Psikolog Aldemir anlattı! Çocuklar neden bu kadar öfkeli?
Psikolog Tuğba Aldemir, çocuk gelişiminde en belirleyici unsurun ebeveynlerle kurulan sağlıklı ilişki olduğunu belirterek, “Ancak temelde çocukların en büyük ihtiyacı, görülmek ve anlaşılmaktır. Bu ihtiyaçların nasıl karşılanacağı, ebeveynlerin çocukları nasıl gördüğüyle ilgilidir” dedi.
Yeni Ankara TV ekranlarında yayınlanan Önce Sağlık programına konuk olan Psikolog Tuğba Aldemir, son günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından çocuk psikolojisinde şiddetin altında yatan nedenleri ve ailelere düşen sorumlulukları değerlendirdi.
“EBEVEYN-ÇOCUK İLİŞKİSİ GELİŞİMİN TEMELİDİR”
Aldemir, ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkinin çocuk gelişimi açısından kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle devam ettirdi:
“Çünkü sadece ebeveynler açısından değil, çocuklar, ebeveynler ve okullar açısından da farklı problemler vardır. Yani her açıdan bakıldığında oldukça karmaşık bir durumdan bahsediyoruz. Ebeveynlerin çocuklarıyla nasıl iletişim kurması gerektiği çok geniş bir sorudur; çünkü her çocuğun iletişim ihtiyacı farklıdır ve bunun tek bir doğru yolu yoktur. Ancak temelde çocukların en büyük ihtiyacı, görülmek, fark edilmek ve anlaşılmaktır. Bu ihtiyaçların nasıl karşılanacağı, ebeveynlerin çocukları nasıl gördüğüyle ilgilidir. Ancak burada genellikle şu sorun ortaya çıkar: ‘Çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?’ sorusu. Oysa asıl mesele, çocuğun tek başına değil; anne, baba ve onların kendi aralarındaki ilişkiyle birlikte değerlendirilmesidir. Çocuk, ebeveynlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiden de çok şey öğrenir. Bu nedenle çocukla iletişim kurma biçimi, aslında eşlerin kendi aralarındaki iletişimle şekillenir. En temelde çocukların bir hayal ve oyun dünyası vardır. Onları görebilmek, anlayabilmek ve fark edebilmek çok önemlidir.”
ÇOCUKLARIN OYUN VE DİJİTAL BAĞIMLILIĞI NEYİ GÖSTERİYOR?
Günümüzde çocukların gelişim sürecini etkileyen en önemli faktörlerden birinin güvenli sosyal ortam eksikliği olduğunu belirten Aldemir, “Çocuklar dışarıda akranlarıyla güvenli şekilde oyun oynayamamakta, daha çok ev içinde, sosyal ortamlarda ve dijital dünyada iletişim kurmaktadır. Bu dijital dünya oldukça geniş ve sınırsızdır; çocuklar için yeni ve sürekli değişen bir alan oluşturur. Bu süreçte tam kontrol sağlamak mümkün değildir. Aşırı serbestlik de aşırı kontrol de sorun oluşturur; önemli olan dengeyi kurabilmektir. Ancak tek başına oyunları suçlamak doğru değildir. Her çocuk bu içeriklerden aynı şekilde etkilenmez. Eğer çocukta empati eksikliği, ihmal ya da gerçeklikten kopma gibi durumlar varsa bu içeriklerden daha fazla etkilenebilir ve sanal dünyayı gerçek gibi algılayabilir. Bir çocuk sürekli oyun oynuyorsa, bu çoğu zaman onun başka alternatiflerinin olmadığını gösterir. Çünkü çocuk, zamanını geçirebileceği başka etkinlikler bulamamakta ya da ailesiyle ortak bir aktivite yapamamaktadır.” dedi.

ÇOCUKLAR İÇİN MEDYA İÇERİKLERİ NASIL OLMALI?
Aldemir, dizi, film ve dijital platform içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu:
“Diziler, dijital platformlar ve televizyon içerikleri oldukça etkili araçlardır. Bu içeriklerde şiddet ya da olumsuzlukların yer alması tamamen yasaklanması gereken bir durum değildir; ancak önemli olan bunların nasıl sunulduğudur. Günümüzde birçok yapımda güç ve üstünlük gösterisi ön plana çıkarılmakta, şiddet ve baskınlık davranışları karizmatik ve güçlü bir karakter özelliği gibi gösterilmektedir. Bu durum, şiddetin dolaylı olarak meşrulaştırılmasına yol açabilmektedir. Çocuklar ve gençler sosyal medya, televizyon ve dijital platformlar aracılığıyla çok sayıda içeriğe kolayca ulaşabilmekte ve bu içerikleri çoğu zaman sorgulamadan içselleştirmektedir. Bu nedenle bazı davranışlar onlara cazip gelebilmekte ve kabul görmek için bu davranışları sergilemeleri gerektiği düşüncesi oluşabilmektedir. Sosyal medya akımları da çocukların bir gruba ait olma ve kendini gösterme isteğini artırmaktadır. Ancak bu durumun gerçek hayatla birebir örtüşmediği bilinmelidir. Bu nedenle dizi ve film içeriklerinin çocuklar açısından uygunluğu dikkatle değerlendirilmelidir. Olayların nasıl kurgulandığı, arka planı ve toplumsal etkileri göz önünde bulundurulmalı; bu konuda hem içerik üreticilerinin hem de toplumun daha bilinçli olması gerektiği düşünülmektedir.”
