grup ile İzmir Suikastı mahkûmlarının cezalarının tamamen affedildiği belirtildi.

Bu hüküm özellikle 1920’li yıllardaki siyasi yargılamalar açısından önemliydi.

Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan çalışmalar da 2330 sayılı kanunun bu yönünü, Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla siyasi suçlulara yönelik af düzenlemesi olarak ele alıyor.

BASIN SUÇLARINA DA ÖZEL HÜKÜM GETİRİLDİ

Kanunun 9. maddesinde dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 158 ve 159. maddeleri ile Matbuat Kanunu kapsamındaki bazı suçlardan sanık veya mahkûm olan kişilere ilişkin özel af düzenlemesi yapıldı.

Ancak Matbuat Kanunu’nun 29 ve 32. maddelerinde düzenlenen suçlar bu özel af hükmünün dışında bırakıldı ve kanunun genel hükümlerine tabi tutuldu.

SABAHATTİN ALİ DE 1933 AFFINDAN YARARLANDI

1933 affından yararlanan tanınmış isimlerden biri de Sabahattin Ali oldu.

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’ndeki biyografisine göre Sabahattin Ali, Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af kanunundan yararlanarak 29 Ekim 1933’te cezaevinden çıktı.

Ancak tahliye edilmesi kamu görevine otomatik dönüş anlamına gelmedi. Sabahattin Ali daha sonra yeniden göreve atanabilmek için Ankara’da çeşitli girişimlerde bulundu ve ancak 1934 yılında yeniden devlet görevine dönebildi.

HANGİ SUÇLAR AF DIŞINDA KALDI?

2330 sayılı kanunun 11. maddesi aftan yararlanamayacak suç ve kişi gruplarını tek tek belirledi.

Buna göre:

  • zimmet,

  • ihtilas,

  • irtikâp,

  • irtişa,

  • müzayede ve münakaşaya fesat karıştırma,

  • kaçakçılık,

  • yağma,

  • yol kesme,

  • adam kaldırma

gibi suçlardan sanık veya mahkûm olanlar genel af hükümlerinin dışında bırakıldı.

Hırsızlık suçunda mükerrir olanlar ile başka suçlardan herhangi biri nedeniyle ikiden fazla mahkûmiyeti bulunan kişiler de aftan yararlanamadı.

Kanun ayrıca dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 271. maddesi ve 449. maddesinin ikinci bendinde belirtilen bazı suçları da kapsam dışında tuttu.

AF, KAMU GÖREVİNE OTOMATİK DÖNÜŞ SAĞLAMADI

Kanunun 12. maddesinde önemli bir sınırlama daha bulunuyordu.

Af hükümleri, memurlar ve hâkimler hakkında daha önce uygulanmış veya uygulanacak disiplin, tasfiye ve kamu görevinden çıkarma işlemlerini kendiliğinden ortadan kaldırmıyordu.

Başka bir ifadeyle bir kişinin cezasının affedilmesi, o kişinin kamu görevine otomatik olarak yeniden atanması sonucunu doğurmuyordu.

Sabahattin Ali’nin tahliyesinden sonra yeniden memuriyete dönebilmek için girişimlerde bulunmak zorunda kalması da bu ayrımın somut örneklerinden biri oldu.

OSMANLI HANEDANI VE YÜZELLİLİKLER AFFEDİLMEDİ

Kanunun 13. maddesi bazı tarihsel ve siyasi grupları açık biçimde af dışında bıraktı.

Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı hanedanının Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin 431 sayılı kanunda belirtilen kişiler aftan yararlanamadı.

Lozan Antlaşması’na bağlı genel af protokolünde kapsam dışında tutulan ve kamuoyunda “Yüzellilikler” olarak bilinen 150 kişi de 1933 affına dahil edilmedi.

Dolayısıyla kanun bazı erken Cumhuriyet dönemi siyasi mahkûmlarını kapsarken, bütün siyasi nitelikli dosyalar için genel ve sınırsız bir af getirmedi.

FİRARİLER İÇİN ÜÇ AYLIK TESLİM ŞARTI

Kanunun 14. maddesine göre firari durumdaki sanık veya mahkûmların aftan yararlanabilmesi için kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde hükümete başvurarak teslim olması gerekiyordu.

Bu süre içinde teslim olmayan firariler kanunun sağladığı haklardan yararlanamıyordu.

Ancak siyasi davalar ve bazı basın suçları için getirilen özel hükümler bakımından kanundaki genel sınırlamaların tamamı aynı şekilde uygulanmıyordu.

28 TEMMUZ 1933’TEN SONRAKİ SUÇLAR AF DIŞINDA

Kanunun 15. maddesi af bakımından kritik bir tarih sınırı koydu.

Buna göre önceki maddelerde yer alan af ve ceza indirimi hükümleri 28 Temmuz 1933’ten sonra işlenen suçlara uygulanmadı.

Bu tarih, hükümetin bir af hazırlığı bulunduğuna ilişkin söylentiler üzerine yeni suçların işlenmesini engellemek amacıyla getirilen bir sınırdı.

TBMM Adliye Encümeni gerekçesinde de 28 Temmuz tarihinin özellikle bu nedenle esas alındığı belirtiliyordu.

KANUN SADECE CEZA AFFINDAN İBARET DEĞİLDİ

2330 sayılı kanunda bugün fazla bilinmeyen başka bir düzenleme daha bulunuyordu.

Kanunun 16. maddesi, Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki bazı evliliklerin ve nüfusa kaydedilmemiş çocukların kayıt işlemlerine ilişkin hükümler de içeriyordu.

Belirli şartlarla evlilik ve çocuk kayıtlarının nüfus siciline geçirilmesi kolaylaştırılırken, bu işlemlere ilişkin bazı harç, resim ve cezalar da affedildi.

AF KANUNU 28 EKİM 1933’TE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Kanunun kabul edilen son metnindeki 18. maddeye göre düzenleme yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

2330 sayılı kanun 28 Ekim 1933 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığı için hukuken yürürlüğe giriş tarihi de 28 Ekim 1933 oldu.

Kanundan yararlanacak tutuklu ve hükümlülerin salıverilme işlemlerinin ise yürürlük tarihinden itibaren 15 gün içinde tamamlanması öngörüldü.

Cumhuriyet’in 10. yılı nedeniyle çıkarılan 1933 affı böylece hem adi suçlara ilişkin geniş ceza indirimleri hem siyasi davalara yönelik özel hükümler hem de açıkça belirlenmiş istisnalar içeren çok katmanlı bir düzenleme olarak hukuk tarihindeki yerini aldı.

TBMM 29 Ekim Resmi Gazete Cumhuriyet Bayramı Tarih