Ümit Yurtkuran uyardı! Hastalıkların sebebi düşünce mi?

Yeni Ankara Yazarı Ümit Yurtkuran, düşünce ve beden arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek zihinsel süreçlerin fiziksel sağlığı doğrudan etkilediğini, kronik stres ve olumsuz duyguların vücutta somut karşılıklar oluşturabildiğini belirtti.

Yeni Ankara TV ekranlarında yayımlanan Önce Sağlık programının daimi konuğu ve yazarı Ümit Yurtkuran, düşünce yapısının insan sağlığı üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.

DÜŞÜNCELER BEDENİMİZİ NASIL ETKİLER?

Yurtkuran, düşüncenin vücudu etkilediğini söyleyerek, “Özellikle psikolojik başlığı altında, düşünceyi etkileyen sistemlerle fiziki yapımızı etkileyen sistemler araştırılmaktadır. Ancak bana göre bunların ayrılması yanlıştır. Çünkü bu alana psikoloji ve beyin sistemi girmektedir. Ayrıca bu alanların içerisine bağışıklık sistemine bağlı lenf sistemini de ilave edersek, biyolojik ve fiziksel olarak bütün yapımızın bu sistemlerden etkilendiğini görürüz. Bağışıklık sisteminin müdahil olmadığı vücudumuzda hiçbir hücre yoktur. Sinir sistemlerinin müdahil olmadığı hiçbir hücre de yoktur. O zaman bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu nedenle düşüncenin fiziksel olarak vücudumuzu etkilediğini bilimsel açıdan kesin bir şekilde kabul etmemiz gerekir. Bu kesin bir gerçektir.” ifadelerini kullandı.

Kronik stres ve uzun süreli duygusal durumların insan vücudu üzerinde doğrudan fiziksel etkiler oluşturduğunu belirten Yurtkuran, şöyle devam etti:

“Şimdi bastırılmış duygulardan ziyade, kronik stres ya da kronik üzüntü gibi sürekli hale gelen her türlü duygunun vücudumuzda mutlaka fiziksel bir karşılığı olacaktır. Bunun olmaması mümkün değildir. Çok fazla örnek vardır. Limondan bahsettiğimde, cep telefonunda izleyen insanların bile ağzı sulanacaktır. Bu ağız neden sulanır? Çünkü beynimiz, düşündüğümüz, duyduğumuz, konuştuğumuz, dokunduğumuz ve gördüğümüz her şeye karşılık bir kimyasal salgılar. Yani düşünceyi fiziksel hale getirir. Bunun yanında başka örnekler de vardır. Bu nedenle düşüncenin sağlığımıza etkisini inkâr etmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir.”

OLUMLU DÜŞÜNCE GERÇEKTEN İYİLEŞTİRİR Mİ?

Yurtkuran, olumlu düşüncenin vücuda yansımalarını şu sözlerle değerlendirdi:

“Olumlu düşünce insanı iyileştirir, olumsuz düşünce ise kötüleştirir şeklindeki yaklaşım eksik kalmaktadır. Çünkü beynimiz olumlu ile olumsuzu çok fazla ayırt etmez. Daha çok irademiz yönünde hareket eder. Biz ne istiyorsak, ne arzuluyorsak ve ne düşünüyorsak, beyin onu gerçekleştirme gayreti içine girer. Bu nedenle olumlu düşünürsek olumlu şeyler, olumsuz düşünürsek olumsuz şeyler ortaya çıkar. Bu durum bugün bilimsel olarak da gerçektir.”

“HASTALIK BİR BOKS MAÇI GİBİDİR”

Hastalık sürecinde korku ve umutsuzluğun yerine mücadele ve inancın öne çıkarılması gerektiğini vurgu yapan Yurtkuran, şu ifadelere yer verdi:

“Bu nedenle insanların her şeyden önce korkuyu kesinlikle kafalarından atmaları gerekir. Evet, hasta olabiliriz ve önce bunu kabul etmeliyiz. Ancak o hastalığı yenebileceğimize de inanmalıyız. Çünkü vücudumuz gerçekten çok muazzam sistemlerle donatılmıştır. Bebeklikten itibaren, hatta doğumdan önce anne rahmindeyken sağlığımıza müdahale edilmektedir. Doğar doğmaz müdahaleler başlamakta, büyürken mamalarla ve benzeri unsurlarla devam etmektedir. Büyüdükten sonra yediğimiz, içtiğimiz birçok şey bozulmuş durumdadır. Hava bozuk, sular bozuk durumdadır. Hastalık bir boks maçı gibidir. Boks maçında yere düştüğünde maçı kaybetmezsin, ayağa kalkamadığında kaybedersin. Bunun gibi, hastalık teşhisi konulabilir. Hasta oldum diye yere düştüm düşüncesiyle ayağa kalkma mücadelesinden vazgeçmek yanlıştır.”

Düşünceler vücüdumuzu nasıl etkiler-TRT haber-Fotoğraf

Düşünceler vücüdumuzu nasıl etkiler-TRT haber-Fotoğraf

“TRAVMALAR MODERN ÇAĞIN ETİKETLERİNDEN BİRİDİR”

Yurtkuran, travmaların doğrudan fiziksel hastalığa yol açtığı yönündeki yaklaşımın doğru olmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şimdi travmalar sonradan fiziksel hastalık olarak ortaya çıkmaz. Öncelikle travma dediğimiz olay, modern çağın etiketlerinden biridir. Daha önceki programlarda da söylediğim gibi, 1975 yılında reçete edilebilir 400 hastalık varken bugün 28 bin hastalık bulunmaktadır. Bunun sebebi, her türlü şikâyete bir etiket yapıştırılmış olmasıdır. Başına gelen her türlü musibeti ve her türlü zorluğu bir tecrübe aracı olarak görebilir, bunu benim için bir deneyimdir diyerek değerlendirebilirsin. Ya da ‘Eyvah, başıma bunlar geldi, bittim’ diyerek bunu travmaya da dönüştürebilirsin. Bu nedenle ben, travmaların veya başa gelen olayların insanları hasta ettiğine inanmıyorum. Ancak düşünce gücüyle insanın kendisini hasta etmesi mümkündür. Ben her zaman söylüyorum; bir insana hasta olduğuna inandırırsan, yüzde yüz hasta olacaktır. Bu durum stres yönetimini öğrenmek gibi bir meseledir.”