Ankara tiyatrolarının kostümleri nerede hazırlanıyordu?

Perde açıldığında görülen kaftanların, gelinliklerin, şapkaların ve ayakkabıların ardında Ankara’da onlarca yıllık bir üretim geleneği var. Devlet Tiyatroları’nın kostüm atölyeleri önce Büyük Tiyatro binasında çalıştı; bugün bu üretimin merkezi Macunköy’de.

Ankara tiyatrolarının kostümleri nerede hazırlanıyordu?

Ankara’da bir tiyatro oyununda oyuncunun üzerinde görülen tarihi bir kaftan, özel dikilmiş takım elbise ya da sıra dışı bir şapka, çoğu zaman mağazadan satın alınmış hazır bir kıyafet değildi.

Sahne için özel olarak tasarlanıyor, kalıbı çıkarılıyor, dikiliyor; gerekiyorsa ayakkabısı, peruğu ve şapkası da aynı prodüksiyon için ayrı ayrı hazırlanıyordu.

Devlet Tiyatroları’nın arşiv ve resmî kayıtları, Ankara’daki bu üretimin adresinin zaman içinde değiştiğini gösteriyor. Kurumun ilk dönemlerinde tiyatronun teknik üretim merkezi bugünkü Opera Meydanı çevresindeki Büyük Tiyatro binasıydı.

1965-1966 dönemine ilişkin TBMM kayıtlarında Devlet Tiyatroları’nın Ankara ve diğer illerdeki faaliyetleri için gereken dekor, kostüm, butafor, kartonpiyer, marangozluk, kundura, demir ve dekor boya işlerinin Büyük Tiyatro binasındaki atölyelerde üretildiği açık biçimde belirtiliyor.

Başka bir ifadeyle seyircinin salonda gördüğü sahne dünyasının önemli bir bölümü, uzun yıllar boyunca aynı yapının perde arkasındaki üretim düzeninden çıkıyordu.

BÜYÜK TİYATRO YALNIZCA SAHNE DEĞİLDİ

Büyük Tiyatro bugün daha çok temsillerle hatırlansa da kuruluş döneminde yapı, Devlet Tiyatroları'nın üretim merkezlerinden biri olarak da kullanılıyordu.

Kostüm yalnızca kumaşın kesilip dikilmesinden ibaret değildi. Bir oyun için gereken ayakkabı kundura bölümünden, sahnede kullanılacak yapay objeler butafor ve kartonpiyer atölyelerinden, dekor parçaları marangoz ve demir işliklerinden çıkıyordu.

Bu sistem tiyatroyu yalnızca oyunculardan oluşan bir sanat kurumu olmaktan çıkarıp, arkasında çok sayıda zanaat dalının bulunduğu büyük bir üretim organizasyonuna dönüştürüyordu.

Devlet Tiyatroları'nın ilk yıllarındaki dekor ve kostüm tasarımında da önemli sanatçılar görev yaptı. Sahne tasarımcısı Tarık Levendoğlu, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun başlangıç yıllarından itibaren hazırladığı dekor ve kostümlerle kuruma katkıda bulunan isimlerden biriydi.

Turgut Zaim, Hale Eren, Refik Eren ve daha sonraki yıllarda Osman Şengezer gibi tasarımcılar da Ankara'daki sahne tasarım geleneğinde yer aldı.

ÜRETİMİN YENİ MERKEZİ MACUNKÖY OLDU

Ankara'daki tiyatro üretiminin daha sonraki büyük adresi ise Macunköy oldu.

Macunköy'ün tiyatro haritasındaki varlığı en azından 1990'a ait kayıtlarda açık biçimde görülüyor. Cumhuriyet gazetesinin 2 Ocak 1990 tarihli haberinde, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Bozkurt Kuruç'un Macunköy'deki bir yapının Atölye Sahnesi olarak düzenlendiğini açıkladığı görülüyor. İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi 4 Nisan 1990'da Macunköy tesisleri içinde açıldı.

Büyük Tiyatro'daki tüm kostüm ve dekor atölyelerinin Macunköy'e hangi yıl ve hangi aşamalarla taşındığını kesin biçimde gösteren tek bir tarih bulunmuyor. Buna karşılık 2010 tarihli resmî Devlet Tiyatroları faaliyet raporunda üretim sisteminin artık açık biçimde Macunköy'de toplandığı görülüyor. Belgede Macunköy'deki 17 atölyenin yılda 100'den fazla prodüksiyon için malzeme üretebildiği belirtiliyor.

BİR KOSTÜM İÇİN AYRI AYRI USTALAR ÇALIŞIYOR

Macunköy'deki üretim sistemi klasik anlamda tek bir “terzihane” değil.

Devlet Tiyatroları'nın 2025 Performans Programı, Macunköy'de 17 atölyenin bulunduğunu ve burada Ankara'nın yanı sıra Trabzon, Konya, Erzurum, Van, Sivas, Antalya, Diyarbakır ve Adana sahneleri için dekor, kostüm ve aksesuar üretimi yapıldığını belirtiyor. Kurum buradaki yapıyı, her yıl 100'den fazla prodüksiyona üretim yapan küçük bir fabrikaya benzetiyor.

Üretimin farklı aşamaları ayrı uzmanlık alanlarına dağılıyor.

Kadın ve erkek terzi atölyelerinde kıyafetler dikilirken, kundura atölyesi oyuna özel ayakkabıları hazırlıyor. Şapka ve çiçek atölyesinde başlıklar ve süslemeler, peruka bölümünde saç ve sakal uygulamaları üretiliyor. Bunlara boya, marangoz, demir, butafor, aksesuar ve diğer teknik atölyeler eşlik ediyor.

2019 yılında Macunköy atölyelerini görüntüleyen Anadolu Ajansı, yaklaşık 25 bin metrekarelik alanda 250 kişinin çalıştığını aktarıyordu. 2021'deki başka bir haberde ise ekibin yaklaşık 300 kişiye ulaştığı ve burada dönem kıyafetlerinden gelinliklere, ayakkabılardan peruk ve şapkalara kadar çok farklı sahne malzemelerinin üretildiği belirtiliyordu.

ÖNCE ÇİZİM, SONRA KALIP VE PROVA

Sahne kostümünün üretimi, bir terzinin kendi başına kumaşı kesmesiyle başlamıyor.

Devlet Tiyatroları'nın resmî açıklamasına göre önce yönetmen oyuna ilişkin yaklaşımını belirliyor; kostüm tasarımcısı karakter ve sahne dünyasına uygun çizimleri hazırlıyor. Tasarımın uygulanabilirliği değerlendirildikten sonra üretim atölyelere geçiyor.

Kostüm tasarımcısı İnci Kangal'ın Ankara'daki DT atölyelerinde yapılan bir röportajında anlatılan süreç de bunu gösteriyor: çizim ve renklendirmeden kalıp ve dikime, oyuncunun kostüm provasından düğme, çorap ve peruğa kadar ayrıntılar ayrı aşamalarda tamamlanıyor.

Bu nedenle sahnede birkaç dakika görülen bir kostüm, arkasında farklı ustaların günlerce süren çalışmasını taşıyabiliyor.

KOSTÜM BİTTİKTEN SONRA DA HİKÂYESİ SONA ERMİYOR

Macunköy yalnızca üretim yeri değil, aynı zamanda tiyatronun büyük bir hafıza deposu.

Devlet Tiyatroları'nın resmî belgelerinde kostüm, kumaş ve aksesuar ambarlarının bulunduğu belirtiliyor. Gösterimden kaldırılan oyunlara ait malzemelerin yeniden değerlendirilebilmesi amacıyla geri dönüşüm atölyesi de faaliyet gösteriyor.

Bu durum eski bir oyunda kullanılan kıyafetin yıllar sonra başka bir yapım için yeniden değerlendirilmesine olanak sağlıyor.

2025 yılında Ankara'daki ArtAnkara fuarında açılan “Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları” sergisi de farklı dönemlerde sahnede kullanılan kostümleri ve bunları hazırlayan tasarımcıların emeğini yeniden görünür hale getirdi.

ÖZEL TİYATROLARDA AYNI MODEL YOKTU

Ankara'nın bütün tiyatrolarının kostümleri Macunköy'de hazırlanıyordu demek ise doğru değil.

Macunköy, öncelikle Devlet Tiyatroları'nın merkezi üretim üssü.

Özel tiyatrolarda üretim yapısı çok daha farklı olabiliyor. Gazi Üniversitesinde 2012'de tamamlanan ve Türkiye'deki 69 özel tiyatroyu inceleyen yüksek lisans çalışması, özel tiyatrolarda kostüm tasarımının kurum içinde yapılabildiğini ancak üretimin çoğunlukla tiyatro dışındaki terzi ve fason atölyelere verildiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın örneklemi yalnızca Ankara tiyatrolarından oluşmadığı için bu sonucu doğrudan “Ankara'daki bütün özel tiyatrolar böyleydi” biçiminde okumak mümkün değil.

Yine de iki farklı tiyatro dünyasını ayırmak gerekiyor: Bir tarafta onlarca zanaat alanını aynı kampüste toplayan Devlet Tiyatroları, diğer tarafta bütçesine ve prodüksiyonuna göre dışarıdaki terzilerden ve atölyelerden destek alan özel topluluklar.

Ankara'da tiyatro kostümünün tarihi bu açıdan aynı zamanda kentin görünmeyen emek tarihinin de bir parçası.

Bugün perde açıldığında görülen bir kral pelerini, 19. yüzyıl elbisesi, asker üniforması ya da fantastik bir başlık yalnızca tasarımcının çiziminden ibaret değil.

Arkasında Ankara'da yıllardır çalışan terzilerin, kunduracıların, perukacıların, şapka ustalarının ve başka birçok zanaatkârın eli bulunuyor.

Ve bu hikâyenin iki önemli adresi, farklı dönemlerde Ulus'taki Büyük Tiyatro ile Macunköy'deki tiyatro atölyeleri oldu.

Kültür Sanat Tiyatro