Çinçin, Düttürü Dünya’da yaşayacak: Yenidoğan dönüşümle tarihe karıştı
Ankara’nın bir dönem “en tekinsiz” bölgeleri arasında anılan Çinçin ve Yenidoğan mahalleleri, yaklaşık 20 yıldır süren kentsel dönüşümle bambaşka bir kimliğe büründü. Gecekonduların yerini toplu konutlar alırken, bölgenin hafızası sinema filmleri ve müzik kültüründe yaşamaya devam ediyor.
BAŞKENTİN EN ZOR MAHALLELERİNDEN DÖNÜŞÜME
Ankara’nın Altındağ ilçesinde yer alan ve resmî olarak Gültepe ile Örnek mahallelerinden oluşan Çinçin bölgesi, uzun yıllar boyunca sosyoekonomik sorunların yoğun yaşandığı, dışa kapalı yapısıyla biliniyordu. Kale ve Yenidoğan mahalleleriyle çevrili olan bölge, geçmişte uyuşturucu ticareti, sokak çatışmaları, gasp ve kapkaç gibi suçlarla anıldı.
Bir dönem emniyet güçlerinin yoğun önlem almadan girmekte zorlandığı, zaman zaman helikopter destekli operasyonların düzenlendiği Çinçin ve çevresi, kentin en riskli alanlarından biri olarak hafızalara kazındı. Aynı suç profiline sahip Yenidoğan ve Hıdırlıktepe ile komşu olması, suçun organize olmasını ve yayılmasını kolaylaştırdı.
2005 yılından itibaren başlatılan kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte bölgedeki gecekondu ve metruk yapıların büyük bölümü yıkıldı. Yaklaşık 20 yıllık süreçte, suçun yoğunlaştığı fiziksel ortam ortadan kaldırılırken yerini planlı konut alanları ve kamu yapıları aldı.
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SOSYOEKONOMİK ETKİLERİ
Kentsel dönüşümle birlikte Çinçin ve Yenidoğan’ın sosyoekonomik yapısı önemli ölçüde değişti. Daha önce ağırlıklı olarak Roman vatandaşların yaşadığı mahallelerde, dönüşüm sonrası memur ailelerin yerleşmeye başladığı görüldü.
Bölgedeki eski sakinlerin büyük bölümü Sincan Saraycık ve Mamak Hüseyin Gazi mahallelerine taşınırken, bu durum sosyal uyum ve aidiyet açısından çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlara göre, fiziksel dönüşüm hızlı gerçekleşse de sosyal dönüşüm aynı hızda ilerlemedi; bu da yerinden edilme, kimlik kaybı ve uyum sorunları gibi travmaları gündeme taşıdı.
Devlet kurumlarının bölgeye taşınması ve toplu konut projelerinin artmasıyla güvenlik ve yaşam standartları yükselirken, kentsel dönüşümün sosyal maliyeti hâlâ tartışılıyor.
DÖNÜŞÜM TAMAMLANDI AMA SORUNLAR BİTMEDİ
Çinçin, Yenidoğan ve Örnek mahallelerinde gecekondular büyük ölçüde ortadan kaldırılmış olsa da çevredeki bazı bölgelerde sorunlar sürüyor. Özellikle Hıdırlıktepe, Atıfbey ve İsmetpaşa mahallelerinde uzun yıllar süren yıkımların ardından oluşan boş alanların çöp ve moloz yığınlarıyla dolması dikkat çekiyor.
Başkentin merkezinde yer alan bu alanların mevcut görüntüsü, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yıkımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
SİNEMADA VE MÜZİKTE YAŞAYAN ÇİNÇİN KÜLTÜRÜ
Çinçin ve çevresi, yalnızca sosyal yapısıyla değil, kültürel üretimiyle de Türkiye’de iz bıraktı. 1988 yapımı Düttürü Dünya, bölgenin yoksulluk ve yaşam mücadelesini sinemaya taşıyan en önemli yapımlardan biri oldu. Ulus, Hıdırlıktepe ve Çinçin çevresinde çekilen film, dönemin gerçekliğini çarpıcı biçimde yansıttı.
2015 yapımı Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikâyesi ise kentsel dönüşüm sürecini mizahi bir dille ele alarak, değişimin mahalle sakinleri üzerindeki etkisini farklı bir perspektiften anlattı.
KENAR MAHALLEDEN SAHNEYE UZANAN HAYATLAR
Çinçin ve Yenidoğan, zorlu yaşam koşullarına rağmen birçok sanatçının yetiştiği bir kültür havzası oldu. Arabesk, Ankara oyun havaları ve halk müziği alanında tanınan isimlerin önemli bir kısmı bu mahallelerden çıktı.
Bu isimler arasında Hakan Taşıyan, Yavuz Top, Cavit Karabey, Şafak Sezer, Nigar Ekinci ve Ankaralı Turgut yer alıyor. Sanatçıların hayat hikâyelerinde mahalle kültürünün, yoksulluğun ve sokak yaşamının izleri açıkça görülüyor. Uzmanlara göre, bu bölgelerdeki güçlü müzik kültürü ve dayanışma, zor yaşam koşullarına rağmen bireylerin kendilerini ifade edebileceği alanlar yarattı.
DEĞİŞİMİN ARDINDA KALAN HAFIZA
Çinçin ve Yenidoğan bugün fiziksel olarak büyük ölçüde dönüşmüş olsa da geçmişin izleri hem kültürel üretimde hem de toplumsal hafızada yaşamaya devam ediyor. Bir zamanlar suçla anılan sokaklar, bugün daha düzenli ve güvenli bir görünüme kavuşurken; bu değişimin bedeli yerinden edilen insanlar ve kaybolan mahalle kültürü olarak tartışılmayı sürdürüyor.
Başkentin merkezinde yaşanan bu dönüşüm, Türkiye’deki kentsel dönüşüm projelerinin sosyal boyutuna dair önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.