İran Meclis Başkanı Kalibaf: "(ABD'yle müzakerelerde) İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok"

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Pakistan'da gerçekleşecek olan kritik müzakereler öncesinde ABD'ye yönelik sert ve mesafeli açıklamalarda bulundu.

İran Meclis Başkanı Kalibaf: "(ABD'yle müzakerelerde) İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok"

Geçmişteki başarısız denemeleri hatırlatan Kalibaf, İran halkının haklarının teslim edilmesi durumunda anlaşmaya hazır olduklarını ancak aldatma taktiklerine karşı taviz vermeyeceklerini vurguladı.

MÜZAKERE MASASINDA GÜVEN SORUNSALI VE GEÇMİŞ DENEYİMLER

İslamabad Havalimanı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile yürütülecek diplomatik temaslara dair Tahran'ın stratejik yaklaşımını ortaya koydu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in açıklamalarına atıfta bulunan Kalibaf, İran tarafının iyi niyetle masaya oturduğunu ancak Washington yönetimine karşı derin bir güvensizlik beslediklerini ifade etti. Kalibaf, "Ne yazık ki ABD'yle müzakere deneyimimiz her zaman başarısızlık ve sözlerinde durmamalarıyla sonuçlandı" diyerek, son bir yıl içinde müzakereler sürerken İran'ın saldırılara maruz kaldığını ve bu süreçte savaş suçları işlendiğini iddia etti. Kalibaf’a göre, İran müzakere heyeti için en büyük engel, geçmişte verilen sözlerin tutulmamış olması ve diplomatik kanalların askeri saldırılarla kesintiye uğratılmasıdır.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE GEÇİCİ ATEŞKES SÜRECİ

Bölgedeki gerilim, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı operasyonlar ve İran'ın misillemeleriyle topyekün bir savaşa evrilmişken, Donald Trump tarafından duyurulan 15 günlük geçici ateşkes süreci diplomatik bir kapı araladı. Ateşkesin en temel şartı olan Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması, müzakerelerin ana gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Trump, İran'dan gelen 10 maddelik teklifi "müzakere edilebilir bir temel" olarak nitelendirirken, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise savaşta stratejik hedeflerine ulaştıklarını savunarak nihai bir anlaşma için İslamabad'ı işaret etti. Kalibaf, bu süreçte ABD'nin gerçek bir anlaşma yerine müzakereleri bir "aldatma operasyonu" olarak kullanmaya kalkışması durumunda, halkın gücüne dayanarak haklarını savunmaya devam edeceklerini net bir dille belirtti.

BÖLGESEL GÜÇLERİN DİPLOMASİ TRAFİĞİNDEKİ ROLÜ

ABD ve İran arasındaki bu yüksek tansiyonlu sürecin yatıştırılmasında, bölge ülkelerinin yürüttüğü mekik diplomasisi hayati bir rol oynadı. Özellikle Türkiye, Pakistan ve Mısır'ın, taraflar arasındaki mesaj trafiğinin kesilmemesi ve kalıcı bir sonuca ulaşılması için yoğun çaba sarf ettiği biliniyor. İslamabad'da yapılacak olan ve en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılması hedeflenen bu nihai müzakereler, bölgedeki savaş halinin sona erip ermeyeceğini belirleyecek. ABD tarafı "oyun oynanmaması" durumunda el uzatacaklarını belirtirken, İran tarafı ise kağıt üzerindeki vaatlerden ziyade somut hakların teslim edilmesini ve nükleer garanti tartışmalarının adil bir zeminde yürütülmesini bekliyor. Sürecin başarısı, her iki tarafın da "iyi niyet" beyanlarının ötesine geçip geçemeyeceğine bağlı görünüyor.