Yeni Parti'li Taşcıer: "Maden cinayetlerine 'kaza' demek suça azmettirmektir"

Soma’da 5 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından konuşan Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Şengel Taşcıer, geçmişteki ölümleri ve denetim süreçlerini hatırlatarak tepki gösterdi.

Yeni Parti'li Taşcıer: "Maden cinayetlerine 'kaza' demek suça azmettirmektir"

Manisa'nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik'e ait yeraltı kömür ocağında meydana gelen göçükte 5 maden işçisinin hayatını kaybetmesinin ardından siyasi tartışmalar da yeniden gündeme geldi. Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Şengel Taşcıer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Soma'daki facia üzerinden iş güvenliği politikalarını ve kamu denetimini eleştirdi.

1 Ekim'de meydana gelen göçükte 7 işçi göçük altında kalmış, 2 işçi yaralı olarak kurtarılırken 5 işçinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Hayatını kaybeden işçilerin Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya olduğu bildirildi. Olayın ardından soruşturma başlatılırken, Taşcıer açıklamasında facianın ardından alınması gereken önlemlere dikkat çekti.

“SOMA'DA DEĞİŞMEYEN ŞEY KADER DEĞİL, EMEK REJİMİDİR”

Gamze Şengel Taşcıer, açıklamasına Soma'da yaşamını yitiren 5 maden işçisini anarak başladı. 13 Mayıs 2014'te yaşanan ve 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasını hatırlatan Taşcıer, aradan geçen yıllara rağmen benzer bir olayın yeniden yaşanmasına tepki gösterdi.

Taşcıer, “Soma'da beş maden emekçisi daha evine dönemedi. Beş insan. Beş emekçi. Beş aile” ifadelerini kullanarak, 2014'te yaşanan facianın ardından verilen “bir daha Soma yaşanmayacak” mesajlarını hatırlattı.

“Aradan 12 yıl geçti. Bugün yine Soma'yı konuşuyoruz. Yine yerin yüzlerce metre altındayız. Yine göçük var. Yine ölen emekçiler var. Yine savcılık soruşturması var. Yine gözaltılar var” diyen Gamze Şengel Taşcıer, ardından şu soruyu yöneltti:

“Peki 301 emekçinin ölümünden sonra iktidar neyi değiştirdi?”

“BU TABLO TESADÜF DEĞİLDİR”

Gamze Şengel Taşcıer, madenlerde yaşanan ölümlerin yalnızca münferit kazalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Açıklamasında üretim baskısı, taşeronlaşma, güvencesiz çalışma ve kamusal denetim başlıklarına dikkat çekti.

Taşcıer, “Maden cinayetlerini ‘kaza’, ‘kader’ ya da ‘fıtrat’ diyerek aklamaya çalışmak, suça azmettirmektir” ifadelerini kullandı.

Çalışma koşullarına ilişkin eleştirilerini sürdüren Taşcıer, “Üretim baskısını artırırsanız, taşeronlaşmayı ve güvencesizliği çalışma hayatının olağan biçimi haline getirirseniz, işçinin örgütlenmesini zayıflatırsanız, kamusal denetimi etkisizleştirirseniz ve iş güvenliğini şirketlerin maliyet hesabına bırakırsanız ortaya çıkan ölüm tablosu tesadüf değildir” dedi.

Taşcıer, mevcut çalışma düzeninin işçinin yaşamı ile şirketlerin üretim ve maliyet hedeflerini karşı karşıya getirdiğini belirterek, “Bu düzen işçinin canıyla şirketin maliyet hırsını karşı karşıya getiriyor. Kaybeden ise yıllardır emekçiler oluyor” ifadelerini kullandı.

İMBAT MADENCİLİK'İN GEÇMİŞİNDEKİ ÖLÜMLERİ HATIRLATTI

Gamze Şengel Taşcıer, açıklamasında Soma'daki son facianın yaşandığı İmbat Madencilik işletmesinin geçmişindeki ölümlü olaylara da dikkat çekti.

İmbat Madencilik'in Soma'daki işletmesinde 10 Nisan 2020'de meydana gelen göçükte Ersin Özdoğan, Salih Ayber ve Erdinç Karaveli yaşamını yitirmişti. Olayda bir işçi de yaralı olarak kurtarılmıştı.

Taşcıer, 2019 yılında TBMM'de İmbat Madencilik hakkında verilen bir soru önergesine Bakanlık tarafından gönderilen yanıtta, işletmede iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında bazı eksikliklerin tespit edildiğinin belirtildiğini söyledi.

Bu noktada kamuoyunun yanıt bekleyen soruları bulunduğunu belirten Taşcıer, açıklamasında şu soruları sıraladı:

“Bu işletme yıllar boyunca kaç kez denetlendi? Hangi eksiklikler tespit edildi? Hangi yaptırımlar uygulandı? Üretim hangi koşullarda sürdürüldü? Daha önceki ölümlerden sonra hangi önlemler alındı? Ve alınan önlemler yeterliyse bugün beş işçi neden öldü?”

“DEVLETİN GÖREVİ İŞÇİNİN ÖLMESİNİ ENGELLEMEKTİR”

Gamze Şengel Taşcıer, maden facialarının ardından başlatılan adli süreçlerin tek başına yeterli olmadığını savundu. Devletin temel sorumluluğunun, işçilerin çalışma sırasında hayatlarını kaybetmesini önlemek olduğunu belirtti.

“Devletin görevi işçi öldükten sonra savcı görevlendirmek değildir. Devletin görevi işçinin ölmesini engellemektir” diyen Taşcıer, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İşçi öldükten sonra gözaltı yapmak denetim değildir. Cenazeden sonra açıklama yapmak iş güvenliği politikası değildir. Her facianın ardından ‘soruşturma başlatıldı’ demek sosyal devlet değildir.”

“İŞÇİNİN CANI ÜRETİM HEDEFİNDEN DAHA DEĞERLİDİR”

Türkiye'deki madenlerde yaşanan sorunların yalnızca tek tek kazalar üzerinden değil, çalışma hayatına ilişkin politikalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Taşcıer, açıklamasının son bölümünde iş güvenliği vurgusu yaptı.

Gamze Şengel Taşcıer, “Asıl mesele işçi ocağa girmeden önce başlar. Türkiye'nin madenlerinde yaşanan sorun bir emek politikası sorunudur” dedi.

Maden işçilerinin yaşam güvenliğinin üretim hedefleri ve şirket kârlarından önce gelmesi gerektiğini belirten Taşcıer, “Maden işçisinin canı üretim hedefinden, ton hesabından ve şirket kârından daha değerlidir” ifadelerini kullandı.

Gamze Şengel Taşcıer ayrıca yüksek riskli bir sektör olan madencilikte kamusal denetimin zayıflatılmaması gerektiğini belirterek, iş güvenliğinin yalnızca işletmelerin kendi iç prosedürlerine bırakılmasına karşı çıktı.

Açıklamasının sonunda sorumluluk tartışmasına dikkat çeken Taşcıer, “Üretim baskısıyla işçinin yaşamı arasında tercih yapamazsınız. Eğer bunların hepsini yapıyorsanız, cinayete ortak olduktan sonra beş tabutun karşısına geçip buna ‘kaza’ diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

Yeni Parti Siyaset Gamze Taşcıer