Yeni Ankara yazarı Ümit Yurtkuran uyardı! “Hacamat semptomları hafifletir, ciddi hastalıkları tedavi etmez”

Yazar Ümit Yurtkuran, hacamatın hastalıkları tedavi etmediğini, yalnızca bazı semptomları hafifletebileceğini belirterek, “Maalesef çoğu zaman halk bu yöntemi yanlış anlıyor ve yanıltıcı bilgilerle uyguluyor. Sağlığınızı tanımadığınız kişilere teslim etmeyin.” dedi.

Yeni Ankara TV’de yayımlanan “Önce Sağlık” programına konuk olan şair ve yazar Ümit Yurtkuran, Türkiye’de alternatif tıp uygulamalarının yeri, geleneksel tıbbın önemi ve özellikle hacamat gibi yöntemlerde dikkat edilmesi gereken noktaları ele aldı.

“TIBBIN ALTERNATİFİ YOK, ANCAK GELENEKSEL TIP UNUTULUYOR”

Yurtkuran, modern tıbbın gelişmesine rağmen geleneksel tıbbın göz ardı edildiğine dikkat çekerek, “Öncelikle tıbbın alternatifi olamaz; bana göre tıp, tıptır. Modern tıp ortaya çıkmadan önce dünya genelinde Hint tıbbı, Çin tıbbı, Yunan tıbbı ve Osmanlı tıbbı gibi çeşitli tıp sistemleri vardı. Ancak bu tıp sistemlerinin tamamı bir bütün halindeydi çünkü insan sağlığı bir bütündür ve hastalıklara göre iyileştirme yöntemleri uygulanır. Özellikle geleneksel tıp ve geleneksel tıp adına yapılan uygulamaların ‘koca karı ilacı’ gibi ifadelerle aşağılanması, bu ülkeye atılan en büyük zararlarından biridir. Çünkü dedelerimizin, ninelerimizin ve onların büyüklerinin ne yapıp ne ettiklerini çoğumuz bilmiyoruz. Evde yapılan uygulamalar bile ‘koca karı ilacı’ diye küçümsendiği için, insanlar artık evde uygulanan yöntemlere sahip çıkamaz hâle gelmişti. Bu nedenle tıbbı bir bütün olarak ele almak gerekir; moderni, geleneği veya başka türü ayrım yapılmamalıdır. Elbette bugün modern tıpla beraber cihazlar ve aletler gelişmiş durumda. Ancak bu gelişmelerin sonucunda bize ne kazandırdığını da değerlendirmeliyiz. Cihazlar geliştikçe hastalıklar da çoğalmıştır. Örneğin 1975 yılına kadar hastalık ortalama 300 civarındaydı. Şu an yapay zekaya sorulduğunda 2025 yılı itibariyle bu sayı 128 bine, hatta çok daha fazlaya ulaşmış durumdadır.” ifadelerini kullandı.

“ALTERNATIF TIP UYGULAMALARI BİLİNÇSİZ YAPILINCA ZARARLI OLUYOR”

Türkiye’de bilinçsiz uygulamaların geleneksel tıbbın itibarını zedelediğini söyleyen Yurtkuran, “Türkiye, alternatif tıpla ilgili düzenlemeleri 2014 yılında hayata geçirdi. Sağlık Bakanlığının aldığı bir kararla, Dünya Sağlık Örgütü denetiminde hacamat, akupunktur, sülük tedavisi, ozon ve benzeri bazı alternatif uygulamalar serbest bırakıldı. Ancak bunların doktorlar eliyle yapılması şart koşuldu. Sağlık Bakanlığı denetiminde ve üniversitelerimizin kontrolünde, tıp doktorları okul sonrası alacakları sertifikalarla bu uygulamaları yapabiliyor. Ne var ki, ülkemizde maalesef ‘merdiven altı’ olarak tabir edebileceğimiz şekilde, üç günlük kurslarla ilgisiz kişiler de ‘ben bu işi biliyorum’ diyerek piyasaya çıkıp hacamat, sülük gibi uygulamaları yapabiliyor. Bu en büyük yanlışlardan biridir. Çünkü çok faydalı bir uygulama yanlış yerlerde ve yanlış şekilde uygulanırsa, istenilen sonuç alınamaz ve geçmişten gelen, geleneksel olarak bildiğimiz bilgilerin tamamı lekelenir. Bu nedenle bu işleri yapanların ehil olması ve yaptıkları işin sorumluluğunu bilerek uygulaması şarttır; ancak Türkiye’de durum maalesef böyle değildir.” şeklinde konuştu.

“GELENEKSEL TIP HAK ETTİĞİ YERDE DEĞİL”

Yurtkuran, Türkiye’de geleneksel tıbbın hak ettiği ilgiyi görmediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Şu anda doktorlarımızın pek çoğu alternatif tıbbı kabul etmiyor. Dışarıdaki insanlar ise ‘ben bu işi yapıyorum’ diyen herkesin peşinden gidiyor. Bu nedenle Türkiye’de geleneksel tıp hak ettiği yerde değil. Bitkiler konusunda ilgilenen çok sayıda hocamız da bulunuyor. Ancak bitki mevzusu basit bir konu değildir. Anadolu’ya özgü 3 bin 800’e yakın bitki türü var ve bunların çoğu şifalıdır. Ne var ki, modern tıpla ilgilenenler tarafından bitkiler hakkında yanlış bilgiler de yayılıyor. Bir yandan, herhangi bir bitkinin azıcık faydasını görüp bunun her derde deva olduğunu iddia eden çok sayıda insan var. Bitkiler enfeksiyona mı iyi geliyor, iltihap mı gideriyor, antioksidan özelliği mi var, bağışıklığı mı güçlendiriyor gibi sınıflandırmalar yapılmalı, ekip halinde kullanılmalı ve doğru şekilde uygulanmalıdır. Bu şekilde ciddi faydaları olacağına emin olunabilir.”

“HASTALIK SEBEPLERİNİ BİLEREK HASTA OLMAMAYI ÖĞRENMEK GEREK”

Toplumun sağlık bilincinin artırılmasının önemine dikkat çeken Yurtkuran, “Yüzlerce, binlerce hastalığın sebebini yanlış beslenme olarak kabul ediyoruz. Bugün Türkiye’de, 2023 yılı itibarıyla yapay zekânın verdiği bilgilere göre, 2 milyar 670 milyon kutu ilaç kullanılmış. İnsanlar sürekli kimyasal haplar yutuyor. Bu, toplumun sağlığının ciddi şekilde savrulma ihtimalini gösteriyor. Bu nedenle insanlarımızın bilinçlenmesi şart. Hastalıklar ortaya çıkmadan önce, hastalık sebeplerini öğrenerek hasta olmamayı bilmek gerekiyor. Eğer bunu öğrenmezsek, millet olarak hem sağlığımızı hem de diğer değerlerimizi kaybederiz. Şu anda sadece sağlığımız için para harcıyoruz; 50 yıl sonra millet olarak çok daha ağır bedeller ödeyebiliriz.” ifadelerine yer verdi.

“SAĞLIKLI KALMANIN SIRRI NEGATİF DÜŞÜNMEMEK VE DOĞRU BESLENMEK”

Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun altını çizen Yurtkuran, şöyle devam etti:

Hasta olmamanın birinci şartı, negatif düşünmemeyi ve stres yapmamayı öğrenmektir. Sağlıklı yaşamak istiyorsak, hangi şart altında olursak olalım, mümkün olduğu kadar pozitif düşünmeyi ve pozitif davranmayı öğrenmeliyiz. Stres yönetimini bilmek, hem en kolay hem de en ucuz yöntemdir; kimsenin bütçesini zorlamaz. İkinci olarak, beslenmemize mutlaka dikkat etmeliyiz. Bugün hiçbir Afrikalı, Avrupalı veya Amerikalı, doğru beslenme açısından yeterli durumda değil. Hastalık oranlarına baktığınızda, Amerika ve Avrupa’daki kanser oranı Afrika’ya kıyasla çok daha fazladır. Bunun nedeni, bir tarafın aç olması, diğer tarafın obez olmasıdır; kontrolsüz beslenme hastalığı artırıyor. Biz, kontrollü yemek yemeyi öğrenmek zorundayız. Üçüncü olarak, inflamasyon dediğimiz olaydan korunmalıyız. Vücudumuzun kendi ürettiği inflamasyon, sessiz ve ölümcül bir tehlikedir. Ani üzüntü, yoğun stres, aşırı yorgunluk ve buna ek olarak sigara, alkol, aşırı tatlı, deterjan, çamaşır suyu, tuz ve diğer toksinler inflamasyona sebep olur.”

“HACAMAT SEMPTOMLARI HAFİFLETİR, CİDDİ HASTALIKLARI TEDAVİ ETMEZ”

Yurtkuran, hacamat ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Türkiye’de bize alternatif tıp olarak sunulan uygulamaların tamamı, hastaları tedavi etmek için değil, semptomları kontrol altına almak için yapılmaktadır. Ancak bu uygulamalar konusunda çok ciddi yanlışlar ve hatalı anlatımlar vardır. Vücudumuzda belirli noktalar vardır. Çin tıbbına göre bu noktalar 80 ila 100 arasında değişirken, diğer alternatif uygulamalarda 20 ile 50 civarındadır. Hacamat ise bu noktalara uygulanır; belirli bölgelere hafif çentikler atılır, kan emilir ve hava boşaltılır. Bu yöntem bazı durumlarda fayda sağlayabilir; örneğin kas spazmı varsa spazmın giderilmesine destek olabilir veya kan basıncını etkileyebilir. Baş ağrısını hafifletebilir ve bazı semptomları azaltabilir. Ancak hacamat ile akciğer veya böbrek gibi organlardaki ciddi problemleri çözemezsiniz. Hacamat, milletin çoğu zaman yanlış anladığı ve yanıltıldığı bir uygulamadır.

“SAĞLIĞINIZI TANIMADIĞINIZ KİŞİLERE TESLİM ETMEYİN”

Günümüzde sağlık alanında bilinçsiz uygulamaların arttığını ve sertifikaların kolayca verildiğini dile getiren Yurtkuran, “Günümüzde bu işi önüne gelen yapıyor. Sertifika almak çok kolay; neredeyse hiçbir şart aranmadan veriliyor. Sertifikayı alan herkes kendini uzman ilan edip piyasaya çıkıyor. Bu durumda milletin hâline üzülmekten başka yapılacak bir şey kalmıyor. Artık sahtekârlık, ‘sosyal mühendislik’ adı altında süslü etiketlerle daha cazip hâle getirildi. İnsanlar gülerken de aldatılıyor, sağlığı üzerinden de aldatılıyor. Bu nedenle özellikle sağlık konusunda toplumun çok daha dikkatli ve bilinçli olması şart. İnsanımızın bilinçli yaşaması, bilinçli beslenmesi ve bilinçli şekilde hasta olmamayı öğrenmesi gerekiyor. Kimse 500 lirasını ya da cep telefonunu tanımadığı birine emanet etmezken, sağlık söz konusu olduğunda vücudunu hiç tanımadığı insanlara teslim ediyor. Oysa en küçük bir hata, ameliyatta felce ya da ölüme yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu kadar risk varken, sağlığın bu kadar kolay teslim edilmemesi gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.