Uyku düzeniniz bozuksa dikkat! Kaliteli uyku nasıl olmalı?
Yeni Ankara yazarı Ümit Yurtkuran, kaliteli uykunun insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “İnsanların kaliteli uyku uyuyabilmesi için öncelikle vücutlarının ihtiyaçlarını iyi tanıması şarttır. Vücudumuzdaki birçok onarımın gerçekleşmesi uyku kalitesine bağlıdır.” dedi.
Yeni Ankara TV’nin daimi konuğu ve yazarı Ümit Yurtkuran, uykunun insan sağlığı üzerindeki etkileri ile kaliteli uykunun nasıl olması gerektiğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
KALİTELİ UYKU NASIL OLMALI?
Kaliteli uykunun hem beyin fonksiyonları hem de vücut onarımı için kritik olduğunu söyleyen Yurtkuran, “Tabii ki uyku önemli. Hayatımızın üçte biri uykuda geçiyor; uyusak da uyumasak da bu nedenle oldukça önemlidir. Ancak asıl önemli olan, uykunun sağlığımız üzerindeki etkisidir. Beynimizin kendini yenilemesi uyku kalitemize bağlıdır. Vücudumuzdaki birçok onarımın gerçekleşmesi de yine uyku kalitesine bağlıdır. Çünkü uyuduktan sonra sistem tamamen değişir. Vücutta her türlü tamirat, hücre yenilenmesi ve hafıza kaydı gibi süreçlerin tamamı uyku döneminde gerçekleşir. Bu nedenle kaliteli bir uyku uyumamız son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Kaliteli uyku nasıl olmalı-Yapay zeka-Fotoğraf
UYKU DÜZENİ KİŞİYE GÖRE Mİ DEĞİŞİR?
Yurtkuran, uyku düzeni ve yaşam tarzı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Şimdi piyasada bu konuda birçok video ve bilimsel araştırma var. Ancak hiçbir konuda standartların, özellikle de sağlıkla ilgili insanlara uygulanacak ortak kuralların doğru olduğuna inanmıyorum. Çünkü her insan tek başına bir bireydir; yaratılışı farklıdır, her yönüyle farklıdır. Kişiden kişiye büyük oranlarda değişiklik gösterir. İnsanın kaliteli uyku uyuyabilmesi ya da yaşamını daha kaliteli hale getirebilmesi için önce vücudunu tanıması şarttır. Beslenme düzeni, bağırsak florası, stres yönetimi, toksinlerden uzak durma gibi unsurların tamamı kaliteli uyku için de geçerlidir. Bizim REM dönemi denen bir uyku evremiz var. En önemli ve en hareketli uyku dönemi budur. Genellikle gece saat 11 ile 2-3 arası yaşanır. Ancak günümüzde olduğu gibi cep telefonu elde, Instagram’dan WhatsApp’a, oradan Facebook’a geçerek sürekli ekran başında vakit geçirilirse, gece 2-3’ü buldurursanız kaliteli uyku uyuma ihtimali sıfıra iner.”
Uyku düzeni nasıl olmalı-Yapay zeka-Fotoğraf
“KALİTELİ UYKUNUN TEMELİ VÜCUDU DOĞRU TANIMAKTIR”
Kaliteli uykunun temelinde vücudun ihtiyaçlarını doğru tanımanın yattığını vurgulayan Yurtkuran, şöyle konuştu:
“İnsanların kaliteli uyku uyuyabilmesi için öncelikle vücutlarının ihtiyaçlarını iyi tanıması şarttır. Sağlıklı olmak için nasıl ki bağırsak floramızın düzgün olması, sindirim sistemimizin iyi çalışması, yediklerimize içtiklerimize dikkat etmemiz, soluduğumuz havaya ve içtiğimiz suya özen göstermemiz gerekiyorsa, aynı durum uyku için de geçerlidir. Eğer vücudumuzda toksin fazlaysa kaliteli bir uyku uyuma ihtimalimiz düşer. Uyusak bile yeterli verim alma şansımız azalır. Çünkü vücudumuz gece boyunca pek çok işle meşguldür. Özellikle beynimizin temizlenmesi, yenilenmesi ve yeniden programlanması; gün içinde gördüğümüz, yaşadığımız ve geçici hafızaya aldığımız bilgilerin kalıcı hafızaya kaydedilmesi uyku döneminde gerçekleşir. Hasarlı hücrelerin onarımı, yeni hücrelerin üretimi, hastalıklarla mücadele ve iyileşme süreçleri de yine uyku sırasında olur. Bu nedenle basit hastalıklarda bile insana hiçbir şey yapmadan, rahatça dinlenebileceği temiz bir ortam hazırlamak çoğu zaman önemlidir. Özellikle sağlıklı bir yaşam için zamanında yatıp zamanında kalkmak şarttır.”
Uykudan önce beslenme nasıl olmalı-Yapay zeka-Fotoğraf
“UYUMADAN 3-4 SAAT ÖNCE YEMEYİ BIRAKIN”
Yurtkuran, uyku kalitesini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden birinin uyku öncesi beslenme alışkanlıkları olduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:
“Yatağa girene kadar televizyon izleyen, geç saatlerde abur cubur tüketen birçok insanımız var. Bu kişilerin zamanla uyku problemleri yaşaması kaçınılmazdır. En basitinden, kilo artışıyla birlikte reflü görülme ihtimali yükselir. Eğer bir insan uyumadan en az 3-4 saat önce yemeyi bırakmazsa, zaman içerisinde mutlaka reflü sorunları başlayabilir. Çünkü uyku ile birlikte sindirim sistemimiz, arabanın rölantide çalışması gibi yavaşlamaya başlar. Normal şartlarda sindirim tamamlandıktan sonra mide içeriği bağırsaklara geçer. Ancak bu süreç sağlıklı işlemezse oluşan gaz yukarı doğru çıkar ve mideyi sıkıştırır. Sonrasında ağıza kadar gelen yanma ve ekşime hissi ortaya çıkar. Tıbbi olarak buna reflü denir. Aslında reflü tek başına bir hastalık değil, çoğu zaman yanlış beslenme alışkanlıklarının sonucunda ortaya çıkan bir belirtidir. Çünkü obezite dahil birçok hastalığın temel nedenlerinden biri düzensiz yaşam tarzı ve yetersiz uykudur. Sindirim yavaşladığında besinler doğru şekilde işlenmez, harcanmayan enerji de kilo artışına neden olur. Kilo arttıkça gece uyumak zorlaşır, nefes almak güçleşir.”
KAHVE VE ÇAY UYKUYU NASIL ETKİLİYOR?
Kafein tüketimi ve uyku düzeni arasındaki ilişkiye dikkat çeken Yurtkuran, şu uyarılarda bulundu:
“Kahvenin ve çayın da uykusuzluk üzerinde ciddi etkisi vardır. Özellikle enerji içecekleri ile kahve ve çay gibi kafein içeren ürünlerin akşam saatlerinde, en geç 6-7 civarında ya da daha erken bırakılması gerekir. Çünkü kafein alımı sürdükçe uyumamız zorlaşır. Bunun yanında, uyumayı kolaylaştırabilecek bazı bitki çayları da vardır. Papatya, melisa ve kantaron çayı gibi içecekler sinirleri yatıştırmaya, sakinleşmeye ve uykuya geçişi kolaylaştıran melatonin hormonunun salgılanmasına destek olabilir. Bu nedenle çay ve kahve yerine bu tür bitki çaylarının tercih edilmesi faydalı olabilir. Ayrıca akşam yemeğini erken saatte kesmek, kişinin kendisini zamanında yatıp zamanında kalkmaya alıştırmasına yardımcı olur.”
UYKU HAPLARI DOĞAL UYKU DÜZENİNİ ETKİLİYOR MU?
Yurtkuran, uyku ilaçlarının kullanımına karşı olduğunu söyleyerek, şu tavsiyelerde bulundu:
“Uyku hapına karşıyım. Çünkü uykuyu düzenleyen, tüm sistemlerimizin çalışmasını ayarlayan çok güçlü biyolojik mekanizmalarımız vardır. Uyku hapları ya da benzeri ilaçlar, bu doğal işleyişe müdahale etmektir. Antidepresanlar da bir süre uyutabilir; ancak ilerleyen dönemlerde farklı sorunlara yol açabilir. Zaten yeterince uyuyamayan insanın normal düşünme kapasitesi düşer. Verim azalır, zihinsel performans geriler. Uzun süreli uykusuzluk yaşayan kişilerde Alzheimer, demans, Parkinson gibi hastalıkların daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bir diğer önemli konu ise uyuduğunuz ortamdır. Uyku ortamı mutlaka önemlidir. Yüksek rakımlı, temiz havalı yerlerde insanların uykusu çok daha kaliteli olabilir. Bunun nedenlerinden biri de havadaki negatif iyonlardır. Bu nedenle böyle yerlere giden insanların sabahlara kadar vakit geçirmek yerine, fırsat buldukça iyi uyuyarak sağlıklarına katkı sağlamaları gerekir.”


