Uzmanı anlattı! Kriz, kaos ve belirsizlik gençleri nasıl etkiliyor?

Psikolog Merve Sefa Yılmaz, çocukların psikolojik güven duygusunun gelişiminde ebeveyn tutumlarının belirleyici olduğunu söyleyerek, “Çocukları asıl koruyan şey mükemmel ebeveynler değildir; çocukları gerçekten koruyan, ulaşılabilir ve güvenilir anne ve babalardır.” dedi.

Yeni Ankara TV ekranlarında her hafta yayımlanan “Önce Sağlık” programına konuk olan Psikolog Merve Sefa Yılmaz, Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar, yoğun sınav maratonu ve gündemdeki savaş haberlerinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

“EVDEKİ STRES ÇOCUĞA YANSIYOR”

Yılmaz, evde yaşanan stresin çocuklara ciddi şekilde yansıdığını belirterek, “Elbette ev içerisindeki stres çocukları ciddi anlamda olumsuz etkiler çünkü bu stres onlara yansır. Bu noktada ebeveynlerin tutumları oldukça önemlidir. Zor zamanlardan geçiliyor olabilir ancak bu zor zamanlar geçicidir ve bu durum bir süreçtir. Buna karşın çocuklarla kurulan bağ kalıcıdır. Aksi halde çocuklar ve gençler umutsuzluk ve mutsuzluğa sürüklenebilir. Ancak sağlıklı ve bilinçli bir ebeveyn tutumuyla bu durum önlenebilir.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUĞUNUZA GÜVENDESİN DEYİN”

Özellikle savaş haberleri ve şiddet içerikli sosyal medya paylaşımlarının çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceğini söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Tabii ki olumsuz etkiler; çünkü bu durum başlı başına büyük bir stres faktörüdür. Bu süreçte çocuklar dünyayı tehlikeli bir yer olarak algılayabilir. Ancak ebeveynlerin, özellikle de çekirdek ailenin yatıştırıcı tutumları oldukça faydalı olacaktır. Ebeveynlerin çocuklara ve gençlere sık sık ‘güvendesin’ mesajı vermesi gerekir. Ayrıca belirli bir yaş grubundaki çocukların savaş haberleri gibi stres yaratacak içeriklere maruz kalmaması önemlidir. Özellikle 18-19 yaş grubundaki gençlerin ebeveynleriyle sağlıklı bir iletişim kurarak yaşadıkları duyguları paylaşabilmeleri gerekir. Maruz kaldıkları durumdan nasıl etkilendiklerini ve hangi duyguları yaşadıklarını ifade etmeleri, ebeveynlerin doğru yönlendirmeleriyle birlikte bu etkilerin en aza indirilmesini sağlayabilir.”

ANNENİN KAYGISI ÇOCUĞA NASIL YANSIYOR?

Yılmaz, çocuğun kendini iyi hissedebilmesi için annelerin duygularını düzenleyip doğru şekilde yansıtmasının şart olduğunu ifade ederek, “Öncelikle bir çocuğun daha iyi hissedebilmesi için annenin duygularını iyi düzenlemesi ve doğru şekilde yansıtması gerekir. Duyguları düzenlemek, aslında duyguların yönlendirdiği davranışları kontrol edebilmek anlamına gelir. Örneğin anne kaygılı olabilir; ancak bu kaygıyı çocuğun yanında sağlıklı bir şekilde ifade etmesi önemlidir. Çünkü çocuklar gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle sorumluluk yine ebeveynlere düşer ve ebeveynlerin bu süreçte kontrolü ellerinde tutmaları gerekir.” dedi.

“İYİ EBEVEYN OLMAK, SAĞLIKLI BİREY OLMAYI GEREKTİRİR”

Bu tür zorlu dönemlerde bireylerin duygu durumlarını yönetmekte güçlük çekebileceğine dikkat çeken Yılmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Ebeveynler hem kriz ve savaş gibi gündemdeki konular nedeniyle hem de çocuklarını yetiştirme süreciyle ilgili ciddi kaygı duyuyor. Bu noktada dengeyi sağlamak oldukça önemlidir. Optimum düzeyde yaşanan kaygı sağlıklı kabul edilirken, kaygının fazla ya da yetersiz olması olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin kendi duygu durumlarını düzenlemeleri büyük önem taşır; eğer bunu tek başlarına başaramıyorlarsa profesyonel destek almaları gerekir. Çünkü iyi bir ebeveyn olmak, sağlıklı bir birey olmayı da gerektirir.”

"SOSYAL MEDYADAKİ ŞİDDET ÇOCUKLARI TEHDİT EDİYOR”

Yılmaz, şiddet içerikli paylaşımlar ve yasaklı oyunların çocukların davranışlarını olumsuz etkileyebileceğini işaret ederek, “Umarım sosyal medya yasağı uygulanıyordur. Çünkü çocuklar oldukça zeki oldukları için çoğu zaman bir yolunu bulabiliyorlar. Ancak yeterli bir sınırlandırma olmadığında, özellikle sosyal medyada yer alan şiddet içerikleri çocukları ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bu içerikler çocukların davranışlarına bilinçsizce yansıyabiliyor ve uyku düzenlerini bozabiliyor. Bazı çocuklarda korku, uyuyamama ve sık sık irkilme gibi durumlar görülebiliyor. Bu nedenle sosyal medya oldukça riskli bir alan hâline gelebiliyor. Ekran kullanımının yanı sıra oyunlar da önemli bir etkendir. Özellikle bazı yasaklı oyunlara çocukların farklı yollarla ulaşabildiği ifade ediliyor. Bu tür oyunlar ve şiddet içerikleri de çocukları olumsuz yönde etkileyebiliyor.” diye aktardı.

“OYUN BAĞIMLILIĞI BİR ANDA BAŞLAMIYOR”

Ergenlerdeki oyun bağımlılığı konusuna da değinen Yılmaz, şu şekilde devam etti:

“Genellikle birdenbire oyun bağımlısı olunmaz; bu süreç çocuklukta başlar ve kontrolsüz oyun oynama ile ilerler. Zamanla oyun, çocuğun tek ilgi odağı hâline gelebilir. Bu noktada ergenin çocukluğuna bakmak önemlidir: Oyun oynayabiliyor muydu? Anne ve babasıyla ilişkisi nasıldı? Kardeşleriyle ilişkisi nasıldı? Genellikle yalnız çocukların bağımlılık geliştirdiği gözlemlense de, tek kardeş olan her çocuğun oyun bağımlısı olacağı söylenemez. Burada eksik veya yarım kalmış ilişkiler, bağlanma stili ve biyolojik faktörler, özellikle beynin dopamin dengesi, bağımlılığın oluşumunda etkili rol oynar.”

ŞİDDET İÇERİKLERİ ÇOCUKLARIN DAVRANIŞLARINA NASIL YANSIYOR?

Yılmaz, şiddet içerikli dizi ve oyunlara maruz kalan çocukların ailelerine ve arkadaşlarına zarar verme eğilimi taşıdıklarını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Diziler, filmler ve şiddet içerikli oyunlar çocuklar için çoğu zaman uyum sağlamayan içeriklerdir. Bu nedenle öncelikle şiddetin seviyesi önemlidir: Çocuk kime ne kadar vuruyor, bu bir alışkanlık hâline gelmiş mi, bunlar gözlemlenmelidir. Bu durum, terapi süreci ve destekle aşılabilir. Ebeveynlere önerim, evde bir öfke ayıcığı bulundurulmasıdır; çocuk öfkesini bir canlıya zarar vermeden, öfke ayıcığına yönlendirerek atabilir ve böylece kendine küçük bir güvenli alan yaratmış olur. Ayrıca öğretmenler ve ebeveynlerin de bu süreçte önemli rolü vardır. Gençlerin algılarını genişletmeleri ve duygularını yönetmeyi öğrenmeleri de kritik öneme sahiptir. Çocukları asıl koruyan şey mükemmel ebeveynler değildir; çocukları gerçekten koruyan, ulaşılabilir ve güvenilir anne ve babalardır.”